Anasayfa / DAHA FAZLA / Diyelim yarın öldünüz…
imanilmihali.com
dua

Diyelim yarın öldünüz…

Diyelim yarın öldünüz

YARIN ÖLSENİZ KEFEN CEBİNİZDE NELER OLACAK?

Diyelim ki yarın öldünüz…

Geride kalanlar size ve anılarınıza duydukları özlemle birkaç gün gözyaşı dökecek, mirasınızı paylaşacak, hatıra eşyalarınızı büfeye yerleştirecek ve sonra yıldönümlerinde hatırlamak üzere sizi anılarla baş başa bırakacaklar.

Onlar yaşamaya ve sizi anlatmaya devam ederken, siz son nefesinizi verip, ruh emanetinizi gerçek sahibi olan Yüce Allah’a iade ettiğiniz andan itibaren yola tek başınıza devam edeceksiniz…

Önce musalla taşında, sonra cenaze arabasında ve en son kabirde derin karanlıklar içinde bir âlemden diğerine geçecek ve bu dünyanın bir hayal ve ahiretin asıl gerçek olduğunu anlayacaksınız. Beyaz kefene sarılı bedeniniz toprakla örtüldüğünde, kalabalık evlerine dağıldığında, sorgu melekleri gelecek kabrinize ve size sizinle ilgili aslında cevabını çok iyi bildikleri birkaç soru soracaklar. Adeta ön duruşma yapacaklar. Sonra size hesap gününe kadar yaşayacağınız ıstırap veya huzura (Cennet veya cehennem) ait bir dünya gösterecek ve beklemenizi isteyecekler. Beraat edecek, hür olacak veya adeta tutuklu yargılanıyorcasına acıya muhatap olacaksınız.

Siz kıyamete kadar o kabirde genişlikler ve huzur içinde, cennet sabırsızlığı ile mışıl mışıl uyuyacak veya ıstıraplar içinde, daracık kabirde ruhunuz sıkılarak, cehennem korkularıyla, kâbuslar ve elemler içerisinde kavrulacaksınız. Ceza veya ödülünüz siz daha kabirdeyken başlayacak, kıyamete kadar sürecek ve hesap – mizan günü de bu dünyadaki fani hayatınızın külliyen mahkemesi görülecek.

Yeniden diriltildiğinizde mahşer yerine koşarak gidecek, gruplar, ümmetler halinde toplanacak, doğrusunu Allah bilir, gelmiş geçmiş yaşamış tüm mahlûkatın toplandığını gözlerinizle göreceksiniz. Müminler etraflarından dökülen nurlarla ilerlerken, bazı kâfirlerin kapkaranlıklar içinde ve alınlarında kafir damgasıyla ayakları geri geri giderken ilerleyişine şahit olacaksınız. Bu gruplar halinde toplanmada da Müslüman olan herkes (Ümmet arasına karışıp) aynı grupta değil iman derecelerine göre kendi içinde ayrılmış olarak toplanacaklar. Amel defterleri dağıtılacak ve herkes bekleyecek.

Mahşerde neler olup bittiğini, kâinatın neden yaratıldığını, Allah’ın kudret ve azametini çok net bir şekilde herkes anlayacak. O alanda şahitler de (Her gün doğan güneş, ay, yıldızlar, karıncalar, yapraklar, uçan kuşlar…) hazır bulunacak. Elleriniz, ayaklarınız, derileriniz sizin hakkınızda şahitlik edecek. Yapmadığınız iyilikler ve güzellikler için varlıklar sizi suçlayacak ve sözgelimi güneş diyecek ki; “Rabbim bize her gün doğudan doğup batıdan batmayı emretti. Ben şu kadar yıl bir gün emre karşı gelmedim, saniye aksatmadım. Oysa siz, sizden istenen sadece iman etmek, ahlaklı ve adaletli yaşamak ve ibadet etmekken bunu bile yapmadınız. Ben sizden şikâyetçiyim.”

Bu haklılık karşısında dudaklar susup, gözler yaşlanacak.

Duruşma öncesinde helalleşeceksiniz. Bu dünyada hakkını yediğiniz bir karıncanın, yok yere kırdığınız bir dalın, haksızlık ettiğiniz komşunuzun, çaldığınız tek kuruşun, kamu ve yetimlere ait yediğiniz hakların, yaptığınız adaletsizliklerin, zulme karşı kaldığınız sessizlik halinin hesabını verecek ve helallik almadan sorgunuz bitmeyecek. Herkesle, her şeyle hesaplaşacaksınız. Hesap ve mizanın en uzun süresi Allah bilir bu süreç olacak. Yoksa sizin omuz başlarınızdaki melekler sizin her saniye yaptığınızı ezbere ve zerre kadar şey unutmadan not ettiği için zaten mahkeme duruşmanız kısa sürecek ama bu helalleşme safhasında hakkını bir kişinin yediyseniz sadece onunla, devlet malı yediyseniz o devlet vatandaşlarının tamamıyla helalleşeceksiniz. Bu çok uzun ve ıstıraplı sürecek.

Helalleşirken önce hakkını yediklerinize sevaplarınızdan verecek ve helallik isteyeceksiniz. Sevaplarınız bitince ise onların günahlarını üzerinize alacaksınız. Ne kadar hak yediyseniz, ne kadar zulmettiyseniz o ölçüde günahlarınız ağır basacak ve duruşmada amel defteriniz tartıya konduğu zaman günahlarınızın ağırlığı ile tartı kefesi dibe vuracak. Boynuzlu hayvanın boynuzsuzla hesaplaşacağı o haşmetli günlerde herkes İlahi adaletin ve Yüce Allah’ın azametini çok iyi anlayacak. Eğer bu dünyada Allah’ın adalet ve dürüstlüğüne tabii olmuş ve öyle yaşamışsanız mutlu, aksine yaşamış, dünyevi arzu, çıkar ve hevesler peşinde zalimlik yaptıysanız mutsuz olacaksınız. Mahkemeniz de bu hesaplaşmadan sonra çabucak görülecek.

Sonra gruplar halinde ebedi mekânınıza sevk edileceksiniz. Sırat-ı Müstakim ‘de kâfirleri ebediyen kalmak üzere, az günahı olan müminleri geçici süre kalmak üzere insan alıp götüren mahlûklar alaşağı edecek, mümin kullar ise esenlikler içinde, selametle karşıya geçecek.

Cehennem çukuruna düşenlere zebaniler; “Size Allah’ın kitabı gelmişken niye kulak vermediniz?” diye soracak.” Madem kulak vermediniz o zaman çekin cezalarınızı” diyerek cehennem kapaklarını üzerinize kapatacaklar.

Cennet yolcusu iman edenler ise sırat köprüsünden esenlikle geçip Peygamber sancağı altında toplanıp, Kevser’den içecek ve oradan dua ve teşbihlerle cennet kapılarına ulaşacaklar.

Cennettekiler huzur, refah ve saadet içinde, gölgeliklerde, ipek giysiler ve huriler arasında, altın köşklerde içeceklerini yudumlarken siz ateşler içinde kavrulacak, ölmek isteyip ölemeyecek, şeytana benzeyen zakkum ağacı ile beslenecek, irin içecek ve ne olur dünyaya dönsek te bu hatalarımızı düzeltsek diye yalvaracaksınız. Yüce Rabbimin şefaati olmazsa da çok uzun zaman bu acı çok uzun zaman sürecek.

Bu dünyada takip ettiğiniz, Allah’a ortak koştuklarınızla beraber yanacaksınız.

İlah edindikleriniz size şöyle diyecek; “Ben sizi zorlamadım, süslü gösterdim. Bana uydunuz çünkü siz zaten inkâr içindeydiniz!” O iblis, o firavun, o kâfir her kimse sizi savunmayacak, şefaate mazhar olmanızı da engelleyecek ve sizi sonsuz elemle baş başa bırakacak. Siz aldanmış ve aldatmış kâfirler olarak ölmenin ceremesini çekeceksiniz.

Yok bu dünyada imana, adalete, sevgi ve muhabbete, dürüstlük ve ahlaka, hak yememeye değer vermişseniz o zaman küçük ve hatta bazı büyük günahlarınız bile affolunacak, Yüce Rabbimin ve O’nun müsaade ettiği şefaat makamlarının ki en mübarek olanı Hz. Muhammed (s.a.v) peygamberimizdir, şefaatiyle bağışlanacak ve sırat-ı müstakim ‘den esenlikler içinde geçerek Peygamber sancağı altında, Kevser’in başında toplanacak ve oradan gruplar ve keyifler içinde cennete adım atacaksınız. Melekler size “hoş geldiniz”le karşılayacak, sizi sonsuza dek yaşayacağınız mekânınıza kadar eşlik edip sizi fani dünyadaki ahlak, ibadet, sabır, şükür, merhamet ve imanınız için tebrik edecekler. Siz Allah’a bir kere daha dünyada yaptığınız gibi şükredecek, kalbinizdeki haset ve kinlerden, en ufak kötülüklerden bile arınmış olarak burada yaşayacaksınız.

Herkes bu fani dünyada yaptığı veya yapmadığı şeyler için hesabı görülmüş olarak, fani dünyadaki yerini bulmuş ve yerleşmiş olacak. O zaman tevbe etmek, dünyaya dönüp yeniden akıllanmış olarak yaşamak, ana ve babanızdan bile yardım almak olmayacak. Herkes kendi sevap veya günahı ile zerre kadar haksızlık yapılmayan o ilahi mahkemede gerçek adaleti görecek ve yaşayacak. Doğrusunu Yüce Allah bilir ama mizan ve hesap âlim ve hadislerden öğrendiğimiz haliyle bu mizansen benzer bir şey olacak. Sonuçta zerre kadar iyilik ve zerre kadar kötülük unutulmayacak, tartıya girecek. Kimse sizi kurtaramayacak ve kimse günahınıza ortak olmayacak. Şefaat sadece Yüce Allah’a ve O’nun müsaade ettiklerine ait olacak.

Şimdi henüz ayaktasınız, nefes alıyor ve yaşıyorsunuz.

Gelin;

Perişanlık ve hüzün içinde ateşlerde yok olmaktansa bu dünya heveslerinden vazgeçip, üş kuruş menfaat için ahiretinizden vazgeçmeyin.

Zulme boyun eğenin de zalim gibi kör şeytan olduğunu anlayın.

Yol yakınken suça ortak olmaktan, birileri uğruna Allah yolundan caymaktan, baki hayatta acılar içinde kavrulmayın.

Daha nefes alıyorken boşa geçirdiğiniz her anın ziyanınız, işlediğiniz her günahın boynunuza geçecek ateşten halka, yediğiniz her yetim hakkının cehennemde geçecek binlerce yıl demek olduğunu idrak edin.

Amelleriniz niyetinize göre olacağından hak yemeseniz bile hak yiyenlerle dost olduğunuz sürece aynı akıbete maruz kalacağınızı bilin.

Tevbe kapısı kapanmadan Allah yoluna dönün!

Diyelim yarın öldünüz

Bu yazıyı okudunuz mu?

şifalı bitki, ot, sebze ve meyveler

ŞİFALI BİTKİLER – Y

ŞİFALI BİTKİLER – Y “Y” YABANİ ENGİNAR Yabani enginar (kengel) : Bileşikgiller familyasından; 2 metre ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir