Anasayfa / DAHA FAZLA / Güncel / Dine ihanet edenler
imanilmihali.com
Dine ihanet edenler

Dine ihanet edenler

Dine ihanet edenler

İhanet kelimesi biraz ağır olsa da ihanet edenlerin yaptığı bundan az değildir.

İnsan daha doğmadan evvel Rabbine söz verir; “Senden başkasına kulluk etmeyeceğime, İslam yaşayıp İslam öleceğime, Kur’an ve Kitap’a sadık kalacağıma”

Sonra doğar, büyür, medya ve para ile tanışır. Bir iki hayırsız arkadaş, bir iki yanlış yazılmış kitap, bir iki film, birkaç reklam, bir iki ahlaksız ve sınırsız bayan, başkalarınca cebe konmuş biraz para ile ne söz kalır ne sadakat.

Nefsinin, şeytanın, kâfirin himayesindeki bu canlar kuru yaprak gibi oradan oraya savrulurken her adımda başka bir günah imza atarlar. Bunlar imana uzak, dine hasret, fütursuz yaşayan cahillerdir.

Caydırıcıları, kandırıcıları çok olsa da yaşam hak üzere olmak zorundadır. Şeytan ve ordularının gayesi insana verdiği sözü unutturmak, yaşama gayesini çizgi dışına ötelemek ve ilahi iradeyi yerle bir edebilmektir.

Şeytan ister ilahi irade ürünü ister isyankar bir varlık olsun kötülüğün ve şerrin adıdır ve insana hep kötülüğü fısıldar.

Onda var sende neden yok? Neden o atandırıldı da sen kaldın? O senden daha güzel ve alımlı? Onun iki arabası var senin neden yok? O ev senin olmalı? O kıza zorlada olsa sahip olmanda ne var? Bir kadeh daha içsen ne olur? Bir kere dene beğeneceksin?

İblis karanlık ortamlarda, gecelerde daha çok sokağa çıkar. Ve gençler geceleri baykuş kılığındadır.

Kötülük kolay ve kısa vadede karlı olandır. Çünkü kötü olmak on dakikadır. Ama iyi olmak bir ömür sürer ve iyilik asıl kazanandır.

Bu dünyaya gelen her insanın gayesi; ilahi standartlara uygun yaşamak, dini yüceltmek, Allah’ı sürekli tesbih etmek, tevbe ve niyazla sadece Allah’a yönelmek, kısaca dine riayet etmektir.

Dine ihanet ise; bilerek ve isteyerek, kanarak ve azarak, haddi aşarak ve umursamayarak günah işlemeye, haram yemeye razı olmaktır. Günah işlemekten daha kötü olanı ise günahın sonuçlarından çekinmemektir.

Günahın geçerli olan yorumu Kur’an’da Yüce Rabbimizin emrettiği haldedir yoksa sizin bulduğunuz mazeretler ile şekillenen yorum veya size kitaplarda öğretildiği şekilde bilimsel veya sosyal gereksinimlere bağlı yorum hiç değildir.

Bu yorum bir başkalarının kendisince ve sözde ait olduğu tarikatın şeyhince yapılmış yorum da değildir. Yorum sadece Kur’an’da yazılı olandır. Bu nedenle kimse mazeret veya hafifletici sebep peşinde koşmamalıdır.

İhanet burada başlar. Birileri size yanlış yapmadığınızı söyler. Hatta sayısız gerekçe bulur sosyal yaşamla alakalı. Ve siz Kur’an’ı okumadan o kişiye itibar edersiniz. Öncelikle o kişinin yasağını yasak, serbestini serbest yaptığınız için o kişiyi ruhban sınıfı gibi rab edinmiş olursunuz. Sonra Kur’an’ı hayat dışı bırakarak haksızlık etmiş olursunuz.

Kur’an’a ihanetiniz bununla da sınırlı kalmaz. Yüce Allah “Oku!” dediği halde okumadığınız ve başkalarından dinlediğiniz için de suçlu olursunuz. Bu sayede sizin Müslümanlığınız da o kişinin size anlattığı şekil ve miktarda olur.
Kur’an okunmak ve anlaşılmak isterken sizin O’nu hayat dışına itmeniz aslen sizin için bir kayıptır çünkü ilahi huzurda hesaplaşma o Kur’ani ilkelere göre olacaktır. Siz o ilkelerden bihaber yaşarsanız varacağınız sonuçta büyük ihtimalle menfi olacaktır.

Dini bilmek ve uygulamak ayrı şeydir. Bilir ama uygulamazsanız vebali sizedir ama en azından bilmemekle sorumlu tutulmazsınız ve gün olur dine dönmeye karar verirsiniz. Ama dini hiç öğrenmemek bahane kabul etmeyecek bir ihanet ve inkardır.

İman bahsi ise karışıktır. Herkes imanla doğar ama zamanla bazıları ona sahip çıkamaz bazılarıysa güçlendirir. Allah’ın dilemesi ise en üstün olandır ki o imanı dilediğine verir. Kula düşen sabır, namaz ve dua ile Rabbine yönelmek ve iman dilemek, nefsinin temizlenmesini niyaz etmektir.

Din, şükretmeyi, sabretmeyi, harama el uzatmamayı emreder. Allah’ın sınırlarının yazılı olduğu en muteber kaynak hatta tek kaynak Kur’an’dır ve Hududullah dediğimiz bu kurallar yaşamın ırmızı çizgileri olmak zorundadır.

Bu kırmızı çizgiler; yalan ve iftiradan uzak durmak, gereksiz yere öldürmemek, çalmamak, hak yememek, zulmetmemek, haddi aşmamak, bozgunculuk yapmamak, yardım etmek, infak etmek, güzel iş ve değerler üretmek, insanlığa ve çevreye faydalı şeyler yapmak, ilim ve bilimle uğraşmak, kibir ve hırslardan uzaklaşıp tevazu ve fedakârlıkla yaşamaktır. Sihir, büyü, alkol, kumar, uyuşturucudan uzak durmak, tecavüz ve taciz etmemek, emanete ihanet etmemek, zinadan uzak durmak, göz zinasından bile kaçınmak, ağacı yok yere kesmemek, haklara saygılı yaşamak, adil ve dengeli olmak, dürüst ve çalışkan olmak, samimi ve güvenilir olmak gibi daha pek çok örnek verilebilir.

Hepsinin yazdığı yer Kur’an’dır. Lakin hafızada tutulamasa veya tereddüt yaşansa bile danışılacak diğer merci kalbimizdir. Çünkü kalp yalan söylemez. Aklımız söyler ama kalp asla!

Vicdan ve merhametin sığınağı kalbimizden cehenneme kapı açılmaz. Onun tüm kapıları sadece cennetlere açılır. Bu nedenle Peygamberimizin buyurduğu gibi; “Müftüler fetva verse de kalbine danış” ilkesi önemli bir ibaredir.
Akıl ve nefis kanabilir, cayabilir, gaflette bulunabilir ama kalp imana sahip çıkar ve yanlış ile karşılaşınca ürperir.

Bizde hasıl olan tereddüt te buradan kaynaklanır. Birsi size ahlaksız bir teklif yaptığında hemen kabul edemeyişinizin nedeni budur.

Sonuç olarak dine ihanet, dine hak ettiği değeri vermemek, ona uygun yaşamamak, yasak ve emirlerine uymamaktır ki bu emirler bizatihi Yüce Allah tarafından verilmiştir. Din ile kastımız muhakkak ve sadece İslam’dır. Çünkü diğer dinlerin tahrif edilmiş kitapları nedeniyle saflığını korudukları şüpheli ve halen sahip oldukları ilahilik yüzdeleri şaibelidir. Ama İslam hak ve değişmemiş olan, kıyamete kadar sürecek ve Allah’ın tüm insanlık için seçtiği dindir.

Bu noktadan hareketle başkaca dinleri, İslam’a rağmen savunmak ve ona tabi olmak akıl karı değil hatta küfürdür. Dolayısıyla dine ihanetin parantez içinde İslam’a ve Kur’an’a ihanet vardı ki Yüce Allah her şeyi duyan ve görendir.

Diliniz ile söylemeseniz de O ne düşündüğünüzü, ne yaptığınızı, ne istediğinizi, size ait hakikati bilendir.

Dine ihanet edenin ise akibeti karanlıktır. Bu ihanetiniz karşılığında kazandığınız dünyevi galibiyetler ise sizin zararınızı artırmaktan başka bir şeye yaramayacaktır.

Bu ihanetiniz sadece size değil de başkalarına da zarar veriyorsa o zaman haliniz çok daha vahim demektir.

İhanetiniz sizi İblis’e asker ediyorsa çok daha vahim, insanlık düşmanlığına soyunuyorsanız çok daha vahimdir.

İyilik kendinize değil çevrenize, tabiata ve insanlığa yaptığınız güzel şeylerdir.

Kötülük ve ihanet ise aslen kendinize değil tüm insanlığa, dünyaya, tabiata, yaşama ve dine yaptığınız olumsuz etkidir.

Sizden başkalarına yaptığınız olumlu veya olumsuz etki ise derecesine göre size bedel olarak mutlak geri dönecektir.

Çünkü Yüce Allah zerre kadar ameli ziyan etmeden karşılığını verendir.

Dine ihanet edenler

Bu yazıyı okudunuz mu?

Gurbette dini yaşamak

Gurbette dini yaşamak

Gurbette dini yaşamak Gurbet, maddi anlamda, kişinin vatanından ayrı yaşaması veya manevi anlamda yanlış işler ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir