Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Dinde aldanmak mazeret değildir
imanilmihali.com
Dinde aldanmak mazeret değildir

Dinde aldanmak mazeret değildir

Dinde aldanmak mazeret değildir

Din, vahyi, aklı ve aşkı buluşturan en büyük nimettir, hayatın kuralı ve çerçevesidir. Hak ve doğru ile güzel üzerine kurulu hayat ise gerçektir, Allah’ın lutfudur, sınavdır.

Akıl ve kalp; hakikatlerin görünür olması, Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellilerinin fark edilebilmesi için insana bahşedilendir ve nihayet akıl insana dini, imanı ve Allah’ı bulabilsin diye verilmiştir.

Aldanmak, başta şeytana ve sonra şeytancıklara olmak üzere, kanmak, tatlı ve kolay gelene uymak, hakikatten habersiz olmak, hakikati bildiği halde tatlı ve bol vaadkar olanı tercih etmektir.

Aldanmak dinde mazeret asla değildir. Aksine vebale vebal katan, günahı koyulaştırandır ki burada günah sadece kanarak yanlış yapılan şeyde değil, aynı zamanda ve daha çok hakikatin hilafına batıla tabi olmaktadır.

Müslüman bir kere kanar, ikinci kere kanmaz. Bir kere aldatılan ise derhal tevbe eder ve dikkatli yaşar, bir daha tevbe etmek zorunda kalmayacak şekilde doğrulukta sebat eder. Münafıklar maharetli de olsa mü’min kanmamak için hak’ka ve Hakk’a sarılmakla kurtulandır.

Şeytan, kandırmakla görevli, şeytanlaştırmakla vazifeli imandan ve esenlikten yoksun bırakmaya memur sınav vesilesidir.

Şeytan ahdinde insanı kandıracağına, Allah yolundan çevireceğine, imandan uzaklaştıracağına ahdetmiştir. Şeytan bu ahdiyle, kendisi, askerleri ve soyuyla, insanlara sağdan, soldan, önden ve arkadan yanaşarak aldatmaya yemin etmiştir.

Şeytan makamdan kovulmasına, lenetlenmesine, cehenneme mahkum edilmesine kendi kibir ve cehaletini değil de insana mal eden zalimdir ve intikam için yaşayandır. Bu sayede de aldatıp kandırarak, Allah’ın çokca güvenip sevdiği insanı, aslında bu sevgiye layık olmadığını göstermek hevesiyle cennetlere varis olmaktan uzaklaştırmaya çalışmaktadır.

Aldatmak şeytanların en büyük silahı, kibir, hırs ve cehalet insanın en büyük zaafıdır. Şeytan bunu bildiği içindir ki nefsini terbiye edememişlere musallat olur ve imansızları tarumar eder. Hırs, kibir, intikam hisleriyle yaşayanları bulur, kandırarak kendisine esir ve köle eder.

Yani aldatmak onun hüner ve gayesidir, imana sarılarak kanmamak ise müminin görevi!

Çünkü Allah, şeytana, imanlı kulları üzerinde sultası olamayacağını duyurandır.

Kanma varsa, zafiyet vardır ve harama, haksıza, çirkine tabi olanlar için batıl bir yaşam tarzıdır, vazgeçilmezdir. Heves ve arzular tatmin ve terbiye edilmemiştir. Açlıklar, yasak ve günah da olsa elde edilmesi mutlak ihtiyaç kabul edilenlerdir.

Aldanma varsa, Allah ile aldatan şeytanlar muvaffak olmuş demektir ki Allah, kendisi alet edilerek kanmamaları hususunda kullarını defalarca uyarmıştır.

“Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah’ın va’di gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında (Allah adını kullanarak) sizi aldatmasın.” (Lokman 31/33)

Buna rağmen aldananlar kendisini hesaba çekmek ve Hakk’a dönmek mecburiyetindedir yoksa ahirette başkaları onu hesaba çekecek ve bu hesaba çekme acısız olmayacaktır.

Çünkü Allah aklını işletemeyenler üzerine pislik atar!

Dinde aldanmak mazeret değildir çünkü akıl işletilmek üzere iman korunmak için bahşedilen nimetlerdir, Kur’an gözler önündedir. Allah’a yönelmek, tüm şeytanlardan kurtulmanın yolu, harama ve günaha meyletmek şeytanlara davetiye çıkarmanın ayak sesleridir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Türk insanının en büyük iki gafleti

Türk insanının en büyük iki gafleti

Türk insanının en büyük iki gafleti Türk ve Müslüman olan Türk halkının çoğusu doğuştan sahip ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir