Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / Dindar ve dinci ne demektir?
imanilmihali.com
ibadet

Dindar ve dinci ne demektir?

Münafıkların durumu ise tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana, “İnkâr et” der; insan inkâr edince de, “Şüphesiz ben senden uzağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım” der. (Haşr 59/16)

Dindar ve dinci

DİNCİ VE DİNDAR ARASINDAKİ FARKLAR NELERDİR?

Dindar; dini Allah’a varmanın, O’nun hoşnutluğunu kazanmanın, daha iyi ve daha yetkin insan olmanın yolu ve kurumu bilen ve bu anlayışla yaşamaya çalışan insandır. Dindarın temel meselesi daha iyi ve güzele ulaşmaktır. Bu inançla iyilik ve hayır üretir. Din ona insana hizmet Allah’a hizmettir dediği için insanlara bir şeyler verebilmenin gayreti içinde olur. bu ruh hali dindarı şerde pasif kalmanın ötesine geçirir ve dindar hayırda faal olmanın yollarını arar. Bu arayış dindarı toplum için hayırlı insan konumuna getirir. Dindar başkalarının mutlu olmasını sevinçle karşılamanın dinin gereği olduğunu söyler.

Dinci; için en büyük sıkıntı dindarın varlığıdır. İftira ve itham dincinin hayatında adeta temel ibadettir. Çünkü dinci itham ve iftirayı Allah yolunda (fi sebilillah) yaptığını söyleyerek alçaklığı iblislikle taçlandırır. Dincide suç ve günah bir ibadet şevkiyle işlendiği için dinci suç ve günah işledikçe yüceldiğini sanan sadist bir psikoloji sergiler.

Dindar için din daha çok sorumlu olmanın, daha çok paylaşmanın, daha çok fedakârlığın yoludur. Dinci için din, başkalarından daha çok almanın, başkalarını daha rahat itham etmenin dokunulmaz ve eleştirilmez kurumudur. Bu yüzden dinci elinde din bir ıstırap ve kahır kurumuna dönüşür ve insan haklarını çiğnemenin kutsal aracı yapılır.

Gıybet etmek, Allah’ın kullarına suç ve ayıp bulmak, en küçük bir kızgınlıkta onları cehenneme göndermek dincinin adeta alameti farikasıdır.

Dindar yaratılanı Yaratan’dan ötürü sever. Dinci ise yaratılanları Yaratan’dan nefret ettirmek üzere rahatsız eder.

“Dindar düşmanlarının bile kendisinden emin olduğu kişidir. Çünkü o rahmet insanıdır. O bilir ve inanır ki bağlısı bulunduğu Hz. Muhammed hem âlemlere rahmettir, hem de emin (güvenilir kişi) ünvanına sahiptir. Dindar, muazzez Peygamberinin bu niteliklerine gölge düşürecek tavırlardan uzak durmayı hayatının en önemli işi bilir. “(Muhammed İkbal)

Dindardaki ahde vefadan dincide eser bulamazsınız. Onun vefası tek bir şeyedir…çıkarı. Dinci çıkarına ters düşen hiçbir şeye ve hiçbir kişiye vefa göstermez.

Dindar kıymet bilir, şükran bilir insandır. Dinci ise nankördür. Dincinin en büyük nankörlüklerinden biri yaşadığı ülkeye nankörlüktür. Ülkesine sövüp saymak, kendi ülkesiyle kavgalı olanlarla dostluk kurmaktır. Bu dostluk dine imana küfredenlerle bile kurulur. Çünkü dinci için din-iman onun hesabına yaradığı sürece değer taşır.

Dinci belirgin şekilde başkalarının dini-imanı hakkında hüküm verir. Dinci, Alla’ın kulları ile uğraştığının onda biri kadar Allah’a kul olmak için uğraşsaydı dünya cennete dönerdi. Dürüstlük (riyadan uzaklık, ahde vefa, güvenilir olma), inancı kin aracı yapmama, yani dini kinden arındırma, insan haklarına saygıyı inançlar üstü bir değer olarak korumak dindarın niteliğidir. Dincide bunların tam tersi egemendir.

Allah ile aldatan dincilerin hak duyguları, ehliyete saygıları da yoktur. İnatlarını, menfaatlerini ve kinlerini tatmini başarı sayarlar. Dinci; egolarının hesabını imanlarının hesabından, egolarına hizmet edenleri imanlarına hizmet edenlerden daima önde tutar.

İnsanı Allah’tan uzaklaştıran bir kahır olarak sahte din dinsizlikten daha tehlikelidir. Gerçek Tanrı erlerinin sahte dinle mücadelesi, dinsizlikle mücadeleden önce gelir. Çünkü sahte din dinsizlikten farklı olarak Allah’a gidiş ümit ve ihtimalini de karartır. Sahte dinci bulamadığı halde buldum iddiasındadır. İddiası isteğinin engeli haline gelmiş kişinin kurtulması çok zordur. İnkârcının hiç değilse böyle bir iddiası yoktur. Çünkü münafıklar cehennemde kâfirlerden daha aşağıdadır.

Allah’a teslimiyet Allah katında Müslüman olmanız için yeterlidir ama Allah ile aldatan fesat dincileri için yeterli değildir. Bu zihniyetin başkalarına mümin-Müslüman onayı vermesi kendisine teslimiyet şartına bağlıdır.

Allah ile aldatanların amacıyla aracı aynıdır; rakiplerini din-iman dışı göstererek yıpratmak ve dinin kredilerini kullanarak iktidar erkini ele geçirmek. Bu zihniyetin lügatinde doyma, uzlaşma, acıma yoktur. Anlayış ta beklenmez. Allah ile aldatan dinciler iftirayı acımasız ve amansız bir yoğunlukta sergilerler. Dini kendi hesaplarına uydurmak için Allah’a iftira ve rakipleri tasfiye için kullara iftira. Buna Allah adına bozgunculuk ta denir. Esasen öncelikle dini tahrif edip, istismar ve aldatmaya müsait hale getirmek için Allah’a iftira ederler. Allah’a iftira etmekse dine yalan söyleterek Allah’ı ve Peygamberi yalan söylemiş durumuna düşürmektir ki en büyük zulüm ve günah budur.

Allah ile aldatanların en büyük zaaflarından birisi şiddet tutkularıdır. Dinci katiller cana kıymaktan, özellikle diri diri yakmaktan ayrı bir şehvet duyarlar. Dinciler sevgi kelimesini kullanamaz çünkü bu kelime onların bütün dayanaklarını yıkar. Onun yerine “merhamet” sözcüğünü kullanırlar.

Dinci saldırganlık önce dindarları hedef alır. Çünkü onun saltanatının en büyük engeli dinsizler değil gerçek dindarlardır. Dinci kendisini geliştirip büyütmek yerine dini yozlaştırıp küçültmeyi yeğleyen hasta psikolojinin dışa vurumudur. Dinci Arapları sevmenin bir din emri olduğunu iddia eder. Arapçayı ve Arabiliği destekler. Dinci Kur’an okunmasını merasime bağlayarak elinden geldiğince zorlaştırır.

Dinci kadını ikinci sınıf bir meta görür ama işi olduğu zaman pohpohlayıp kullanır. Dinci türban ve tesettürü inatla gündeme getirip nifak unsuru yapmaya çalışır. Allah ile aldatanların tehlikeli ve zararlı bir başka illeti de bağy’dır. Yani insanların birlik ve ahengini parçalayan özellikle maddi çıkar maksatlı her türlü zararlı etkiye yol açan davranış. Bu kendisini hırs yani doymazlık, zulüm, saldırı, sömürü, ezme ve bozgunculuk olarak gösterir.

Dinci mal putu ile dini istismarı bir arada kullanabilecek yetenektedir. Dinci kamu mallarını yemekten, kamu hakkını gasp etmekten ve yardımların ulaşması gereken yere ulaşmasını engellemekten çekinmez ve ibadetlerini şov aracı yapar yani riyakârlık yapar.

Dinci yalan söylemekten, gerçeği saptırmaktan ve gizlemekten asla çekinmez. Hile-i şer’iye şeriat hilesi veya dine hile bulaştırmaktır. Dinciler bunu gayet iyi becerir ve kandırırlar. Yani bir meselede din karşılarına engel olarak çıkarsa o hükmü yok sayar veya etrafından dolanıverirler. Bu bir hiledir ve ağır saltanat tutkulu yönetimlerde ağırlıklı olarak kullanılır. Din adı altında dinsizliğin en zehirlisini sahneleyenler, dine karşı olanlar değil, dinin savunucusu olduğunu iddia eden sahtekârlardır. Birçok insanı dine-Allah’a düşman hale getirenlerde bunlardır.

Çünkü dini yok sayan ve sözgelimi tabiatı ve maddeyi egemen kabul eden dinsizlerin düzelme umudu vardır ve bunlar dinle uğraşmaz, hatta dini yok sayar, yok saydıkları dine de zarar vermeye kalkmazlar ama sahte din yaratıp bunu kitlelere aşı eden sahte dinciler dini oyuncak ve maskara eder, bunların kurtulma umutları elde etmekte oldukları dünyevi çıkarlardan vazgeçemeyecekleri için yok denecek kadar azdır.

Kutta-i tarik; tasavvufta Tanrıya giden yolu tıkayan, yol vurucu anlamındadır. Bu Allah’a götürme adı altında Allah’tan uzaklaştıran nasipsizlerin ünvanıdır. Mürşit lakaplı müşrikler sahte dinci olup akla dayalı yola kılavuzluk ediyorum diyen müşrikler yani münafıklar için kullanılan deyimdir. İdris lakaplı iblis terimi de bunlar içindir. “Allah ile iskat” tabiri de Mehmet Akif Ersoy’un bir dizesinden alınmıştır. Susturmak, suskun-konuşamaz hale getirmek anlamındadır. Bu Allah’ı paravan ve baskı aracı gibi kullanarak insanları susturup sindirmek şeklinde beliren ve faturası kutsala çıkarılan bir zulümdür. İslam, susmayı değil, konuşup düşünmeyi ve sonra eyleme geçmeyi emreder, ardından da eylemi ibadet sayar.

Zulmün kelime anlamı da karanlıktır. Kitleleri bilgisizliğin karanlıklarında tutmak en büyük zulümlerdendir. Allah ile iskat zulmünün doruk noktası bütün değerlerin tam tersine çevrilerek bayraklaşmasıdır. Hz. Ali tarafından bunun adı Emevi zulmünü tanıtmak için konmuştur; “Din elbisesini tersine giymek!”

İnsanların Allah ile aldatılıp saptırılmasında bir numaralı araç sahte dindir. Bunu sergileyenler de dindarlar değil dincilerdir.

Dindar ile dinciyi ayırt edemeyenlerin sonu da bahtı da karanlıktır. Çünkü dincilerin aldattıkları kitleler telkin ve tehditlerle bir süre sonra dinci olur çıkarlar. Gerçek imandan nasipleri kalmayan bu kitleler doğal olarak ta sadece Allah’a değil, Allah yanında başkalarına da kulluk eder ve şirk denizinde boğulur giderler.

Derleme; Sayın Yaşar Nuri ÖZTÜRK’ün “Allah ile Aldatmak” adlı eserinden derlenmiştir.

 
Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir. Kötülüğü emredip iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar. Onlar Allah’ı unuttular; Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar, fasıkların ta kendileridir. (Tevbe 9/67)

Bu yazıyı okudunuz mu?

Bütünleşemeyen İslam

Bütünleşemeyen İslam

Bütünleşemeyen İslam Yüce Allah ayetlerinde Müslümanları İslam’a ve imana çağırırken, parçalanıp bölünmeye ve birbirine düşman ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir