Anasayfa / İMAN ESASLARI / Allah'a iman / Dualarda Atatürk’ü anmamak
imanilmihali.com
Dualarda Atatürk’ü anmamak

Dualarda Atatürk’ü anmamak

Dualarda Atatürk’ü anmamak

Dua, kulun kendisi, ailesi, yakınları, merhumları, ataları, büyükleri, sevdikleri için Rabbine yakarması, sağlık, afiyet, bereket, huzur dilemesi, minnet ve şükran bildirmesi, iyiliklere hürmet duyması, kötülük ve musibetler için yardım dilemesi, velhasıl kulun Rabbine tek veya toplu olarak yönelmesi ve kalpten gelen hislerle duygularını ifade etmesidir.

Dua her şey için yapılabilir çünkü Yüce Allah’ın rahmeti, rızkı, nimeti ve medeti geniştir ve Yüce Allah kulun kendisine dua ile yönelmesini ister. Çünkü dua acizliğin, faniliğin, Yüce Allah’ın kudret ve hükmünün genişliğini kabulünün, dünya hayatının telaşları içerisinde ahiret bilincinin yeşermesi, hatırlanmasıdır.

Kul, belalardan sakınmak, tuzaklardan kurtulmak için dua edebilirken, diğer yandan iyilik istemek, şükretmek, bereket ve sağlığın devamını dilemek gibi şeyler için de dua eder.

Dualardan daha da güzeli ise başkalarının hayır dualarında yer almaktır.

Türk Toplumu merhumlarına, şehit ve gazilerine, kendisine bugünleri hazırlayan, bu uğurda canını ve malını feda eden, gerek İlam ve gerek Türklük için fedakarane çalışan büyüklerini saygı ve minnetle, dualarla anmakta ise diğer pek çok toplumdan ötedir, saygıdeğer bir yere sahiptir.

Ahde vefanın da bir sembolü durumundaki bu dua şekli ezanların hür ve gür okunmasına, bağımsız vatan topraklarında dalgalanmakta olan al sancağın nazlı nazlı salınışına, düşmanlardan ve zulümden kurtulan vatan topraklarının selametine katkı sağlayan, temin eden büyüklerine, atalarına, şehitlerine minnetin en güzel ifadesidir ki bu dualara katılan cemaatin Türk ve Müslüman olmasına delil bu haller, aynı zamanda bir ve birlik olmanın da göstergesidir.

Son zamanlarda ise maalesef bazı devlet büyüklerini unutturmak, dualardan mahrum bırakmak şeklinde tezahür eden çok büyük bir yanlış vardır ki bu hem Türklükle alakası olunmadığının hem de dinin bilinmediğinin ve maalesef Kur’an’sız bir dine tabi olunduğunun göstergesidir.

En bariz ve somut şekilde Atatürk düşmanlığı olarak beliren bu durum, Ulu Önder’in dava ve silah arkadaşlarına da düşmanlığa vararak, kulu dinen içinden çıkılmaz bir duruma sokmakla kalmaz aynı zamanda günahların en büyüğüne de ortak eder.

Çünkü ahde vefa imandandır ve ahde vefası olmayanlar için cennetler hayal bile edilemez. Dahası bunların akıl ve kalplerinde yer alan düşmanlık, fesat ve kin hissi sevgiyi ötelemekle kalmayıp hasete döndüğü içindir ki tamamı ıslaha muhtaç vaziyettedir. Bölücülük ve iman kardeşliğine düşmanlık olarak beliren bu hal içindekiler sözde devlet büyüklerine biatı farzdan sayarken asıl devlet büyüklerine inkarı esas almakla zaten münafıklıklarına da katmer katarak imansız yaşamlarına damga vurmaktadırlar.

Hele ki bu gaflet din adamlarından gelince ortaya iki durum çıkmaktadır ki ikisi de birbirinden beterdir.

İlki kişinin kendi kendisine dualardan Atatürk ve silah arkadaşlarını bilerek ve isteyerek çıkarmasıdır ki bu hal içindeki din adamları dini bilmedikleri için din adamlığı vasfına da asla sahip değildir ve aldıkları maaşı hak etmedikleri için o maaş onlara haramdır.

İkincisi bu davranışları birilerini memnun etmek veya birilerinin talimatıyla yapılıyorsa bu durumda da işleri küfürden çıkıp şirke uzanır ki şirk afsızlığa mahkûmdur. Bu durumda zaten dini siyasete de alet etmiş olmakla günahların en büyüğüne imza atmış olurlar.

Kul, elbette herkese dua etmek durumunda değildir. İstediği kimseyi anmakta ve istemediği kimseyi dahil etmemekte serbesttir ama buradaki sinsi plan bu masum isteğin çok ötesindedir ve tamamen siyasi bir menfaat kaygısından kaynaklanmakta, diğer dua edilenler içinden bir kısmı ayrı tutularak düşmanlık hisleri sözde gizlenmektedir.

Otorite durumundaki, söz sahibi kimselerin bu tür sinsi tuzakları elbette Allah’tan gizli kalamaz ve cezası büyüktür. Hele ki etkilenen cahil halkın bu düşmanlığı körükleyerek çok daha büyük yaşaması toplumun bölünmesine ve yeryüzünde asayiş ve huzurun sağlanmasına olumsuz etki yapıyorsa ki öyledir yapılan gaflet olmakla kalmaz ihanet anlamı taşır.

Dinen durum şudur ki din adamları kişisel değil toplumsal bir sestir ve halkın fikir ve hissiyatına tercüman olmakla mükelleftir. Kendisi namazından sonra istediği gibi dua edebilir lakin toplu ortamlarda din adamlarının duası halkın tabiatına hitap etmelidir. Bu durumda da Atatürk ve dava arkadaşlarını dualardan kasten muaf tutmak, ibadet hürriyetinin değil, dincilik yapmanın alameti olur ki dincilik münafıklıkla eş anlamlıdır.

Dindarların duygularına hitap etmek yerine servetle şımaran birilerinin isteklerini öncelikli tutmak ise dincilikte gelinen zirvenin ispatıdır ve affı yoktur.

Vatanın selameti, bayrağın dalgalanması, ezan seslerinin hür ve gür yankılanmasını temin eden imanlı Müslümanları dualardan mahrum bırakmaya tenezzül etmek aynı zamanda imana ve iman kardeşliğine de düşmanlık anlamı taşır ki imana düşman olmak Allah’a düşman olmaktır.

Atatürk’ü, kendisini Türk hissetmeyenlerin anmaması kişisel tercihleridir lakin son asırların en imanlı kulu olan Atatürk’ü din dışı veya dine karşı gösterme kasıtlı girişiminin bir parçası olarak O’nu dinden aforoz etmeye kalkışmak münafıklığı aşan, müşrikliğe dayanan bir haldir. İslam’a neredeyse dört halifeden sonra en büyük hizmetleri yapmış, dini yaban otlarından temizlemiş, Müslümanlığı hak ettiği şekle ve Kur’an’a geri döndürmüş Mustafa Kemal ve arkadaşlarının din içindeki katkılarını yok saymak ise hakikate düşman olmak, batıla hizmet etmek ve şeytanlara hizmet etmek, arabizm ve israiliyata hizmet etmektir.

Arabizm, malum köken ve etnik yapı itibarıyla Türklüğü inkâr eden, dini arap milliyetçiliğinden ibaret sanan, araptan başkasının cennetlere eremeyeceğini sanan zavallı bir sapık ideolojidir. Oysa cennetler sadece iman edenler içindir. Bunun içinde milliyetler ve topluluklar yok, imanla Allah’a ve Kur’an’a sarılanlar vardır. Mü’min olmak milliyet kavramından çok farklı bir şeydir ve inançlı bir Hristiyan sahtekâr bir Müslümandan çok daha yeğdir.

Dolayısıyla arabizm etkisiyle Türklüğü yok saymak ve aşağılamak fikriyatı günah üstüne günahı içeren çifte kavrulmuş bir ümmetçiliktir ki İslam’ın evrenselliğini ve Allah’ın değişik ümmetler yaratma kudretini de yok sayan bir hadsizliktir.

İsrailiyat ise kapitalizme ve sömürgeciliğe en büyük darbeyi vurmuş Atatürk’ten nefret ederek, bırakın O’na dua etmeyi, O’nun adını akıllardan silmeyi hedef alır. Yani Atatürk düşmanlarının halleri sadece dine düşman olmak değil, Türklüğe de düşman olmak ve aynı zamanda arabizme ve yahudi milliyetçiliğine teslim ve tabi olmaktır.

Nereden bakılırsa bakılsın dinen dualardan Atatürk ve arkadaşlarını muaf tutmak için gösterilen gayretin gafletle sınırlı kalamayacağı, ardındaki sinsi şeytanlıklar nedeniyle kişiyi dinden çıkma noktasına getireceği, bu haliyle de ihaneti aşan bir hale geldiği ortadadır.

Bu gafletin din adamlarınca kasıtlı ve birilerini memnun etmek adına veya kitlelere düşmanlık tohumları atmak adına yapılması ise o din adamlarını doğrudan müşriklerin eşek cehennemine yollar.

Bu arada diyanetin bu densiz din adamlarına sessiz kalması da aynı fikirde olduğunun resmidir ki bu durumda hem devlet idaresi hem din işleri anlamında aldıkları maaş haram, yaptıkları görev gayri meşru olur. Allah indinde yaptıklarının izahı ve mazereti de olmayacaktır.

Din adamları, diyanet veya birileri ne derse veya demese bile kullar için dua hikmeti kişiseldir. Doğrusu ve güzeli kılınan namazların serbestçe kılınmasına imkan sağlayan, camilerin tertemiz ve düzenli hizmet vermesine imkan sağlayan, dini hurafe ve yalanlardan temizleyen, Allah’ın gölgesi gibi şirk kokulu günahlarla ortalıkta salınan hilafete son veren, dinci din damlarının foyasını meydana çıkartan, devlet ve Türklük düşmanı kimseleri ifşa eden İstiklal savaşının, Çanakkale’nin kahraman komutan ve askerlerine her duada bolca yer vermek ve onlar adına bir Fatiha okumaktır.

Okunursa Yüce Allah İnşallah hasıl olan sevaplardan bir kısmını da dua sahibi gönüldaşlara nasip edecektir. Çünkü şehitlere dua etmek, o şehitlerin müjdelerine varmak için bir temennidir aynı zamanda ve onların neden şehit olduğunu anlayabilmektir. Şehit olmasalar da gazi olsalar veya hiç yara almadan köylerine dönmüş olsalar da onların imanlarını ispat ettikleri bu hal tamamının inşallah cennetlik olduğunun da resmidir.

Dahası Yüce Allah Türk milletine, gerek Çanakkale’de ve gerekse Kurtuluş savaşında yardım etmiştir ki Allah sadece imanlı kullarına yardım eder. Galibiyeti kime nasip etmişse Yüce Allah’ın cihat erleri onlardır. Bu durumda Atatürk ve dava arkadaşları muvaffak olduğuna göre, Allah Atatürk ve kahraman Türk ordusuna yardım ettiğine göre, Yüce Allah, Atatürk ve arkadaşlarının inkılap ve devrimlerine müsaade edip güç ve destek verdiğine göre Atatürk ve arkadaşları iman sahiplerinin yüceleridir.

Atatürk ve arkadaşları iman sahibi olduğuna göre de Müslümanlara düren görev bu yüce iman sahipleri ile, bu salih kullarla aynı kefeye konmak için dua etmektir. Çünkü bu yüce insanlar Allah yolunda cihat etmiş, şehit veya gazi olmuş yahut sağ kalarak Allah’ın murat ettiği diğer salih işleri yapmış ve ruhlarını sonra teslim etmişlerdir.

Müslümanın duası salih kullarla yaşamak ve ölmek ve haşredilmektir.

Bunun aksine bu imanlı salih kullara düşmanlık etmek imana ve Allah’a düşman olmaktır ki sonu karanlık akıbetlerdir.

Son söz, iman sahipleri için Atatürk ve dava arkadaşlarına dua etmekten başka doğru bir yol yoktur. Aksine davrananlar dindeki yerlerini sorgulamalı, başkalarını memnun etmek için Atatürk’e düşmanlığı besleyenler toplumda yarattıkları infiali düşünerek iman kardeşliğine verdikleri zararı tahayyül etmelidir.

Onların bu düşmanlığı yalnızca kişisel değil toplumsal bazda oluyorsa da cezaları o nispette büyük ve acımasız olacaktır.

Rabbim bizleri Atatürk ve dava arkadaşlarının imanına yaklaştırsın, onlarla bir haşretsin, onlara verdiği imandan bizlere de nasip etsin.

Rabbim Atatürk ve silah-dava arkadaşlarının tamamının mekânlarını cennet eylesin, günahlarını affeylesin, ruhlarını şad etsin. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Atatürk’ün Dini Yönü ve Din Eğitimine Bakışı

Atatürkçülüğün dini yönden analizi

Atatürkçülüğün dini yönden analizi İslam dini, ahiret yaşamı dahil kıyamete dek ve kıyamet sonrası tüm ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir