Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Dinin mayası imandır
imanilmihali.com
Dinin mayası imandır

Dinin mayası imandır

Dinin mayası, tevhidin özü imandır

İnsanlık tarihinin en büyük dertleri adına din savaşı denilen katliamlar olmuştur ve sadece savaşlar değil tüm bela, kıtlık, kan ve gözyaşları bunun eseridir.

İnsanlık tarihinin dinmeyen yaraları

Din, Allah’ın tüm zamanlarda insanlara koyduğu emir ve yasakların ilahi boyutu, iman tüm dinlerin ortak paydası ve iyi dindarların kalplerindeki cevherdir. İnsanlık tarihi sayısız savaş ve keder, kan ve gözyaşı ile doludur ve en önde daima dini kullanan birileri, hemen ardlarında ise yardakçı ikiyüzlüler ve en geride de asıl ölecek ama ne olup bittiğinden habersizler yani kandırılanlar vardır.

Savaş ve belalara davetiye çıkaranlar genelde paraya ve güce hatta iktidara sahip olanlar ama ölenler hep dine hizmet ettiğini sananlardır. Dahası düşmanını tanımayan, hatta varlığından bile haberi olmayan bu savaşçılar bombalarla, tüfeklerle saldırırken kimi ve neden öldürdüğünü de çoğu zaman bilmez.

Sular durulup geriye bakılınca savaş alanlarında onlarca ölü ve sınırlar değişse de değişmeyen bir dünya ve din mensupları vardır ama birileri bu sayede payelenmiş, birşeyler mutlaka kazanmıştır. Biraz araştırılınca da görülür ki askerleri savaş alanlarına sürenler dini kullanmış, sebepsiz veya ganimet için öldürmeyi emretmeyen din bir anda davanın kendisi olmuş, güç ve para hırsı gözleri bürümüştür.

Sonuçta din adamları ve krallar kahraman olmuş, o din bir süre daha yeryüzüne yayılmış ama bela ve fesat asla kaybolmamış ve yeni savaşlara gebe olmaya devam etmiştir. Ne olursa olsun din iki tarafı karşı karşıya getirmiş, imanlar denenmiş ve suistimal edilmiş, cihad adına katliamlar sergilenmiş ve dünya kana bulanmıştır.

Bazen de savaş yerine komplo ve suikastler, soğuk savaşlar ve entrikalar hakim olur. Bazen de salgınlar, kıtlıklar, ambargo altında kıvrananlar, susuzluğa mahkum edilenler yansır ekranlara. Maalesef ezilen, horlanan, esir edilip öldürülenler, entrikalarla kıvrananlar hep müslüman ülkelerdir. Dünya üzerinde nerede bir savaş veya bela varsa orada bir din hamlesi mutlaka vardır ve bunun aksini kimseler savunamaz. Yani yaşanan tüm bela ve savaşlar bir planın eseridir ve o plan belki yıllarca önce yapılmıştır.

Ahir zamanda beşeri dertler

Ahir zamanlarda ise değişen bir şey yoktur ve savaşlar, düşmanlıklar tüm süratiyle devam etmektedir. Dünya siber, finans, sağlık, gıda, savaş, terör, şiddet, açlık, sınır kavgaları ile meşgulken başrolde hep Müslüman ülkeler vardır.

Aklını kullanmaktan aciz, Kur’an’ı rafa kaldıran İslam alemi dinini çoktan unuttuğu gibi imanından da çoktan vazgeçmiştir. Bunca belanın kendi başına neden geldiğini sorgulamaktan bile aciz İslam alemi, mezhep kavgalarıyla oyalanırken, para ve makam sevdasıyla yanıp tutuşurken başka dinlere mensupların oyununa alet olan kendi dinindeki insanların gafletiyle çıkmaza doğru yürümekte ama bunu farkedememektedir.

Nihayet iman kardeşliğini çoktan yitiren, din kardeşliğini unutan, diğer mezhepleri dinden saymayanlarca oluşturulan beşeri din, İslam’ın yerini almış, insanlar Kur’an yerine mişnalara, Hz. Peygamber yerine şıhlara teslim olmuştur.

Böylece iman unutulmuş, din değişmiş ve ahir zaman azap ve belalara gebe kalmıştır.

Kur’an’ın yaşamı ve süreci tasviri

Böyle olacağını ilk ayetinden beri bizlere bildiren Kur’an yaratılış öncesinden, ahiret sorgusunun ötesine kadar muazzam bir zamansal derinlikte tüm yaşamı gözler önüne sermiş, yaşananları resmederken yaşanacakları ihbar etmiş, imanın kuvvetini vurgularken insanların imansızlaşacağını buyurmuş, dinden birilerinin münafıklık edeceğini, birilerinin kafir ve müşriklerle işbirliği yapacağını, mü’minlerin canı pahasına savaşacağını ve elbet kazanacağını ama bu uğurda sayısız canın şehit düşeceğini anlatmıştır.

Kur’an süreci anlatırken, Peygamberden sonra insanların dinden geri döneceğini de, münafıkların dine egemen olacağını da, iblisin ahdinde haklı çıkacağını da, Yüce Allah’ın cehennemi cinlerden ve insanlardan dolduracağını da, insanların çoğunun iman etmeyeceğini de bilmiş ve bildirmiştir.

Kur’an acı azaba muhatap olacakları iman etmeyenler olarak kısaca özetlerken, cennetlere sadece iman edenlerin gireceğini müjdelemiştir.

Nihayet Kur’an, ahir zamanda paranın, makamın, şirkin, şehvet ve hırsların, dünya süslerinin egemen olacağını bilmiş ama buna tenezzül ve meyil edenlerin akibetinin kötü olacağını da aktarmıştır.

Yüce Allah ve Kur’an neye çağırır

Kur’an sahibi Yüce Allah, zaman öncesi ve sonrasını bilen, her şeyi duyan ve görendir. O, evveli de sonrayı da gören, yaşanmakta olanlara seyirci kalmayan, insanı bir başına koymayan ama Yüce iradesiyle duruma doğrudan müdahale etmek yerine o çok güvendiği insanın cüzi iradesiyle Allah’a yardım etmesini bekleyendir.

Kur’an insanları imana, barışa, huzur ve esenliğe çağırır. Kur’an, insanları sadece Allah’a teslim olmaya ve bu hayatta adil ve hak yaşamaya çağırır. Allah ve kelamı Kur’an tüm insanlığı evrensel değerler ışığında iyilik ve güzelliğe çağırırken öte yandan şerre karşı koymaya davet eder.

Yüce Allah insanlara sınavı hatırlatarak fıtrat yeminine sadakate çağırır, hesap ve mizan üzerine yemin eder, şeytanın en büyük düşman olduğunu ve Kur’an’da savaşının sadece zulümle mübah hatta farz olduğunu, şirkin afsızlığına sebebin de zulmün en büyüğü olduğunu anlatır.

Nihayet Allah, tüm kullarını imana çağırır ve şeytanın hile ve tuzakalrından ancak imanla kurtulunabileceğine dair yemin eder.

Allah rızası tek gayedir

İman, Allah rızasına ulaştıran en büyük erdemdir ve yaşamın en büyük gayesi “Allah rızası”dır. İyilikler, ibadetler cennetler için değil Allah rızasına mazhar olabilmek içindir. Allah’ı sevmek bu rıza içindir.

Allah rızasından muaf olmak ise şefaatsizliğe, karanlık ve ateşlere mazhar olmaktır. Allah’tan korkmak da cehenneme düşmekten değil Allah rızasından mahrum olmaktandır.

Yüce Allah tüm insanlığa bu nedenle tek din emretmiş, şeriati değişsede özü asla değişmeyen din tevhid esaslarında insanlık tarihi boyunca var olmuştur.

Allah’ın dini bütündür

Kur’an insanları iman edenler ve etmeyenler olarak ikiye ayırır ki kul hangi dine mensup olursa olsun bu kaide geçerlidir. Yani İslam içinde sayısız imansız olacağı gibi diğer semavi dinlerden de iman edenler çıkması muhtemeldir ve bunu sadece Allah bilir. İman bu yüzden sadece Allah’ın verdiği ve bildiği bir nimettir ve yine bu sebeple takva sadece Allah katında insanlar arası bir üstünlük derecesidir.

Tevhid, Allah’ı Bir’lemek olarak özetlenirse tüm din mensuplarının inancı Allah’a ve sadece Allah’a olduğu sürece yani şirke bulanmamış ise mübahtır. Ancak tahrif edilmiş Tevrat ve İncil doğrultusunda teslis gibi inançlara aldanılmışsa zaten iman kaybolmuş ve şirk belası kana karışmış demektir.

Şirk yoksa ve tevhid ayaktaysa da Kur’an’ın ayetlerindeki tüm emirler ufak istisnalar hariç tüm zamanlar için genel kaidedir ve buna göre yaşayanlar müjdelere aday, yaşamayanlar azaba müstehaktır.

İman tevhidin özüdür

Anlaşıldığı üzere tevhidin özü imandır ve sahip olunması gereken en büyük nimettir. Ölene kadar imanı güçlendirerek muhafaza etmek her müslümanın ilk vazifesi ve Allah’a borcudur. Gerçek iman var olduğu sürece dinin adı ne olursa olsun o kulun hak yemesi, katletmesi, dünyayı kana bulaması mümkün değildir.

Çünkü imanlı kul iyilik ve güzellikten, adalet, hak ve eşitlikten başka maksatlar için nefes almaz ve şerre, şirke düşmandır. Zulüm imanlı kulun en büyük düşmanıdır ve küfür cephesinin hedefinde olsa da Allah yolunda mücadeleden asla vazgeçmez.

Tevhidin özü iman, kula yaşama gücü, umut, başarı ve saadet getirirken, istikamet gösterir, yaşama rehberlik eder, şeytanlardan korur ve doğru yolda durmamıza yardım eder.

Dinin mayası imandır, tevhidin özü imandır.

İman etmeden cennetlere girilmez

İman o denli muazzam bir hediye ve lütuftur ki onsuz kimseler Allah aksini dilemedikçe cennetlere giremez. Yüce Allah’a, ahiretine, peygamber ve kitaplarına, meleklerine ve kadere kayıtsız şartsız iman edip buna göre yaşayabilenler için bu dünyada da ahiret yurdunda da korku yoktur.

İman Allah’a teslimiyet ve özdür. İman, sadece Allah diyebilmek, acizliği kabul edebilmek ve Allah’tan korkmaktır. İman, yetmiş şubesi olan kalp fırtınası, gönül yarasıdır ki aşkların en yücesi imanı verene “Allah’a” duyulan aşktır.

İman kardeşliği

Kalplerin birliği demek olan iman kardeşliği Kur’an’ın ve peygamberimizin ilk isteğidir ki imanlı yüreklerin bir ve birlik olması dinin bütünlüğü, tekliği manasına gelir. Kavimlerin, sınıfların, ittifakların kol gezdiği bir dünyada ferdi iman sahiplerinin ayakta durması da elbet zordur. Bu nedenle  iman kardeşliği  bu yalnızlığı gideren ve birliği güçlendiren en mühim kaynaktır.

İman bireysel olarak kula fayda sağlasa da muhtemeldir ki daha güzeli birliktelikten doğan imandır ki başkasını sevmek ve yardımlaşmak imanın kamiliyetine örnektir. Bu yüzden asıl iyilik kendimize yaptığımızdan çok “Ulu Allah ve diğer insanlar” için yaptıklarımızdır.

İnanç yönüyle insanlar

İman herkese aynı oranda nasip olmamıştır çünkü ayetin ifadesiyle hangimizin daha iyi şeyler yapacağını denemek için hayatı ve ölümü yaratan Allah, insanları değişik ümmetler halinde yaratmakla da aynı şeyi murad etmiştir.

Bu nedenle iman eden de olacaktır, etmeyen de, eder görünüp yalan söyleyen de.

Mü’minler, Müslümanlar, kafirler, münafıklar, müşrikler ve mürailer olarak kısaca sınıflandırılacak bu tanzime göre insanlar imana sahip olma derecelerine göre cennetlere de aday olacak ve buna göre yaşayacaktır.

Kamil mü’min olabilenler ise Allah’ın iman nimetiyle müjdelenenler olup, hayata en büyük katkıyı sağlaması gerekenlerdir ve herkes imanının karşılığını vermeli, imanın hakkını vermeyenler zamanla onu yitirmeye hazır olmalıdır.

İman kurtuluş umududur

İman şeytanın hile ve tuzaklarına karşı koruyucu kalkandır ki bu ahdin sahibi ayetin işaretiyle Yüce Allah’tır. İblis insanı Allah aleyhine kışkırtmaya hem de belirli süreye kadar yemin etmişken ve Yüce Allah buna müsaade etmişken, sınav gereği insana ortam hazırlamış ama diğer yandan “imanlı kullarım müstesna” buyurarak imanın koruyuculuğuna işaret etmiştir.

Bu nednele iman hem bu dünyada hem ahiret yurdunda en güzel kapıları açacak en büyük umut ve çaredir.

İmansızlık ve Dünya dertleri

İnsanlık din adına boş şeylerin, imansız amellerin ve nafile ibadetlerin, ahlaksız beşeriyetin kölesi olduğundan beri imandan uzaklaşmış, boş vericiliğiyle dünyayı derde musallat etmiş, kendi kabuğuna çekilerek ve sadece iyilik yapmaya şartlanarak dinini yarım kabule razı olmuştur. Öyle ki dinin yarısı iyiliğe hizmet ve diğer yarısı şerre karşı koymadır.

Din içindekiler şerre karşı durma zahmetine girmeden, buna cesaret bile edemeden cennet hayalleriyle oyalanmakta ve şefaat umuduyla cehennemden kurtulacağını sanmaktadır.

Oysa yarısını yaşadıkları din nedeniyle acaba Kur’an ve Yüce Allah o kuldan razı olacak mıdır?

Dünyanın bugün başındaki dertler bu boşvericilik devam ettiği sürece bitecek midir?

Tevhidin düşmanı şirk

Emevilerin insanlığa en büyük belası tevhid hayaliyle çoşan insanlar yaratıp şirki unutturması ve tevhide düşman olanların tanınmasına mani oluşudur. Yüce Allah onları inşallah affetmeyecektir ki onların zararı sadece İslam alemine değil tüm insanlığadır.

Çünkü dört halifeden sonraki zamanlarda İslam alemi güçlüdür ve hakkaniyetle, hak ile yönetilmiş olsaydı dünyanın diğer devletlerinin de cazibesi İslam’a kayacak ve belki sayısız devlet bu dine geçecekti.

Öte yandan insanlık şirki tanımadığı için “İBLİSİN AHDİ”nden de habersiz kalmış ve asla şifa bulamamıştır. Bu bulaşıcı veba bugün de devam etmektedir.

İblisin ahdi

İblis, insanın yaratılışı öncesinde, esnasında ve sonrasında Yüce Allah’a kibri ve cehaleti ile isyan etmiş, lanetlenmiş, cennetten, huzurdan kovulmuş ve ebedi cehennem azabı cezasıyla yeryüzüne gönderilmiştir. Kovulmasına neden insanı bilen İblis, Yüce Allah’tan insanları azdıracağına dair söz etmiş ve süre istemiştir.

Sınav ve rahmeti-adaleti gereği Yüce Allah ona zaman tanımış ve elinden geleni yap ama imanlı kullarıma dokunamazsın buyurarak tevhid ve şirk savaşının yaşanmasına imkan ve sahne tanımıştır.

İnsanlık tarihi boyunca şeytan ve soyu sayısız zafer kazanmış, taraftar toplamıştır. Zamanımızda semavi dinlerin çoğu, batıl dinlerin tamamı, İslam içindeki pek çok insan bile şirke yenik düşmüş ama acıdır ki daha şirki tanımaz haldedir.

İnsanlar, şeytanı mitolojik bir kavram ve şirk’i küfür sanmakla inkarların en büyüklerine imza atmakta ve affedilmeyecek tek suç olan şirki tanımamaktadır.

Unutturulan şirk dini

Oysa şirk rastgele veya tesadüfi bir manevi akım değil, inkar hiç değil, Allah’ı bilir ve tanırken yanına ve yöresine bilinçli olarak O’nun yüce ilim ve kudretine ortak/eş tanıma organizasyonudur. Bu haliyle şirk, şeytanın dinidir ve siyonizmin güdümündedir.

İslam alemi halen şirkin tanımından ve varlığından habersizdir. Hala İslam dünyası şeytanı masal kahramanı saymakta, cinleri yok kabul etmekte, meleklerle avunmaktadır.

Kur’an ayetlerine rağmen iman ettiğini söyleyenler bile şeytanın adı geçince susmayı tercih etmekle şerre karşı cihada da duvar örmüş olmaktadır.

Şirk üzere ölenlerin afsızlığa mahkum olduğunu bildiren Kur’an’dır ve bu şaka değildir. Şeytan ahdi gereği çalışmalarına devam ederken, bu gayretlerini dinleştirmiş ve sistematik olarak tüm yeryüzüne yaymıştır.

Dünya tarihinin tüm bela, salgın ve savaşları da bu şirk dininin entrikaları nedeniyledir. Yayılmacı, sömürücü tüm pislik siyasi akımlar onun eseri, tüm finans oyunları onun eseridir.

Yüce Allah sınavı tanıtmış ve tarif etmişken, Kur’an sayısız örnek ve ihbarla şirke yenik düşmemeyi öğütlemişken insanların bu gafleti masum bir ihmalden ötedir.

Kulun görevi Kur’an’ı ciddiye almak (haşa), ayetlerin manasını anlamaya çalışmak ve dik durmaktır. Detaylı bilgi için aşağıdaki konulara da bakabilirsiniz.

Sonuç

Buraya kadar kısaca anlatılanlar yaşanan ve yaşanacakların ihbarıdır ve ahir zamanın sonuna geldiğimiz şu günlerde saflar sıklaşmak mecburiyetindedir.

Dinin mayası imandır ve iman olmadan din noksandır. Din birliği, iman kardeşliği esas olandır ve şerre kilit olmaya yemin edenler hayırlarda koşmakta da ortaktırlar.

Rabbim imanlı kullarını muhafaza eylesin. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Din ve Fıtrat

Allah’ın tek dini ama iki din tarifi, insanın tek doğru ama iki yaşam şekli vardır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir