Anasayfa / AHİR ZAMANLAR / Dinde özü kaçırmak
imanilmihali.com
Dinde özü kaçırmak

Dinde özü kaçırmak

Dinde özü kaçırmak

Dinin özü ve mayası imandır. İman yoksa din olmaz ve olursa da adı İslam olmaz. Çünkü Allah imanı veren ve bilen olarak kendisine kulluk ve ibadet edecek kullarına imanı emreden, şeytanlardan korunmak için iman zırhını nasip eden, imanı hayatın ve fıtratın gayesinin tam ortasına koyan, sınavın iman ile yapalacağını buyurandır.

Dilde kalan bir iman ile dine girmek mümkündür ama erdirici din sadece iman kalbe girebiliyorsadır ve İslam son ve baki din olarak evvela imanı emreder. İmansız bir dini gaye edinmek ise nasipsizliğe razı olmak ve şeytanlara kanmaya her an hazır olmak demektir.

Sokaklardaki İslam ve hatta Kur’an okuyuşları dahi imansız olduğu içindir ki din asla olması gereken yere gelememekte, Kur’an okuyucusuna güzelllik aşılayamamaktadır. Huşu ve samimiyet ancak iman varsa vardır ve zikir, ibadet ve kulluk bilinci ancak imanla şekillenir, canlanır, beslenir.

Neden ve kime ibadet ve kulluk edileceğinin cevabı olan imandan yoksunluk, kişinin kıblesini şeytanlara çevirir, helal ve haramları yer değiştirir, nefsi ilahlaştırır ve aklı ahiretten dünyaya çevirtir. Bu halde de akibetler kararır ve esenlik kapıları teker teker kapanır.

Çünkü iman, dini din yapandır.

Allah’ın dini, yaşamın kendisi ve kaidlerin toplamıdır ki bu düzenin gaye ve muradını anlatan imandır. İnsan, imna üzere yaşamaya ve ölmeye daha fıtratta söz vermiştir. Dünya sınavı bu söze sadakatin imtihanıdır.

Dini, imansız yaşamak kulu müslüman yapar, nimetlerden yararlandırır ama iman kalbe girene dek şefaatten ve cennetlerden mahrum kılar. Çünkü tam teslimiyetin ve samimiyetin adı olan iman en başta Allah’a güvenmektir, sığınmaktır, başkaca ilah ve veli tanımamaktır. Fatiha suresi bunu anlatır ve fatiha ahdimizdir.

Dini noksan yaşamak demek olan imansızlık, abdestsiz namaz kılmak gibidir ve iman bedeni ve kalbi temizliği sağlayan inancın adıdır. O sayededir ki kul huşu ile Yaratan’a yönelir ve göz yaşı ile secde eder. Yoksa yatıp kalkmak ve anlamadan birkaç sure okumakla cennetlere gidebilmek asla mümkün değildir.

İmanı bilen sadece Allah’tır ve kulların imanına dair laf etmek haddimiz değildir lakin kesin olan bir şey vardır ki iman yoksa ibadetler riya ve gösterişe dönecek, aradan çıkartılması gereken bir meşguliyetten öte gidemeyecektir. Bu ibadet de kulu asla kamil insan sınırlarına yanaştıramayacak ve cennetlere aday kılamayacaktır.

İman etmemek, Allah’a inanmamak, güvenmemek ve sığınmamaktır. Bu halde de din adına yapılan şeyler makul ve doğru olmayacak, ahlak ve salih ameller mutlak olamayacaktır. Örflere, kişilere, çıkar ve kabullere, zamana ve gereklere göre makul olsa da tüm bu imansız ibadet ve gayretler Kur’an mihverine çıkamayacak, ahireti değil beşeri olarak kalacaktır.

Bu sayede namaz miraç olamayacak, mesela zekat temizleyici olamayacaktır.

İmanlı din ise mü’minlerin halidir ki imanla bütünleşen İslam kötülükten alıkoyar, iyiliğe yönlendirir ve kötülükle mücadele etmeyi gerekli kılar. Din de zaten bu demektir.

Dinde özü kaçırmak işte bu iman lezzetini yok saymak, sahip olmaya veya muhafazaya gayret etmemek, güçlendirmemek, manasına hakim olmayı dilememektir.

İmanı yok sayan, ibadeti yeterli bulanlar için ruhsal ve bedensel anlamda iyileşme olmayacağı gbi, akibet anlamında da düzelme olmayacak ve kul örnek – kamil mü’min seviyesine asla çıkamayacaktır.

Sıradan bir insan ve hatta güzel bir müslüman olsa da, mü’min olamayanlar dinin en fazla yarısını yaşıyor olmakla güdük kalacaklar, salih amel ve ahlak gayretleri hedefine ulaşamayacaktır.

Kısaca, iman Allah’ın dilediği tek şeydir ve diğer tüm emir ve yasaklar sonra gelir. İman varsa o diğerleri değer kazanır ve fakat iman yoksa tüm diğerleri beşeri bir meşguliyetten öte gidemez.

Çünkü iman, duayı, şükrü, sabrı, tevekkülü, tevbeyi gerekli kılar ki tüm bu güzellikler ruhları arındırır, nefisleri temizler ve kalpleri yumuşatır. Daha merhamet ve şefkatten nasibini alamamış kalpler ise dini imandan yoksun olarak yaşamakla hep bir tereddüt ile yaşarlar, birşeylerin noksanlığını hiisederler.

Kur’an’la aynı rotaya giremeyenler için bu tereddüt bakidir ve cevap bulamayacakları bu sorunun cevabını elbet ahirette alacaklardır. Çünkü orası hakikatin çıplak gözle görüleceği yerdir ve o andan itibaren iman etmek imkanı da kalmayacaktır.

O halde iman etmek, Kur’an’a yönelmek ve dini bu ikisine göre yaşamak lazım gelendir, müslümanı mü’min yapandır. Dileyen müslüman olarak kalabilir ve imandan yoksun vaziyette ruhsuz bir aşk yaşayabilir ama iman dine ruh katan güzelliktir ve o ruh yoksa haz ve güven de yok demektir.

Güvenin olmadığı yerde de korku vardır ve olmalıdır da. Cehennemler de bu yüzden vardır ve mü’minlerin ezeli yurdu cennetten çok farklı olarak cehennemler sadece kafir ve müşriklere, münafıklara değil aynı zamanda iman lezzetini reddeden, yok sayan, imanı tanımadan can veren müslümanlar içindir.

Bu arada iman sadece İslamiyet için değil, tüm dinler için ilk ve tek emirdir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Hz. Hüseyin neden şehit oldu

Hz. Hüseyin neden şehit oldu

Hz. Hüseyin neden şehit oldu Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitleri sadece İslam’ın değil aynı zamanda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir