Anasayfa / İMAN ESASLARI / Allah'a iman / Dinin yeterlilik şartı imandır
imanilmihali.com
Dinin yeterlilik şartı imandır

Dinin yeterlilik şartı imandır

Dinin yeterlilik şartı imandır İman dinin vazgeçilmezi, olmazsa olmazıdır. İmansız din, iman sadece dille söylense bile kafi değildir.

Dinin yeterlilik şartı imandır

Dinin tüm kaide ve emirleri en başta ve en önemli olarak iman bahsini vurgular. Bu zekatla birlikte zaten tüm peygamberlerin de ilk ve ortak mesajıdır.

Kutsal kitapların genel mahiyeti dinin şekilsel boyutundan ziyade manevi boyutuna aittir ve bu manevi boyut bizlere neden, kime, nasıl inanıp, sığınmamız gerektiğini buyurur. İbadet ve fıkıh bahsi ise sonraki safha olup imanın varlığı ile yücelen, iman yoksa yorgunluk verici bir spordan öte gidemeyecek olan hususlardır.

İyiliğin ve kötülüğün, doğruluk ve yanlışlığın tüm kriteri iman bahsidir. Biz bu yüzden deriz ki Kur’an’dan başka imam yoktur. Bu şu demektir ki din adına yol gösteren, usul erkan bildiren, yapmayı veya uzak durmayı emreden sadece Kur’an’dır.

Çünkü iman cennetlere girmekte tek anahtardır.

Temel şart olan imanın dışındakiler, kemal ve olgunluk şartıdır. Yapılan amel ve ibadetler cennetlere anahtar olamayacak ama faydalı, etkili diğer hususlardır ama hepsinin kıymeti imanın varlığına bağlıdır.

İman; tek ve yüce Allah’a teslim olmak, O’nu ve sistemini idrake çalışmak, gayba inanmak, resul ve kitaplara, melek ve kadere, ahiret yurdundaki hesap ve mizana inanmak, bunu kalpten hissetmektir. Bu iman sevgi, acizlik ve korkuyu da beraberinde getirir ve getirmelidir.

Bu korku kulu ciddiyete, ibadete, sığınmaya, af dilemeye zorlar. Bu sevgi diğer sevgileri ötelemeyi gerektirir. Nitekim korku ve sevgiyi ipte yürüyen cambazın değnek uçları gibi düşünmek lazım gelir. Birisi çok ağır basarsa denge bozulur ve cambaz aşağı düşer.

Allah ise itidali yani orta yolu emreder. Çünkü kainatın en mühim unsuru denge unsurudur ki yaratılış hep aksi kutupların varlığına bağlıdır. Dinin kendisi de hür ve irade kullanarak yanlış veya doğruyu seçme hakkını tanıyan bir sınavdır.

İman, severek ve korkarak doğru olanı ama hür ve içten gelerek istemek, uymak, uygulamak ve savunmaktır.

İmandaki en küçük sapma veya tereddüt ameli boşa çıkarır. Zaten ahiret yurdunda asıl aranacak olan niyetler yani gönüllerin saflığıdır. Bu yüzden her kula hesap sorucu olarak kendi nefsi yetecektir.

İmanın ve takvanın kimde olduğunu bilen ise sadece Allah’tır ki inşallah tüm insanlık ahirette iman sahipleri ile sahipsizlerini net bir şekilde görecektir. Orada inşallah münafıklık maskesi ile dolaşmış olanların cürümüne de herkes şahit olacaktır.

İnsanlar arasında dinin ilk temeli olan imana sahip olmadığı halde sahipmiş gibi görünmek isteyen riyakarların ortak adı münafıktır. Bunların ahiretteki durumları da kafirlerden beterdir. Çünkü hem bunu söyleyen Allah’tır hem kafirler işe riya katmadığı için her an affa tabi olma veya düzelme ihtimali mevcuttur. Münafıkın ise böyle bir ihtimali olmadığı gibi arasına karıştığı mü’minlere verdiği hasar da kafirllerden kat kat daha kötüdür. Çünkü onlar, peygamberimizin ifadesiyle bıçak gibi girip yürekte patlayan hainlerdir.

Riyanın aynı zamanda gizli şirk olduğu da hatırlanırsa müşriklerin münafıklardan da beter olduğu anlaşılır ki onların münafıklardan da beter olmasının gereği riyaya ilaveten Allah’ın yüce kudretine eş ve ortaklar atamasındadır. Bu yüzden tevbeye müracat etmeyip bu hal üzerine ölenlerin şefaati mümkün değil, mekanları cehennemdir.

Tevbe, günah, takva, tevhid, sevap, şükür, dua gibi din içinde yer alan derin kavramların tamamı imanla alakalıdır. Ameller dışındaki bu inanç manzumeleri kulu Allah aşkına ve korkusuna sevk eden kalp çırpınışlarıdır ki günah işlemek bile kulu acizliğe ve tevbeye sevk ettiğinden günahsızlık iddiasından çok daha hayırlı bir nimettir.

Mahşerde Peygamberimiz dahil hiçbir kul akibetinden emin olamayacaktır. Çünkü bu dünyada en halis niyetle yapıp ettiklerimiz bile nefsimizin bir oyunu veya egomuz bunu emretmiş olabilir. İçten, samimi olarak yaptığımız tek bir amel bile belki affımıza gerekçe olacaktır ama dini iyi anlamak ve imanı bulandırmamak lazım gelen ilk şeydir. Bu yüzden islam alimleri dularında katıksız ve azalmayan iman dilemişlerdir.

En günahkar adam bile gün gelip imana girebilirken, imanın zirvesinde veya ibadetin en güzelinde olduğu iddiasındakilerin düzelme şansarı olmadığından ve biçtikleri bu paye hatasızlık yani kusursuzluk demek olduğundan (adeta ilahlık iddiasıdır) asla cennetleri göremeyeceklerdir. Çünkü duayı, şükrü, tevbeyi unutturan bu nefis oyunları tevhidin en muntazam mekanizmalarını devre dışı bırakır ve nefsin putlaştırılmasına hizmet eder.

Dolayısıyla günahsız kul yok, günah işlemekte beis yoktur. Mesele o günahın vebalinden çekinmek, hatayı anlamak, tevbe ile sığınmak, şükür ve dua ile varlıkta ve yoklukta Yüce Allah’a acizlikle yakarmaktadır.

Huşunun esprisi de budur.

İman varsa diğer amel ve niyetlerin tamamı muteber ve hoştur. Lakin imana dayanmayan söz, niyet ve ameller aslı inkar, dine ihanet ve riya anlamı taşıdığından kıymetsizdir.

Öte yandan bir bahiste şudur ki; iman kulu hak yemekten uzaklaştırır. Oysa iman yoksunu kimseler hak yemekten korkmaz. Bu ise ibadet tartısı ne kadar ağır bassa da helalleşmeyi gerektireceğinden tartı ceza kefesine doğru kayacak ve hak yiyen kulu ibadeti kurtaramayacaktır.

Kemal ve olgun müslüman olma niyetindeki müslümanlar için ise imanı süslemek, ibadet ve amelle güçlendirmek esastır. Salih amel ve farz ibadetlere ilaveten yapılacak nafile ibadetler, zikirler, tesbihler inşallah kula hesap günü lehte şahit olacaktır. Dolayısıyla din adına anılan herşeyin makbul olma şartı imanın varlığı şartına bağlıdır.

İman yokken var gibi davrananlar ise münafıklıklarının bedelini ödeyecek ama Yaratan’ı asla kandırmayacaktır. Çünkü O yüreklerin özünü bilen, bize şah damarından yakın olandır.

İman konusunda ikrah yani zorlamaya ise asla yer yoktur ki Peygamberin bile görevi sadece tebliğ etmektir. hesap sormak ise sadece Allah’ın hakkı ve yetkisidir. Çünkü din Allah’ın, kudret ve ilim sadece Allah’ındır.

O’nun rahmeti herşeyi kuşatsa da O aynı zamanda en celal olandır, tuzağı en çetin olandır.

Rabbim imanı gönüllerimizden eksik etmesin.

Rabbim bizleri nefis putuna iman eder hale sokmasın.

Rabbim bize tevbeyi nasip etsin.

Rabbim bizlerin yolunu münafık, kafir ve müşriklerden ayrı eylesin.

Rabbim bizleri riya ve gösterişten uzak eylesin.

Rabbim nefislerimizi temizlesin.

Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Hz. Hüseyin neden şehit oldu

Hz. Hüseyin neden şehit oldu

Hz. Hüseyin neden şehit oldu Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitleri sadece İslam’ın değil aynı zamanda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir