Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Dinde sorumluluk kişiseldir
imanilmihali.com
Dinde sorumluluk kişiseldir

Dinde sorumluluk kişiseldir

Dinde sorumluluk kişiseldir

Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey yüklenilmez, çağırdığı kimse yakını da olsa…” (Fatır 35/18)

“O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır. Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir.” (Zilzal 99/6-8)

Mükellefiyet, dinen reşit ve akıl sahibi olanlar için bir yükümlülüktür ve bu andan itibaren sevap ve günah kaznama da başlar. Bu zamanın esasları fıkıh ile sabittir ve yazı konumuz değildir.

Konumuza esas sorumluluk dünya ve ahiret yaşamı boyunca kişiseldir.

Yani kişi sadece kendi hür tercihlerinden kaynaklanan amel ve niyetlerden sorumlu olacak, baskı ve zorlamayla girdiği/mecbur bırakıldığı yollardan sorumlu olmayacak, zorla girdiği yollar cennetlere çıksa dahi o yolun sonunu göremeyecek, kendi iradesi olmadan sevap kazanamayacak, kendi günahlarından da başkasının yardımıyla asla kurtulamayacaktır.

Bu kısa özetten sonra detaya inersek görülür ki kişi için sadece çalıştığı ve niyet ettiği vardır. Kazanılan iyi veya kötü herşey o kulun hakkıdır, vebalidir, mükellefiyetidir.

Aracı ve şefaatçiler günahlardan kurtaramadığı gibi, başkalarınca hayata geçirilen faydalı işlerden de o kula sevap yazılmayacaktır.

Hayırlı işlere aracı olanların, imkan ve ortam sağlayanların da o sevaptan illaki kazancı olacaktır ama burada bahsedilmekte olan konu uzaktan seyredenlerin nasiplenemeyeceğine dairdir.

Benzer şekilde her türlü haltı yedikten sonra şefaat umuduyla birilerinin paçasına yapışanları bekleyen şey kocaman bir hayal kırıklığıdır.

Dinde zorlama yoktur ve din samimiyet iledir. O halde din adına yapılan ve üğretilen her şey samimi ve iradeli olmak zorundadır ki niyet bu iradenin ortaya konmasıdır.

Başkalarının sevabından nasiplenmek mümkün değil, başkalarına günah yüklemek mümkün değildir.

Lakin, ortada bir iyilik varsa ve ona az da olsa katkı sağlayanlar nasıl faydalandırılıyorsa, ortada olan bir kötülüğe imkan ve destek sağlayanların tamamı da o zarar veya eziyetten payını elbet alacaktır. Bu şu demektir ki kamuyu zarara uğratmak, hakkı yerlere sermek veya haksızlığa imkan sağlamak veya eziyete taraf olmak suçu başkalarınca işlense de kulun o kötülüğe katkısı varsa cezası da kaçınılmaz olarak vardır.

Çünkü Allah zerrece haksızlık yapmadan, zulmetmeden sadece hareket ve niyetlerin karşılığını verendir.

Kişileri ilahlaştıranlar, aracı ve şefaatçi umutları besleyenler dindeki ferdiyetçiliği anlamak zorundadır çünkü ahirette babalar oğullarını, anneler karınlarındakini unutacaktır. Dünyada ilahlaştırılan şeytanlar ise ahirette gülüp geçecek, alay edip kendi derdine düşecektir.

Selamet de bela da, uğur ve uğursuzluk da kişinin boynundadır. Bu demektir ki başa gelen her müsibet ellerin ve aklın sonucudur. Çünkü insan zalim, cahil ve nankördür.

Akıl ve kalp doğrudan, imandan, esenlik ve huzurdan yana olmalı, salih ameller gaye edinilmeli, şerlerden kaçınılmalı ve şerle mücadele edilmelidir ki herkesin mükellefiyeti gücü nispetindedir.

Yani iyiliğe katkı rızıklar, güçler ve imkanlar nispetinde, kötülükle mücadele de aynı şekildedir. Çünkü Allah kimseye taşıyamayacağı yükü yüklemez. O yüklüyorsa güç yeter demektir ve ferdin isyan veya itirazı söz konusu değildir.

İyiliği emr ve kötülükten men dinin emridir ki bu da kişiseldir. Mahiyetler ise (aileler, yönetilenler vb.) vekil, yönetici veya aile resilerinin kısmen sorumluluğa dahildir. Yani her baba aile ve evlatlarından, her yönetici mahiyetinden, her patron çalışanlarından sorumludur. Ama bu sdahi kişisel sorumluluğu ortadan kaldırmaz en fazla paylaştırır.

Ceza ise suçun nevisine göre ama eşit orandadır. Yani ceza azaltılarak pay edilmez, herkese aynı hatta misliyle ceza verilir.

İyi işlerde ise Allah’ın rahmeti egemendir ve yarım kalan fikirler ve teşebbüsler dahi sevaplandırılır ve az veya çok emeği geöen herkese hem de yedi yüz kata kadar katıyla verilir.

O halde aklın yolu birdir ve aklı ve kalbi Kur’an rotasına oturtmak, hak ve adaletten ayrılmamak, Kur’an’ı rehber etmek olması gerekendir.

İyi olmak bir ömür sürer, kötü olmak on dakikadır.

Şeytanlar hazırda bekleyen yamyamlardır ve kulun zayıf anını gözler. Derken kandırır, süslü gösterir ve kötü amel ürettirir. Sonrasında döner arkasını gider ve aklını kullanmadığı için birde insanı suçlar.

Kendisini de ortak ettiklerini de kurtarmaktan aciz şeytanlar rahmetten de uzak olduğu için ortaklarıyla birlikte koyu ateşlere mahkumdur ve cezaları ebedidir.

Allah dostları ise tevazu ve hüsnüniyet ile yaşayan selim akıl ve selim kalp sahipleridir ki nerede bir hayır varsa oraya koşarlar ve boşa geçen zamanın ziyan olduğunu bilirler.

Yapamasalar da niyet ve teşebbüs ederler, acıda sabırla, bollukta şükürle ama her daim imanla kazanır da kazanırlar. Bu yüzden mü’minler çok şanslıdır.

Kafir ve müşrikler ise hem kötülük işlemekle, hem kandırmakla, hem kendi hem ortaklarının suçlarına ortak olmakla, hem isyan ve itaatsizlik hem bozgunculuk yapmakla sayısız suçlara imza atarlar ve helakleri hak olur.

Ama sonuçta din bireyseldir ve her koyun kendi bacağından asılır. Peygamberimiz kızını dahi kurtaramazken birilerinin bizi kurtarması alsa mümkün değildir. Kurtuluş ancak iman ve Kur’an iledir ve tevbe kapısı daima açıktır.

İman, ibadet, ahlak ve salih amelin tüm türlerinde ferdiyetçilik kaidesi geçerlidir. 

Şeyhler, şıhlar, himaye edenler ise kimseyi kurtaramayacağı gibi, bilakis eylemleriyle dine isyanda olduklarından kendilerine tabi olanları da daha çok batıracaklardır.

Kötülükte direnenler ise cezaya zaten müstahak olan zalimlerdir.

Başkalarının sevaplarından nasiplenmek, kendi günahlardan kurtulmak mümkün olmadığı için de olması gereken kendimizi hesaba çekerek, Kur’an ile yeniden yapılandırmak, zararın neresinden dönersek kar olduğunu bilmektir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Mutlak iyilik ve kötülük

Mutlak iyilik ve kötülük

Mutlak iyilik ve kötülük “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir