Anasayfa / İMAN ESASLARI / Din samimiyet ister
imanilmihali.com
din samimiyet ister

Din samimiyet ister

Din samimiyet ister
Din; sadece tek Yaratan olan Yüce Allah’a kulluk ve teslimiyet, Hak’ka iman, hakikati rehber edinme ve İslam olmak hallerinin istisnasız hepsini kapsayan şeriatın adıdır. Her Peygamberin şeriatı yani yol ve yöntemi farklıdır. Bu yüzden İslam’ın ana hatları, Peygamberimizin sünnet ve hadisleriyle işaret ettiği istikamette şekillenen tevazu, eşitlik, dürüstlük, bilgi, sabır, cesaret ve üstün ahlaktır.
Din kulun samimi ve içten olmasını ister. Asla zorluğa ve riyaya müsaade etmez. Hatta zorlamayı yersiz, riyayı şirk olarak görür. Bu yüzden dinde ve iman etmede zorlama yok, ikna ve tebliğ vardır.
Zorlamadan iman edip dine tabi olmak arzusu Rabbimizin emir ve beklentisidir ki tüm kainat bu beklenti maksadıyla tecelli edilmiştir. İnsanın yaratılışı, dünya nimetleri hep gerçek içtenlikle anlaşılsın, iyi ve kötü yollar varken kul kendi istek ve iradesi ile doğru yolu bulsun diyedir.
Yüce Allah dileseydi herkes iman ederdi. Bu yüzden Peygambere de düşen, mü’minlere de düşen tebliğ edip sevdirmek, örnek davranışlar ile iman etmenin ayrıcalığını inanmayanlara göstererek dine taraftar toplamaktır. Zorlamadan, ikna ederek.
Bu yanlış yoldakileri kaderiyle baş başa bırakmak veya onlardan uzaklaşmak demek değildir. Aksine dini duyurmak ve imanı öğütlemek her mü’minin yapması gerekendir. Eğer o kimse inat ve cahillikle batıllığında ısrar ediyorsa o halde zorlamanın âlemi yoktur ve Allah kendisine imanı lütfetmez ise o kimsenin akıbeti karanlıktır.
Dünya hayatının sınav olma özelliği bu yüzdendir. Zorlama olsa veya imandan başka seçenekler olmasa sınav olur muydu? Karanlık olmadan aydınlığın, çirkin olmadan güzelliğin, çamur olmadan yaldızın kıymeti anlaşılabilir mi? Kötüler de, aklını kullanamayanlar da olacaktır ki ahiret yurdunda her iki berzahta da birileri olsun.
Yaşayan cahillerin kendilerine zulmettiği muhakkaktır. Ailelerine, çevrelerine ve kullanımlarına verilen nimetlere de zulmetmektedirler. Ama onların kaybı başkaları için kazançtır. Onlar sayesinde aklını kullanmak isteyen, bedenine manevi perhiz öğütleyen, nefsini terbiye etmek isteyenler onlardan aksi yönde feyz alır, kötü örnekten doğru sonuç çıkarırlar.
Bir çocuğa şunu örnek al derken öte yandan şunun gibi yapma deriz. İşte bu samimi olmayan veya inanmayan grup bu manada kötü örnektir ama sonuçta örnektir.
Dini yaşarken samimi ve içten olmak şarttır çünkü ne kadar delimizle ifade etsek te hasıl olacak sevaplarımız mizanda karşımıza çıkacak halisane dinin sevabıdır. Gösteriş, riya maksatlı, kaçamak, gönülsüz ibadet ve amellerin sevabı da o kadar olacaktır. Çünkü Allah her şeyi bilen, duyan ve görendir. Bize şah damarından yakın olan, aklımız ile beynimiz arasındaki Yüce Allah bizi bizden iyi tanıyamdır ve halis niyetimizi, samimiyetimizi en iyi bilendir.
O, herkese taşıyabileceği kadar yük yükleyen, rahmet ve merhameti bol olandır. Gücü az diye daha fazlasını yapamadığı için hayıflanmanın, dünyadan vazgeçip tamamen ahirete yönelik işlere dalıvermenin dinde hükmü yoktur.
Doğru olan kulun gücü ve imkânı nispetinde, içten, samimi, Allah’tan korktuğu için değil Allah’ı sevdiği için dinini icra etmesidir. Dinini de, ahlakını da, imanını da bu samimiyete uygun şekillendirip icra edebilenler halis ve ihlaslı kullardır. Kalplerine iman tohumu yeşermiş bu gönüllerin harama, haksıza, çirkine el uzatıp tamah etmesi zaten beklenemez. Samimi ve içtense zaten başkaca yollara sapamaz.
Hayır başkasından değil Allah’tan beklenmeli, iman dil ve amelle süslenmeli ama kimseye ispata çalışılmamalıdır. Çünkü imanın sahibi Allah’tır. O, iman var mıdır, ne kadardır, kimedir en iyi bilendir.
Bu yüzden halis ve samimi olmayan iman sahibine faydadan çok zarar getirir.
Samimi olmayan iman ve din yerine imansız ve dinsiz olmak yeğdir çünkü yeğ tutulanların diğerlerinin aksine elbet bir gün hakikati görme şansı vardır. Ama içten olmayan dinin adamları hakikatten uzak, beyhude çırpınışlardadır. İflah olmaları da Allah dilemedikçe çok zordur. Çünkü onlar imanı sadece dil ile söylenmekten ibaret tevhid kelimesi sanar, dini şekli ibadetlerden has sayarlar. Bu kandırılmışlıkları onlara fayda sağlamazken, uzun vadede imanlarını da zayıflatır ve bataklığa gömüverir.
Halis, som, içten iman ise kulu altın gibi parlak ve değerli, çiçek gibi gösterişli ve örnek, güneş gibi parlak, su gibi hayat dolu kılıverir.
‘Din samimiyet iter, içtenlik ister, ihlas ister’den kastımız budur. Diğer tüm seçenekler fani ve beyhudedir.

 

Din samimiyet ister

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dünyada kaç milyon Müslüman vardır

Dünyada kaç milyon Müslüman vardır

Dünyada kaç milyon Müslüman vardır Başlık bu olunca akıllara hemen Müslüman devletlerdeki milyarlarca insan gelir ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir