Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri / Duhan suresi – Karşılaştırmalı meal
imanilmihali.com
Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Duhan suresi – Karşılaştırmalı meal

Duhan suresi – Karşılaştırmalı meal

Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri

DUHAN SURESİ

Ali Bulaç Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
Diyanet Vakfı Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.
Elmalılı Hamdi Yazır Bismilahirrahmanirrahim
Süleyman Ateş Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla..
Yaşar Nuri Öztürk Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…
Ali Bulaç 1- Ha, Mim.
Diyanet Vakfı 1. Hâ. Mîm.
Elmalılı Hamdi Yazır 1-Ha,Mim,
Süleyman Ateş 1. Ha mim.
Yaşar Nuri Öztürk 1 Hâ, Mîm.
Ali Bulaç 2- Apaçık Kitaba andolsun;
Diyanet Vakfı 2. Apaçık olan Kitab’a andolsun ki,
Elmalılı Hamdi Yazır 2-Apaçık Kitab hakkı için,
Süleyman Ateş 2. Apaçık Kitaba andolsun ki,
Yaşar Nuri Öztürk 2 O ayan-beyan gösteren Kitap’a yemin olsun ki,
Ali Bulaç 3- Gerçekten Biz onu mübarek bir gecede indirdik, gerçekten biz uyaranlarız.
Diyanet Vakfı 3.Biz onu (Kur’an’ı) mübarek bir gecede indirdik. Kuşkusuz biz uyarıcıyızdır.
Elmalılı Hamdi Yazır 3-Biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik; çünkü Biz uyarıcı gönderiyorduk.
Süleyman Ateş 3. Biz onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz, uyarıcıyız.
Yaşar Nuri Öztürk 3 Biz onu kutlu/bereketli bir gecede indirdik. Hiç kuşkusuz, biz uyarıcılarız.
Ali Bulaç 4- Ki onda (o gecede) her hikmetli iş ayrılır.
Diyanet Vakfı 4.Her hikmetli işe o gecede hükmedilir.
Elmalılı Hamdi Yazır 4-Bir gece ki, her hikmetli iş onda ayırt edilir.
Süleyman Ateş 4. Her hikmetli emir, o gecede ayırdedilir;
Yaşar Nuri Öztürk 4 Hikmetlerle dolu her iş ve oluş o gecede ayırt edilir,
Ali Bulaç 5- Katımızdan bir emir ile; doğrusu biz, (insanlara elçi) gönderenleriz.
Diyanet Vakfı 5.(Yani)katımızdan (verilen her) emir. Çünkü biz, peygamberler göndermekteyiz.
Elmalılı Hamdi Yazır 5-Tarafımızdan (gelen) emir; çünkü Biz peygamber gönderiyorduk,
Süleyman Ateş 5. Katımızdan (verilen her) emir. Çünkü biz elçi göndericiyiz.
Yaşar Nuri Öztürk 5 Katımızdan bir emir olarak. Hiç kuşkusuz biz, resuller göndeririz,
Ali Bulaç 6- Rabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O, işitendir, bilendir.
Diyanet Vakfı 6.Senin Rabb’inin acıması gereği olarak (gönderdiyimiz elçilere o gece emirlerimizi bir bir açıklar,vahiylerimizi bildiririz) .Doğrusu o işitendir ,bilendir.
Elmalılı Hamdi Yazır 6-Rabbinden bir rahmet olarak; gerçekten O öyle işiten, Öyle bilendir.
Süleyman Ateş 6. Senin Rabbinin acıması gereği olarak (gönderdiğimiz elçilere o gece emirlerimizi açıklar, vahiylerimizi bildiririz). Doğrusu O, işitendir, bilendir.
Yaşar Nuri Öztürk 6 Senin Rabbinden bir rahmet olarak. Hiç kuşkusuz O, gereğince duyan, gereğince bilendir.
Ali Bulaç 7- Eğer kesin bir bilgiyle inanıyorsanız (Allah), göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların Rabbidir.
Diyanet Vakfı 7. Eğer kesin olarak inanıyorsanız (bilin ki Allah), göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 7-O, göklerin, yerin ve bütün aralarındakilerin Rabbidir, kesin inanıyorsanız.
Süleyman Ateş 7. Eğer kesin olarak inanıyorsanız (bilin ki Allah), göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.
Yaşar Nuri Öztürk 7 Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin Rabbidir O, eğer görürcesine biliyor iseniz.
Ali Bulaç 8- O’ndan başka ilah yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbinizdir, geçmiş atalarınızın da Rabbidir.
Diyanet Vakfı 8. O’ndan başka ilâh yoktur. (Her şeyi O) diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 8-O’ndan başka tanrı yoktur. Hem diriltir, hem de öldürür; hem sizin Rabbiniz, hem de önceki atalarınızın Rabbidir.
Süleyman Ateş 8. O’ndan başka tanrı yoktur, yaşatır, öldürür. Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.
Yaşar Nuri Öztürk 8 Tanrı yoktur O’ndan başka! Diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbinizdir O, önceki atalarınızın da Rabbidir,
Ali Bulaç 9- Hayır, onlar şüphe içindedirler; oynayıp-oyalanıyorlar.
Diyanet Vakfı 9. Fakat onlar, şüphe içinde eğlenip duruyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 9-Fakat onlar şüphe içinde oynuyorlar.
Süleyman Ateş 9. Ama onlar, şüphe içinde oynuyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk 9 İş, onların sandığı gibi değil! Bir kuşku içinde oynayıp oyalanmaktadırlar.
Ali Bulaç 10- Öyleyse sen, göğün açıkça bir duman getireceği günü gözle;
Diyanet Vakfı 10. Şimdi sen, göğün, açık bir duman çıkaracağı günü gözetle.
Elmalılı Hamdi Yazır 10-O halde o göğün açık bir duman ile geleceği günü gözetle
Süleyman Ateş 10. Göğün, açık bir duman getireceği günü gözetle.
Yaşar Nuri Öztürk 10 Artık sen göğün açıkça izlenen bir duman getireceği günü gözle.
Ali Bulaç 11- (Bu duman) insanları sarıp-kuşatır. İşte bu, acı bir azabtır.
Diyanet Vakfı 11. Duman insanları bürüyecektir. Bu, elem verici bir azaptır.
Elmalılı Hamdi Yazır 11-ki insanları saracaktır; bu acı bir azaptır.
Süleyman Ateş 11. (Duman) İnsanları sarar. Bu, acı bir azabdır.
Yaşar Nuri Öztürk 11 İnsanları kuşatıp sarar. İnletici bir azaptır bu.
Ali Bulaç 12- ‘Rabbimiz, azabı üstümüzden açıp-gider; çünkü biz (artık) iman edicileriz.’
Diyanet Vakfı 12. (İşte o zaman insanlar:) Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz (derler).
Elmalılı Hamdi Yazır 12-“Ey Rabbimiz, bizden bu azabı aç; çünkü biz inanıyoruz.” diyecekler.
Süleyman Ateş 12. Rabbimiz, bizden azabı kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz derler.
Yaşar Nuri Öztürk 12 “Ey Rabbimiz, kaldır bizden bu azabı. Biz gerçekten müminleriz.”
Ali Bulaç 13- Onlar için öğüt alıp-düşünmek nerede? Onlara, açıklayan bir elçi gelmişti.
Diyanet Vakfı 13. Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.
Elmalılı Hamdi Yazır 13-Onlara düşünmek, ibret almak nerede? Kendilerine apaçık anlatan bir peygamber geldi de,
Süleyman Ateş 13. Artık onlar nasıl düşünüp öğüt alacaklar (öğüt alma zamanı geçti)? Oysa kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.
Yaşar Nuri Öztürk 13 Nerede onlarda öğüt almak? Yemin olsun, delillerle açıklayan bir resul gelmişti onlara.
Ali Bulaç 14- Sonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: ‘(Bu,) Öğretilmiştir, bir delidir.’
Diyanet Vakfı 14. Sonra ondan yüz çevirdiler ve: Bu, öğretilmiş bir deli! dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır 14-sonra ondan döndüler. “Bu öğretilmiş bir delidir.” dediler.
Süleyman Ateş 14. Ondan yüz çevirdiler: “Bu, öğretilmiştir, cinlenmiştir” dediler.
Yaşar Nuri Öztürk 14 Ama ondan yüz çevirdiler ve şöyle dediler: “Eğitilmiş bir mecnun!”
Ali Bulaç 15- Biz sizden bu azabı biraz açıp-gidereceğiz; (ama yine) dönecek olanlarsınız siz.
Diyanet Vakfı 15. Biz azabı birazcık kaldıracağız, ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır 15-Biz o azabı biraz açacağız, fakat siz yine (eski halinize) döneceksiniz.
Süleyman Ateş 15. Biz sizden azabı birazcık kaldırırız ama siz yine (inkarınıza) dönersiniz.
Yaşar Nuri Öztürk 15 Biz azabı biraz kaldırırız; siz eski halinize tekrar dönersiniz.
Ali Bulaç 16- Büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, elbette biz intikam alacağız.
Diyanet Vakfı 16. Fakat biz büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, kesinlikle intikamımızı alırız.
Elmalılı Hamdi Yazır 16-Ama (kendilerini) o büyük şiddetle sıkıvereceğimiz gün, muhakkak Biz intikam alacağız.
Süleyman Ateş 16. O gün büyük vuruşla vururuz; zira biz öc alıcıyız!
Yaşar Nuri Öztürk 16 Gün gelir, en büyük vuruşla vururuz biz. Şu bir gerçek ki, intikam da alırız biz!
Ali Bulaç 17- Andolsun, biz kendilerinden önce, Firavun’un kavmini de denedik. Onlara kerim bir elçi gelmişti;
Diyanet Vakfı 17. Andolsun, kendilerinden önce biz, Firavun’un kavmini de imtihan etmiştik. Onlara şerefli bir elçi geldi.(Şöyle diyerek)
Elmalılı Hamdi Yazır 17-Andolsun ki, onlardan önce Firavun’un kavmini fitneye düşürdük; onlara da şöyle söyleyen değerli bir peygamber gelmişti:
Süleyman Ateş 17. Andolsun, onlardan önce Fir’avn toplumunu da (imkanlar vererek) sınadık. Onlara değerli bir elçi geldi, (şöyle diyerek):
Yaşar Nuri Öztürk 17 Kudretimize yemin olsun ki, onlardan önce Firavun’un kavmini de ince bir imtihana çektik de, asil ve onurlu bir resul geldi onlara.
Ali Bulaç 18- ‘Allah’ın kullarını bana teslim edin; gerçekten ben, sizin için güvenilir bir elçiyim’ (demişti).
Diyanet Vakfı 18.”Allah’ın kulları! Bana gelin! Çünkü ben size (gönderilmiş) güvenilir bir resûlüm”
Elmalılı Hamdi Yazır 18-“Allah’ın kullarını bana teslim edin; çünkü ben size (gönderilen) güvenilir bir peygamberim.”
Süleyman Ateş 18. Allah’ın kullarını bana teslim edin; çünkü ben sizin için güvenilir bir elçiyim.
Yaşar Nuri Öztürk 18 Şöyle sesleniyordu: “Ey Allah’ın kulları, bana gelin! Çünkü ben sizin için güvenilir bir resulüm.”
Ali Bulaç 19- ‘Allah’a karşı büyüklenmeyin; şüphesiz size apaçık, bir delil getiriyorum.’
Diyanet Vakfı 19. Allah’a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil getiriyorum.
Elmalılı Hamdi Yazır 19-ve Allah’a karşı baş kaldırmayın; çünkü ben size açık bir delil ile geliyorum.
Süleyman Ateş 19. Allah’a karşı ululanmayın. Ben size apaçık bir delil getiriyorum.
Yaşar Nuri Öztürk 19 “Allah’a karşı ululuk taslamayın! Ben size apaçık bir kanıt getirmekteyim.”
Ali Bulaç 20- ‘Doğrusu beni taşa tutmanızdan benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan (Allah)a sığındım.’
Diyanet Vakfı 20. Ben, beni taşlamanızdan, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a sığındım.
Elmalılı Hamdi Yazır 20-ve haberiniz olsun ki ben, sizin beni taşlamanızdan Rabbim ve Rabbinize sığınmışımdır.
Süleyman Ateş 20. Ben, beni taşla(yıp öldür)menizden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan(Allah)a sığındım.
Yaşar Nuri Öztürk 20 “Ben, beni taşlamınzdan Rabbim ve Rabbinize sığındım.”
Ali Bulaç 21- ‘Eğer bana inanmıyorsanız, bu durumda benden kopup-ayrılın.’
Diyanet Vakfı 21. Eğer bana inanmazsanız, hiç değilse yanımdan uzaklaşın.
Elmalılı Hamdi Yazır 21-Eğer bana iman etmezseniz, bari ben(im çevrem)den çekilin!
Süleyman Ateş 21. Eğer bana inanmadınızsa bari ben(im yolum)dan çekilin.
Yaşar Nuri Öztürk 21 “Bana inanmadınızsa bari benden uzak durun!”
Ali Bulaç 22- Sonunda Rabbine: ‘Gerçekten bunlar, suçlu-günahkar bir kavimdirler’ diye dua etti.
Diyanet Vakfı 22. Bunun üzerine Musa: Bunlar suç işleyen bir toplumdur, diye Rabbine arzetti.
Elmalılı Hamdi Yazır 22-Sonra: “Bak bunlar suçlu bir kavimdir!” diyerek Rabbine dua etti.
Süleyman Ateş 22. Sonra (Musa): “Bunlar, suç işleyen bir toplumdur!” diye Rabbine du’a etti.
Yaşar Nuri Öztürk 22 Sonra Rabbine, “Bunlar suç işleyen bir topluluktur.” diye yakardı.
Ali Bulaç 23- (Allah da:) ‘Öyleyse, kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir, muhakkak takip edileceksiniz.’ (diye duasını kabul edip cevap verdi).
Diyanet Vakfı 23. Allah, O halde kullarımı geceleyin yola çıkar. Çünkü takip edileceksiniz, buyurdu.
Elmalılı Hamdi Yazır 23-(Rabbi): “Hemen kullarımı geceleyin yürüt, çünkü siz takip edileceksiniz.
Süleyman Ateş 23. (Allah): “O halde kullarımı geceleyin yürüt. Çünkü takibedileceksiniz” (dedi).
Yaşar Nuri Öztürk 23 Bunun üzerine, Allah buyurdu: “O halde kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz.”
Ali Bulaç 24- ‘Denizi durgun ve açık bırak. Çünkü suda boğulacak bir ordudur.’
Diyanet Vakfı 24. Denizi açık halde bırak. Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.
Elmalılı Hamdi Yazır 24-Denizi açık bırak, Çünkü onlar ordu halinde gelip boğulacaklar.” buyurdu.
Süleyman Ateş 24. Denizi (yarıp toplumunu geçirdikten sonra olduğu gibi) açık bırak. Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.
Yaşar Nuri Öztürk 24 “Denizi açık bırak, çünkü onlar, boğulmaya mahkûm edilmiş bir ordudur.”
Ali Bulaç 25- Onlar nice bahçeler ve pınarlar terketmişlerdi;
Diyanet Vakfı 25. Onlar geride nice şeyler bıraktılar; bahçeler,çeimeler,
Elmalılı Hamdi Yazır 25-(onlar) neler bırakmışlardı; ne bahçeler; ne pınarlar;
Süleyman Ateş 25. Onlar geride nice şeyler bıraktılar: Bahçeler, çeşmeler.
Yaşar Nuri Öztürk 25 Geriye nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.
Ali Bulaç 26- (Nice) Ekinler, güzel konaklar,
Diyanet Vakfı 26.Ekinler, güzel konaklar,
Elmalılı Hamdi Yazır 26-ne çiftlikler, ne güzel makam
Süleyman Ateş 26. Ekinler, güzel makamlar!
Yaşar Nuri Öztürk 26 Nice ekinler, nice seçkin makamlar.
Ali Bulaç 27- Ve içlerinde ‘sevinç ve mutluluk içinde’ yaşadıkları nimetler,
Diyanet Vakfı 27 Ve zevkü sefa sürdükleri nice nimetler!
Elmalılı Hamdi Yazır 27-ve içinde sefa sürdükleri ne nimet ve refah…
Süleyman Ateş 27. Ve zevkü sefa sürdükleri nice ni’metler!
Yaşar Nuri Öztürk 27 İçinde zevk sürdükleri nice nimetler.
Ali Bulaç 28- İşte böyle; Biz bunları başka bir kavime miras olarak verdik.
Diyanet Vakfı 28. İşte böylece biz de onları başka bir topluma miras bıraktık.
Elmalılı Hamdi Yazır 28-Evet öyle (oldu) ve onları hep başka bir topluluğa miras kıldık!
Süleyman Ateş 28. İşte böyle oldu ve biz onları başka bir topluma miras verdik.
Yaşar Nuri Öztürk 28 İşte böyle! Onlara başka bir toplumu mirasçı kıldık.
Ali Bulaç 29- Onlar için ne gök, ne yer ağladı ve onlar (ın azabı) ertelenmedi.
Diyanet Vakfı 29. Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 29-Sonuçta ne gök ağladı üzerlerine, ne yer; nede kendilerine bir mühlet verildi.
Süleyman Ateş 29. Onlara gök ve yer ağlamadı. Ve kendilerine fırsat da verilmedi.
Yaşar Nuri Öztürk 29 Gök de ağlamadı onlar için yer de. Yüzlerine bakılmadı bile!
Ali Bulaç 30- Andolsun, biz İsrailoğullarını o alçaltıcı azabtan kurtardık.
Diyanet Vakfı 30. Andolsun biz, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan kurtardık.
Elmalılı Hamdi Yazır 30-Andolsun ki, İsrail oğullarını o horlayıcı azaptan kurtarmıştık
Süleyman Ateş 30. Andolsun biz, İsrail oğullarını o küçültücü azabdan kurtardık:
Yaşar Nuri Öztürk 30 Yemin olsun, İsrailoğullarını, rezil edici bir azaptan kurtardık.
Ali Bulaç 31- Firavun’dan. Çünkü, o, ölçüyü aşan bir mütekebbirdi.
Diyanet Vakfı 31. Yani Firavun’dan. Çünkü o bir zorba idi, aşırı gidenlerdendi.
Elmalılı Hamdi Yazır 31-Firavun’dan, çünkü o haddi aşanlardan bir üstündü.
Süleyman Ateş 31. Fir’avn’dan. Çünkü o, (insanları ezip) ululanan, sınırı aşanlardan biri idi.
Yaşar Nuri Öztürk 31 Firavun’dan kurtardık. Firavun, haddi aşanların büyüklük taslayanlarından biriydi.
Ali Bulaç 32- Andolsun, biz onları bir ilim üzere alemlere üstün kıldık.
Diyanet Vakfı 32. Andolsun biz İsrailoğullarına, bilerek, (kendi zamanlarında) âlemlerin üstünde bir imtiyaz verdik.
Elmalılı Hamdi Yazır 32-Andolsun ki Biz onları bilerek bütün milletler üzerine seçip tercih etmiştik.
Süleyman Ateş 32. Andolsun biz, onları bir bilgiye göre alemlere üstün kıldık.
Yaşar Nuri Öztürk 32 Yemin olsun, biz onları bir ilim sayesinde âlemlere üstün kılmıştık.
Ali Bulaç 33- Ve onlara, her birinde açık birer imtihan bulunan ayetler verdik.
Diyanet Vakfı 33. Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan işaretler verdik.
Elmalılı Hamdi Yazır 33-Ve onlara mucizelerden içinde apaçık bir imtihan bulunan nimetler vermiştik.
Süleyman Ateş 33. Onlara, içinde açık bir sınav bulunan ayetler verdik.
Yaşar Nuri Öztürk 33 Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan ayetler vermiştik.
Ali Bulaç 34- Muhakkak, bunlar da diyorlar ki:
Diyanet Vakfı 34. Onlar (müşrikler) diyorlar ki:
Elmalılı Hamdi Yazır 34-Fakat şu (beriki) kafirler diyorlar ki:
Süleyman Ateş 34. Şunlar (Kureyş kafirleri) de diyorlar ki:
Yaşar Nuri Öztürk 34 Şimdi, şunlar tutmuş diyorlar ki:
Ali Bulaç 35- ‘(Bütün her şey) Bizim yalnızca ilk ölümümüzdür; yeniden diriltilip-kaldırılacak değiliz.’
Diyanet Vakfı 35.”İlk ölümümüzden sonra bir şey yoktur. Biz diriltilecek değiliz.”
Elmalılı Hamdi Yazır 35-“ilk ölümümüzden başka birşey yoktur.” Biz yeniden diriltilecek değiliz.
Süleyman Ateş 35. İlk ölümümüzden sonra bir şey yoktur. Biz diriltilecek değiliz.
Yaşar Nuri Öztürk 35 “İlk ölümümüzden başkası yok! Biz diriltilecek filan değiliz!”
Ali Bulaç 36- ‘Eğer doğru söylüyorsanız, şu halde atalarımızı getirin bakalım.’
Diyanet Vakfı 36.” Doğru söylüyorsanız, atalarımızı getirin.”
Elmalılı Hamdi Yazır 36-Haydi getirin babalarımızı, doğru (söyleyen kimseler) iseniz.
Süleyman Ateş 36. Doğru söylüyorsanız, babalarımızı getirin.
Yaşar Nuri Öztürk 36 “Eğer doğru sözlülerseniz, atalarımızı geri getirin!”
Ali Bulaç 37- Onlar mı hayırlı, yoksa Tübba’ kavmi ve onlardan öncekiler mi? Biz onları yıkıma uğrattık. Çünkü onlar, suçlu-günahkardı.
Diyanet Vakfı 37. Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba’ kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları yok ettik, çünkü onlar suçlu idiler.
Elmalılı Hamdi Yazır 37-Onlar mı hayırlı, yoksa Tubba kavmi ve onlardan öncekiler mi? Onların hepsini helak ettik, çünkü suçlu idiler.
Süleyman Ateş 37. Onlar mı hayırlı, yoksa Tubba’ kavmi ve onlardan önce gelen(kavim)ler mi? Suç işledikleri için biz onların hepsini helak ettik.
Yaşar Nuri Öztürk 37 Onlar mı hayırlı yoksa Tübba’ halkıyla onlardan önce gelenler mi? Onları helâk ettik; çünkü onlar, suç işlemiş insanlardı.
Ali Bulaç 38- Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları bir ‘oyun ve oyalanma konusu’ olsun diye yaratmadık.
Diyanet Vakfı 38. Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.
Elmalılı Hamdi Yazır 38-Biz gökleri, yeri ve aralarındakileri oyunculukla yaratmadık.
Süleyman Ateş 38. Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları eğlenmek için yaratmadık!
Yaşar Nuri Öztürk 38 Biz gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri eğlenmek için yaratmadık.
Ali Bulaç 39- Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler.
Diyanet Vakfı 39. Onları sadece gerçek bir sebeple yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 39-ikisini de ancak hak ve hikmetle yarattık. Fakat pek çokları bilmezler.
Süleyman Ateş 39. Onları sadece gerçek bir sebeple, (hikmetli bir gaye ile) yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk 39 İkisini de, sadece gerçeği göstermek üzere yarattık. Ama onların çokları bilmiyorlar.
Ali Bulaç 40- Şüphesiz o (hakkı batıldan, haklıyı haksızdan) ayırma günü, hepsinin (hesaba çekilecekleri) vakitleridir.
Diyanet Vakfı 40. Şüphesiz (hakkı bâtıldan ayıran) hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı gündür.
Elmalılı Hamdi Yazır 40-Haberiniz olsun ki, o ayırım günü hepinizin belirlenmiş vaktidir.
Süleyman Ateş 40. (Hakkın batıldan ayrılacağı) Hüküm günü, hepsinin varacağı gündür.
Yaşar Nuri Öztürk 40 Hiç kuşkusuz, ayrım günü, hepsinin buluşma zamanıdır/buluşma yeridir.
Ali Bulaç 41- O gün, bir dost dosttan herhangi bir şeyle yarar sağlayamaz. Ve onlara yardım edilmez.
Diyanet Vakfı 41. O gün, dostun dosta hiçbir faydası olmaz, kendilerine yardım da edilmez.
Elmalılı Hamdi Yazır 41-O gün yarın yara, dostun dosta hiç bir faydası olmaz ve bir taraftan yardım da görmezler.
Süleyman Ateş 41. O gün dost, dostundan bir şey savamaz. Ve onlara yardım da edilmez.
Yaşar Nuri Öztürk 41 Bir gündür ki o, dostun dosta yararı olmaz. Onlara yardım da edilmez.
Ali Bulaç 42- Ancak Allah’ın rahmet ettiği başka. Şüphesiz O, üstün ve güçlü olandır, esirgeyendir.
Diyanet Vakfı 42. Ancak Allah’ın merhamet ettiği kimseler böyle değildir. Şüphesiz O, üstündür, merhametlidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 42-Ancak Allah’ın rahmetiyle yarlığadığı (merhamet ettiği) başka. Çünkü O, öyle güçlü, öyle merhametlidir.
Süleyman Ateş 42. Ancak Allah’ın acıdığı kimseler (kurtulur). Şüphesiz O, üstündür esirgeyendir.
Yaşar Nuri Öztürk 42 Allah’ın rahmet ettiği kimse müstesna. Allah Azîz’dir, Rahîm’dir.
Ali Bulaç 43- Doğrusu, o zakkum ağacı;
Diyanet Vakfı 43. Şüphesiz zakkum ağacı,
Elmalılı Hamdi Yazır 43-şüphesiz zakkum ağacı,
Süleyman Ateş 43. Zakkum ağacı,
Yaşar Nuri Öztürk 43 Şu bir gerçek ki zakkum ağacı,
Ali Bulaç 44- Günahkar olanın yemeğidir.
Diyanet Vakfı 44.Günahkârların yemeğidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 44-Çok vebal yüklenenin yemeğidir.
Süleyman Ateş 44. Günahkarların yemeğidir.
Yaşar Nuri Öztürk 44 Suçluların yemeğidir.
Ali Bulaç 45- Pota gibi; karınlarda kaynar-durur;
Diyanet Vakfı 45. O, karınlarda maden eriyiği kaynar.
Elmalılı Hamdi Yazır 45-Pota gibi karınlarında kaynar,
Süleyman Ateş 45. Pota gibi karınlarda kaynar.
Yaşar Nuri Öztürk 45 Erimiş maden misali, karınlarda kaynar.
Ali Bulaç 46- Kaynar-suyun kaynaması gibi.
Diyanet Vakfı 46.Sıcak suyun kaynaması gibi .
Elmalılı Hamdi Yazır 46-Kaynar suyun kaynaması gibi.
Süleyman Ateş 46. Sıcak suyun kaynaması gibi.
Yaşar Nuri Öztürk 46 Sıcak suyun kaynaması gibi…
Ali Bulaç 47- ‘Onu tutun da cehennemin orta yerine sürükleyin.’
Diyanet Vakfı 47. (Allah zebânilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasına sürükleyin!
Elmalılı Hamdi Yazır 47-Onu tutun da yaka paça, doğru cehennemin ortasına sürükleyin.
Süleyman Ateş 47. (Allah, zebanilere emreder): “Tutun onu, cehennemin ortasına sürükleyin.”
Yaşar Nuri Öztürk 47 “Tutun onu, cehennemin tam ortasına götürün!”
Ali Bulaç 48- ‘Sonra kaynar suyun azabından başının üstüne dökün;’
Diyanet Vakfı 48. Sonra başına azap olarak kaynar su dökün!
Elmalılı Hamdi Yazır 48-Sonra da başına kaynar su azabından dökün.
Süleyman Ateş 48. Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün!
Yaşar Nuri Öztürk 48 “Sonra başının üstüne, kaynar su azabından dökün!”
Ali Bulaç 49- ‘(Azabı) Tad; çünkü sen, (kendince) üstün, onurluydun.’
Diyanet Vakfı 49. (Ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin!
Elmalılı Hamdi Yazır 49-“Tat bakalım (azabı)! Çünkü sen çok güçlü ve şerefli idin.” deyin.
Süleyman Ateş 49. Tad, zira sen kendince üstündün, şerefliydin.
Yaşar Nuri Öztürk 49 “Tat bakalım! Hani sen onurluydun, seçkindin.”
Ali Bulaç 50- ‘Gerçekten bu, sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir.’
Diyanet Vakfı 50.İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.
Elmalılı Hamdi Yazır 50-İşte o sizin şüphe ve mücadele edip durduğunuz şey budur.
Süleyman Ateş 50. İşte o kuşkulanıp durduğunuz şey budur!”
Yaşar Nuri Öztürk 50 “İşte budur o kuşkulanıp durduğunuz şey.”
Ali Bulaç 51- Muttakilere gelince; muhakkak onlar, güvenli bir makamdadırlar.
Diyanet Vakfı 51. Müttakîler ise hakikaten güvenilir bir makamdadırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 51-Kötülükten sakınanlar (müttakiler) elbette emin bir makamdadırlar;
Süleyman Ateş 51. Korunanlar ise güvenli bir makamdadır.
Yaşar Nuri Öztürk 51 Korunup sakınanlar, güvenli bir makamdadır;
Ali Bulaç 52- Cennetlerde ve pınarlarda,
Diyanet Vakfı 52. Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 52-cennetlerde, pınar başlarında,
Süleyman Ateş 52. Bahçelerde ve çeşme başlarında.
Yaşar Nuri Öztürk 52 Bahçelerde, pınar başlarında.
Ali Bulaç 53- Hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan (elbiseler) giyinirler, karşılıklı (otururlar).
Diyanet Vakfı 53. İnce ipekten ve parlak atlastan giyerek karşılıklı otururlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 53-ince ve kalın ipekten elbiseler giyerek karşı karşıya (otururlar).
Süleyman Ateş 53. İnce ipekten ve parlak atlastan giysiler giyerek karşılıklı otururlar.
Yaşar Nuri Öztürk 53 İnce ipekten, parlak atlastan giymiş olarak, karşılıklı oturmaktadırlar.
Ali Bulaç 54- İşte böyle; biz onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
Diyanet Vakfı 54. İşte böyle. Bunun yanısıra biz onları, iri gözlü hûrilerle evlendiririz.
Elmalılı Hamdi Yazır 54-Evet böyle (olacak); hem onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
Süleyman Ateş 54. Ayrıca onları, iri gözlü hurilerle de evlendirmişizdir.
Yaşar Nuri Öztürk 54 İşte böyle! Onları iri gözlü hurilerle de eşleştirmişizdir.
Ali Bulaç 55- Orada, güvenlik içinde her türlü meyveyi istiyorlar;
Diyanet Vakfı 55. Orada, güven içinde (canlarının çektiği) her meyveyi isterler.
Elmalılı Hamdi Yazır 55-Orada güvenler içinde her çeşit yemişi isteyip getirtirler.
Süleyman Ateş 55. Orada, güven içinde, her meyveyi isterler.
Yaşar Nuri Öztürk 55 Orada, güvenli bir biçimde her türlü meyveyi isterler.
Ali Bulaç 56- Orada, ilk ölümün dışında başka ölüm tadmazlar. Ve (Allah da) onları cehennem azabından korumuştur.
Diyanet Vakfı 56. İlk tattıkları ölüm dışında, orada artık ölüm tatmazlar. Ve Allah onları cehennem azabından korumuştur (sürekli hayata kavuşmuşlardır).
Elmalılı Hamdi Yazır 56-ilk ölümden başka ölüm tatmazlar, (Allah) onları o cehennem azabından korumuştur.
Süleyman Ateş 56. Orada ilk ölümden başka ölüm tadmazlar (sürekli yaşarlar). Ve (Allah) onları cehennem azabından korumuştur.
Yaşar Nuri Öztürk 56 Orada, ilk ölüm dışında ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur.
Ali Bulaç 57- Senin Rabbinden, bir fazl ve (lütuf) olarak. İşte büyük ‘mutluluk ve kurtuluş’ budur.
Diyanet Vakfı 57. (Bunlar) Rabbinden bir lütuf olarak (verilmiştir). İşte büyük kurtuluş budur.
Elmalılı Hamdi Yazır 57-(Bunların) hepsi Rabbinden bir lütuf olarak (verilmiştir), işte budur ancak büyük kurtuluş.
Süleyman Ateş 57. Rabbinden bir lutuf olarak (bu ni’metler kendilerine verilmiştir). İşte, o büyük başarı budur.
Yaşar Nuri Öztürk 57 Rabbinden bir lütuf olarak böyledir. İşte budur o büyük başarı.
Ali Bulaç 58- Belki onlar öğüt alıp-düşünürler diye, Biz onu (Kur’an’ı), senin dilinle kolaylaştırdık.
Diyanet Vakfı 58. Biz onu (Kur’an’ı), öğüt alalar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.
Elmalılı Hamdi Yazır 58-Biz onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık, gerek ki iyi düşünsünler.
Süleyman Ateş 58. Biz o(Kur’a)nı senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
Yaşar Nuri Öztürk 58 Biz o Kur’an’ı senin dilinle/senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alabilsinler.
Ali Bulaç 59- Öyleyse sen gözleyip-bekle; elbette onlar da gözleyip-bekliyorlar.
Diyanet Vakfı 59. (Yine de inanmayanların başlarına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır 59-O halde gözet, çünkü onlar da gözetiyorlar.
Süleyman Ateş 59. Biraz bekle, onlar da beklemektedirler (yakında başlarına neler geleceğini göreceklerdir).
Yaşar Nuri Öztürk 59 Artık, beklemeye geç! Çünkü onlar da beklemekteler.

 

 

http://www.kuranikerim.gen.tr sitesinden alınmıştır.

 

Duhan suresi – Karşılaştırmalı meal

Bu yazıyı okudunuz mu?

Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri NAHL SURESİ Ali Bulaç Rahman ve Rahim ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir