Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Dindeki korkunç gerçek cehennem
imanilmihali.com
Dindeki korkunç gerçek cehennem

Dindeki korkunç gerçek cehennem

Dindeki korkunç gerçek cehennem

Din en temel bir ihtiyaç, yaşamın gayesi ve tamamı, iyi ve güzel olmanın nasihatçisi, insanca yaşamanın adıdır. Dini pazarlayanlar sürekli yeşil cennetlerden tevhidden bahsederek göz boyarken asla cehennemden bahsetmez veya bahsetse de bunu sadece kulları ibadete ve camiye zorlamak için yapar.

Oysa dindeki korkunç gerçek cehennem haktır, vardır ve yaşanacaktır. Şekli ve mahiyetini bilemediğimiz cehennem dünya azaplarının mislidir ve orada bir saniye bile kalmak kulun en son isteyeceği şeydir. Buna rağmen bu gerçek din simsarlarınca saklanır ve tevhid yolcularına şirk ve küfür asla tanıtılmaz. Bu şeytanın ezeli oyunu ve hilesidir ki kullar düşmanı, tehlikeyi tanımasın ve masal aleminde yaşayıp şirk içinde ölüp gitsinler.

Şeytan kendisine yandaş aramak ve huzurda mazeret üreterek, hesap günü Yüce Allah’a insanı zalim göstermek için çaba sarf eder. Bu onun ahdidir. Cehenneme sürüklemek bunun kaçınılmaz bir parçasıdır ve tevhidi öne sürüp şirk ve küfrü gizleyenler de şeytanın ortaklarıdır.

Yüce Allah’ın, cin ve insanlara kötü niyet ve amelleri için yahut ihmal ve büyüklenmeleri için vadettiği cehennem, dindeki en korkunç gerçektir ki cin olsun insan olsun herkes için bu aynıdır. İblisin ahdine karşılık Yüce Allah’ın “cehennemi şeytana uyanlarla dolduracağım” sözü ile kast edilen cehennemin muhteviyatını tam bilemesek de azap ve acıda sınır tanımayan bir ceza yeri olduğunu biliriz.

İnsanlardan ve cinlerden çoğunluğun cehennem için yaratılmış olması diye anılan şey doğrusunu Allah bilir ama onların cehennemlik olacaklarının Yüce Allah tarafından önceden biliniyor olmasıdır ve fakat bu sınavın adaletini asla sarsmayan bir gerçektir. Yani cehennemliklerin kadere sığınması diye bir şey söz konusu değildir veya Allah böyle yazmış denemez.

Olan hak yoldan ayrılmayı istemek ve hür irade ile cehenneme gitmeyi dilemektir. Yüce Allah, hidayet isteyene hidayet, azgınlık isteyene azgınlık verir ki dinen her koyun kendi bacağından asılır ve herkes zerrece hakszılık olmadan hak ettiğini mutlaka alır.

Cehenneme götüren sayısız şey olsa da inkar ve küfür, şirk ve şeytan tek başına cehenneme götürmek için yeterlidir ve imandan yoksun kalpler için orası azaplı bir dinlenme, pişmanlıkla oturup bir kez daha düşünme (!) yeridir.

Ayetlerde cehennemin bu kadar sık anılması ise haşa büyüklenme ve korkutma değil aksine rahmet ve sevginin eseridir ki Yüce Allah sevdiği ve güvvendiği insana cehennemi değil cennetleri müjdelemek ister. Lakin insan zalim, cahil, nankör ve acelecidir. Şeytana aldanmakta hünerli olan insan bu nedenle çoğunlukla iman etmeyi değil şeytanlara uymayı seçer ve işte o zaman cehennemle korkutmak bahsi hayata geçer.

“Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.” (A’raf 7/149)

“Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti.” (Hud 11/118,119)

Cehennemin tasvirleri bizlere, ıslahı, arınmayı, şirk koşanları, kafirleri, münafıkları, müraileri işaret eder ki burada Müslüman olup da büyük günahları olanların da hiç yoksa bir süre cehenneme konuk olacağına ancak kalpten iman edenlerin ufak tefek günahları da olsa cehennemden inşallah korunacağına işaret vardır. Çünkü iman Yüce Allah’ın ilk emridir, iblisin ahdine karşılık Allah’ın ahdidir.

“Şüphesiz, inkâr eden kitap ehli ile Allah’a ortak koşanlar, içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte onlar yaratıkların en kötüsüdürler.” (Beyyine 98/6)

“İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.” (Bakara 2/39)

“Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin velileri ise tâğûttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar.” (Bakara 2/257)

“Onlar için cehennem ateşinden döşek, üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.” (A’raf 7/41)

“İnkâr edenlere de ki: “Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!” (Al-i İmran 3/12)

“Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.” (Naziat 79/37-39)

“Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve O’nun koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu ebedî kalacağı cehennem ateşine sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.” (Nisa 4/14)

“İnkâr edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve cehennem bekçileri onlara şöyle derler: “Size içinizden, Rabbinizin âyetlerini size okuyan ve bu gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar da, “Evet geldi” derler. Fakat inkârcılar hakkında azap sözü gerçekleşmiştir. Onlara şöyle denir: “İçinde ebedî kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların kalacağı yer ne kötüdür!”” (Zümer 39/71,72)

Kafirler, kafirlik durumlarına göre belki bir süre sonra affa uğrayacaktır lakin münafık, mürai ve müşriklerin kurtuluşu yoktur ve cehennemde ayrılmış odaları derinlerde ve azabın şiddetlisindedir. Oradan çıkış yoktur ve Allah asla zulmetmeden onların layıkını, hakkını onlara defaten azapla verecektir.

“ .. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.” (Nisa 4/140)

“Allah, erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kâfirlere, içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini va’detti. O, onlara yeter. Allah, onlara lânet etmiştir. Onlar için sürekli bir azap vardır.” (Tevbe 9/68)

“Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın.” (Nisa 4/145)

İblis, cennetlere varis olmak üzere yaratılan insanı kendisi gibi cehennemlere çekmeye çalışan şeytandır ve ahdinin peşindedir. Cennet ve cehenneme namzet olanların ayracı da işte bu hak veya batıla itaat etmek durumudur ki şeytana ve soyuna tabi olanların kurtuluşu yoktur.

“Yine (İblis) demişti ki: “Benden üstün tuttuğun kişi bu mu, söyler misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen, onun soyunu, pek azı hariç, (azdırarak) kontrolüm altına alacağım.” Allah, şöyle dedi: “Çekil, git.” Onlardan kim sana uyarsa, kuşkusuz cehennem tam bir karşılık olarak hepinizin cezası olacaktır.” (İsra 17/62,63)

Şeytan hakkında, “Her kim onu dost edinirse, mutlaka o kimseyi saptırır ve onu cehennem azabına sürükler” diye yazılmıştır.” (Hac 22/4)

“Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara, “Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?” denilecek.” (Şu’ara 26/91-93)

Yüce Allah’ın Kur’an’ın hiçbir yerinde cennetleri doldurma vaadi yoktur. Lakin cehennem dolacak ve hatta taşacaktır. Bu sonu bilen Allah’ın bizlere ikaz ve ihtarıdır. Çünkü insanların çoğu iman etmez ve iman etselerde imanlarına şirki mutlaka karıştırırlar.

“Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.” (En’am 6/116)

“O gün Cehenneme, “Doldun mu?” deriz. O da, “daha var mı?” der.” (Kaf 50/30)

“Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir; azgınlar için, içinde çağlar boyu kalacakları bir dönüş yeridir.” (Ne’be 78/21-23)

Biçare gönüllerin bunca günahı fütursuzca işlerken avuntusu şefaat beklentisidir lakin bu beyhude bir umuttur ve şeffat beklentisi içinde olanlara kötü haber ise şudur ki “Allah’ın razı olmadığı hiçbir kula hiç kimse şefaat edemez.” Bu cinler içinde insanlar içinde aynıdır. Yani kulun kendisinden ve Yüce Rabbinden başka kurtarıcısı yoktur.

“Cehennem ehli oldukları açıkça kendilerine belli olduktan sonra, -yakınları da olsalar- Allah’a ortak koşanlar için af dilemek ne Peygambere yaraşır, ne de mü’minlere.” (Tevbe 9/113)

“Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir. Hakkında azap sözü (hükmü) gerçekleşenler, hiç onlar gibi olur mu? Cehennemlikleri sen mi kurtaracaksın?” (Zümer 39/18,19)

“De ki: “Şüphesiz ben ancak Rabbime ibadet ederim ve O’na hiç kimseyi ortak koşmam.” De ki: “Şüphesiz ben, size ne zarar verebilir ne de fayda sağlayabilirim.” De ki: “Gerçekten beni Allah’a karşı hiç kimse asla koruyamaz ve yine asla O’ndan başka sığınacak kimse de bulamam. Ancak Allah’tan gelenleri tebliğ edebilirim ve O’nun vahiylerini açıklayabilirim. Kim Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse, şüphesiz onlar için, içinde ebedî kalacakları cehennem ateşi vardır.” (Cin 72/20-23)

Kurtuluş kolaydır, kalıcıdır, müjdeler çok zor değildir ve esenlik cennetin ve cehennemin tek sahibi, sınav ve hesabın Maliki Yüce Allah’ın rızasına mazhar olabilmekte, tevbe ve dua ile iman ve temiz nefis dilemektedir.

“Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin, duânıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir hâlde cehenneme gireceklerdir.” (Mü’min 40/60)

Allah rızasına bizleri yakınlaştıracak olan, aracılar, şefaatçiler, ölüler, türbeler, muskalar, adak ağaçları, nazar boncukları, büyüler, cennet simsarları değil, Kur’an ve Hz. Peygamberin Kur’an’a uygun sahih hadis ve sünnetleridir.

“Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü varılacak yerdir orası! Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı korkunç uğultuyu işitirler. Neredeyse cehennem öfkeden çatlayacaktır! Oraya her bir topluluk atıldıkça oranın bekçileri onlara, “Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?” diye sorarlar. Onlar da şöyle derler: “Evet, bize bir uyarıcı gelmişti. Fakat biz onu yalanlamış ve ‘Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz’ demiştik.” Yine şöyle derler: “Eğer kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli ateştekilerden olmazdık.” İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Artık alevli ateştekiler Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” (Mülk 67/6-11)

Dindeki korkunç gerçek cehennem saklanası, hafife alınası, yok sayılası bir şey asla değildir. Bu Allah’ın hakkaniyeti ve hakkıdır. Bunca zulüm ve haksızlığa imza atanların akibeti olan cehennem olmalıdır ki dünya sınavının adaleti sağlansın. Zalim ve kafirler cehenneme, mü’minler cennetlere gitmelidir ki Kur’an haklı çıksın. Herkes hak ettiğini bulsun ki ahiret yurdunda zerrece haksızlık olmasın.

O halde bu korkunç gerçeği inkar kimsenin harcı değildir ve o her türlü pislik ve çirkinliği yapıp sonra ateşlerden bir şefaat ile kurtulmak veya ateş bize dokunmaz demek veya birileri günahımızı affeder demek yahut Allah nasılsa affeder demek ALLAH İLE ALDATMANIN tam tarifidir ve iş bu kadar kolay değildir.

Cereme ve vebal dinin temel taşlarındandır ve hak sarsılmaz ve kaçınılmaz olandır. Hiç günahın vebalinden korkanla, günahlardan korkmayıp hain tuzaklar kuranlar bir olur mu?

Müşrik arapların, diğer din mensuplarının Kur’an’ı olmadığı için cehalete yenilmeleri normal görülebilir ama müslüman dünya MÜ’MİN OLABİLMEK ve ESENLİĞE EREBİLMEK için dikkat kesilmek ve bu devasa uyarıya göre kendisini hesaba çekmekle mükelleftir.

Cennetlere sadece iman edenler girecektir ki bu şu demektir; iman etmeden müslüman dahi olunsa bu cennetler için kafi değildir. Cennete gidemeyenlerin yurdu da belki A’raf ama muhtemelen cehennemdir.

Cennetler gibi rüya alemine gitmek yerine, cehennemin azaplı yokuşlarına tırmanmak dileyenler için yaşasın cehennem ve cehenneme müstehak olanlar için yaşasın ateş!

Allah’ın ayetleri görmek isteyenler için kainatta, bedende ve Kur’an’dadır. Buna kulak tıkayanlar ise cahil ve isyankarlardır ve bu zulmün elbet bir karşılığı da olacaktır.

Nefse ve şeytana tabi, mevki ve makamlara esir, servet ve kibre teslim kulların, yalan ve iftirayla dolmuş dünyalarından cennetlere gidilemez. Cennetlere açılan tek kapı kalptir ve o kalpte Allah olmaz ise şeytanlar vardır. Şeytanlar ise ancak cehenneme götürür.

Akıl, kula dini, imanı ve Allah’ı bulabilsin diye verilmişken Kur’an’a mesafeli durarak aklını kullanmayanlar her türlü belaya da müstehak olanlardır.

Rabbim bizleri her an cehennem korkusuyla, cennet müjdeleriyle, Kur’an nuruyla yaşatsın.

Rabbim bizleri kendisinden razı olduğu kullarından eylesin.

Rabbim bizleri bir saniye bile olsa cehennemine mahkum etmesin.

Rabbim iman versin, nefislerimizi temizlesin. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Din ve Fıtrat

Allah’ın tek dini ama iki din tarifi, insanın tek doğru ama iki yaşam şekli vardır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir