Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Diyanet İşleri Başkanlığının tepki çeken fetvaları
imanilmihali.com
Diyanet İşleri Başkanlığının tepki çeken fetvaları

Diyanet İşleri Başkanlığının tepki çeken fetvaları

Diyanet İşleri Başkanlığının tepki çeken fetvaları

Çok yakın zamanlarda açıklamaları ile dikkatleri üzerine çeken Diyanet İşleri Başkanlığı’nın özellikle üç konuda verdiği fetva ciddi tartışma yarattı.

* Önce nişanlı çiftlerin elele dolaşması ve başbaşa kalması uygun değildir fetvası verildi.
* Sonra aleviler Müslüman olmamakla tasvirlendi.
* Ve en son babanın öz kızına şehvet duyması haram değildir gibi bir yorum yapıldı.

Kamuoyunun tepkisinin sosyal ve toplumsal boyutta olması normaldir. Çünkü maalesef toplum çoğunluğu ile (Kur’an’a yabancı olduğundan) dini kaide ve tembihleri bilmekten nispeten uzak, ahlaki ve yasal sınırlamalara hakim vaziyettedir. Lakin işi güncel konulara dini açıdan yorum getirmek olan Diyanet İşlerinin bu konulara verdiği cevabın da Kur’an’a uygun olması gerekir ki hak yerini bulsun.

Keza uygun ifade ve kelimeler seçilmelidir ki insanlar o yorumlardan yanlış manalar çıkarmasın. Bu yorumlar için de işin ehli olmayan toplum ve bu haberi yayınlayanlar sorumlu tutulamaz. Aksine o cevabı resmi fetva sitesinde paylaşanlara bakmak lazım gelir.

Bizler konunun muhatabı değiliz lakin bize düşen konuyu dini açıdan incelemektir ki kısaca buna ve diyanetin demek istediklerine değineceğiz. Ve eğer bir şeyler kasıtlı olarak yapılmıyorsa da konunun çok yakında soğuyacağı düşüncesindeyiz.

Konulardan ilki nişanlı çiftlerle alakalı yani aralarında nikâh bağı olmayanların yakınlaşması. Bunun dinen mübah olmadığı açıktır. Ayetlerin zina, fuhuş, kışkırtma, harama bakma, zinetleri gösterme, edep, haya ile ilgili olanlarına bakılırsa Kur’an’ın kişinin kendisine helal olmayanlara bu maksatla yakınlaşması değil bakmasının bile yasaklandığı görülecektir ki bu noktada nişanlı kimsenin başkalarından hiçbir farkı yoktur. Yani dini ve resmi nikah tamamlanana kadar çiftlerin yakınlaşmasının (!) uygun olmayacağı görüşü hakimdir. Buradaki kritik nokta masum ve sevgiye dayalı (cinsellik içermeyen) yaklaşımlar ile ahlak dışı ve seviyesiz ilişkileri ayırt edebilmektir. Zaten ilişkinin ötesi nişanlı olunsun olunmasın zinaya gireceğinden haramdır. (Mu’ta nikahı da haramdır.)

İkinci bahis değişik mezheplere tabi olanlarla evlenme konusuna verilen caiz değildir imasıdır ki mezhepsel savaşların yaşandığı günümüz İslam’ın da son derece kaygı vericidir. Aynı Allah’a, Peygamber’e ve Kur’an’a iman edenlerin aynı dini paylaştığı noktasından hareketle, Hanefi olmayanları din dışı saymak veya bunu ima etmek uygun değildir.

Son bahis ise akıllara zarar bir açıklamadır. Öncelikle eşi yerine kızına şehvet duyan birisinin bu ahlaksız sorusuna cevap vermek bile abestir. Dahası katı ve sert olarak bunun reddi yerine konuya mezhepsel ayrılıklar çerçevesinde cevap verilmesi ve yorumun arkasındaki vebali mezheplere yıkma niyeti ahlaki değildir. Keza yine eylemi ince elbise üzerinden, kalın örtü üzerinden, erkeklik organının sertleşmesi gibi bahanelere sığdırmaya çalışmak tamamen art niyet ve İslam dışılıktır. Çünkü Kur’an’ın haram ve helal karşı cinsler ile ilgili ayetleri bellidir. Sapık ve haddi aşmışlarla alakalı ayetler de malumdur. Böyleyken bu cevabın resmi sitede yayınlanabilmesi akıl almaz bir şeydir.

Haber kaynağı olmadığımız ve cevabı resmen siteden okumadığımız için daha fazla yorum yapmanın doğru olmadığı kanaatindeyiz lakin okurlar ve web gezginleri için önemli gördüğümüz bir hususu belirtmeyi de vazife saymaktayız.
Diyanet İşleri Başkanlığının yükü ağırdır. Çünkü modern dünya dine savaş açmış ve toplumsal kuralları dini gerekler üzerine çıkarmıştır. Dahası bunca ahlaksızlık ve kötülüğün yaşandığı bir ortamda hiç olmazsa vicdanlara su serpecek bir kurum varsa o diyanet işleridir. Ve bu kurum tüm mezheplere eşit mesafede, sadece Kur’an odaklı, kimseden korkmayacak kadar cesur, hiçbir siyasi akımdan etkilenmeyecek kadar konusuna hâkim olmak zorundadır. Diğer mezheplere hitap edecek bir yetki ve bilgi birikimi yok ise ki bu kabul edilemez o halde gerekli düzenlemeler yapılmalı ve bu kurum tüm mezheplere ışık olabilmelidir.

Öte yandan Ortadoğu’da yaşanmak üzere olan sünni-şii savaşına çanak tutarcasına evlenme bahsinde diğer mezhepleri gayri Müslüman olmakla itham etmek en başta Rabbimize haksızlıktır. Dini bölmeye götürecek bu yaklaşımların Kur’an’daki karşılığı bellidir. Toplum kendi görüşüne göre kızını diğer mezhebe verir veya vermez bu tercih meselesidir. Lakin konuya resmi açıklama şeklinde sınır getirmek uygun olmayan bir davranıştır. Konunun mezhepsel farkların arkasına sığınılarak cevaplanması da yakışık almaz. Çünkü fetvalar Kur’an’a uygun olmalıdır mezhep kabullerine göre değil.

Son iki fetvanın sayfadan kaldırılması uygun bir adımdır. Lakin bundan sonraki yorumlarda da bu hatalara düşülmemelidir.

Özetle;

Toplumun 1400 yıllık İslam’ı halen öğrenememiş olması çok acıdır.

Toplumun hala Kur’an okumak yerine birilerine sorması vahim olandır.

Yetkili ağızların Kur’an ile değil kişisel yorum ve mezhepsel farklara göre konuları istişare etmesi vahimdir.

Sapık ve ahlaksız kimselerin bu soruyu soracak kadar cesaret bulabilmesi hayret vericidir.

Ortadoğu’da yaşanmakta olan kardeş kavgalarının ülkemize de sıçramasına hizmet edecek tüm gayret ve sözler en baştan engellenmelidir.

Kişi dilediği şekilde hareket etmekte (kızını başka mezhebe verip vermemekte) serbestken toplumsal kabullere yön veren kurumlar sadece ayetler diliyle konuşmalıdır.

Toplum, ayetlerin göz ve bedenle yapılacak zina ve ayıplara dair olanlarını öğrenmekle mükelleftir.

Fuhuşun ve zinanın suç olmadığı bir ülkede, nişanlı çiftlerin elele tutuşması bahsinin gündeme taşınması komiktir.

Tüm bunlar Kur’an okumamanın, Kur’an’ı anlaşılan dille okumamanın sonucudur. Ve ahirette Peygamberimiz bizi Kur’an’ı hayatın dışına atmakla suçlayacaktır.

Tüm mü’minler kardeştir ve Allah herkesin yaptığını, dediğini, kalbinden ve aklından geçeni bilendir.

Diyanet İşleri Başkanlığının tepki çeken fetvaları

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir