Anasayfa / BAŞ YAZILAR / Dinen masumiyet nedir
imanilmihali.com
Dinen masumiyet nedir

Dinen masumiyet nedir

Dinen masumiyet nedir

Masum olmak, anılan işle ilgili olarak, suçsuz, günahsız, kabahatsiz, hatasız veya habersiz olmak, mesuliyet veya vebal taşımamak demektir. Masumiyet ise suçsuzluk, temiz olmak, temiz kalmak, temizlik, vebal taşımamak demektir.

İsmet kelimesi daha ziyade ‘günahsız’ şeklinde tercüme edildiği ve Peygamberler için kullanıldığından biz burada aynı anlamda kullanmak istemiyoruz.

Masum olmak, gün boyu işlenen ve kötü sonuç doğuran amellere ait niyet, fikir ve eylemlerde kabahati olmamak halidir. Yani dolaylı veya dolaysız alakası olmayan kişinin, o kötü amelden dolayı sorumluluk taşımamasıdır.

Buradan şu sonuç çıkartılabilir ki dolaylı veya dolaysız katkı sağlamak masumiyeti ortadan kaldırır. Çünkü o işe ortam, destek, yardım sağlayan da vebal altındadır ve masum değildir.

Masumiyet kötülüğe bulaşmamak, kötülük üretmemek, temiz kalmak demektir ki dinin emri budur. İnsanlar saf temizliğe asla eremezler çünkü bu sadece Peygamberlerin ve meleklerin vasfıdır. Ama insanlar günah ve veballerini tevbe, dua ve ibadet ile temizlemeyi umarlar ve masum kalmayı dilerler.

Masum olmak, haktır. Yani masum birisini aksi ile suçlamak zulümdür. Masumiyetin anlaşılması ise adil sorgulama iledir. Ahiret sorgusu ise tamamen adildir ve asıl masumiyetler orada anlaşılacaktır. Yani bu dünyada beraat eden birisi orada suçlanabilecek, tam tersi burada cezaya mahkum edilen birisi orada beraat edecek ve hatta haksızlığa uğraması sebebiyle bir de sevaba erecektir.

Masumiyet tüm diğer insanların, toplumun ve yasaların saygı duyması gerekendir ve aksi ispatlanana kadar herkes masumdur. Çünkü dinen iyi zan esastır, kötü zan ispata muhtaçtır.

Masum olmak ve masum kalmaya çalışmak ise pisliğe bulaşmamak, aklı ve vicdanı kullanmak, imana ve Kur’an’a sarılmak iledir. Bazen istenmeyen kazalar olursa da bu kasıt değil en fazla ihmal suçunu doğurur ki beşeri cezaya çarptırılsa da mutlak (ilahi) masumiyete zarar getirmez. Sonuçtan dolayı bir bedel ödenecektir ama bu cezai bedel, suç mutlak kasıt taşınmadığı için az olacak, masumiyete de leke sürmeyecektir.

Kızların namusunu korumasından, işadamlarının ticaret ahlakına kadar her alanda masum olmak bir hedeftir, hedef olmalıdır. Çünkü masumiyet temizlik ve şeffaflıktır.

Masumiyetin zıddı suçluluk, kirlilik ve günahkarlıktır ki dinin hiç arzulamadığı bu haller akibetleri de karartan şeylerdir.

Bilerek ve isteyerek, hiç uğruna suç işlemek gibi bir kabiliyetleri bulunmayan diğer tüm canlılar ve varlıklar bu anlamda masumdur. Güdüleriyle hareket eden veya verilen emri yapan mahlukat ve istenilen şeyi ortaya çıkarmak için üretilen makineler dahi masumdur.

Masumiyetin kirletilmesi için lazım olan önce niyet ve sonra gayrettir ki mahlukatın akıl yürütmesi olmadığından mesuliyeti de yoktur. Keza akıl yönünden engelli kullar da masumiyetten uzaklaşmazlar çünkü kötülük üretme iradeleri yoktur.

Ama insanların akıl sahipleri ister ferdi ister toplumsal, ister bireysel ister organize, ister kendi elleriyle ister ürettikleriyle kötü işlerden dolayı mesuldür ve masumiyetlerini kaybederler.

“Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir?” (Kehf 18/57)

“Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkârcının, “Keşke toprak olaydım!” diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.” (Nebe 78/40)

Dikkat edilirse ayetler, “elleriyle yaptıkları” tabirini kullanmaktadır ve bu dileyerek, isteyerek, akıl yürüterek yapmayı istemek demektir. Yani masumiyetin terki için iradenin şer istikametinde kullanılması esastır.

Madalyonun diğer yüzünde ise masumiyetin korunması ve iyi işler için gayret edilmesi vardır ve bu da irade iledir. Yani akıl varsa sınav var, akıl yoksa sınav yoktur.

Masumiyet hak ile doğrudan alakalıdır ve masumiyete dair bir yalan itham veya gasp doğrudan haksızlıktır. Çünkü hak olan gerçek ve tartışmasız olandır. Masumiyet de temizlik ve suçsuzluk olduğuna göre maksatlı veya araştırmadan uzanacak kirli eller her durumda vebal altındadır.

Masumiyet iftira yoluyla haksız olarak kirletilse de bu mutlak masumiyete asla zarar veremez. Yani kötü bir şey yapmayan suçlansa dahi temizdir. Lakin burada temizlik ve suçsuzluk konusunu iyi değerlendirmek lazımdır. Ortak payda Kur’an’dır ve suçun var veya yok oluşu ilahi emir ve yasaklar istikametinde belirlenir. Kişi aksini savunsa da su varsa ceza muhakkaktır, yasalar aksini savunsa da suç yoksa ceza zulümdür.

İnsan bebekken masumdur, reşit olana kadar da dinen masumiyeti devam eder. Reşit olmakla birlikte günah ve sevap kazanma melekesi devreye girer ve bu andan itibaren masumiyet kirlenmeye başlar. Hukuken ceza almasa da dinen durum budur. Gidişata müdahale edebilen ve düzelmeyi isteyenler için şans ve imkan daima vardır ama masumiyete değer vermeyenler için temizlik bir mana ifade etmeyeceği için bu fırsatlar kıymetsizdir.

Masum olmak çoğu zaman ezilmeyi beraberinde getirir ki suç toplumuna dönmüş insanlık kendileri gibi çirkin olmayanları ezmeye ve dışlamaya meyillidir hatta onları ahmaklıkla suçlar ki kafirlerin iman edenlerle alay etmeleri, helak edilen kavimlerin öğüt verenleri reddetmesi de bu yüzdendir. İlginçtir ki çirkin olanlar, kendilerine temizliği önerenleri ‘aşırı temiz ve düzgün olmakla’ suçlamakta ve toplumlarından sürgün etmekte veya ölümle tehdit etmektedir.

Helak ise masum olmayanların hakkıdır.

Çünkü iman masumiyetin, masumların hakkıdır.

Cennete masum olmayanlar giremeyecektir ki masumiyet korunması gereken en büyük erdemlerdendir.

Allah güzeli, temizi, helali sever. Masum olanlar bunlarla yetinebilenler, masum olmayanlar haddi aşarak pisliğe, günaha, yanlış ve çirkine dalanlardır. Hatta masumiyete düşman olanlar en temiz olanları dahi iftira ile kirleterek kendilerinden yapmaya çalışanlar veya intikam almayı umanlardır.

Ama güneş çamurla sıvanmaz ve mutlak sorguda güneşin berraklığı elbet anlaşılacaktır.

En derin ve koyu karanlıklarına (günah ve suçlarına), masumiyet elbisesi giydirmeye çalışanlar (münafıklar) ise bilmelidir ki her şeyi gören ve bilen Allah, niyetlere de amellere de şahittir.

Masum olmak haktır, hedeftir. Masumiyet temizliktir. Masum olanlar bahtiyardır, mesul değildir, vebal taşımayanlardır.

Masum olmayanlar fikren veya bedenen hakka ve Hakk’a isyanda olanlardır.

Melekler gibi saf ve masum doğan insan, sonraları şeytanlaşıyorsa bu evvela kendisi ve sonra etrafındaki inançsızlar sebebiyledir, toplumdaki yozlaşmanın eseridir.

Masumiyeti korumak, masumluğu idame ettirmek, masumları öne çıkarmakla mükellef bir toplum, yasalarla ve ithamlarla aksini yapıyorsa, masum olanları cezalandırıyor, masumiyeti hapsediyorsa, masum ve temiz olanları yönetime getirmek yerine yere batırıyorsa, işi ehline değil sadık olana veriyorsa, Kur’an’ın adalet ve hak öğütleri dinlenmiyorsa o toplum vebal altındadır ve bu kötü çığır sürdükçe de bela ve müsibetler aratarak devam edecektir.

Masumların servetlerden mahrum kaldığı, gelir dağılımının masumlar aleyhine bozulduğu, servetle şımaranların ezenler olduğu bir toplumda masumiyet hak ettiği yerde değil demektir. 

İslam alemi, masumiyeti terk edeli asırlar olmuştur. İslam devletleri için masum olmak bir şey ifade etmemektedir. Masumiyetin enayilik göründüğü ahir zamanda, şeytanlaşanlarca kirletilmeye çalışılan masumiyeti korumak tüm iman sahiplerinin hakkı ve görevidir ki Allah ana ve baba aleyhine dahi olsa adaletin ayakta tutulması için şahitlik yapılmasını ister. İslam alemi adaletten yana değil de güçlüden yana olduğu sürece başına İsrailoğulları ile aynı şeyler gelecektir ve gelmektedir.

Yani Sırat-ı Mustakim üzere olmak; masumiyeti doğru yolda muhafazaya çalışmak, iftira ve yalan; masumiyeti doğru yoldan çevirmeye, karalamaya çalışmaktır, inkardır, isyandır.

İslam ahlakı masum olmayı emreder, günah ve hata durumunda tevbeyi gerekli kılar, hakkına tecavüz edilenden helallik ister.

Günahsızlık ve saf masumiyet fikri ise reşit insanlar için söz konusu değildir. Hatasızlık meleklere özgüdür ve insan melek değildir. Dolayısıyla birisine hatasız demek onu beşeriyetten ilahi kata taşımaktır ki bu şirktir. Peygamberlere günah değil sürçme yakıştırırız ama o sürçmelerin de affedildiğini kabul ettiğimiz için onları masum kabul ederiz. Buna rağmen Peygamberler de ahirette sorgulanacaktır.

Yani masum olup olmamalar ahirette sorgulanacak ve gerçek anlaşılacaktır. Çünkü amellere göre karar ve hüküm veren insanlığın bilmedikleri kalplerde ve fikirlerde saklıdır. Bunlar din, iman, niyet ve zanlardır.

O halde sadece amellerde değil aynı zamanda niyetlerde de masum olmak lazım gelir ki gizlilerde de sakınca devam etmektedir. Bu yüzden gizli şehvetler şirk kapsamındadır ki hırs ve kinler, kibir ve büyüklenmeler bu cümledendir.

Özetle, kul fikren ve fiilen temizlikte sebat etmesi gereken, masum kalmak zorunda olandır. hata ve ihmal durumunda tevbe kapısı her zaman açıktır ve iman kardeşleri haklıdan, adilden yana olmak zorundadır.

Masumiyet imana ve fıtrata sadık kalmaktır, ilahidir, mutlaka göredir. Beşeri yasa ve kabuller ne derse desin sorgulama Kur’an ile ve Mutlak hüküm sahibi Yüce Allah huzurunda yapılacaktır.

O halde riya ve gösterişle, yalan ve iftirayla masumiyeti temin veya masumiyeti karalamak mümkün değildir. Bilakis dünyada bunun hilafına yaşananlar, eziyet edenelre azap, ezilenlere sevap olarak ahirette karşılık bulacaktır.

“Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler de kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara lâyıktır. O temiz olanlar, iftiracıların söyledikleri şeylerden uzaktırlar. Onlar için bir bağışlanma ve bolca verilmiş iyi bir rızık vardır.” (Nur 24/26)

Rabbim kullarını masumiyetten ayırmasın. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

vicdan

Vicdan Allah’ın kalplere koyduğu adalet terazisidir

Vicdan Allah’ın kalplere koyduğu adalet terazisidir Vicdan kalp sesidir. Dinleyene de dinlemek istemeyene de aynı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir