Anasayfa / Global siyonizm / Dini ve ahlaki değerler siyonizmi
imanilmihali.com
Dini ve ahlaki değerler siyonizmi

Dini ve ahlaki değerler siyonizmi

Kutuplaşmaların, tarikatlaşmaların, şeytanlaşmaların insanlık tarihinde nasıl bir karmaşaya, ne büyük acılara sebebiyet verdiği malumdur. Başrolde hep din adamları ve krallar, onların batıllıklarına biat eden halklar, herkesi ve her şeyi emeli uğrunda feda etmekten çekinmeyen şeytanlar ve öte yanda sapkın halkları doğruya çekmeye çalışan hidayet elçileri Peygamberler vardır. Tarih doğru öğrenilmeli ve anlaşılmalıdır. O tarihten ders alabilmek, gerçeğe dayanma, hurafelerden arındırılmış, ispat edilebilir ve tarafsız olma şartına bağlıdır. Şeytanla ilgili bahislerin çoğunun soyut konular olması sebebiyle maddi ispat anlamında yaşanacak zorluk muhakkaktır lakin elimizde kıymetli bir delil vardır ki Kur’an’dır. Şayet tahliller Kur’an’a göre yapılırsa sonuçlar sağlıklı olacaktır.

Yahudilerin zayıf, sayıca az ve güçsüz olmalarına karşın, baskıcı Hristiyan alemiyle başa çıkabilmesi onların uyguladığı baskı ve işkencelere, teolojik ve psikolojik olarak karşılık vermeleri sayesinde mümkün olmuştur. Bunun dindeki adı kabaca kudret ve hüccet mukayesesidir. Hristiyan alemi kudretlidir ancak inançları yerinden oynatılmış ve parçalanmış haldedir, düşman ise (Yahudiler) inançlarına sadık, birbirlerine ve davalarına kenetli vaziyettedir. Hristiyanlar kılıçla bastırdıkça, yahudiler onlara din silahıyla saldırmış ve nihayet önce Hz. İsa’yı öldürüp dinlerini, sonra Pavlus’la teslisi kullanarak inançlarını yerle bir etmişlerdir. Peki çağlar boyu kudretli Osmanlı ve İslam’ı hüccetle yenen kimlerdir?

Tarihin tekerrür etmemesi için bu kıssadan çıkarılacak ders şudur; İslam alemi çoktandır vazgeçtiği Kur’an’a geri dönmez ise çok yakında Yahudileşecek, inançsızlığa ve cehenneme aday hale gelecektir. Diğer semavi dinlerin başına gelen şey, hem de bizzat din adamlarınca, dinlerinin (Hristiyanlığın) kabuk değiştirmesi ve bir önceki versiyon olan Yahudiliğe kaydırılması, kitaplarının da (İncil) bir öncekine (Tevrat’a) esir veya tadil edilmesidir. Şu an aynı zulüm İslam’a tatbik edilmektedir.

Tevrat kandırmacaların başı olarak en ön saftadır lakin onun da gerisinde kabala denen hala ne olduğu tam anlaşılamamış bir öğreti vardır. Bu kabala bir anda ortaya çıkmadığına göre onun da evveliyatı vardır ve bu dizgi iblise kadar giden bir kaçınılmazlıktır. Çünkü kabalaya dayanan ilim, akım ve yapılanmaların şeytana hizmet eder halde tüm dinlere sızmasına bakılırsa kabala şeytan bağlantısını anlamamak mümkün değildir. Bu ister bir vesikaya dayandırılmış (Kabala) ahitleşme şeklinde olsun (İsrailoğulları ile şeytan arasında), ister insanlığın bir zaman sonra şeytana biat etmek için yemin vermesi şeklinde olsun barizdir.

Mistik olarak Mezopotamya’ya, Sümerlere, Mısır’a, daha önceleri Atlantis ve Mu kıtasına kadar uzatılan bu zincir ispatı zor bahisleri içerse de efsane, rivayet ve mitolojik anlatımlar birbirini destekler vaziyette aynı şeyi ifade etmektedir. Bu sabit gerçeklerin engellenmesi ve akılların karıştırılması için sözgelimi şeytana atfedilen yirmiye yakın isim (Sümer’de Enlil, antik Yunanda Zeus, sami soyunda Marduk, Yahudilikte Yehova (Yahve) vb.) vardır. Put, kral ve peygamberlerin ad ve unvanları, yaşadıkları tarihler değişkendir, kutsal kitapların ayet ve cilt sayıları değişmektedir. Kişilerin kral veya peygamber oluşları tutarlı değildir. Bu ise anlamayı zorlaştırmaktadır.

Mitolojideki tanrı inancı, bugün bizlerin Allah inancından bir hayli farklıdır. Çünkü henüz semavi kitaplarla tanışmamış, tanışsa da okuma şansı olmamış, din adamlarınca tahrife uğratılmış kitapların yanlış dizgileriyle dini tanımış insanlık, Allah kavramı yerine Rab mantığına daha yakındır ve ilah sayısı tek değil asgari çifttir. Çifttir çünkü kötülük ve iyilik tanrıları vardır, ilahlar birbiriyle rekabet halindedir.

Dolayısıyla tüm bu karmaşa paganizmi yaratmış, tanrıları şekle büründürmek, ilahları somutlaştırmak gafletinden bir türlü kaçamayan insanlık her birini bir varlıkla özdeştirerek putları yaratmıştır. Oysa tüm bu geri bölge ilahlarının hepsi şeytandır, şeytanın değişik kötülük yaratma güçleridir. Bir diğer usul ise tanrı isimlerinin telaffuz edilmemesi, ana dilde isimlendirilmemesi, adının söylenmesinin yasak ve günah sayılmasıdır. Tanrıyı kimden koruyacağız sorusunu hak eden bu davranış inanca mistik bir yan katmaktan öte değildir. Ama geniş kitlelerde etkili olmuştur.

Mistizm ve okültizm etkisindeki bu inanç manzumeleri ise doğal olarak beşeri hayata temas etmiş bir yandan seçkin ırk modelini doğururken, bir yandan da din savaşlarının sahne almasına yol açmıştır. Yahova’yı (aslında İblis’i) ilahlaştıran Kabala, Yahudilerin üstün ırkçılığını ve egemenliğini tesis ve idame etmek için vardır, kendilerince yaratılan bir simgedir. İsrailoğulları bin yıllara denk gelen bir süreçte inanç ve göreneklerinden kaynaklanan tutum ve davranışları alışkanlık haline getirerek, tevhide karşı vizyon yaratmışlardır. Yine kendi aradıkları ilahı kendi özelliklerini benimseyen şeytanda bulmuşlardır. Bu seçkin ırk modeli ise kaçınılmaz olarak aksi kutupta ezik ırk modeli doğurmuştur ki muharref (tahrif edilmiş) Tevrat’a göre yahudiler dışındaki herkes GOYİM yani insan-hayvan arası şuursuz, hayvan türü varlıklardır, yaratılış gayeleri Yahudilere hizmet etmektir, mal ve hakları olamaz, dinde adlarının anılmasına bile gerek yoktur. Dahası bu zamana dek devam eden bu ırkçılık neticesinde hala goyimlerle evlenmez, iş kurmaz, kendilerinden kabul etmez haldedirler.

Dinler ve inançlar boyutu, siyonizmin asıl ilgi sahasıdır. Bu maksatla İblis’in ahdini kendisine nirengi yaparak, tüm inanç ve değerlere acımasızca saldırır. Çünkü inanç, manevi güç ve zorluklara direnme kabiliyetidir. Dinin adı ne olursa olsun inanç varsa, kalpler doludur ve şeytana yer yoktur. Bu nedenle iblisten başkasına duyulan inançların tümünü reddeden şeytancılar, dini yok etmeye çalışır. Çünkü bilirler ki din yoksa ahlak da yoktur. Bu uğurda tüm din dışı akımlar ateizm, deizm ve satanizm vb. şeytan icadıdır. Semavi olmayan kişi veya benlik merkezli dinlerin tümü de. Keza şeytanın tüm dinleri yok ettikten sonraki dininin hümanist dindir, kişi merkezlidir. Dinin emirlerinin halktan gizlenmesi adına anlaşılmayan lisana mahkum edilmesi oyunu ise erken zamanlardan beri vardır, şiddetle uygulanmaktadır.

Babil’in asma bahçeleri gibi mekanlar yaratmak suretiyle Cennetleri kopyalamak ve suni yeryüzü cennetleri yaratmak azmindeki şeytanlar, altından sular akan, çok katlı gökdelenleri, ipek kumaşlı hurileri, tepsiler dolaştıran gençleri, bol meyveli ağaçları, cennet bahçelerini Kur’an ayetlerinden öğrenerek ama bu dünyaya uyarlayarak hayata geçirmekte, Kur’an ile boy ölçüşmektedir.

Uzaya gönderilen mekiklerin ismi bile Columbia’dan (herhalde Colombia film endüstrisi fragmanındaki elinde meşale taşıyan bayana (!) atıf yapmaktaydılar) sonra Challenger’dır (Başkaldırı). Kime ve nasıl başkaldırıysa? 28 Ocak 1986 yılındaki kazada 7 mürettebat hayatını kaybedince bu ismi terk edip hadlerine uygun Endeavour (gayret) serisi mekiklere dönmüşlerdir. Columbia pictures logosundaki bayanın, elinde meşalesi ise kimi, nasıl aydınlattığını, kim olduğu yoruma muhtaçtır. İlk mekiğe Columbia isminin verilmesi de ışık yayan bu bayandan (!) doğan fikir ve ilhamdan kaynaklanmaktadır.

Modern zaman fitneleri içerisinde dinden sonra en büyük zararı gören de fikirler ve ahlaklardır. Zamane gelenekleri diye tutturulan, nesil farkı diye yutturulan yalanlarla ahlaklar değişmekte, fikirler abdestsizlerin istikametine kaymaktadır. Nesiller arası farkı açmak ve abartmak dileği, gençleri, aile bağlarını koparıp, sahipsiz, hedefsiz ve terbiyeden uzak vaziyette başıboş bırakma ve sınırsız özgürlük, kuralsız yaşam yalanlarıyla kandırma isteğidir. Ancak bu haldedir ki üretici değil tüketici, aydın değil cahil, ahlaklı değil başıboş bir siyonist gelecek tesis edilebilecektir.

Ülkenin bugün isyan ettiği deizm belasını başımıza dert edenler dinci soytarılardır ki yanlış ve örfi uygulamaları din diye pazarlamaya çalışanların düstursuz halleri halkın geri kalanında bir bezginlik yaratmıştır ve kitleler adeta (haşa) Peygambere ait sarf edilen hiçbir sözü kale almayarak sadece Kur’an’a yönlenmiştir. Deizm zaten budur ve yanlıştır. Peki o zaman bu uygulamada görülen bu durum sakın o dincilerin gerçek niyeti olmasın? Sakın Peygamberi saf dışı bıraktırarak kulları itikatsizliğe kasten sevk ediyor olmasınlar? Din içinde siyonist olmaz diye düşünmek saflık değil midir? Evet, bildiniz!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Globalizm

Global veya küresel demek tüm yeryüzünü, içindekilerle, altındakilerle, üstündekilerle bütün olarak kaplayan demektir. Siyasi ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir