Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Dünya düz mü yuvarlak mı?
imanilmihali.com
Dünya düz mü yuvarlak mı

Dünya düz mü yuvarlak mı?

Dünya düz mü yuvarlak mı?

Dünya düz mü yuvarlak mı sorusu son yıllarda alevlenen ama aslen binlerce yıllık bir tartışma konusudur. Dünyanın küreselliğinin taraftar toplayabildiği yıllara kadar insanlık dünyayı düz kabul ediyor ve yuvarlak diyenler ölümle cezalandırılıyordu. Bu cezanın sebebi ise din kitaplarında dünyanın düz olduğunun söylenmesi ve inkarcıların kafir olarak damgalanmasıydı.

Yıllar sonra bazı yahudi bilim adamlarının da katkısıyla(!) dünyanın yuvarlaklığına dair tezler kuvvetlendi ve buna 1969 Aya seyehat oyunu da eklenince insanlık dünyanın küreselliğine ve aya gidildiğine inandırıldı. Lakin aradan kırk sene geçmeden aya gidildiğinin kocaman bir yalan olduğu ortaya çıktı ve en yetkili ağızlar Apollo ile gönderilen sözde dünyaya ait resimlerin photoshop ile üretildiğini itiraf ettiler. 2010 yıllında ABD başkanının kendi ağzından dünya atmosferinin 1200 mil dışına insanlı olarak on yıl içinde çıkabileceğimizi umut ediyoruz demeci bunun en büyük itirafıydı. Çünkü ay 200.000 mil uzaklıktaydı ve insanlık halen aya gidememişti.

NASA sonraları sayısız resim üretti ve NASA gibi sayısız ülke, firma, roket üreticileri (!!!) hepsi de yahudi/mason olmak ve logolarında aynı sembolleri kullanmak yoluyla, benzer resimleri üreterek inandırıcılığı artırmaya çalıştılar. Ama acıdır ki bir tek müslüman uzaya çıkamadı, bir tek müslüman ülke dünyanın gerçek resimlerini çekemedi. Hatta bu konuda bilimsel çalışma yapan bile olmadı ki bazı tercüme eserler ile bilakis dünyanın yuvarlaklığını ispata çalıştılar.

Teknik olarak konu ne olursa olsun meseleye dini açıdan bakacak olursak şunu görürüz ki;

Kur’an’ın yaratılış ve yaşam satırlarının tamamında dünyayı tasviri “YERYÜZÜ” şeklindedir. “YERKÜRE DEĞİLDİR!”

Dünyanın devekuşu yumurtası şeklinde üstten basık ve yana hafif eğik yaratıldığı ayetlerle sabittir lakin asıl soru yer dediğimiz kara parçasının dairesel olup olmamasıdır. İnsanlar baş aşağı durur mu? Yerçekimi var mıdır? Gelgitler nasıl olur? gibi sorular aklımızı karıştırıyor olsa da cevap aslında görmek isteyenler için basittir ve yeryüzü aslında bir geniş adadan ibarettir ve su üstündedir. Bu adada dağlar, dereler, tepeler ve vadiler vardır ama tamamı adanın üzerindedir. Bunu şu ayetten de anlayabiliriz.

“O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş’ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır.”(Hud 11/7) (Not: burada bazı meallerde Arşı DA su üstünde idi” çevirisi vardır. Bu da eki bize yeryüzünün de su üstünde olduğuna işarettir. (NOT; son zamanlardaki meallerin yeryüzü değil de yerküre fikrini desteklemek maksadıyla kasıtlı olarak değiştirildiğine lütfen dikkat ediniz. )

Konuyu bilim adamlarına bırakarak asıl maksadımıza geçersek bunca gayretin neden gösterildiği ve neden insanlığın yuvarlak dünyaya inandırılmak istendiği konusu karşımıza çıkar.

Dünyanın ve diğer tüm gezegenlerin yuvarlaklığı, sayıları, konumları sadece tahmin ve dizgiden ibaret iken insanlık gezegenlerin tamamının yuvarlak, yüzen, rastgele oluşmuş, sıradan şeyler olduğuna kandırılmaya çalışılır ki “Yüce Allah’ın yeryüzünden başka yaşam ortamı oluşturmadığı, geceyi ve gündüzü sadece dünya ve insanlık için var ettiği, dünyanın kainatın merkezi olduğu, güneş ve ayın dünya etrafında dönmekte olduğu ama dünyanın asla bir yörüngesi olmadığı” ANLAŞILMASIN!

Oyun; varolan ilahi hakikatleri bozmak, hileyle aldatmak ve birbirine göre izafi gerçekleri ters yüz ederek başka gezegenlerde de yaşam olabilir veya uzaylılar vardır diye bizlerin aklını karıştırmaktan öte değildir.

Bunun bir adım ötesi insanlığı, dinin uydurma olduğuna ve uzaylılar gelecek korkusuyla gezegen olarak tek çatı altında toplanmaya çalışmaktır ki bunun tek gayesi şeytanların egemen olacağı, dinin ortadan kalkacağı “yeni dünya düzenine” uygun ortam sağlamaktır.

İnsanlığın ahiret sorgusundan değil de ölümden korkar hale getirilmesini hedefleyen sayısız gerilim ve korku filminin gayesi de bundan başka bir şey değildir.

Uzay araştırmalarına katılanların tamamının yahudi veya mason kökenli siyonistler olduğu hatırlanırsa oyunun gayesi de daha iyi anlaşılacaktır.

Ayetlere bir bakalım;

“Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş’a kurulan Rahmân’dır. Sen bunu haberdar olana sor!” (Furkan 25/59)

“Allah, gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Yeryüzüne de, sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik.”(Lokman 31/10)

“De ki: “Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.” O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti. Sonra duman hâlinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler. Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir.”(Fussilet 41/9-12)

“Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve nice işaretler meydana getirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.” (Nahl 16/15,16)

“Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü çırılçıplak göreceğin günü bir hatırla. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız.”(Kehf 18/47)

“Üstlerindeki göğe bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik, nasıl donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur.”(Kaf 50/6)

“Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O hâlde, onlar mı galip gelecekler?”(Enbiya 21/44)

“Andolsun, biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık. Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz. Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter.” (Mü’minun 23/17,18)

“Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiştir! Dağlara bakmıyorlar mı, nasıl dikilmişlerdir! Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıştır! Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.” (Gaşiye 88/18-21)

“(Ey Muhammed!) De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. Selâm onun seçtiği kullarına.” Allah mı daha hayırlıdır, yoksa onların ortak koştukları mı? Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip, onunla, ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilâh mı var!? Hayır, onlar (Allah’a) eş tutan bir kavimdir. Yahut yeryüzünü karar kılma yeri yapan, içinde nehirler akıtan, onun için oturaklı dağlar yapan ve iki denizin arasına bir engel koyan mı? Allah ile birlikte başka bir ilâh mı var!? Hayır, onların çoğu bilmiyor!”(Neml 27/59-61)

“O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.”(Enbiya 21/33) (Not: Gece ve gündüz de birer varlıktır.)

“Görmedin mi ki, Allah, geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider…”(Lokman 31/29)

“Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır. Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi)dir. Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur. Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.”(Yasin 36/37-40) (Not: Dünyanın yörüngesi filan yoktur!)

“Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.”(Rahman 55/33)

İslam alemi yahudi demeçlerine değil de Kur’an’a baktığı zaman hakikati görecek ve imanını keskinleştirecektir. Lakin hala uykudadır.

Yahudi zihniyetinin yuvarlak dünya ile ilgili tezleri ve bunların uzantıları işte bu ayetlerin hükmünü boşa çıkarmak, hayatı bir sınavdan ziyade bir rastlantısal evrime dayandırmak çabasıdır ki insanın evrim teorisi de böyledir. Yüce Allah, insanı en güzel biçimde yarattığını ifade ederken, birilerinin insanın yıllar geçtikçe evrimleşerek güzelleştiğini söylemesi gibi yuvarlak dünya fikri de imanı zedelemek hedefli yahudi oyunlarıdır.

Yerçekimi yalanı ise hızla döndüğü iddia edilen dünyadan insanların neden savrulmadığına dair uydurulmuş bir başka yalandır. Oysa gerçek, taşıma ve kaldırma kuvvetiyle alakalıdır ve havadan ağır olanlar yere düşer, hafif olanlar havada kalır. (Kainatın her noktasında bu düşüş aşağıya doğrudur. Bu yüzden boylar yukarı uzar, fidanlar ve dallar yukarı uzanır.) Bu yukarı uzanma kanun aynı zamanda tüm yaratılanların Arş’taki tek Yaratan’ına ulaşmak arzusu ve kararlılığıdır.

Ayın denizleri çektiği yani gel-git olayı da (ama nedense büyük gölleri çekememesi) dünyanın çekim gücü ayın üç katıyken zaten bu mümkün olamaz, koca bir yalandır. Olan su üstündeki yeryüzünün çok küçük miktarda (ısı değişimlerinden vb.) suya batıp çıkmasıdır.

Teknik detaya çok girmeden denilebilir ki insan aklı, yahudi hile ve tuzaklarına uygun hale getirilmiş, Hollywood filmleri bunu adeta torpillemiş, big bang gibi saçma efsaneler akılları karıştırmıştır. Kur’an’ı duvara asarak müslüman olduğunu iddia eden garibanlar da bilimadamları sandıkları kafir ve müşrikleri baştacı etmiştir.

Oysa hakikat şudur;

Yüce Allah dünyadan başka bir yaşam yaratmamıştır, yeryüzü devekuşu yumurtası sırtı gibi bombeli ama düzdür, tüm insanlık ayakları aşağıda yaşar, dünyanın yörüngesi yoktur, güneş ve ay dahil tüm kainat dünyadaki yaşamı desteklemek içindir. Gündüz ve gece, aydınlık ve karanlık dünya etrafında emredilen şekilde döner ve insanın yaşam saatleri buna göre belirlenir. Kimse gökleri delip uzay derinliklerine (Allah dilemedikçe) gidemez. Başka bir gezegende asla yaşam yok, uzaylı denen birileri asla yoktur.

Hatırlatmakta yarar var ki Yüce Allah, zamanı bilelim diye (İsra 17/12) ay’ı yarattığını buyururken tüm dünya ve İslam alemi hala güneş takvimi kullanmaktadır. (Bu şu demektir ki ay takvimine göre yani 355 günlük yıl sayısına göre içinde olduğumuz yıl aslında 2017 filan değil yaklaşık 2430 yılları filandır. Dünya hayatının topu topu on yıl olacağı ayette sabitken ve bizim bin yılımız ahiret yurdunda bir günken oyunun neden hazırlandığı da anlaşılacaktır.) Astrolojiden uzaklaşan, bilimi terk eden, aklını kullanmayan, bilimi tercüme yoluyla ders kitaplarına sokan müslüman ülkelerin durumu tam olarak budur.

Bir not daha dünyanın yaratılışı öyle milyar yıllar filan değildir. On bin yıl sürmesi tahmin edilen yaşamın en evveli yaklaşık 9.500 yıl öncesine dayanır ki on günlük sürenin tamamlanmasına çok zaman yoktur. Karbon testleri ile en fazla 7.500 yıl hesaplanabilirken yahudi bilim adamlarının dünya yaşını milyarlarca yıla dayandırması Kur’an hükümlerini boşa çıkarmak gayretinden başka bir şey değildir. Dikkat edilirse Kur’an ayetlerinin tam aksi her defasında karşımıza bilim diye dayatılmaktadır. Bu siyonizmin zaferi, müslüman aleminin zavallılığıdır. 

Özetle; ilim ve bilim yaratılışı faraziyelere dayandırırken Yüce Allah bundan binlerce yıl önce yaşamı tarif etmiş, hakikatleri göstermiştir. Lakin Kur’an’ı ve Allah’ın dinini şeytanın dini şirke mağlup etmek hevesindeki iblisler her alanda olduğu gibi bu konuda da akılları karıştırmış ve devasa para ve emek harcayarak insanlığı maksatlı bir sınav gayesinden kopararak, sıradan ve tesadüfi bir oluşa inandırmış ve bunu bilgi diye sofraya koymuştur.

Aklını kullanmayan insanlar ise nasıl yuvarlak dünyada düşmeden duruyoruz veya denizlerin suları neden aşağıya akıp gitmiyor diye sorgulamadan yalanı hemen kabullenmiştir. Çünkü bu kolaydır ve imanları zayıftır. Oysa düz dünya fikri akla daha yatkın olandır ama insanlık yahudi algı saldırıları altında eriyip gittiğinden gerçeği algılamaktan en azından sorgulamaktan çok uzaktır. İnsan bu yüzden zalim, cahil ve nankördür, bilgisizdir.

Allah’ın ayetlerine bakmak, dünyanın neden ve ne kadar süre için yaratıldığını, gece ve gündüzün insanlar için yaratıldığını anlamak imanlı kalpler için bu kadar zor olmasa gerek. Ama meşguliyet ve medeniyet koşturmacalarına boğdurulan insanlık entellik adına ispatlanmamış şeylere inanmamayı modernlik kabul ederek siyonizmin ağlarına her geçen gün daha da fazla dolanmaktadır.

Hele bazıları düz dünya fikri ve bunun altında yatan ilahi hakikatlerin telaffuzundan bile o denli rahatsız olur ki bırakın araştırıp, tartışmayı adını ananı geri zekalı olarak damgalar. Halbuki kendileri aciz, yahudileşmiş zavallılardır.

İnsanlık gerçekleri elbet birgün öğrenecektir. Lakin o ana dek aslolan ayetler istikametinde yahudilere değil Yüce Allah kelamı Kur’an’a itibar etmektir.

Hristiyan alemi de İslam alemi gibi yahudi empozelerine karşı ayakta duramamış, kutsal kitaplarının tezlerini uzun süre dirense de (hatta aksini iddia edenleri diri diri yaksa da) sahiplenememiştir. Böyle olunca da ortalık siyonist, katolik yahudilere ve para babalarının hayallerine kalmıştır.

Meraklılar için internet ortamında sayısız delil ve video vardır.

Unutulmamalı ki Allah aklını kullanmayanlar üzerine pislik atar.

Son söz; dünyanın düz mü yuvarlak mı olduğunu bilim adamlarına bırakabiliriz ama Yüce Allah’ın dünya yaşamını “sınav” için bilerek ve isteyerek ve belirli süre için var ettiğini, tüm kainatı bu yaşamı desteklemek üzere yarattığını, belirli süre geldiğinde bu yaşamın Yüce Allah tarafından bir başkasıyla değiştirileceğini, yaratılışta tesadüf olmadığını asla yahudi oyunlarına bırakamayız. Çünkü bu bilimsel değil imani bir konudur ve Allah’a iman ediyorsak ayetlerine de itibar etmek zorundayız.

Dünya ister düz ister yuvarlak olsun ama gönüller imanlı olsun!

Rabbim gözlerimizi ve gönüllerimizi açsın, bizleri faydalı ilimle aydınlatsın. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Din ve Fıtrat

Allah’ın tek dini ama iki din tarifi, insanın tek doğru ama iki yaşam şekli vardır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir