Anasayfa / BAŞ YAZILAR / Dünya sınavının tasviri
imanilmihali.com
Dünya sınavının tasviri

Dünya sınavının tasviri

Dünya sınavının tasviri

İnsan, ruh ve bedenden teşkil, akıl ve şuur sahibi, sınava tabi, işitip görebilen, idrak ve beyan edebilen, hür iradesiyle tercih yapabilen, iyi ve kötüyü ayırt edebilme kabiliyetine sahip, ölümsüz bir varlıktır.

Ölümsüzdür çünkü daha dünyaya gelmeden evvel ruhu yaratılmış ve sonra bedeniyle buluşturulmuş, dünya sınavına birlikte tabi tutulmuş, sonra ecel ile yine ruhu ve bedeni ayrılmış ve kıyamet sonrası dirilişle yine beden ve ruhu buluşturulacak, her defasında her şeyi hatırlayacak, birlikte hesaba tabi tutulacak olandır. Yani ölenler sadece bedenlerdir, ruh değil ve her şeyi hatırlayan ruhtur. Cennet ve cehennem de (Doğrusunu Allah bilir) ruhların sınav, ıslah ve terbiyesi olacaktır. Hasta olanlar da yaşlananlar da hep bedenlerdir, ruhlar değildir. Bedenin vazifesi ruhu sağlam ve uzun müddet taşımaktan ve sınav gereği olarak ruhun tercih, emir ve isteklerini yerine getirmekten ibarettir.

İnsan bu dünyaya FITRATTA yemin ederek gelmiş, EMANETİ YÜKLENEREK yeryüzüne ve cennetlere varis olarak seçilmiş ve sınava girmeye hak kazanmış bir varlıktır.

İnsanın vazifesi bu nedenle maddi ve manevi başlıklar altındadır ve bir beşer olarak temel ihtiyaç ve görevleri ama diğer yandan bir ruh olarak da manevi görev ve vazifeleri vardır.

Beşer olarak temel ihtiyaçları bedenin selameti ve sağlıklı kalması için şart olan şeylerdir ve temizlik, spor, beslenme gibi hallerdir. Ruh olarak ise manevi ihtiyaçları din ve iman şemsiyesi altında toplanabilir ve asıl sınavda buradadır. Beden ve ruhun toplam vazife ve koşulları ise sınavdaki sayısal ve sözel not toplamını verir. Yani bedene bakmak da lazımdır, ruhu beslemek de.

İnsanın asli görevi, kul olabilmenin ve sınava tabi olmanın yükünü anlayarak, sınavın gereğini yerine getirmek ve yüksek not almaya çalışmaktır. Yani tek vazife vardır sınavı mümkün olan en yüksek not alarak geçmek.

Sınav, Yüce Allah’ın kulluk ve ibadet için var ettiği ve üstün kılıp, meziyet ve kabiliyetler ile yücelttiği insanlardan, kimin daha iyi işler yapacağını görmek için şart koştuğu bir süreçtir ve cennetten kovulan insanın yeniden cennetlere geri dönebilmesi ancak bu sınavdan geçer not almasıyla mümkündür.

Geçer not alabilmenin şartı da hayat dersi (Ahlak, örf ve kültür) ve din dersi (Kur’an) kitaplarında yazılı olan sorulara çalışmak, gereğini yapmak ve doğru tercihlerle reaksiyon gösterip yanlış yapmamak, yanlış tercihi işaretlememektir. Yani şart maddi ve manevi olarak doğru ve dürüst olarak yaşamak ve güzele hizmet etmektir.

Yüce Allah, sınavın, dinin, hayatın, yaratışın tek sahibi, kudreti, ilmi, Malik’idir.

Sınavı şart koşan, sınava sokan, sınavdaki soruları hazırlayan, sınav kağıtlarını okuyacak olan, başarılıları cennetine, başarısızları cehennemine layık görecek olan SADECE O’dur. Bu nedenle başkalarına değil sadece Allah’ın emir ve isteklerine, yasak ve tembihlerine ses vermek şarttır, tek çaredir.

Yüce Allah’a karşı duyduğumuz sonsuz sevgi ve bir yandan da korku bize hürmeti, sadakati, emirlere uymayı, yasaklardan sakınmayı emreder ki sınav zaten budur.

Kulluk bilinci diye de anılan ‘doğru yaşam tarzı’ insana vicdan ve kalbinden seslenen bir kopyadır. Kalp daima doğruyu ve güzeli emreder, vicdan doğru yapınca sevinir ve yanlış yapınca üzülür, kahrolur. Kalp bu nedenle en son ve en yüce fetva makamıdır. Akıl ise kalbin komutanı, doğru tercih anahtarıdır ki idrak, mukayese ve beyan sadece akılla mümkündür. Bu yüzden akıl batıni peygamberdir ve zahiri din (Kur’an) ve peygamberi (Hz. Muhammed) anlayabilmek için de lazım olandır.

Sınav alanı mükemmel uyumlulukta hazırlanmıştır, güzel, ferah ve yeterlidir. Sınav soruları gayet adil, sınav gözetmenleri dürüst ve yardımseverdir. Sınav şahitleri ise (melekler) herkesin baş ucunda ona dua etmekte ve şahitlik etmektedir.

Sınava girenle için dua eden aile, arkadaş ve akrabaları vardır ama onlar da o esnada kendi sınavlarını eda etmektedir. Yani sınav salonu dışında kalanlar sadece çocuklar ve akli yeterlilikleri olmayanlardır. Bedeni engelli olup, akli yeterliliğe sahip olanlar dahi sınava tabidir.

Sınav salonunun penceresinden dışarda ise ağaçlar tespih etmekte, yapraklar fısıldamakta, kuşlar öterek kanat çırpmakta ve insanlar için dua etmekte, Allah’a tesbihe devam etmektedir.

Bu sınavda insana sınav malzemesi olarak sadece vicdan ve kalp, akıl ve şuur değil aynı zamanda iki kıymet daha verilmiştir ve bunlar Kur’an ve sahih sünnettir. Kitaplar açık olunan bu sınavda bunlara müracat etmek her zaman serbesttir. Yani bu sınav kitaplar açık yapılan bir sınavdır.

Sorular binlerce, seçenekler onlarcadır. Doğru cevap ise her bir soru için bir adettir ve çoktan seçmeli bu sınavda bir sürü yanlış seçenek vardır.

Sınav alanına girmeden önce herkes hazırlanmak, çalışmak, alışmak için yeterli bir süreye sahiptir ve bu süre sonunda REŞİT olanlar sınav salonuna alınır. Reşit olmadan hayata veda edenler ise (doğrusunu Allah bilir) belki başka bir beden ile yeniden hayat gelir ve başka bir sınava girerler. Reşit olma yaşı ise genel olarak on beş yaş sınırıdır ve bu yaştan evvel sınav yükümlülüğü yoktur. Bu yaşa erebilenler ise sınava mecburen girerler.

Sınavın süresi herkes için farklıdır ve herkes sınav süresi kadar soruyu cevaplamakla mükelleftir. Kimi otuz sene sınavda kalır, kimi doksan sene ama kimisi de yalnızca bir sene. Herkesin yapabildiği soru ile sınav süresi idrak edemeyeceğimiz bir puanlama sistemi ile değerlendirilir ve herkes için sonuçlar aynı anda ama çok daha sonra açıklanır.

SINAVIN ŞARTLARINI, KURAL VE KAİDELERİNİ, SÜRE VE MAHİYETİNİ, KİMİN HANGİ SORULARDAN TEST EDİLECEĞİNİ, KİME NE ZORLUKTA SORU SORULACAĞINI VELHASIL SINAVA AİT HER ŞEYİN BELİRLEYİCİSİ ALLAH’TIR, HÜKÜM, SINAV VE DİN SADECE O’NUNDUR.

Sınavın itici gücü imanı, temiz nefsi veren de O’dur, dua ve tevekkül ile kendisinden yardım dileyene yardım eden de O’dur. Zikirle, tefekkürle, sabır ve şükürle kendisine minnet duyanları ödüllendiren ve kolaylık sağlayan da O’dur.

O, zorlaştırmayan kolaylaştıran, kolaylık ve güzellik isteyen, herkesin sınavı geçmesini dileyen ama şeytanlara uyanları lanetleyendir!

O, sınavı geçeceklere müjdelerin en yücesini, sınavda kalanlara azabın en şiddetlisini hazırlayandır!

O, tüm zaman boyunca sevdiği ve güvendiği insana kitapları ve peygamberleri ile doğruyu gösteren, adeta doğru cevap anahtarını teslim edendir.

O, zihin açıklığını, kalp ferahlığını, galibiyeti has, salih ve halis kullarına nasip edendir.

Yüce Allah sınav sorularının çıkacağı Kur’an’ı ile çok önceden kullarına sınavı duyurmuş, şart ve şeklini izah etmiş, adeta doğru cevapları vermiş, sınavın nasıl geçileceğini ve sınava nasıl hazırlanılması gerektiğini izah etmiş, eski nesillerden örnekler vererek doğru ilke ve manaları duyurmuş, hata ve noksanların kaynağının şeytanlar ve nankörlük olduğunu açıkça izah etmiştir.

Yüce Allah, rahmeti ve adaleti gereği, ayetleriyle çokça sevdiği ve güvendiği insana kainat, beden ve Kur’an ayetleri ile doğruları göstermiş, iman etmelerini emretmiş, imana düşman,  sınavı kaybetmeye sebep şeytanı bir numaralı bela olarak tanıtmıştır.

Yani sınav kitapçığında akla takılan her tür sorunun cevabı vardır ve anlaşılmayacak bir şey yoktur!

Sınavda her zaman geriye dönüp seçenekleri değiştirmek veya yanlış yapılanları düzeltmek mümkündür. İsteyen istediği sorudan başlar ve soru kitapçığı sadece bir tanedir.

Anlaşılmayan veya takılınan sorularda Kur’an’a (kitaba) müracat etmek serbesttir ve sınav gözetmeninden (aile, öğretmen, alim vs.) yardım almak mümkündür.

Sorular net ve açık, cevaplar kolaydır. Lakin bazı sorularda caydırıcı seçenekler de yok değildir. Bazı cevaplar bilerek ve isteyerek (sınav gereği) yaklaşık cevaplıdır veya birden çok doğru var gibi görünür ama doğru cevap sadece bir tanedir.

Bazı sorular evvelki sorularla ilişkilidir ve uzun paragraf soruları da vardır.

Sınav sorularına sürekli yenileri eklenir ve yaşa, coğrafyaya bağlı olarak sınav konuları değişir. Bazı sorular test tipi bazıları ise yorum ve açıklama tipidir. Sınav salonunu kısa süreliğine terk etmek mümkünse de sınavı bitirmeden salondan çıkmak yoktur.

Sınavda uygulamalı sorularda vardır ve cihad diye anılan bu mücadeleye ait soruların ayrı bir önem ve katsayısı vardır. Sınav esnasında bu uygulamalı sınavları başarıyla sürdürürken önünden kağıdı alınanlar (şehitler) doğrudan sınavı geçmiş (cennetlik) kabul edilir ki sınav bu denli adil ve güzeldir.

Soruları bitirenler (eceli gelenler) kağıtlarını verir ve kağıtlarını vermeyenler veya sınava sonradan girenler için sınav zil sesi ile (kıyamet) ile biter.

Sınav kağıtları topluca sınav değerlendirme merkezine gönderilir, adil ve düzgün vaziyette istiflenir, kısa zamanda okunur ve nota tahvil edilir. Tebliğ ise daha sonradır.

Melek dostlarımız sınav esnasından başlamak üzere tamamlanan sorulara an ve an not verdiği, sınav kağıtları teslim olduğunda da son soruların puanı verildiği için sınavın bitmesini mğüteakip herkesin aldığı fiziki not bellidir. Ama alacağımız not sadece bu nottan ibaret değildir.

Sınav notlarının yüz üzerinden kırk dokuz puanı sorulara verilen fiziki cevaplardan, elli bir puanı ise kanaat notundan (takdir hakkından) ibarettir. Alacağımız gerçek not ise bu iki notun toplanarak ikiye bölünmesiyle belli olur.

Kanaat notu ise sadece Yüce Allah’a aittir ve bedeni zorluklarımızın, sınava inancımızın, çektiğimiz çilelerin, bizlere nimet olarak ve sınav gereği verilen servetlerin menfi veya müspet mutlaka bir katsayı değeri vardır ve bunu bilen sadece Allah’tır ve bu kanaat notu sınav sonucuna doğrudan etki eder.

Öte yandan o soruya o cevabı verirken aklımızdan geçenleri, niyetlerimizi de bilen sadece Allah’tır ve bunun da bir katsayısı vardır.

Sınava ne kadar ciddi hazırlandığımızın, ne kadar korkarak ve severek sınava girdiğimizin, sınav sorularına ne denli hürmetli olduğumuzun da bir katsayısı vardır.

O salonda bizlerle birlikte girenlerin de bir etkisi ve belki çan eğrisi vardır.

O sınav saatinde sınava girenler için ortak belirlenmiş zorluk katsayıları da vardır ki söz gelimi Asr-ı Saadet’in kahırlı ilk yıllarında sınava girenler ile refah ve bolluk zamanlarında sınava girenlerin katsayısı farklı olacaktır.

Sınavda başarı sadece yüksek not almak (cennetlere mazhar olmak) değil ama aslen Allah rızasını kazanmaktır. Yıldızlı pekiyi olarak adlandırılan bu not, doğru cevap sayısı yeterli olmasa da kanaat notu devreye girdikten sonra çok zor değildir. Nitekim Kur’an’da yıldızlı pekiyi aldığı buyrulan sayısız mü’min vardır. (Firavunun karısı, Hz. Meryem gibi)

Bunun tam aksine şartları müsaitken nankörlükle sapan ve azanlar da vardır ve bunlar cevapları doğru da olsa kanaat notuyla sınıfta kalanlardır. Kur’an bunlara da örnek olarak Hz. Lut (as) ve Hz. Nuh (as)’ın eşlerini örnek vermektedir.

Peygamberlerin, sıddıkların (doğru sözlülerin), şehitlerin, alimlerin, mücahitlerin (Allah yolunda mücadele edenlerin) kanaat notları yüksektir.

Sınavda yüksek not alamayan ama kanaat notuyla yüksek başarılara imza atanlar (mazlum mü’minler) da vardır, soruları neredeyse tam doğru olduğu halde kanaat notu sıfır olan münafıklar da.

Sınavda kopya çekmek, yalan söylemek, numara yapmak, yalandan samimiyet göstermek en büyük suçlardandır. Cevap doğru dahi olsa o soruya aslında inanmadığı bir cevabı vermek riyadan sayılır ve cezası o sorunun yanlış sayılmasıdır.

Kalpleri kaskatı, akılları fitne dolu, hile ve tuzak peşindekiler tüm sorulara doğru cevabı zaten bulamazlar ve bulsalar da, melekler doğru cevap verdiklerine şahitlik de etseler, Yüce Allah onların niyet ve tuzaklarını bilen ve cevaplarını geçersiz kılandır.

Başkalarının haklarını yiyerek, korkmadan yanlış soru işaretleyerek, haramlardan sakınmayarak, akibetle alakalı başkalarına güvenerek, şefaat umuduyla affolunacağını farz ederek sınavı ciddiye almayanların sınav kağıtlarında kocaman bir sıfır vardır. Bunların kanaat notu da düşüktür. Dahası aldıkları notlardan o hakkını yediklerine notlar (sevapları) transfer edilir, notu kalmazsa başkalarının yanlış cevapları (günahları) kendi hanelerine eksi olarak yazılır. Bu halde ise sınav notları sıfırın da altında olur ki eksi not alanlar için akibet karanlık ve süreklidir.

Bu sınavda düşük not alanlar için not yükseltme sınavı gibi bir seçenek asla yoktur. Sınav tektir, tek kademelidir.

Sınavda sorular sadece Kur’an’dan çıkar. Çünkü Allah’ın emir ve yasakları, öğüt ve tembihleri, sınırları, helal ve haramları sadece O’ndadır.

Bu sınavda unutmak mazeret, bilmemek mazeret değildir.

Sınav sorularının çıkacağı Kur’an’ı anlamadan okumak veya hiç okumamak ise lanetlenmeyi gerektiren en büyük günah ve cehalettir ki sınav sonu oluşacak kanaat notunun sıfırlanmasına, şefaatin tamamen kaybolmasına sebeptir. 

Nihayet sınavın son zil sesi duyulur, sınav herkes için tamamlanır ve ikinci zil sesi ile herkes sınav salonunun bahçesine toplanır, sınav kağıtları üzerinde fiziki notlar olacak şekilde tek tek dağıtılır. Kimi sevinir, kimi üzülür.

Sonra haklar sahiplerine iade edilir, helallikler alınır ve değişen notlar ile herkes ilahi ve nihai hükmü bekler ki sınava inanmayan, sınavı hor gören, sınavı inkar edenler avludan çıkarılarak doğrudan cehenneme sevk edilir, Allah onlarla konuşmaz bile. Onlara günahları da sorulmaz, onların günahlarını üstlenen de.

Yüce Allah, hızlıca ve zerrece haksızlık yapmadan herkesin notuna, kendi kanaat notunu ekler ve razı olduğu bazı kimselere (Peygamberlere, şehitlere vs.) sınava tabi olanlar için şefaat dilemelerine müsaade eder. Onlar az notla sınıfta kalanlar (ama yine ve sadece Allah’ın razı olduğu kullar için) için yardım ve aman dilerler.

Sınav notunu dilediğince değiştirmek, azaltmak ve yükseltmek yetkisi SADECE ALLAH’ındır. 

Sınava girenlerin akıllarını, kalplerini, niyetlerini bilen ve buna göre kanaat notu kullanan SADECE ALLAH’tır. Sınav Allah’ındır, sorular O’nundur, doğru cevapları belirleyen O, notları dilediği için değiştiren O’dur. 

Yüce Allah rahmetiyle şefaatine ve miktarına hükmeder, notlar iyileştirilir ve nihai notlar herkes için belli olur. O esnada çoğu yüz mahzun, az sayıda yüz nur içindedir. Cehennem ağzına dek dolacak kadar kalabalık, cennetler tehnadır.

Yıldızlı pekiyi alanlar melekler eşliğinde yeni yurtlarına giderlerken, cehennemlikler sürüler halinde ateşten halkalar boyunlarında olmak üzere cehenneme sevk edilir ve lanetlenirler. Herkes yerini bulur, sınav huzur ve adaletle tamamlanmış, haklar yerlerini bulmuş, dünya denen sınav alanı fanilikle buluşarak tarih olmuştur.

Cennetlikler hamd ile, cehennemlikler kendilerine lanetler ederek yaşamaya başlarlar ve cennetliklere bir başka müjde ise korkusuzluk ve Allah’ın inşallah gül cemalini görmek olarak nasip olur. Baki hayat bu şekilde devam eder ve Allah dileyene kadar da bu böyle devam eder.

Sebepler içinde yükselmek ile kast edilenin sınavın cennetlerde ve cehennemlerde de devam etmeyi kast edip etmediğini bilmiyoruz lakin arındırılmış nefislerin konulacağı cennetlerde ve nefislerin arındırılma işleminin yapılacağı cehennemlerde ıslah olanların yurt değiştirmesi (Allah’ın dilemesiyle) olasıdır.

Yani cehennemlik cezası kısa süreli olanlar (günahkar iman sahipleri) ile ebedi cehenneme mahkum olanların (müşrik, münafık, mürai ve kafirlerin) cehennem süreleri doğrusunu Allah bilir ama aynı olmayacaktır.

Böylece cezası tamamlananlar yeni yurtlarına geçecek ve huzur ve esenlik sağlanmış, adalet yerine oturmuş, dünyada yapılan ve edilenlerin karşılığı tam olarak verilmiş olacaktır.

Yüce Allah’ın elest meclisinde ve insanın yaratılışı esnasındaki ahdi de böylece gerçekleşmiş olacaktır çünkü YÜCE ALLAH’IN VAADİ HAKTIR!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Tek bir tarikat ve cemaat vardır

Tek bir tarikat ve cemaat vardır

Tek bir tarikat ve cemaat vardır Tek bir tarikat ve cemaat vardır ve o da ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir