Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Dinin geçmişi gelecektir
imanilmihali.com
Dinin geçmişi, gelecektir

Dinin geçmişi gelecektir

Dinin geçmişi gelecektir

Kur’an, dinin tartışma üstü kaynağı olarak imana ve imansızlığa dair sayısız kıssa ile bir yandan helakı diğer yandan cennet müjdesine erebilenleri anlatarak akıl ve kalp sahibi insana örnekler verir, öğütlerde bulunur, aklını kullanmaya davet ederek bunlardan ders çıkarmasını ve kendisini ahiret hesabından önce hesaba çekmesini ister.

Kur’an, kıssalarda isim, zaman ve mekanı tanıtmayarak everenselliğini korur ve zaman ve coğrafya ötesi halini bir mucize olarak devam ettirir. Bu durumda da kimse Kur’an’da anılan bir olayı sadece o ana ithaf edemez, etmemelidir. Çünkü bu ithaf, İslam’ı baki din olmaktan ve noksansız olmaktan çıkarır, o çağa mecbur bırakır.

Halbuki İslam, kıyamete dek sürecek ve Allah katında muteber tek dindir. Kur’an’ın gelmesiyle diğer dinler nesh olmuş, ortadan kalkmıştır ki insan eliyle tahrif edilmiş Tevrat ve İncil’de nesh olmuştur.

Din, gaybı sadece Allah’a has kılar. Ruh, gayb, ahiret, kader gibi oluşlar ve tecelliler, kıyamet bilgisi gibi sadece Allah’a özdür. melekler dahi bu sırra eremezler. Nitekim her nefis ölümü tadacak bir Tek Allah baki kalacaktır. Yaratışın, yeniden dirilişin de sırrı, ilmi, kudret ve hikmeti sadece Allah’tadır.

Gaybın bilinmiyor olması ise anlaşılmamasına sebep değildir. Bunun içindir ki Yüce Allah zaman kipleriyle, gelecekten ihbarlarla tehlike ve müjdeleri örnekleyerek, yaşanan olayların akibetini derhal vererek adeta geçmiş üzerinden geleceği anlatır, tanıtır.

İfk olayında yaşananların kıyamete dek sürecek gaflete işaret olacağı nasıl kesinse, fil vakasında yaşananlar da kıyamete dek Yüce Allah’ın kudretine delildir. Yine Tume bin Ubeyrık olayı sadece o zamana has değil, ahir zamanda da insanlığın en büyük belalarına karşı insanı uyarmak hikmetidir.

Kur’an, gaybı bilinmez kılmak değil, hak ve hakikat olduğunu anlatmak ve insan denen üstün varlığın o aleme görmeden, sırf Allah emrettiği için inanmasını ister ki imanın şartlarının bu nedenle tamama yakını gayba aittir.

Berzah ötesini görebilmek, Kur’an nuru ile aydınlanmak ve gaybı Kur’an penceresinden görebilmek ise mü’minlerin kalp gözü sayesindedir. Kalpleri İslam için açılmışlara nasip olan bu güzellik, kalpleri şeytani fikirlerle kararmış ve katılaşmış olanlara asla nasip olmayacaktır ve bu nedenle cennetler sadece iman sahipleri içindir.

Din, geçmişi anlatırken geleceğe ışık tutar, geleceği anlatırken şu ana hitap eder, ders almayı ve kendimizi hesaba çekmeyi zorunlu kılar. Tevbe, dua ve şükür, kulun geçmişten geleceğe yakarışıdır. Günahlarının affı için geçmişteki hatalarından dersler çıkarıp geleceğe daha emin bakabilme umududur.

Yüce Allah ise duaları çokça kabul eden, mazileri kulları için temizleyen, iman veren, nefisleri temizleyendir. Kulların bu manada yapacağı tek şey Kur’an istikametinde yaşamak, kulluk ve ibadette sadece Allah’a tabi olmaktır ki bunun ötesi zaten küfür ve şirktir.

Geçmişte yaşanan helakler, kavimsel bazda felaket sebebidir ve tamamı Peygamber davetine uymadığı için, isyan ve inkara yeltendiği için, sapıldığı ve hadler aşıldığı için yaşanmıştır. O helak kıssalarında geleceğe dair pek çok sır saklıdır ve görmesini bilen gözler için her biri bir kehanet, sır, mucizedir.

Kur’an, şeffaftır, dini de şeffaf kılandır. Suç ve cezalar belli, sevap ve günahlar belli, haram ve helaller bellidir. Amel defterlerinin zerrece haksızlık olmadan doldurulmakta olduğu da gerçektir. burada tek saklı olan hikmet şudur ki amel defterlerinde niyetler yoktur. Çünkü niyetlere şahit sadece Allah’tır. Ve bu niyetlerin hesabı ahirette huzurda sorulacaktır.

Riya ve gösteriş, samimiyetsizlik ve münafıklıklar bu nedenle Allah’tan gizli kalamaz ve bu dünyada birilerini kandırsa da Allah’ı kandırmak mümkün değildir.

Din bu nedenle samimiyet ister, muhabbet ister. Sadece yapmak din için yetmez, severek yapmak gerekir ki iman güçlenebilsin ve gayba iman sarsılmasın.

Helak kıssalarını o zamana ait kılmak ve başkaca helak yaşanmayacağını düşünmek hatadır. Kavimsel olmasa da kişisel ve toplumsal bazda sayısız helak her an yaşanmaktadır.

O halde Kur’an ile geçmişe bakıp geleceği görmek her daim mümkündür. Dinin geçmişi, gelecektir ve Allah’ın dini değişmeyeceğine göre esas ve ilkeler sabittir ve aynı sebepler daima aynı sonuçları doğurur. Niyetlerin farkı ise Allah’ın kudretindedir ve şefaat sadece temiz niyetlilere nasip olacaktır.

Selim kalp ve akıl, salih amel ve niyet bu nedenle elzemdir.

Samimiyet ve huşu bu nedenle dinin olmazsa olmazıdır.

Geçmişe bakıp geleceği görememek ise gaflettir, delalettir, imanın zayıflığına işarettir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah’tan başkasına dayanan her ümit dipsizdir

Allah’tan başkasına dayanan her ümit dipsizdir

Allah’tan başkasına dayanan her ümit dipsizdir Yüce Allah, hayatın, ecelin, mülk ve kudretin, dinin, beraat ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir