Anasayfa / DAHA FAZLA / Güncel / Dini hafife alan zavallılar
imanilmihali.com
Dini hafife alan zavallılar

Dini hafife alan zavallılar

Dini hafife alan zavallılar

Din her ne kadar bir inanç bütünü olarak tanımlansa da hayatın kendisidir, varoluştur, süregelen ve sonunda hakikat olarak belirecek olandır. Bu anlamıyla din hayal veya ütopya değil, hele afyon asla değil gerçek ve hak olandır. Ve din bu tanımına uygun olarak yaşamın en kıymetli gayesi ve yarınların teminatıdır.

Öte yandan dini, hobi olarak ele alan, yok sayan, sulandıran veya yok edilmesi gereken gaye olarak gören insan, cemiyet ve toplumlar hatta devletler elbette vardır. Daha ileri gidersek bazı çevreler kendi yazdıkları ve adına din dedikleri şeyi toplumlara empoze etmeye çalışırken, sözde mistisizmden ve sihirlerden yararlandıklarını söyleyerek büyü imparatorlukları – sahte düzenleri adına dünyayı kaosa ve küfre zorlamaktadır. Bunlar lanetlenmişliklerinin acısını insanlardan çıkarmak ve Yaratan’a insanların ne denli rezil olduklarını kanıtlamak adına her türlü pisliği mübah sayan, ettikleri her yemini daha en baştan ve her yıl yalanlayan kimliksizlerdir.

Kafatası ve kemik imparatorlukları kurdukları, dünyayı sonuçsuz acılara sevk ettikleri, para ile toplum ve devletleri köleleştirip insanları mutsuz ve dünyayı çekilmez hale getirdikleri yetmezmiş gibi egemenlik, özgürlük ve eşitliği de kendilerince yorumlayan bu gafiller yazık ki müritleri olan pek çok kanmış insan birbirini kırıp geçirirken gölgelerde serinlemekte, gölgelerde saklanmaktadır.

Onlar, kirli gayelerini asla öne çıkarmadan, her türlü yalana başvurarak, sahte maksatlar – insani hedefler öne sürerek, fazilet örtüsü ile gezen rezillikleriyle insanlara ve doğal olarak ilahi iradeye düşman yaşam sergilerler. Onlar ilahi lanetlenmişliklerini tercih, sürgün yıllarını seçenek, tahrif edilmiş dinlerini son din, hal ve davranışlarını olması gereken olarak lanse ederken aslında zavallılığın en derinlerinde otlamaktadırlar.

Bu veya şu adla olsun bu tür yasak ve ahlaksız yollara tamah eden tüm akımlar yani cemiyet, örgüt, tarikat, mezhep, cemaat, loca, grup, hareketler vs. ilahi iradeye boyun eğmek ve yenilmek zorundadır çünkü Yüce Rabbimizin muradı yeryüzüne halis kulların egemen olması ve Allah nurunun tamamlanmasıdır. Bu İblisin ve askerlerinin ölümü, kötülüğün sonlanması ve iyiliğin yaşama egemen kılınması manasınadır ki kaçınılmaz son budur. Bu son ister bir savaş neticesi olsun, ister bir ilahi emirle mutlaka gerçekleşecek olandır.

Bu son belli ve aşikar iken, tüm dinlerin, peygamberlerin ve kitapların işareti bu yöndeyken nafile aykırı davranışlar küfürden öte gitmeyen çırpınışlardır. Dahası bu çırpınışlar insan kitlelerini karanlıklara sürüklerken cennet yolcularının seçimi her halukarda devam etmektedir.

Allah tuzak kuranların en çetinidir. Bu gafiller dünyayı yaşanmaz hale getirerek, insanları kandırarak başarıya yol aldıklarını sanırken aslında kaçamayacakları kaderlerine, acılarla dolu akıbetlerine doğru yol almaktadırlar ve mahşerde kendilerini savunacak bir kıl kadar mazeretleri de kalmayacaktır.

Böyleyken doğaldır ki en tepedeki zalimler güruhu ne yaptıklarının ve yapmaya çalıştıklarının mutlaka farkındadır. Ama aşağı tabakadaki kanan zavallılar sözde iyilik peşinde koşarken ateşlere yürüdüğünün farkında bile değildir. Çünkü kimseler onlara gerçek niyetlerini söylememiş ve onlarda yazık ki Kur’an’ı okumamıştır. Okusa da Arapça birkaç lakırdı ile sevap kazanmaktan öte gidememiştir.

Örgütün gizli olması, maksadın üyelere açıklanmaması, gizliliği ihlal edenlerin inkar ve hatta telef edilmesi hepimize gösterir ki üyelere bile söylenmeyen şeyler vardır. Söz gelimi üye eğitim sistemine el atma grubunda veya yetisinde olsun. Ona, güdümlü olarak bazı konuları tekrar ettirilmesi, bazı konuların zinhar okutulmaması yönündeki baskılar bu gizli gayenin varlığının ispatıdır. Keza imzalanması diretilen anlaşmalar, defaten seyrettirilmesi emredilen film ve belgeseller, uluslararası ödüllendirilen şarkı ve romanlar hep bir maksat ürünüdür, sıra dışıdır ve nadirdir.

Bu yaşanmış ispatlar herkese aşina gelecektir. Lakin bunların telaffuz edilmesi herkese göre değildir. Özellikle örgütlere üye kimseler için bunları düşünmek bile riskli ve tehlikelidir.

Konu din açısından ele alındığında ise çok daha vahimdir. İnsanların bu yaşama ait hallerini bozma girişimleri geçici acı ve ızdırap verir, canlara mal olur ama dinin tamamına, hayata ve ahirete kadar uzanan zulümler elbet karşılıksız kalmayacak ve ilahi düzene atılan her bir hançer darbesi karşılığını mutlaka bulacaktır.

Zehirli yılan misali ülkeler, toplumlar, insanlar arası sinsice dolaşan bu zehirli akımlar aklını işletemeyen, dini ve imanı zayıf olan kullar üzerinde şeytanlık sergilemekte, lakin görünüşleri ile meleğe benzediklerini sanmaktadır.

Oysa her şeyi bilen ve duyan elbet vardır. Allah şahdamarından da yakın, sonsuz kudret ve ilim sahibidir. Bu nedenle hiçbir niyet, amel, sonuç karşılıksız kalmayacaktır.

Onların zararlı ısırmaları sadece Allah’ın dilediği ve müsaade ettiği kadardır. Ötesi değildir. Çünkü Allah zalimlere zulmetme müsaadesini de verendir. O, azmak isteyene azgınlık, hidayet isteyene hidayet nasip eder.

Sonuç olarak; Kur’an dini dışındaki her türlü maksat, gaye, hedef küfürdür. Kur’an İslam’ı dışındaki tüm dinler, sihir, büyü, inanç ve kavramlar batıl, sonuçsuz ve yanlıştır. Yüce Allah dışında tapılan her şey cehalet, delalet ve hıyanettir. Sevgili Peygamberimizin öğrettiği Kur’an’ın yaşama yansıyan şekli olan İslam son, tek, geçerli, kalıcı ve Allah’ın dilediği dindir. Ötesi yanlış, batıl ve çirkindir.

Sosyal, beşeri veya toplumsal hayata ait olsa bile hatta ekonomik, askeri, sanatsal, coğrafi, sportif maksatlı olsalar bile tüm oluşum ve örgütlenmeler hak ve adalet üzere yapılanmalı, sevgi ve kardeşlik ortamında eşit, özgür ve dürüstçe hayata geçirilmelidir. Bu konular dahil yaşama ait her alanda imzalanan her şey berrak, şeffaf, açık olmalı ve Hakk’a hizmet etmelidir.

Gaye; insanlığın ileriye götürülmesi, hayatın güzelleştirilmesi, dinin egemen kılınması, huzur ortamının sağlanmasıdır. Bu gayeden başka ve bu gayeye zıt her türlü maksat ve teşebbüs adi bir bozgunculuktan başka bir şey değildir.

Şimdi kıssadan hisse düşünmek gerekir ki; gizli örgüt kardeşlikleri ile haksız mevkilere gelenler hak yemiş, gizli tarikat kardeşlikleri ile başkalarına zulmedenler küfre batmış, yasal ve berrak olmayan gizli tapınma maksatlı sapıklıklara üye olanlar şirk düşmüş, yenidünya düzeni masalı ile aldatılan ama insanlığı-dini-imanı yerden silme teşebbüsü olan bazı kalleş odaklara teslim olmuş zavallılar cehennemi çoktan hak etmiştir ve oradan çıkışı da yoktur.

Gayelerine terörle varmaya çalışanlar, yok yere öldürüp-aşağılayıp-sürgün edenler, rüşvet ve tehdidi maksatlarına alet edenler, para ile teşvik dağıtanlar, insanları satın alanlar şeytanın köleleridir. Bunların şeytanlıkları öncelikle gayelerindeki ilk yeminlerinde İblis’e verdikleri sözden ve sonra yaptıkları sinsice kandırmalardan ötürüdür ki bu yolda harcadıkları her nefes onlara ateşten bir halka olarak geri dönecektir.

Ve kananlar…aklı, kalbi, gözü, kulağı, ruh ve şuuru kullanmaktan aciz olanlar!

Hiç düşünmez misiniz ki Yüce Allah sizin bu beyhude çırpınışlarınız hak olsaydı öğütlemez ve teşvik etmez miydi? Siz doğru yolda olsaydınız bunca yıldır fareler gibi yer altında yaşamak zorunda kalmazdınız? Siz kazansanız bile kazanacağınız her şey bu dünyaya aittir ama kaybettiğiniz koskoca bir ahiret yurdudur! Siz akletmez, görmez misiniz? Siz Kur’an ve Peygamberi tanımaz mısınız?

Sizler kanmış gayeler ile paye edinenler! O kazandıklarınızın haram olduğunu bilmez misiniz? Tabi olduğunuz örgütün sizinle işi bitince çöp gibi kenara atılacağınızı düşünmez misiniz? Batıla saplandığınızı, elbet burnunuzun sürteceğini, hesap vereceğinizi bilmez misiniz? Tek hak olanın İslam olduğunu fark etmez misiniz?

Siz Kur’an’ı hayatın dışına itip, büyü ve sihirlerden medet umarak nereye varacağınızı sanırsınız?

Siz zulmeder, kayırır, hak yer, tehdit eder ve öldürürken cennete konuk olmayı nasıl hayal edersiniz?

Siz dini hafife alan zavallılar! Oynadığınız her oyunun kaderinizin ve akıbetinizin bir parçası olduğunu bilmez misiniz? Bilmez misiniz ki don kişot gibi yel değirmenine saldırır durursunuz?

Yüce Allah şeffaf ve açık olanı sever. Zulmedenleri ve tuzak kuranları ise sevmez.

Yaşamı cehenneme çevirdiğiniz için, hak yediğiniz ve zulmettiğiniz için elbet karşılık bulacaksınız. Ama o ana kadar tevbe edip arınmak veya kanmaya devam ederek cehenneme delilli ispatlı gitmek sizin tercihiniz. Sonra duymadık demeyin! Çünkü artık mazeretiniz yok!

Dini hafife alan zavallılar

Bu yazıyı okudunuz mu?

Gurbette dini yaşamak

Gurbette dini yaşamak

Gurbette dini yaşamak Gurbet, maddi anlamda, kişinin vatanından ayrı yaşaması veya manevi anlamda yanlış işler ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir