Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / Dinen kedi ve köpekler
imanilmihali.com
kedi ve köpek

Dinen kedi ve köpekler

Dinen kedi ve köpekler

KEDİLER VE KÖPEKLER

Kediler de köpekler de Allah’ın yarattığı mahlûkatlardır. Her ikisi de evcil hayvanlar grubundan olup, et türü yemeyi tercih eder, tüylüdür, sevimlidir. Çağlar boyunca bu ikisi en soylu ve sadık olan at’ın ardından ikincilik için insana yaranmak maksadıyla yarış halindedir. Zaman olmuş kediler, zaman olmuş köpekler kazanmıştır. Çoğumuz bu ikisi arasında ayırım yapmaz ve hatta daha ziyade köpekleri tercih ederiz. Sanırız ki köpekler insanın en yakın dostudur. Evi bekler, yalakalık yapar, kedileri ve yabancıları kovalar vs.. Bazılarımız evin içine kadar alır, tüy, salya ve hatta çiş bile dökse temizler geçeriz.

Bir kısmımızda kedileri tercih eder. Eve davet eden azdır tüyleri dökülüyor veya danteller yırtılıyor diye.

Peki bu hayvanların tarih boyunca ve özellikle dini yönden durumları nedir? Biliyor muyuz?

Asıl önemli olan dini yöne geçmeden ortaçağda cadıların yakıldığı yıllara gidersek kara kedilere yakıştırılan hurafe ve lanet tanımlamalarını hatırlamak gerekir. Yaklaşık 140.000 kadının diri diri cadı diye yakıldığı yıllarda özellikle siyah tüylü kediler de nasibini almıştı. Hıristiyan dünyası kedilere dair adeta bir katliama girişmiş, akabinde sayısız tür köpeği gerek çiftliklerde ve gerekse labaratuvarlarda yetiştirerek sürmüştü piyasaya.

Köpekler muhtemelen çakal cinsinden gelme, uzun çeneli, kalın dişli, et ve hatta leş yemeyi seven, sağa sola pislemeyi seven, bunu bir hakimiyet veya cinsiyet göstergesi sayan mahlukat. Yalaka, sadık (!), sahibini tanıyan, kendisini sevene ve yemek verene köle bir hayvan.

Kediler kedigillerden, minyon, et ve süt türünü tercih eden, sağa sola yaptığı pisliğini örten, gözden uzak yerlere kaka yapmayı tercih eden, gün boyu kendisini ve yavrularını diliyle temizleyen bir mahlukat. Yalaka değil aksine, sahibini tanıyan ancak ona tapmayan bir hayvan.

Sadakat konusunda ve dini yönden ayrıma geçmeden yıllar öncesiyle şimdiki zaman arasındaki derin tezata değinelim.

Bundan yaklaşık 40 yıl kadar önce köpekler evlerin içine bırakın bahçeye bile sokulmaz, şeytan muamelesi görürdü. Çünkü çoğu köpek ezan sesine havlar, çocukları kovalar, gece saldırır, yemeğine yaklaşanı düşman bilirdi. Kediler mübarekti, kedi öldüren yedi cami yapsa kurtulamaz denilirdi. O zaman insanlar köpek beslemez, köpeği olanlar da bahçeden eve sokmazdı. Çoğusunun hemde onlarca kedisi vardı. Canlı örnek; Anneannemizin kedisini bir tavşanını yedi diye sokak ortasında (çocuklar oynarken) tabancasıyla vuran bir polis mahalle baskısına iki ay dayanabildi ve taşınmak zorunda kaldı. Sonrayeni evinde tüp patladı ve akıbeti meçhul.

Aradan kırk yıl geçince köpek en sadık hayvan, kedi nankör oldu. Rolleri değiştiler ve evler sokaklar köpek doldu. Belediyeler bir tane kediyle ilgilenmezken kulaklarında plastik bantar dolu binlerce köpek doldu sokaklara. Belediyeler bir zaman köpekleri itlaf etmeye (öldürmeye) niyetlendi ama toplumun özellikle bazı kesiminin (!) baskısı o kadar ağır geldi ki vazgeçtiler.

Özetle; kırk yıl öncesinin TAM AKSİNE bugün insanların köpeği tercih etmesi için yoğun bir baskı var ve insanlar maalesef kedi yerine köpekleri tercih ediyor. Medeniyet veya maddi anlamda durum bu. Köpekler bir sıfır önde.

Oysa dini yönden durum bunun tam tersi. Bunları çoğunuz biliyordunuz ama unuttunuz. Toplum ve medya sizi aksine ikna etti. Açıklayalım;

Peygamber efendimiz (sav), dört gün kadar vahiy gelmeyince darlanır, evden dışarı dolaşmaya çıkar. O sırada eşlerinden birisi bahaneyle evin temizliğine niyetlenir. Temizlik esnasında dört gün önce içeri girip, Peygamber efendimizin oturduğu yerin altında ölen köpek yavrusunu görür. Daha o leşi kaldırıp atarken Peygamber efendimiz telaşla gelir ve kendisine vahiy geldiğini söyler.

İkinci ve asıl önemli kıssa şudur; Ka’b’den nakledildiğine göre (muhtemelen yukarıdaki vakanın ardından ‘yazarın notu’) Cebrail aleyhisselam: “Biz köpek bulunan eve girmeyiz” demiş olduğundan dolayı Hz. Peygamber köpeklerin öldürülmesini emretmiş ve Ebu Rafi’i bununla görevlendirmiş. O da Medine’deki köpekleri hep öldürüp Avali’ye (şehrin dışındaki yüksek kısımlara) kadar varmış. Hakim Ebu Abdullah “Sahih”inde senediyle rivayet ettiği üzere Ebu Râfî ise demiştir ki: “Resulullah bana köpeklerin öldürülmesini emretti.”

Bir başka hadise; Peygamber efendimiz uykusunu bölmemek için elbisesi üzerinde uyuyan kedinin altındaki elbisesini kesmiş ama kediyi rahatsız etmek istememiştir. Ayrıca rivayete göre Peygamber efendimizin kedisi vardı. Arasıra kucağına alır, severdi. Kendisine has bir evcil kedisi olmasa bile en azından kedilere karşı köpeklere olduğu gibi bir hissi yoktu. (Oysa köpeklere karşı durumu farklıydı.)

Yüce Kur’an-ı Kerim’de de köpeklerden necis ve aşağılık olarak bahsedilmiş, kedilere değinilmemiştir.

“Ve eğer dileseydik onu o âyetlerle yüceltirdik, fakat o alçaklığa saplandı kaldı ve kendi keyfinin ardına düştü. Artık onun ibret verici hali o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan da dilini uzatır solur, bıraksan da solur. İşte bu, âyetlerimizi inkâr eden ka v min misalidir. Bu kıssayı iyice anlat, belki biraz düşünürler.(A’raf 7/176)”(Elmalılı Hamdi YAZIR Tefsiri; Madem ki, o heva ve hevesine uydu, dinden sıyrılıp çıktı ve insanlık bakımından alçaldı, işte artık onun temsili bir köpek temsili gibidir, sen onu sevketsen de kehler, bıraksan da kehler, yani onu yorsan da dilini çıkarıp solur, kendi haline bıraksan da dilini çıkarıp solur, hiçbir zaman ıstıraptan, acıdan kurtulamaz. Köpeğin en aşağılık hali de başka hiçbir hayvanda bulunmayan bu soluyuştur. İşte o kimsenin halindeki düşüş, köpeğin mesel olmuş olan bu aşağılık hali gibidir. Yani alçalmanın en son kertesidir.)

“Ey iman edenler! Müşrikler bir pisliktirler. Artık bu yıldan sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız Allah sizi dilediğinde lütuf ve ihsanıyla zenginleştirecektir. Allah gerçekten alîmdir, hakîmdir.(Tevbe 9/28)” (Elmalılı Hamdi YAZIR Tefsiri; …Bu mânâyı hakkıyla anlatabilmek için kasır suretiyle ve mübalağa sığasıyla “pislik” buyurulmuştur ki, ayniyle necasetten başka bir şey değiller demektir. Bundan dolayı Abdullah b. Abbas’dan müşrikler tıpkı “Köpek ve domuz gibi aynıyla necistirler.” diye bir görüş vardır.)

Şimdi medeni dünya köpeği en sadık dost ilan ederken, geçmişte asrısaadet döneminden itibaren kedi tercih edilmiş, köpek lanetlenmiştir. Bunun nedeni okumamak, batının empozelerine aldanmak ve dinimizi tanımamaktır. İman yönünden mesele aslında çok basittir. Eve meleklerin gelmesini istiyorsak yapmamız gereken bellidir.

Bu toplu katliam çağrısı değildir fakat gerçekleri bilmek, yanlış tercihleri değiştirmek gerekir. Peygamber efendimizin gösterdiği sebat ve iradeyi bu zamanda göstermek hukuken zordur. Lakin en azından ferdi anlamda çare bulmak kolaydır. Bu kedileri evin içine sokmayı da gerektirmez.

Kuduz olan köpektir, kedi değildir.

Sonuçta; tüm evcil hayvanlara olduğu gibi kuşlara da, diğer mahlûkata da hatta yılanlara bile yazın en sıcak günlerinde bir kapla su vermek merhamet ve insanlık gereğidir. Bitki ve ağaçlar duyduğumuz sevgi ve minnette nasıl Yüce Rabbimize duyduğumuz şükranı gösteriyorsak hayvanlara verdiğimiz bir tabak suda da o sevgiyi sergilemek lazım gelir. Tümü bizler gibi yaratılmış olan bu mahlukat Yüce Allah’ın iradesi ve ilmiyle hayat bulmuştur ve yaratılışlarında bir takım hikmetler elbette vardır. Mesele doğru tercih yapmakta, yanlışı bir kenara koymaktadır. Hayvanları öldürmek hoş bir şey değilken Peygamber efendimizin köpekleri topluca öldürtmesindeki manayı anlayamamak dini akidemizin zayıflığına işaret eder.

Bu hadiseyi bilerek köpekleri baş tacı etmek ve hele evin içine almak müminlere göre değildir. Zaten bırakın tıbbi ve hijyen yönünü, dini yönden o salyalı, tüylü, hatta çiş ve kakalı evlerde namaz kılmak ve abdest almak ta mümkün değildir. Mındar olan (abdesti bozan) şeylerin başında bu hayvanların dışkıları gelir ki evde beslenen hayvanların bu dışkıları eve bulaştırmaması mümkün değildir.

Özetle; bugün sokaklarda yaşayan kedi ve köpek cinsi hayvanlar evlerin içine kadar girmiş, Medine şehrinde topluca öldürülen ve kovulan köpekler insanın en sadık dostu ilan edilmiştir.

Köpeğin uysallığı ve sadakati sahibini ilah bilmesindendir. Köpek için yemeğini veren onun sahibidir. İki gün yemek vermeyin, üçüncü gün kim verirse köpek onu sahibi tanır. Sahibi için ölür, öldürür. Ama asıl sahip çıktığı muhiti, hükümranlık alanı ve bir tas yemeğidir. Yemeği verene ilah gibi tapar köpekler.

Kediler sahibi yemek verse de yalakalık yapmaz. Çünkü bilir ki rızkı veren Allah’tır. Bu yüzden sahibi yemek verirse minnet duyar vermezse rızkını kendisi aramaya koyulur. Sahibi için ne ölür ne öldürür.

Mecazi anlamda bunu açarsak; bugün mafya adamlarına yakıştırılan köpek tamlaması bu mahiyettedir. Patronun kedisi değil patronun köpeği denir. Para karşılığı iş gören çalışanlar patronun her dediğini yapar, Allah iman, kanun, kitap tanımaz. Maaşı kesilmediği sürece ölür, öldürür. Köpeğin sahibi ile ilişkisi bu şekildedir.

Ayrıca modern zamanların karizmatik erkek tasvirlerinde spor bir araba, yakışıklı erkek ve elinde bir dalmaçyalı köpek vardır. Bu gösteriş ve caka diğer insanlardan üstün olmak ve hava atmak geleneğinden kaynaklanır, mütavazilikten uzaklaşıldığı, kıskanma, hasete yol açtığı için, övünülecek maneviyatın aksine maddi kazanımları ön plana çıkardığı için dinen mekruhtur. Dahası o hayvanın o kareye girmesi medya yoluyla insanların köpeğe ısındırılmasıdır.

Sonuç olarak; hakikat modern zaman masallarında değil, asrı saadet döneminde yatmaktadır. Hiçbirimiz Peygamber efendimizden iyi bilemeyeceğine göre ve rivayette yer alan Cebrail (as) hadisesinin yoruma açık tarafı bile yoktur.

Bırakın tüm mahlukat yaşasın, sıcaklarda suyu, soğuklarda bir tas yemek artığını onlardan esirgemeyin. Mahlukatı yaratandan dolayı sevin. Lakin kendinize dost arıyorsanız köpeklere değil kedilere daha yakından bakın!

Son söz; mübarek kuzular bir bir doğurur sayıları bir ülkeye yetecek kadardır. Köpekler dokuzar doğurur ama sokaklardaki köpekler kuzuların onda biri kadardır. Demek ki kötülük değil güzellik kazanacaktır. Demek ki iyilik az da olsa yaşar, herkese yeter, kötülük çok da olsa, her taraftan fışkırsa da Allah nurunu tamamlayacak, akıbet muttakilerin olacaktır.

Oyuna gelmeyin. İman, ibadet ve ahlak sahip olduğumuz, olmamız gereken herşeydir. Müslüman mahallesine ecnebi adetleri sokarken iyi düşünmek lazım gelir.

Yoksa kedilerin nankör ilan edilmesi müslümanlık inancının zıddını yapma ve hıristiyanlık geleneğini empoze etme gayreti olmasın?

 

Dinen kedi ve köpekler

Bu yazıyı okudunuz mu?

Ekonomik meselelere dini bakış

Ekonomik meselelere dini bakış

Ekonomik meselelere dini bakış Ekonomi özetle parasal demektir ve gelir ile gider arasındaki denge ile ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir