Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Din ve iman kardeşliği
imanilmihali.com
Din ve iman kardeşliği

Din ve iman kardeşliği

Din ve iman kardeşliği

Kardeş, biyolojik olarak aynı anneden doğan çocukların adıdır ve bu kelime dini manada hem biyolojik hem de akaid anlamında kullanılır. Yani dinen kardeşlik, ortak dini ideallerde ve kutsallarda birleşme, aynı ilahi gaye uğruna çaba göstermenin adıdır.

Biyolojik kardeşlik

Kardeşlik fiziksel olarak muhakkak Adem (as) ve eşinden olan evlatlar ile başlar. Bu kardeşlerin aynı ana babadan olmalarına rağmen oluşan farklı tabiatları ve inanç anlamındaki farklılıkları yaşam sınavının daha ilk günden başladığına da delalettir.

“(Ey Muhammed!) Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Öteki, “Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti. “Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.” “Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. İşte bu zalimlerin cezasıdır.” Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu. Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten âciz miyim ben?” dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu.” (Maide 5/27-31)

Kur’an’da kardeşlik

Kur’an, biyolojik kardeşliği nikah, miras gibi beşeri hukuk meselelerinde esas alırken, din ve iman kardeşliğini asıl olarak kabul eder ve dünya sulhü ve esenlik için bu kardeşliği esas alır. Öyle ki hak ve adaletten sapmaları halinde biyolojik kardeş ve ana babaları terki emreden Kur’an, her türlü zorlukta din ve iman kardeşlerinin yanında olmayı emreder.

“Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.” (Hucurat 49/10)

“Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır. Onlara, “Girin oraya esenlikle, güven içinde” denilir. Biz, onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar.” (Hicr 15/ 45-47)

“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.” (Al-i İmran 3/103)

Yanlıştan dönen, küfrü terk eden, İslam’a giren herkesin din kardeşi olduğu ise yine Kur’an’ın emridir ve burada da dikkat edilecek nokta şudur ki bu kardeşliğin adı din kardeşliğidir, iman kardeşliği değildir.

“Allah’ın âyetlerini az bir karşılığa değiştiler de insanları O’nun yolundan alıkoydular. Bunların yapmakta oldukları şeyler gerçekten ne kötüdür! Bir mü’min hakkında ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirler. İşte onlar taşkınlık yapanların ta kendileridir. Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.” (Tevbe 9/9-11)

Peygamberler kendisine tabi olanların kardeşidir.

Tüm peygamberlerin seçildikleri ve görevlendirildikleri toplumlarda kendilerine uyanlarla bir kardeşlik bağı oluşturduğu ayetlerin genel ifadesidir. Yani o peygambere tabi olanlar o peygamberin kardeşidir. Burada dikkat edilecek nokta şudur ki o peygamberler o halkın efendisi, ilahı değil sadece arkadaşı, dost ve kardeşidir. Tek efendi vardır ve O da sadece Allah’tır.

“Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber olarak gönderdik..” (A’raf 7/85)

Şeytan ve soyunun kardeşliği

İman cephesinde durum bu iken Kur’an mucizevi bir ihbarla şeytan ve soyunu da kendi arasında kardeş ilan eder ve iman kardeşliğine karşı en büyük cephe olan bu kardeşliği azgınlığa giden yol olarak tarif eder.

“Şeytanlara kardeş olanlara gelince, şeytanlar onları azgınlığın içine çekerler, sonra da bundan hiç geri durmazlar.” (A’raf 7/202)

“Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir.” (İsra 17/27)

Biyolojik ve iman kardeşliği çatışırsa

Fiziksel kardeşlik ile dini manada kardeşlikler çatıştığı anda ise Kur’an’ın tercihi daima kalbi kardeşliklerden yanadır ve biyolojik kardeşlikleri küfürle başbaşa bırakıp, iman kardeşliğine koşmayı emreder.

“Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. İçinizden kim onları dost edinirse, işte onlar, zalimlerin ta kendileridir. De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez.” (Tevbe 9/23,24)

Kardeşlik konusunda hatırlanması gereken bir kıssa da elbette Hz. Yusuf (as) kıssasıdır ki kardeşlerinin Hz. Yusuf (as)’a yaptıkları ayrı bir sureye adını dahi vermiştir. Bu sure biyolojik kardeşliğin kıskançlık ve öfke ile tıpkı Hz. Adem(as)’in evlatları arasındaki ilk cinayet gibi nerelere varacağına da işaret eder ve bu da bize anlatır ki fiziksel kardeşlikten ziyade asıl olan iman kardeşliğidir.

“Kardeşleri, “Yoksa sen, sen Yûsuf musun?” dediler. O da, “Ben Yûsuf’um, bu da kardeşim. Allah, bize iyilikte bulundu. Çünkü, kim kötülükten sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez” dedi.” (Yusuf 12/90)

İnsanların üreme, çoğalma ve yaratılması

İlk insan Hz. Adem (as) ve eşinin sınav sebebiyle yeryüzüne indirilen ilk çift olduğu, bildiğimiz kadarıyla üç oğlu olduğu aşikardır. Lakin yine (doğrusunu Allah bilir) yeryüzünde ayrıca üretme/yaratma/çoğaltma işlemi yapıldığını bize bildiren Kur’an’dır. Bu da bize aynı zaman diliminde yeryüzünde yaratılan başkalarının da olduğunu ve nesillerin bu şekilde çoğaldığını düşündürür.

“De ki: “O, sizi yeryüzünde yaratıp çoğaltandır. Ancak O’nun huzurunda toplanacaksınız.” (Mülk 67/24)

“O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sadece O’nun huzurunda toplanacaksınız.” (Mü’minun 23/79)

Zaman içinde nesillerin sapkınlık durumlarına göre toptan helak edilmesi ve ardından yeni bir neslin gelmesine dair bilgi de sadece Allah’tadır. Lakin olur ki tufanlar ve helakler ile mevcut nesiller tamamen yok edilmiş ve yerine yepyeni bir nesil yaratılmış olsun! Nuh tufanı ise bunun en kuvvetli delilidir.

“Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız. Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.” (Yunus 10/13,14)

“Nûh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma! Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar; sadece ahlâksız ve kâfir kimseler yetiştirirler. Rabbim! Beni, ana babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlerin de ancak helâkini arttır.” (Nuh 71/26-28)

Kur’an’ın “Ademoğulları”, “İsrailoğulları” gibi tanımlamaları da bizler için birer ihbardır.

“Ey Âdemoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?” (Yasin 36/60,61)

“Andolsun, İsrailoğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Fakat her ne zaman bir Peygamber, onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir hükmü getirdiyse; onlardan bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.” (Maide 5/70)

Biyolojik, din ve iman kardeşliği

Buraya kadar bahsedilen ayetlerde noksan bir husus vardır ki o da şudur; yeryüzüne indirilen sadece insanlar değil aynı zamanda şeytanlara uyan cinlerdir ve onların akibetine dair pek bir bilgi yoktur. Değişik kaynaklarda isyan eden cinlerin iblisin (şeytanın) ahdi istikametinde ruh, şuur ve akla sahip olma adına insanlar ayanaştığı ve evlat edinme gayesi taşıdıklarına dair bilgiler varsa da ispatı zordur. Doğrusunu sadece Allah’ın bileceği bu konuda yorum yapmak da bize düşmez.

Lakin üç erkek evladı olan Adem (as)’ın, neslin devamını ne surette sağladığı da akıllarda sorudur. Aile içi bi ilişki olamayacağına göre olması gereken o vakitlerde başkaca eşlerin varlığıdır. kaldı ki sonraki zaman dilimlerinde helak edilen nesilleri takiben yaratılan/çoğaltılan/getirilen nesillerin varlığı Kur’an ile sabittir.

O halde biyolojik kardeşliğin tartışılır olduğu da aşikardır. Bu konuda fazlaca yorum yapmak da abestir. Çünkü Kur’an, kişiler değil ilkeler dinidir ve yakın zamanda aynı ana ve badan doğanları kardeş ilan eden Kur’an, onlarca nesil öncesinden ziyade yakın zamanı esas alır ve biyolojik kardeşliği bu surette tasvir eder.

Kur’an’ın asıl kardeşlik kavramı ise elbette ilahi inanç ve itikad manasındadır ve din veya iman kardeşliği denilen bu kardeşlik asıl olandır. Bu cephenin karşısındaki şer kardeşliği de sıkça anılan lanetliklerin birlikteliğidir.

İnsanların biyolojik kardeşliği tartışılır vaziyetteyken din kardeşliği de iman kardeşliği de değişik ümmetler halindedir. Şöyle ki; değişik dinlere ve kitap/peygamberlere tabi olanlar birbirine kardeştir. Yani söz gelimi Hristiyanlar ve Müslümanlar din kardeşi değildir.

İman kardeşliği ise dinler üstüdür ve Kur’an’ın şeytani kardeşliklere karşı övdüğü ve emrettiğidir.

Din kardeşliğinde esas alınan İslam’a girmek, dinin gereklerini yerine getirmek, İman kardeşliğinde koşulsuz şartsız Allah’a güvenmek ve inanmaktır. Müslüman ve mü’min arasındaki fark burada bir kez daha ortaya çıkmakta ve müslümanlar arası kardeşliğin adı din kardeşliği, mü’minler arası kardeşliğin adı iman kardeşliği olarak anılmaktadır ve iman kardeşliği asıl övülesi değerdir.

Din ve imanların da farklılığından dolayı da biyolojik olarak kardeş olmayan insanların inanç olarak da kardeş olamayacağı açıktır.

O halde kısaca denilebilir ki insan denen varlıkların tamamı her manada kardeş değildir.

İlk insan ve aile Hz. Adem (as) ve eşidir, doğrudur. Lakin sonrası safahat bize değişik ana babaları işaret eder ve dededen kardeş olunsa da ana ve babadan kardeşliğin zor olduğunu gösterir.

Burada Hz. Adem ve eşinin ilk insanlar olduğuna dair asla şüphe yoktur ve lakin sonraki insanların nasıl ürediklerine dair bilginin müphem olması ve erkek evlatların nesil üretmek için eşlere ihtiyaç duyması bugün yaşayan insanalrın kardeşliğini adeta kuzenler durumuna getirir.

Hz. Adem (as)’in evlatlarından Habil ve Kabil’in Kur’an’da anılan ilk cinayetleri de bizlere gösterir ki nesillerin ilk değil ama ikinci basamaktan itibaren, sınavın çetin şartlarına uygun olarak, ayrışmış ve tam o esnada iman ve din mefumu devreye girmiştir.

Yani Habil ve Kabilden itibaren inanç ve itikad devrededir ve biri sahip, diğeri düşman evlatlardan (başka kaç evlat vardır bilemiyoruz) üreyecek nesillerin de sınavı bu sayede başlamıştır. Bu kaide tüm insanlık tarihi için de geçerlidir ve dikkat edilirse ailelerde genelde hayırlı evlatların yanısıra hayırsız evlatlarda vardır ve sanki bu fıtratın genel kaidesi gibidir.

Biyolojik kardeşliğin iman ve din kardeşliği ile olan irtibatı da buradadır. Yani biyolojik kardeşler arasında kuvvetle ve yaygın olarak rastlanan iman ve itikad farklılığı sınavın gereği olmalıdır. Hz. Yusuf, Hz. Nuh, Hz. Adem vs. kıssaların tamamında eş ve çocuklardan bir kısmının imana aykırı davranışlarının Kur’an’da resmedilmesi bu mucizevi ihbarı bize hatırlatır mahiyettedir.

O halde asıl olan kardeşlik nedir

Din kardeşliği ideali tam sağlayamayan geçici bir birlikteliktir ki içerisinde iman olmayan İslam dahi kulları bir arada tutmaya ve Allah yolunda ölmeye celbedemez. Diğer dinlere tabi insanların kardeşliği de buna benzer bir durumdur.

İman kardeşliği ise aynı Allah’a, sadece Allah’a, her zaman Allah’a inanmayı ve güvenmeyi gerektiren haldir ki diğer dinlerin tamamının içinde de iman eden elbette vardır. Bunu bize bildiren ise Kur’an’dır.

O halde din kardeşliği aynı dine tabi olanların birlikteliğidir ve sınırları din ile çevrilidir. İman kardeşliği ise din üstü ve sınırsızdır. Yani diğer dinlere tabi olanlar dahi aynı Allah’a iman edebilir. Elbette bu imanın mahiyeti Kur’an’a uygun olmalıdır lakin imanı veren ve bilen sadece Allah’tır. O farklı dine mensup olanların kalplerindeki imanı bizler asla bilemeyiz. Bu nedenle inandım diyene itibar etmek, iman ediyorum diyeni iman kardeşi kabul etmek lazım gelir.

Din kardeşliğinde riya ve yalan sıkça görünen olduğu halde, iman kardeşliğinde riya çoğu zaman yaşanmaz çünkü şart ve ispatı zor olan iman kardeşliği kendisini daha zor sınavlarda test eder ve kulların riyası daha çabuk ortaya çıkar. Oysa din kardeşliği içerisinde insanlar uzun süre yalana ve riyaya sığınabilir ve yetmiş sene kimseler o insanın din kardeşi olup olmadığından emin olamaz. Çünkü kalpte bulunmayan iman nedeniyle nefis, o din sahibini her an kandırmaya ve çirkinliklere çelmeye muktedirdir.

Din kardeşlerinin kardeşliği, biyolojik kardeşlik gibi farklı ve zayıf hatta tartışılır olduğu halde iman kardeşliği tek ve güçlüdür. Bu iman kardeşliği şeytani kardeşliklere karşı dutabilen tek kardeşliktir ve şeytana tabi olanların oklarının işlemediği bedenler iman kardeşliği safındakilerdir.

Fiziksel kardeşler bir miras yüzünden kanlı bıçaklı olabilir, din kardeşleri mesela bir mevzuda ters düşerek (Tume bin Ubeyrık olayı gibi) dini terke kadar gidebilirler. Oysa iman kardeşleri refahta da sıkıntı ve elemde de kemik gibi ayrılmaz ve güçlüdürler.

İman kardeşliği Kur’an’ın emrettiği asıl kardeşliktir ve dini ve imanı yaşatacak ve yüceltecek olan da bu kardeşliktir. Yine Kur’an hatırlatır ki iman kardeşliğine dahil olamayanlar, şeytanın kardeşliklerine her ana tutsak düşebilecek olanlardır.

Not olarak hatırlamakta fayda vardır ki Kur’an aile bağlarını ve fiziksel kardeşlikleri asla yok saymaz ve aksine sıkı tutulsun ister. Bunun istisnası o kardeş veya aile efradının imana ters halleridir ki Kur’an bu durumda ana ve babanın dahi terkini emreder. Ana babaya öf demeyi dahi yasaklayan Kur’an bu sayede putlara tapan ve şeytana esir ana babaları imansızlıklarıyla başbaşa bırakmayı emreder.

Kur’an nihayet mü’minlerin, iman kardeşlerini asla terk etmemesini ve birbirlerini sevmelerini, Allah yolunda ortak ve omuz omuza mücadele etmelerini emreder.

Netice

Kardeşlik biyolojik, din ve iman kaynaklı olabilir ve tamamı aynı bağdan gelmeyi ve aynı istikamette yaşamayı ifade eder. Biyolojik ve din kardeşliği zayıf ve geçici iken, iman kardeşliği güçlü ve kalıcıdır, olması gerekendir.

Kulların ilk insana kadar soy ağaçlarını çıkartmaya elbette muktedir olmadığımız için kardeşlikleri ispatta aciziz lakin biliriz ki ilk insan Hz. Adem (as) ve eşidir. (Kur’an’da Hz. Adem(as)’in eşinin adı asla anılmaz) Bu çiftin yeryüzüne indirilmesinden sonraki sahafatı bilemediğimiz için de biyolojik kardeşliğin izini sürmekte aciziz.

Lakin ilk evlatlardan itibaren biyolojik kardeşliğin kana bulanması, din kardeşliğinin münafıklık ve küfürle bezenmesi bize gösterir ki asıl olan iman kardeşliğidir ve bu manada tüm mü’minler, peygamberler kardeştirler.

Peygamberler, efendi değil, sahip değil sadece arkadaş ve kardeştirler.

Kur’an, iman kardeşliğini yüceltirken, diğer kardeşliklere de değer verir ancak bunun nüansı Allah’a iman ve sadakatte zafiyet gösterilmemesidir. İman etmeyen kardeş ve ana babaları terke layık gören Kur’an, iman kardeşlerini ise bırakmamayı emreder.

O halde asıl olan iman kardeşliğidir ve ahir zamanı da, ahireti de kurtaracak olan bu selim ve salih kimselerle olan kardeşlik bağlarını koparmamak, riya ve münafıklığa kanmamak, Allah yolundan dönmemek, şeytan ve soyunun batıl ve şer kardeşliği ile sürekli mücadele etmektir ki bunun adı cihaddır.

Rabbim bizleri salih kullarıyla birlikte yaşatsın ve öldürsün.

Rabbim bizleri iman cephesinin bir ferdi yapsın.

Rabbim bizleri zalim ve cahil kardeşlerden muhafaza eylesin.

Rabbim biyolojik ve din kardeşi adına etrafta kol gezen şeytan uşaklarından bizleri korusun.

Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Din ve Fıtrat

Allah’ın tek dini ama iki din tarifi, insanın tek doğru ama iki yaşam şekli vardır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir