Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Dünya bitkili bir balık akvaryumuna benzer
imanilmihali.com
Dünya bitkili bir balık akvaryumuna benzer

Dünya bitkili bir balık akvaryumuna benzer

Dünya bitkili bir balık akvaryumuna benzer

Meraklıları bitkili akvaryumların nadide güzelliğinden, balıkların endamından, ışıklandırmanın verdiği hazdan, canlı doğuranların o ilk günlerdeki acemi yüzüşlerinden haberdardır. Ve bu akvaryumdakilerin kaderi adeta sahibinin elindedir.

Akvaryumu kuran kişi, onu uygun yere yerleştirmek, suyunu tamamlamak, suyunun mikropsuz, bakterisiz, uygun sertlikte olduğundan emin olmak zorundadır. Hatta balıklar suya konmadan evvel birkaç gün beklenir ki hem klor azalsın hem suda kısmen bakteriler üresin ki balıklar konduğunda yaşam mümkün olsun.

Akvaryumun ışığı, havası, sıcaklığı sahibince ayarlanmalıdır ki balıklar hastalanmasın ve ölmesin. Sahibi balıklar uygun miktarda yem versin ki balıklar ne aç kalsın ve yavruları yesin ne de çok yiyerek şişmanlıktan çatlasın. Balıklar birbiriyle uygun familyadan olmalıdır ki birbirleri ile kavga edip yaralamasınlar, hatta öldürmesinler.

Bitkiler güzellik verirken ne az ne çok olmalıdır ki oksijen ve karbon dengesi sağlanabilsin. Suya ara sıra tuz atılmalıdır ki gereksiz ve aşırı miktarda üreyen, balıkların pullarına yapışan bakteriler temizlenebilsin. Akvaryumun suyu haftada bir kez dipten az, iki-üç ayda bir çok miktarda tazelenir ki bayat ve dipte yoğunlaşan zehirli su yeni ve sağlıklı olanı ile değiştirilebilsin. Balıklara verilen yemler bile yavru ve yetişkin olmak üzere farklı olmalı, bitkilere verilecek gübreler katı veya sıvı olsun balıklara zarar vermemelidir.

Akvaryumun bulunduğu odanın ışığı, oksijen oranı, sıcaklığı, güneş görme durumu bile balıkların ve bitkilerin sağlığı açısından önemlidir. Keza suyun içindeki bitki ve balıkların ışığa maruz kalma süre ve şiddetleri, akıntı ve filtrelemenin debisi, istemeden üreyen salyangozların temizlenmesi… hep bir ilgi ve alaka ister. Bu sayılanlar yapılırsa balıklar sağlıklı ve güzel bir şekilde yaşar, en ufak ihmal ve hata durumundaysa çoğusu bir gün aniden ölüverir.

Beş on tane balık, on onbeş tane bitkinin bir arada olduğu 250 litrelik bir tankta hayatın tesisi ve devamı bu kadar hassas dengeler üzerine kuruluyken, bir de dünya ve yaşam için gerekli olanları bir düşünün!

Din Allah’ındır ve din hayatın ta kendisidir.

Rabbimizin kurduğu muazzam akvaryumda yaşayan bizler bir saniye nimetsiz, bir saniye aç, bir saniye havasız kalmıyorsak bu hayatı elleriyle inşa eden Rabbimizin sonsuz kudret, ilim, rahmet ve marifetinin eseridir.

Rabbimizden başka hangi güç milyonlarca türden milyarlarca canlıyı hem de hiç biri aç kalmadan bir akvaryumda besleyebilir? Hangi güç ısıyı, ışığı, havalandırmayı, hastalıkların def edilmesini, karbon-oksijen oranını, yağmur, rüzgar olaylarını bu kadar muazzam ve hatasız düzenleyebilir?

İman, işte bu muazzam güce teslim olmaktır.

Yüce Allah, bizlerin hobi olarak yaptığı akvaryumun sınırsız olanını, bir tekimizi hata ve gafletten öldürmeden belki milyonlarca yıldır devam ettirmekte, güneş ve ay görevini layıkken yapmakta, dünya dönmekte, yağmur yağmakta, rüzgar esmektedir.

Dinin hayatın ta kendisi olduğunu ve Allah’ın en büyük alamet ve ayetlerinden olduğunu anlamak için; yerde yürüyen karıncalara, havada uçan kuşlara, dallardan sarkan canlılara, yerin altında uyuyan sürüngenlere, denizlerin bilmem ne kadar derinlerinde yaşayan balıklara, mercanlara, süngerlere bakmak yeterlidir.

Bu dini, bu hayatı kuran, yaşatan, kıyamete kadar yaşatacak olan da sadece Rabbimizdir.

Bu dünya ve yaşamı tesadüfe, yardımcılara, tabiata bağlayan gafiller şunu bilmelidir ki eğer bunlar tesadüf veya doğal bir üreme sistemi olsaydı balık yavruları gibi her şey bir sonrakini aynı cins ve miktarda üretir, farklılık ve değişiklik, gelişim ve güzellik yaşanamazdı. Yağmur aynı zamanlarda yağar, buğdaylar aynı aylarda başak atar, yapraklar her yılın aynı haftasında yere düşerdi.

Lakin öyle değildir. Standartlık yoktur, esas ve kural vardır ama her şey hep aynı süregelmez. Bunun sebebi de Rabbimizin değişken fikirlerinden ziyade bizlerin, azma durumu, haddi aşma girişimleri, kibri ve tabiat kurallarını yok sayma cahilliğimizdir. İsyanımız o denli büyüktür ki 300 gram beynimizle uzayı fethetmeye kalkar, tabiatı dize getirmeye çalışır, yaşama müdahale etmeye kalkar, yaratılanı değiştirmeye cüret eder, kurallara aykırı davranırız.

Düşünün ki o akvaryumdaki balıklar bu isyanı bir kez yapsa muhakkak siz beklediğiniz şükür ve saygıyı göremediğiniz için hemen fişlerini çeker ve onları ölüme terk edersiniz. Çünkü Rabbimizin rahmet ve merhametinin, ilim ve kudretinin, sabır ve sevgisinin milyonda biri bile bizlerde yoktur.

Dahası bizler sadece gözümüzün gördükleri ile alakadar olur ve onu doğru kabul ederiz. Rabbimiz Allah ise bilinen ve bilinmeyen her şeyi, öncesi ve sonrasıyla, hak ve batıl ayrımıyla, işiten-gören-bilendir.

O insanı o kadar sever ve rahmet ederek diler ki insan da kendisine yardım etsin.

Bir dilemesiyle bir saniyede ortadan silebileceği kötülüğü diler ki insan canını feda ederek silmek için ölümü göze alsın. O diler ki kurduğu bu muazzam ahenkli hayat düzenindeki kötülere karşı insanlar düşman olsunlar ve saygı-şükran sadece kendisine gösterilsin.

Rabbimiz Allah bu şükrü ve minneti fazlasıyla hak eden tek Malikimizdir.

Ve insan; nankör, cahil ve zalimdir!

Akvaryumda yaşadığı halde, akvaryum şartlarını yok sayan, şükretmeyen, kendisine bahşedilenleri kendisinden bilen insan, nimetleri tanımaktan, ayetleri görmekten, dini tanımlamaktan çok uzaktır!

Bunun vebali de çok olacaktır.

Dünya bitkili bir balık akvaryumuna benzer

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir