Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / dinle ilgili söylenmeyenler
imanilmihali.com
dinle ilgili söylenmeyenler

dinle ilgili söylenmeyenler

dinle ilgili söylenmeyenler

Din, Yüce Rabbimizin ilahi sisteminin yeryüzüne yansıması ve sonuçları ahiret yurdundaki yaşamı da etkileyecek ilahi ilkeler bütünüdür. Dinin kendisi ve tamamı Kur’an kaynaklıdır. Peygamberimizin söz ve davranışları dinin hayata uygulanması bakımından önemli ve faydalı olup bu söz ve davranışların da tamamı Kur’an’a uygundur. YANİ KUR’AN’A UYGUN OLMAYAN HİÇBİRŞEY DİN OLAMAZ!

Din, Allah kelamı ile bize Kur’an’da bildirilen olduğu için Kur’an’ın okunması ve anlaşılması lazım gelir. Okunmaz ve anlaşılmazsa din şekillenmez ve kişi dinsiz bir hayat sürer. Okumak yerine dinlemeyi tercih eden büyük çoğunluğun da yazık ki kaderi karanlıklardır çünkü dinleri o anlatanın bildiği ve anlattığı kadardır ve o anlatanın haram ve helaller hakkında kestiği ahkamlar bizzat şirkin tezahürüdür. Yani din dinleyerek asla şekillenmez ve okunarak anlaşılmak mecburiyetindedir. Bu zahmete katlanmayanlar ise güdük ve kopya ibadet ve imanları ile ateşlere müstehaktır.

Dini Arapçaya mahkum eden zihniyetler ise doğal olarak insanlığa faydadan çok zararı dileyenlerdir ki maksatları ilahi sisteme değil şeytana daha çok yatkındır.

Dinin şeytana hizmet eder hale gelmesi muhakkak çok acıdır ama gerçektir. Yüzyıllarca tevhid yolcularını şirk belasını tanıtmayarak güdük bıraktıran zihniyet işte bu şeytana hizmete den zihniyettir. Yani insanlara tevhid yolunu açarken, tevhidin en büyük düşmanı şirki insanlığa tanıtmayan zihniyet insanların çoğunun şirke tabi olmasını dileyen zihniyettir.

Bu sapık zihniyet okumaya değil dinlemeye zorladıkları cemaatleri din konusunda terbiye ederken (Rab terbiye edendir) gerçeklerden ve tehlikelerden bahsetmek yerine pembe umutlar ve yeşil cennetlerden bahseder dururlar. Oysa ahiret yurdunda kızıl ateşler, koyu siyah karanlıklar, tahayyül edilemez azaplar da vardır. O anlatanlar işe bu gerçeklerden hiç bahsetmezler.

Kur’an’ı okumak yerine dinlemeyi tercih eden lakayt ve tembel çoğunluk ise alıştırıla geldikleri “Arapça kutsaldır” teranesi ile bu masallara aldanır ve kendisini ateşlere götürecek amellerden kendisine anlatılmadığı için uzak kalmayı hiç düşünemez bile.

Şefaat ve rahmet bu dinsiz tayfasının elinde birer yardım paketi gibidir. Onlar cennetleri vaad eder, şefaati garanti kılar, iki rekat namazın cennetlere imansız da olsa götüreceğini iddia eder. Onlar zavallı kesimleri harama, kumara, zinaya alıştırır, adaleti hukukla eşitleyerek hukuku rezil haller sokarak yaptıklarına ilahi bir destek ve mana katmaya çalışırlar. Hatta Yahudi zihniyetinde çokça rastlandığı gibi dinsiz kafirler peygamberlere ahlaksız hatta eşcinsel ahlaksızlıklar (Lut Peygamber bahsi gibi) yakıştırarak sonra kendileri de aynı haltı yediklerinde peygamberlerin de aynı işi yaptıklarını iddia ederek aklanmaya çalışırlar.

Oysa Kur’an dinin tamamı, basiti, geneli, artı ve eksisinin hepsidir.

Bu dine tabi olanların Kur’an’sız, Kur’an okumadan Müslüman olması mümkün değildir. En başta Kur’an okumamak, o kitabın sahibi Rabbimize haşa değer vermemek ve haksızlık etmektir. O Kur’an, bir kez okunduğunda hayatlar değişecek, toplumun ve yanlı dinsizlerin ezberletmeye çalıştığı her şey boşa çıkacaktır. Dinsizler güruhu bu yüzden sokaktaki insanlar Kur’an okumasın ister.

Dinin özünde pek çok müjde ve sakındıracak öğüt vardır. Bunların çoğu söylenmez.

Söz gelimi namaz kılmak yüceltilirken abdesti düzgün almak, kalbi ve bedeni kötülük ve pisliklerden temizlemek, namaz öncesi ve sonrası ahlaksızlık yapmamak gereği anlatılmaz. Camilerin ticarethane olmadığı, cami avlularında dedikodu ve din dışı konulara ait sohbet yapılmayacağı anlatılmaz. Gösteriş ve riya maksatlı namaz kılan münafıkların, cehennemdeki yerlerinin kafirlerden de aşağı olduğu hiç anlatılmaz.

Topluma zekat anlatılır da, infak ne demektir, kimlere, nasıl, ne kadar, ne maksatla ve enden verilmesi gerektiği hiç anlatılmaz. Zekatın hakkı olana iadesi anlamına geldiğinden, bahçedeki meyvelerde yoldan geçenin de komşunun da hakkı olduğundan bahsedilmez. Zekatın sadece helal para ile verileceğinden, içine bir damla haram girdiyse tüm paranın haram sayılacağı hiç anlatılmaz.

Kamu malı yiyenin şehit bile düşse cehenneme gideceğinin Peygamberimizce ifade edildiğinden hiç bahsedilmez.

Zalim ve sapık yöneticiye itaat etmemenin değil bilakis itaat etmenin dinden çıkmak demek olduğu hep gizlenir.

İşi ehliyetsize, liyakatsize vermenin de, o işi talep eden ehliyetsiz ve liyakatsiz kişinin yaptığının da haram olduğu anlatılmaz.

Cennetlerin asıl anahtarının iman olduğu, iman etmeden cennete girilemeyeceği, kelime-i şehadet getirmenin kişiyi mü’min yapmayacağı sadece Müslüman yapacağı hiç bahsedilmez.

Cinsel ilişkinin nikah bağı olmayan her kimle yapılırsa zina demek olduğu, mu’ta nikahının haram olduğu, zinanın en büyük günahlardan olduğu…

Gözle namahrem yerlere bakmanın bile göz zinası olduğu…

Domuzun lanetlenmiş insanlar olduğu….

Orucun açlık demek olmadığı…

Gıybet, dedikodu, yalan ve iftiranın ölü kardeşinin etini yemekten kötü olduğu…

Sahip olunan ve biriktirilen para ve ziynetlerin ahirette ateşten halkalar olup boyunlara asılacağı…

İblis’in insanları Allah yolunda azdırmak ve saptırmak için ahdederken nelerden bahsettiği…

Kumar, içki, uyuşturucu kullanmanın günahından ziyade bunları üreten, pazarlayan ve içilmesine imkân sağlayanların çok daha büyük azaplara mazhar olacağı…

Estetik ameliyatlara, evcil hayvanlara harcanan abartılı paraların, lüks ve israfın haram olduğu…

Feminizm, darwinizm, komünizm, ateizm gibi saçma ideolojilerin birer Siyonist öğreti olduğu…

Siyon yılanının sokaklarda, cami avlularında, Kur’an dışı yayınlarda kol gezdiği…

Dinin içinde (Kur’an’ın içinde değil) pek çok sonradan ekleme Yahudi ve Hristiyanlık kaynaklı ifade bulunduğu…

Zina edenlerin ömür boyu şahitliklerinin kabul olmaması gerektiği…

Selam vermenin sünnet ama almanın farz olduğu…

Müslümanların ancak kardeşler olduğu, kardeşkanı dökenlerin Müslüman olmadıkları…

İslam’da terörün yeri olmadığı…

Şefaate sadece Allah’ın razı olduğu kulların mazhar olacağı, Allah dilemedikçe hiç kimsenin şefaat edemeyeceği…

Zalim yöneticilere uyulmasına gerek olmadığı…

Vergi kaçıranın zekâtı reddettiği ve kamu malı yediği, kamu malı yiyenin affının olmadığı…

Kadının eşinden başkası için süslenmesinin büyük günah olduğu…

Kur’an ayetlerinin tartışılmasız doğru kabul edilmesi gerektiği…

Kur’an üstü kitap, Peygamberimiz üstü kişi olmadığı…

Kur’an’a uymayan her ne varsa yalan ve din dışı olduğu…

Hırsızlık yapanın yönetime gelemeyeceği, gereksiz can alanın tüm insanlığı öldürmüş sayılacağı, zulmedenlerin kâfir olduğu, din üzerinden siyaset yapılamayacağı ve dinin ticarete temel teşkil edemeyeceği…

Dini, mezhep, tarikat, cemaat ve tekkelere bölmenin en büyük günahlardan olduğu…

Paraya tapmanın, kişileri rab edinmenin şirk demek olduğu…

Şirkin affedilmeyecek tek suç olduğu…vb.

İşte söylenmeyen bu hakikatler dinin içinde ve temelindedir. Bunlar sağlanmadıktan sonra yapılacak tüm amel ve ibadetler nafiledir. Okunmayan sadece dinlenen İslam’ın geleceği nokta yazık ki bu şirk noktasıdır.

Çünkü din adına söylenmesi gerekip te söylenmeyenler birilerinin para yontma ve vicdanları sömürme mekanizmasıdır. Para veren ve sömürüye sessiz kalanlar ise cennetleri değil boş vaatleri satın almış demektir. Çünkü kime kulluk ediyor ve kime hizmet ediyorsanız alacağınız mükafatta o kişinin vereceği kadardır.

İyilik, ibadet ve imanı Rabbimize ifade ediyorsak, karşılığını alacağımız makam sadece Rabbimizdir. Yok bir insana veya varlığa tapıyorsak alacağımız fayda da onun bize verebileceği kadardır. Ancak bu durumda Rabbimizden asla bir beklentimizde olamaz!

Tüm bu işaret edilen tehlikeler kulların dini Kur’an’dan öğrenme istek ve arzularını körüklemek ve imanın vazgeçilmez olduğunu vurgulamak içindir. Üşenmek, akla güvenmemek, başkasına tabi olmak dinde olmaması gerekendir.

Hakikat ve hak olan Kur’an’dır ve Kur’an Hakk’ın kelamıdır. Her şey O’nda, her doğru ve yanlış o ayetlerdedir.

Kur’an uslübu en cahil insanın anlayabileceği netliktedir ve aracıya gerek yoktur. Zaten bize şah damarımızdan yakın olan Allah İslam’da aracı sistemini katiyetle yasaklamış ve mü’minleri uyarmıştır.

Araya aracı ve şefaatçi sokanların durumu ise yazık ki şirk dinine tabi olanlar ile aynıdır.

Zaman tercih ve taraf tutma zamanıdır.

Allah dostları veya şeytan dostları olarak yaşayacağımız hayatlar, bizim ahiret yurdundaki yerlerimizi belirleyecek olandır. Daha yaşarken, kıyamet veya ecel gelmeden, mucizeelr görünmeden yapılacak şey tevbe ve istiğfar ile Rabbimize, Kur’an’a dönmek ve dini adam gibi yaşamaktır.

Yoksa kulaktan dolma İslam bizi karanlıklara götürecektir. Hakiki İslam ise sadece Kur’an’da yazılı olan hak İslam’dır.

dinle ilgili söylenmeyenler

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

1 yorum

  1. Avatar

    Keske dini saf ve bilgili yasayabilsek

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir