Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / Dinen haddi aşmak nedir
imanilmihali.com
hayır ve şer

Dinen haddi aşmak nedir

“Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez.” (A’raf 7/55)

Dinen haddi aşmak nedir

HADDİ AŞMAK VE CEZASI;

En Yüce din İslâm’da Cenab-ı Hak bizler için en güzel ve en iyisini buyurmuş, cömertlikte de kötülükte de aşırıya kaçmamamızı, abartı ve gösterişten uzak durmamızı buyurmuştur. Bu haliyle dinimiz tevazu ve hoşluk dinidir. İmani ve ibadeti hatta ahlaki konular içinde hiçbir kul hatasız ve günahsız değildir. Çünkü günlük yaşamda ister istemez küçük günah ve hatalar bizlere mahsustur ve günah işlemek bu yüzden büyük bir yıp değildir. Hatta Yüce Allah bazı zorunlu hallerde men ettiği şeylerin bile yapılmasına rıza göstereceğini bildirmiştir. Sözgelimi haram sayılan etleri yemeyi zorunluluk halinde ama sadece açlık giderecek kadar ve samimiyetle olmak şartıyla yemeyi haram kılmamıştır.

Bu haliyle İslam’da bazı zaruretler mahzurları ortadan kaldırır. Haddi aşmamak kaydıyla bazen zaruret miktarınca, yasak bir iş işlenebilir. Burada kilit nokta zorunluluk ve iyi niyettir. Suistimal noktasına gelindiği takdirde ise ceza kaçınılmaz olandır.

Kur’an’da; “Cibt”, put, sihirbaz, kâhin, Allah’ın haram kıldığı her şey ve Allah’tan başka tapılan her şey demektir. “Tâğût” ise sözlük anlamıyla haddi aşan demektir. Kur’an’da kullanıldığı şekliyle kelime, “şeytan”, “nefis”, “putlar”, “sihirbaz” gibi çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. Kısaca cibt ve tâğût, insanları azdıran, saptıran şeylerin hepsini ifade eder.

Küçük günahları işlemek, hatta haram şeyleri zaruret halinde yemek bile Allah’ın affediciliği ile müsaade alına alınmışken haddi aşmak özellikle haram ve günah konusunda ortaya çıkan en tehlikeli durumlardandır.

Haddi aşmak sınırı aşmak, başkasının hak ve sınırını ihlal etmek, kötülükte ısrar etmek ve ileriye gitmek, fenalıkları alışkanlık haline getirmektir ki ilk haddi aşan İblis’tir. Bu nedenle haddi aşmak tagut diye tanımlanmış ve genelleştirilmiştir.

“Allah, “Şimdi in aşağı oradan. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi.” (A’raf 7/13)

Haddi aşmak iyilik ve cömertlikte de yalakalık ve gösteriş sınırına yaklaştığı için aynıdır, fenalıkta da.

“Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez.” (A’raf 7/55)

“Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun’dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.” (Duhan 44/30,31)

Yüce Allah küçük ve hatta büyük günahların bir kısmı için tövbe kapısını hep açık tutarken haddi aşmak konusunda azap buyurmaktadır.

“Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helâk etmeyin. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir. Kim haddi aşarak ve zulmederek bunu yaparsa, onu cehennem ateşine atacağız. Bu, Allah’a pek kolaydır.” (Nisa 4/29,30)

“Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu. Ölçüde haddi aşmayın. Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın.” (Rahman 55/7-9)

“Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle “Tûr”u üzerlerine kaldırdık ve onlara, “Tevazu ile kapıdan girin” dedik. Yine onlara, “Cumartesi (yasakları) konusunda haddi aşmayın” dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık. Verdikleri sağlam sözü bozmalarından, Allah’ın âyetlerini inkâr etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve “kalplerimiz muhafazalıdır” demelerinden dolayı (başlarına türlü belâlar verdik. Onların kalpleri muhafazalı değildir), tam aksine inkârları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Artık onlar inanmazlar.” (Nisa 4/154,155)

Haddi aşmak Allah’ın yasaklarına cüretle karşı koymak anlamına geldiği için ve günahtan korkmamak hatta isyan manası taşıdığı için bu işi yapanların Allah’ın rahmetinden nasibi yoktur.

“Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah’ın koyduğu) sınırları aşmayın. Çünkü Allah, haddi aşanları sevmez.” (Maide 5/87)

Haddi aşmak veya aşmamak nefsin bir zorlamasıdır ve bizler için imtihanın sorularından biridir.

“Ey iman edenler! Andolsun, Allah sizleri, ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki, görmediği hâlde kendisinden korkanı ayırıp meydana çıkarsın. Kim bundan (bu açıklamadan) sonra haddini tecavüz ederse, ona elem dolu bir azap vardır.” (Maide 5/94)

“Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin. Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.” (En’am 6/107,108)

Herşeyi gören, bilen, duyan Allah nefislerin tek sahibi olduğundan haddi aşanları da en iyi bilendir.

“Allah, yemek zorunda kaldıklarınız dışında size neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken, üzerine adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir. Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden (halkı) saptırıyorlar. Şüphesiz senin Rabbin, haddi aşanları çok iyi bilir.” (En’am 6/119)

Haddi aşanlar kimdir denildiği zaman cevap yine Kur’an’dadır. Eşcinsellik, hırsızlık, imansızlık, yalancılık, hile, yolsuzluk, hayasızlık, aldatma, zulüm, cinayet gibi fenalıkları yapıp bunlarda sayısal ve nicelik olarak aşırıya gidenlerdir.

Yani çok defa tekrar edenler, günahtan çekinmeyenler ve o günahı; zevkle, hayvani duygularla, Allah korkusu olmadan sıradan bir şeymiş gibi hatta işkence boyutuna varacak şekilde işleyenlerdir.

“Lût’u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: “Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz? Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz.” (A’raf 7/80,81)

“Rabbinizin, sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz.” (Şu’ara 26/165,166)

Allah yasaklarına karşı koyanlara bile rahmet ederken haddi aşanlara cehennemi vadetmiştir. Bu dünyada da ahirette de onlara kalıcı azap vardır.

“(Ey Muhammed!) Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor, tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk.” (A’raf 7/163)

“Onlar şöyle dediler: “Biz suçlu bir kavme (Lût’un kavmine), üzerlerine çamurdan, pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik.” (Zariyat 51/32-34)

Haddi aşanlar, nefisleri o işi güzel gösterdiğinden, kalpleri mühürlendiğinden ve gözleri kör edildiğinden yaptıklarının çoğu zaman farkında olmazlar ve sakınca görmezler. Oysa Rabbin azabı çetin ve şiddetlidir.

“İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.” (Yunus 10/12)

“Sonra, onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz.” (Yunus 10/74)

“Peygamberleri, onlara dedi ki: “Biz ancak sizin gibi birer insanız. Fakat Allah, kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. Allah’ın izni olmadıkça, bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.” (İbrahim 14711)

“Haddi aşan ve Rabbi’nin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Şüphesiz ahiret azabı daha şiddetli ve daha kalıcıdır.” (Ta’ha 20/127)

Helak edilen toplumların helak sebebi ahlaksız veya imansızlık yapmaları kadar bu günah ve isyanlarda aşırıya gitmeleri, haddi aşmalarıdır.

“Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Haddi aşanları ise helâk ettik.” (En’biya 21/9)

İslam dini kolaylıklar dinidir. Eş ve cariyeler konusunda da durum aynıdır. Ama bu kolaylıkların ötesine geçip heves ve arzularına gem vuramayanlar bahsedilen haddi aşanlardandır.

“Mü’minler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler. Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler. Onlar ki, zekâtı öderler. Onlar ki, ırzlarını korurlar. Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar. Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır.” (Mü’minun 23/1-7)

Haddi aşanlara itaat etmemek Allah’ın emridir. Bu madde zulüm ve şirk yolundaki günah batağına düşmüş ve Allah’tan korkmayan münafıkların hepsi için geçerlidir. Allah ile aldatanlar, dinciler, yobazlar, Allah’ın ayetleriyle dalga geçenler, zulmeden ve hak yiyenler, adaletle hükmetmeyenler, dine yalan söyletenler, dini çıkar sağlama aracı görenler hep bu maddedendir.

“Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin.” (Şu’ara 26/151,152)

Şairlere uyanların haddi aşan azgınlar olmasını Peygambere şair yakıştırması yapanları, şiir ile ayetlerle dalga geçenleri, Kur’an’ı uydurma bir edebiyat eseri kabul edenleri, şiir ile bir hakkı bir batılı yeğleyenleri anlamak lazım gelir. Yoksa modern anlamda masum maksatlarla yazılmış şiiri, bir bilim dalı farz edip icrasında sakınca yoktur diye telaki etmek gerekir. Unutulmamalıdır ki ameller niyetlere göredir. Niyet kötüyse ve İslam dini aleyhineyse türü ve adı ne olursa olsun günahtır.

“Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyarlar.” (Şu’ara 26/224)

Haddi aşan kafirler topluluğunun yeri cehennemdir.

“(Allah, şöyle der:) “Atın cehenneme, (hakka karşı) inatçı, hayrı hep engelleyen, haddi aşan şüpheci her kâfiri!” (Kaf 50/24,25)

Haddi aşan Müslüman biri veya bir topluluk ta olsa diğer mü’minlere düşen mazlumun yanında yer almak ve zulmeden, haddi aşan tarafa pes ettirene kadar saldırmaktır.

“Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever.” (Hucurat 49/9)

Haddi aşan kişi ve topluluklar Yüce Allah tarafından malumken diğer kulların ve toplumların hürmetine Kur’an nuru tüm dünyayı aydınlatmaya devam edecektir, etmektedir. Çünkü Allah o haddi aşanlar hakkında kararını zaten çoktan vermiştir. Onları yaşatmaya devam ederken denediği ve imtihan ettiği kullar o haddi aşana isyana dalıp uyacak veya Allah’ı anıp uymayacak olan bireylerdir.

“Haddi aşan bir topluluk oldunuz, diye vazgeçip Zikir’le (Kur’an’la) sizi uyarmaktan geri mi duralım?”(Zuhruf 43/5)

Her konuda istişare etmek ve yardımlaşmak esasken Yüce Allah kötülükte ve haddi aşmada yardımlaşmamayı emretmektedir. Nefsin, heves ve arzuların kin ve nefret duygusu ile haddi aşmaya, zulme zorladığı insanlar takvadan uzak, düşmanlık üzerine yardımlaşan münafıklardır.

“Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya , hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye birtakımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.” (Maide 5/2)

Son söz; iyilikte yalakalık, riyakârlık, aldatma ve gösteriş boyutunda haddi aşmak güzel bir alışkanlık değildir. Kötülükte ise haddi aşmak isyan etmek, günahta çekince görmemek, İblis gibi Yüce Allah’a karşı gelip O’ndan korkmamaktır.

Haddi aşanlara karşı yapılması gereken mazlumun yanında yer almak, haddi aşanlar savaşmaktır.

Yok, haddi aşanla veya haddi aşmakla alakalı yardımlaşıldığı anda yapan da yapana destek verip yardım eden de haddi aşan olur ve tümünün yeri cehennemdir.

Çünkü Allah küçük, büyük her şeyi affeder.

Ama kendisine ortak koşulmasını ve kendisinden korkulmamasını asla affetmez.

Sonsöz; hatasız, günahsız kul olmaz. Mesele ibret alıp terketmek, şefaat için tövbe kapısından içeri girebilmektir. Bu yapılmaz ve günahta ısrar edilirse bunun adı artık günah olmaz isyan olur ve Allah’a sadece İblis ve soyu isyan eder. İmanı kaybetmemek için Allah’ın sınırları içinde yaşamak ve haddi aşarak isyana düşmemek gerekir.

“Allah, yemek zorunda kaldıklarınız dışında size neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken, üzerine adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir. Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden (halkı) saptırıyorlar. Şüphesiz senin Rabbin, haddi aşanları çok iyi bilir.” (En’am 6/119)

Bu yazıyı okudunuz mu?

cami

İman etmek ve İslama girmek farkı

İman etmek ve İslama girmek farkı nedir? İman etmek ve İslam’a girmenin şartları ve hükümleri ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir