Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Dincilik ve dindarlık
imanilmihali.com
Dincilik ve dindarlık

Dincilik ve dindarlık

Dincilik ve dindarlık

Dini istismar eden riya ve buna bağlı münafıklık hatta şirk illetinin temelini, dinin çıkarlara alet edilmesi, dünyalık kazanılması oluşturur. Ahiret nasipsizliğine yol açan bu illetin maalesef dinler tarihinde taraftarı ve sempatizanı oldukça fazladır ve etkisi özellikle İslam toplumunda çok yıkıcı olmuştur, olmaktadır. Bugünün İslam alemi bilerek veya bilmeyerek şirk uzantılı dincilik tezgahının mazlumudur ve Kur’an’la arasına mesafe koyduğu için de bırakın tedaviyi, teşhisten bile uzaktır.

Herkes İslam’a bağlı ve sadık olduğu kanaatindedir. Ama kiminin namazı iman kiminin ki lanet namazıdır. makbul olan ve olmayan namazları anlayabilmek için de dinin ayrılmaz unsurlarını hatırlamak gerekir;

1. Din bir ilahi kurumdur.
2. Din akıl sahiplerine hitap eder
3. Dinde ihtiyar (Özgür tercih) esastır
4. Din insanları mutlaka hayra iletir

Keza din şu beş amacı korumayı esas alır; ruhsal yapıyı, nefsi, nesli, malı ve aklı. İlahi konum, işletilen akıl, özgür irade ise dinin olmazsa olmaz üç unsurudur. Kur’an’a göre dinin temel nitelikleri de; evrensellik, birlik (Tevhid), rahmet, kolaylık ve hoşgörüdür.

Bu temel kabuller istikametinde dış görünüşü, kimlik belgesi bakımından dindar olarak görülen birçok insan gerçekte dinci, hatta münkir veya müşrik bile olabilir. Müslümanlığın yeterlilik şartı iman’dır. İbadet, amel gibi diğer şeyler kamil müslümanlığın şartıdır ki iman da kalbi bir mesele olduğu için diğerlerini kandırmak kolaydır.

İman sahibi ve salih amel peşindeki has müslümanlara dindar, şeytani çıkarlar uğruna münafıklığa müracat edenlere ise dinci diye yapılan tanımlar gayet yerindedir ve Kur’an penceresinden incelendiğinde görülür ki bu ikisi arasındaki fark cennet ve cehennem kadar birbirine uzaktır.

Dindarlık:

Dindarın Kur’ansal nitelikleri (Müslümanlığın mükemmellik şartları); Allah’tan başka hiçbir şeye teslim olmamış olmak (Müslim), güzel düşünüp güzel iş yapan (muhsin), sahip olduğu imkanlardan başkalarına pay çıkaran (münfık), geleneğin dayatmalarına karşı çıkarak ölümsüz değerler doğrultusunda yürüyen ve yaşayan (hanif) ve kendi özeleştirisini yapan ama diğerlerinin eleştirileri ile yolundan dönmeyen vakur kişiliğe sahip olan yani halka göre değil Hakk’a göre yaşayan (melami)’dır.

Dindarın en üstün niteliklerinin başında özü-sözü bir olmak yani dürüstlük ve doğruluk gelir. Sonra haniflik ve başkalarını kendi benliğine tercih etmek, merhametli olmak ve ızdıraptan şikayet etmemek demek olan evvahlık ise üçüncü sırada gelir.

Dindar iyi insan olduğu için müslümandır. Müslüman olduğu için iyi insan olduğu iddiasındakiler ise ne dindar ne müslümandır. Çünkü dindar, dindar ve iyi insan olduğunu belgelemek zorunda değildir, kendisi ve hareketleri bir belgedir. Dinci ise şeklen ve amelen müslümanlığını ispat gayretindedir. Dinci iyi adam olduğunu ispat için eylemlerini değil, müslümanlık nüfus kimliğini öne çıkarır.

Dindar, dinin kendisini kullanmasına izin veren, bunun için de dinin sahibi Allah’a teslim olandır. Dinci ise dinin kendisini kullanmasına asla izin vermeyen, dini kendi hesapları için kullanmaktan da asla vazgeçmeyendir.

Dindar kendisini Allah’ın iradesine bırakırken, dinci ilahi iradeyi kendi kullanımına almaktadır.

Dindar Tanrı hesabına kendinden fedakarlık yaparken, dinci kendi hesabına, dini ve Tanrı’yı feda etmektedir.

Dindar kendi adını kullanarak Tanrı adına iş yapar, dinci ise Allaha dı kullanarak kendi adına iş yapar.

Dindarda Allah’a teslimiyet Allah’tan başkasına teslim olmamak şeklinde oluşurken, dinci Allah’ı kullanarak başkalarını teslim almak hevesindedir.

Dindarların en zararlı düşmanları dincilerdir.

Dindar, Allah’ın rahmeti, dinci ise müsibetidir.

Dindar herşeyden önce dini, Allah’a varmanın, O’nun hoşnutluğunu kazanmanın, daha iyi ve daha yetkin insan olmanın yolu ve kurumu bilen ve bu anlayışla yaşamaya çalışan insandır. Dindarın temel meselesi daha iyi ve güzele ulaşmaktır. Dindar bu inançla sürekli iyilik ve hayır üretir. Din ona “insana hizmet Allah’a hizmettir” dediği için hep insanlara brşey verebilmenin gayreti içindedir.

Bu ruh hali dindarı pasif kalmanın ötesine geçirir ve dindar sürekli arayış içindedir. Hayırlarda yarışma ve hayra hizmet te o kulu o toplumda hayırlı insan konumuna getirir.

Dindar kendisinin iyi ve rahat olmasıyla tatmin olmaz, başkalarının da refah ve mutluluğunu düşünür. Dindar dürüsttür, ikiyüzlülükten uzaktır. Çünkü ikiyüzlülük imanı şirke bulaştırmakla kalmaz dünyayı da berbat eder.

Dindar için din, daha çok sorumlu olmanın, daha çok paylaşmanın, daha çok fedakarlığın yoludur. Dinci içinse din, başkalarından daha çok almanın, başkalarını daha rahat itham etmenin dokunulmaz ve eleştirilmez kurumudur. Bu yüzden din, dincinin elinde bir ızdırap ve kahır kurumuna dönüşür ve insan haklarını çiğnemenin kutsal aracı yapılır.

Dindarın dini insan için bir dindir. Dinci için ise din, insana rağmen bir dindir.

Dindar, Allah için iş yapıp üreten rahmet insanıdır, dinci ise Allah yerine iş yapmaya kalkan bir şer gücüdür.

Dindar tüm canlılar için bir rahmet, dinci tüm canlılar için bir zahmettir.

Dindar yaratılanı Yaratan’dan ötürü sever, dinci ise yaratılanı Yaratan’dan nefret ettirmek üzere rahatsız eder ve yaratılanı Yaratan gibi sever. O kadar ki Muhammed İkbal dinciyi, sadece dünyayı değil cehennemi bile berbat edecek varlık olarak tanıtır.

Dindar için aydınlığın ve hakkın kaynağı Kur’an’dır. Dinci ise hidayet ve hakkın kaynağı olarak kendisini ve kendisiyle aynı takımda olanları görür. Bu yüzden dincinin en nefret ettiği şey konuların Kur’an’a yollanmasıdır.

Dindar için tartışılmaz tek kişi Hz. Peygamber’dir. Dinci içinse menfaatlerine uyan kişi sayısınca tartışılmaz kişi vardır. Bunlar arasında zulüm imparatorları ve vatikan papaları bile vardır.

Dindar düşmanlarının bile kendisinden emin olduğu kişidir. Çünkü o rahmet insanıdır. Dindar bu yüzden rahmet peygamberinin niteliklerine gölge düşürecek hareketlerden uzak durmayı seçer.

Dincilik;

Dincinin tek amacı, dini kullanarak kinlerini tatmin, menfaat ve itibar sağlamak. Dinci ile dindarı ayıran temel özellikler; nefsi tatmin, menfaat, hak edilmemiş itibar şeklinde özetlenebilir.

Dincilik, sömürü ve aldatma aracı yapacağı sahte din yaşasın ve o da sömürebilsin diye gerçek dinin yani tevhidin hayata girmesini, insanları kucaklamasını engeller. Bu nedenle dincinin din adına verdiği mücadelenin sonucu,tevhid dinini hayatın dışına itmek olmaktadır.

Dincilik, Kur’an’ın ‘büyük zulüm’ veya ‘en büyük düşman’ dediği şirk’in ta kendisidir. Dincilik maskeli, sinsi bir şirktir. İslam Peygamberinin ümmet adına en çok korktuğu şey de budur.

Dincilik ve şirkin ortak özellikleri; Allah’ın yanına yöresine yedek ilahlar koymak, Allah ile insanlara arasına yaklaştırıcılar ve şefaatçiler koymak, riya ve ecdatperestliktir.

Dinci, dini Tanrı iradesinin tersine işletme gayretindeyken ve Tanrı’yı dinciliğin rızası için kullanırken, dindar kendisini Tanrı’nın rızası için kullanır.

“Tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır. Yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Allah’ı kullanırlar.” (İtalyan Filozof Bruno)

Dinci ağzına aldığı bütün yüce değerleri kirletip pisleten bir müsibet üreticidir. Dincinin elinde hastalanan değerler, insana her bakımdan sadece zarar verirler. Çünkü bu hastalanmış değerler oluş değil ölüş getirir.

Dinin amacına uygun hareket eden dürüst samimi tip dindar, sahtekar, yani dini ve namazı maske yaparak halkı aldatan, çıkarlarını sağlamak dışında bir maksadı olmayan tip ise dincidir.

Dinci, dindarın hayatı pahasına koruduğu ve yaşama sebebi bildiği değerleri birer maske gibi kullanarak hesaplarını denk getirmeyi hedef alan hayasız bir hırsız ve gaspçıdır.

Dincilik, dini çıkar, koltuk, baskı, egemenlik aracı yapan bir sanayi koludur. İşin esası bakımından dini ve imanı yoktur. Dinciler arasında kanmış bir kısın dindarların varlığı da bu gerçeği değiştirmez. Hüküm ekseriyete göredir.

Dincinin dini imanı, Tanrısı, ibadeti hep çıkarı ve hesabıdır. Dincilik tarihin en zalim ama en verimli iş kollarındandır. Dinci işte bu sanayi kolunu meslek edinmiş olanların ünvanıdır. Yazık ki tek kutuplu dünyanın süper zalimleri, sömürülerine destekçi bulmak için, bu dinci sektörün her türüyle işbirliği içine girmektedir.

Dincinin hayatında iyi ve güzel şeyleri sadece kendisi için istemek vardır. Başkalarının mutluluğu ve hatta cennete girmesi bile dinciyi rahatsız eder. Dinci kendisi gibi olmayan ve kendisine uymayan ötekilerin hem bu dünyada hem ahirette rezil ve rüsva olmasını ister, bundan zevk alır.

Dinci için en büyük sıkıntı, dindarın varlığıdır.

İtham ve iftira dincinin temel ibadeti, varoluş nedenidir. Dinci, bunları ‘fi sebilillah’ (Allah yolunda) yaptığını söyleyerek alçaklığını akıl almaz bir iblislikle taçlandırır.

Suç ve günah en taş kalplilerde bile göz yaşı döktürür ama dinci suç ve günahı ibadet şevkiyle işlediği için gözyaşı dökmediği gibi aynı zamanda ibadette yüceldiğini zannerder.

Gıybet etmek, kullara ayıp bulmak, açık aramak, en ufak bir öfkede onları cehenneme göndermek dincinin alametlerindedndir.

İftiracılık, dincinin mayasıdır. Dincilik, iftiracılık maharet ve sanayi olarak tanımlanabilir. Bu iftira; Allah’a, Peygambere, dine ve insanlara iftira şeklinde dört başlıktadır.

Afarozculuk ise iftira ve ikrah’ın (zorlama) şeytani sistemi ve aksiyonudur ki dincilik te uygun çıkmayan seslerin susturulması için elzemdir. Buna bağlı tehditçilik ve şantaj ise dincinin eli kolu ve geleceğinin teminatıdır.

Kin ve şiddet ise dincinin damarlarında dolaşan sapık şehvetin bir sonucudur ki şeytanın esir aldığı dincilerin bu zehirden kurtulmaları Allah dilemedikçe zordur.

Dincilik tabulara sahip bir sadizmdir. Kendi ürettikleri yapay kutsallara madde, para, kişi, varlık, yetki, güç, şehvet, makam vb. ilah gibi tapan, taptıran, tapmayanlara cephe alan dincilik, Allah’ın biricikliğini savunan ve bu sahte ilahlara karşı çıkan dindarları ise silip yok etmeye çalışan bir hainlik mekanizmasıdır.

Dinciliğin esası liyakat ve ehliyet değil sadakattir ki bunun hakla alakası yoktur, taraftarlıkla vardır. Dinci dini ahlaktan soyutlayarak, en büyük ahlaksızlıklara imza atarken bunu din adına savunabilen mahluklardır.

Dincilerin gayreti dinin sevgi dini değil sevgisizlik dini yapmak hevesidir. Haram servetlere ve dünyalık kazanımlara köle bu dincilik müessesesi için halkın Kur’an’dan uzaklaşması ve Allah’a bilmediği, anlamadığı bir dille ulaşmaya çalışması ana gayedir ki İslam’ın ve dinin hakikati anlaşılamasın.

Dinci, bu maksatla diğer din mensupları ile kan kardeşidir ve onların dinindeki kendine yarayan hususları ustaca alıp İslam’a katmakta da maharet sahibidir.

Yahudi dinciliğin Kur’an’da lanetlenen huylarının tamamı dincilerde ziyadesiyle vardır ve bunlar; Tevhid peygamberinden şirk ilahı istemek, insanlara öğütlediklerinin tersini yapmak, ahde ihanet, peygamberi olmasa da ehli beytini katletmek, din ulemasının cehalet ve ihaneti, kıskançlık, başkalarını küçük görmek, kendisini hidayet önderi görmek, kendisini cennetlik görmek, tanrısal kelamı bozmak, din adına yalancılık ve vahyin (ilham ve rüya yoluyla) kendilerine de geldiğini söylemek, kitabı arkaya atmak (hayatın dışına çıkarmak), halkın mallarını batıl yollarla yemek, tefecilik ve riba, nankörlük, peygamberlere eziyet, peygamberlere iftira, kötülüğe seyirci kalmak ve gerçeği örtenlerle dostluktur.

Kilise dinciliği ile İslam dincilerinin ortak paydaları ise; tevhidi şirke bulaştırmak, peygamberi ilahlaştırmak, din sınıfı icat etmek, Allah ile aldatmak, halkı soymak, insanları Allah’tan uzaklaştırmaktır.

Görüldüğü üzere yahudi dinciliği ve kilise dinciliğinin, İslam olduğunu savunan dincilere etkisi bir hayli fazladır ve neredeyse tamamı modern zaman dincilerinde mevcuttur. Bunun sebebi ise Kur’an’ın bu sahtekarlığa müsaade etmemesi ama tahrif edilmiş halleri ve mevcut uygulamaları ile halen yaşanır olmalarıdır ki ılımlı islam gibi kandırmacalar zaten bu etkileşimi İslam aleyhine artırmak maksadından başka bir şey değildir.

Dinci, ötekini lanetleyen, ötekilerin var olmasına bile tahammül edemeyendir. Mezhep, ırk, dil, din, cinsiyet ve siyaset anlamındaki ötekilerin varlığı dinciyi çok ama çok rahatsız eder.

Dincilik, bozgunculuk çıkartmak ve dini yozlaştırmak kötülüğünü yayan bir müsibettir. Zehirli bir dikendir ki ayağınızı basmanız gerekmez çoğu zaman o gelir sizin ayağınıza batar.

Dinci, yapay kutsal kitaplar (zübür) oluşturarak ve bunları Kur’an’ın yerine geçirerek dini parçalara böler. Dindar içinse tartışılmaz kitap tektir ve Kur’an’dır. Dincinin tartışılmaz kitapları ise ilahlaştırdığı şeflerinin, efendilerinin hurafeler dolu kitaplarıdır.

Dinci ise dostlarının bile kendisine güvenmediği, kendisinin de kimseye güvenmediği bir namert tiptir ve ahde vefadan eser taşımaz. Onun vefası sadece çıkarıdır. Dinci çıkarına ters düşen hiçbir şeyle uzun süre kol kola yürümez, vefa göstermez, yanı dinci ile dost olmak kobra yılanı ile yatağa girmek demektir.

Ahde vefa dinin ve dindarın omurga değerlerinden birisidir. Dindar kıymet bilir, dinci ise nankördür. Dinci en çok ta yaşadığı ülkeye nankörlük eder. kendi ülkesiyle kavgalı olanlarla yer içer. Çünkü din ve iman dinci için menfaat sağladığı sürece değer taşır.

Dincinin en büyük numarası başkalarının din ve imanı hakkında atıp tutmak, hüküm vermek daha doğrusu kötülemektir. Dinci din, iman, cennet ve cehennem için sürekli fetvalar çıkarır. Dinci bu haliyle dindarlarla uğraşana kadar bunun onda biriyle Allah’a kul olmaya çalışsa dünya cennete dönerdi.

Dindar Allah adamıdır. O, varlık ve eşyaya Allah gözüyle bakmaya çalışır. Rahmet ve sevgi ile tüm cihanı kucaklayan Allah adamı, şefkat, hoşgörü ve affetmekle barışı, kardeşliği ve huzuru tesis eder.

Gönül sermayesi olmayan, sevgisiz, rahmetsiz dinci ise, Allah adamlarının onur ve itibarına göz dikip, dostlarından bile vermeden alan, aldatan, hile yapan, biti kanlanınca zor kullanandır. Dinci, hakkı olmayan itibarı devşirmek için kisveye, slogana, şekle, geleneklere, tabulara sığınan ve bu sığınmaya dil uzatanları susturmak için afaroza başvuran habis unsurdur.

Dincinin bütün sermayesi riyadır. Dinci, Allah adamlarını karalamak için fesadın tüm türlerini kullanır.

Dindar ayıp aramayan, affeden erdirici psikolojisi ise dincinin düşmanıdır. Çünkü o, ayıp arayan ve hiç affetmeyen şeytani bir tasalluta sahiptir. Bu bakış ise onun güzellikleri görmesini bile engeller. Dinci olduğu gibi görünemeyen, maske kullanandır.

Allah adamlarının iyileri, dincilerin ise en kötüleri örtülüdür. lakin tüm gizliler mahşer günü açık hale gelecektir ve bunu Kur’an söylemektedir.

Dinciliğin riyası kendisini en çok namazda göterir ki bu münafık huy mü’minlere sinsice sokulup ciğerlerinde patlar.

Halkın ve kamunun malını talan da dincinin beslenme damarlarındandır. Allah’a götürmek vaadiyle halkları kandıran dinci tayfası, gasp ve hırsızlıkla soyarlar. Dinci bunları maskeleyerek Allah adına, din adına ortaya fırlayan, Allah avukatlığına soyunan idris görünümlü iblislerdir.

Allah ile aldatmak ise dincinin diploma suretidir, uzmanlık alanıdır. herbiri birer din aktörü olan dinci talancılar, haramı besmele çekerek yiyenlerdir.

Peygamberimizin üç bedduasının işleri zorlaştıranlara, çevreye zarar verenlere ve paraya tapanlara olduğu hatırlanırsa bunların tamamını taşıyan dincilerin durumu ve menfaat düşkünlükleri daha iyi anlaşılacaktır.

Dinciler Bakara 213’e göre; kıskançlık, doymazlık, azgınlık, yalancılık, dengeden sapma, zulüm, kibir ve zinakarlık sıfatlarını üzerinde taşıyan din düşmanlarıdır.

Dincilerin din adına hüküm koyma ve buna cüret edenleri menfaat uğruna ilahlaştırma hevesleri onları şirkin kucağına itmektedir.

Tüm dincilerin akıl ve bilim düşmanı olduğuna ise şüphe yoktur.

Kurnazlık nami diğer şeytanet dincilerde en ileri anlamda vardır. Hile-i şeriyenin baş memessili dinciler şeytanlıkta deha olanların izinden yürüyen koyun sürüsüdür.

Dincilere esir olmamak ve kaybetmemek için;

Dünya, dindarın rahmetini yaygınlaştırmak, dincinin zahmetini engellemek zorundadır. Rahmeti tanımaya zahmeti silmeye çalışan insanların yoluysa Kur’an’a, Kur’an’daki İslam’a çıkar. Bu ne kadar çabuk sağlanırsa kurtuluş ta o kadar çabuk ve kolay olur.

Dincilik tek başına ne kudretle (maddi güçle) ne de tek başına hüccetle yani kültür-bilim gücüyle aşılabilir. Dincilik ancak bu ikisinin birlikte kullanıldığı hücceti beraberine almış kudretle aşılır.

Dincilik şeytanlığından kurtulmanın yolu Kur’an’dan geçer. Kur’an’ı hakkıyla okuyup tanımayanlar dincilik zulmünün oyunlarından yaka kurtaramazlar.

Haçlı seferleri hem kendi dinlerindekilere hem de özellikle İslam’a karşı yapılan sonlandırma gaytretidir ki bu seferler Çanakkale’yle, Kurtuluş savaşıyla, Arap baharıyla, Suriye bataklığı ile halen devam etmekte, haçlıların ülke içindeki dincilerle yapageldikleri ihanet sözleşmeleri İslam’ı her gün daha karanlığa sevk etmektedir.

Dinciler, kendilerinden çok daha cin olan (akıl, para ve bilim güçlerini de kullandıkları için) haçlı zihniyetini dost sanarken, onlara hizmet ettiklerini ve gün gelip onlarca aforoz hatta yok edileceklerini anlamalı, Allah’a teslim olmaya vesile aramalıdır.

Kurtuluş savaşının kutsallığı buradadır ve o günlerde din adamlarınca sergilenen lehte ve aleyhte fetvalar incelendiğinde, dinci-dindar mücadelesinin en şiddetli haliyle o günlerde de yaşandığı görülecektir. Dincilerin ecnebilerle kurduğu ittifakalrın acı reçetesi ortadadır ve öte yandan Allaha damlarının selamet ve barış için canlarını feda edişleri de ortadadır. Dindarların dualarıyla, fetvalarıyla, bizzat savaşmalarıyla, mecliste konuşmalarıyla Kurtuluş Savaşına verdikleri destek, maneviyatın maddiyata en büyük desteğidir.

Haçlı ve yahudi zihniyetinde İslam ve Türk düşmanlığı tartışılmaz ve silinmez bir yere sahiptir ve kültürel ve siyasal tüm alanlarda belki yakın zamanda savaş meydanlarında bu mücadele boyut değiştirerek var olma – yok olma bahsine geri dönecektir.

Tarikatçilik adı altında dış dünyanın İslam’ı bölmek heves ve arzusunun Kur’an hilafına devleşen etkilerinin acısını tüm İslam alemi çekmektedir. İman kardeşliğini bozan bu hain planların dincilerce tezgahlanıyor ve başı da din adamlarının çekiyor olması ülkemizin Allah’ın rahmetinden her geçen gün biraz daha uzaklaştırılmasının da sebebidir.

Oysa insan kuldur, olmalıdır. Bireyseldir, kutsaldır, yücedir.

İslam ise insanın hür iradesiyle Allah’a, sadece Allah’a teslim olmasını ve güzellik üretmesini ister.

Cennetler bu kadar yakın ama bunu yapmayanlar için cehennemler bu kadar yakındır.

Dünya hayatı ise geçici ve boş bir hevesten ibarettir.

Ramazan, dinciler ile dindarlara arasında tercih yapma zamanıdır. Hayırlı ramazanlar.

Faydalanılan eser; Yaşar Nuri Öztürk, İnsanlığı kemiren İhanet, Dincilik (Zulümleriyle Dini Kirletenlerin Tarihi)

Dincilik ve dindarlık

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir