Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / Dünyada kaç milyon Müslüman vardır
imanilmihali.com
Dünyada kaç milyon Müslüman vardır

Dünyada kaç milyon Müslüman vardır

Dünyada kaç milyon Müslüman vardır

Başlık bu olunca akıllara hemen Müslüman devletlerdeki milyarlarca insan gelir ki bir tahmine göre bu rakam 2,5 milyar civarıdır. Peki gerçek bu mudur? Yani dünyada 2,5 milyar Müslüman var ise dünyanın bugünkü haline bir açıklama getirilebilir mi? Yoksa … Müslüman sayısı çok daha mı az?

Müslüman kelime olarak Allah’a teslim olandır ki Müslüman olmak için lazım gelen kelime-i Şehadet’i dille söylemek, İslam’ın şartları diye anlatılan ibadetlerle meşgul olmaktır. Meseleye bu pencereden bakarsak doğrudur, dünyada 2,5 milyar kendisini Müslüman sayan insan vardır.

Peki, bu sayıdaki Müslüman, girdikleri İslam dininin gereklerini yapmakta mıdır?  Yoksa sadece ezbere bir bilgiyle sadece İslam’ın beş şartıyla mı meşgul olmakta, anlamadan okuduğu Kur’an’ı ezberlemeye çalışmakta, imanı ve tevhidi bilmeden, şirki hiç tanımadan ama şirke batmış bir vaziyette mi yaşamaktadır?

Doğrusunu daima ve sadece Allah bilir diyerek devam edersek durumun vehameti de daha net anlaşılacaktır.

Kur’an, dinin temeli, anayasasıdır. Peygamberimiz dahi dini Kur’an’dan öğrenmiştir ve din adına hüküm yetkisi sadece Allah’Indır. O halde Kur’an’ı anlamadan okuyan veya hiç okumayanlar sırf sünnet oldu diye veya Kelime-i Şehadet getirdi diye Müslüman sayılabilir mi? tarikata üye olmayı dinin gereği sayan, arapça bir iki dua ezberleyince alim yerine konan, tevhid yolunda cennet hayalleriyle koşarken sayısız şeytanlıklara imza atan şirk mahkumları Müslümandan sayılabilir mi?

Tevekkülü Allah’a kılavuzlamayıp, bankadaki dolarlarına bağlayanlar, haksızlık ve adaletsizliklerde sınır tanımayıp zulmedenler, ayrımcılık ve baskı yapanlar, zekat vermemekle kalmayıp, verilen zekatları hortumlayanlar, çalanlar, kötü malı kakalayanlar, betondan çalanlar, yolları, tabiatı kirletenler … Müslüman mıdır?

Arabizme mahkum, İsrailiyat altında inleyen ama bunun farkında dahi olmayanlar, hurafeler ve arap gelenekleri dinini İslam diye yaşarken aslında tabi oldukları din İslam mıdır? Çarşaf ve tesettüre girmekle cennetlik olma hayalleri kuranlar imandan, salih amelden, paylaşmaktan, helalleşmekten, yetim ve yoksula yardımdan haberdar mıdır?

Fitne ve fesat peşinde koşanlar, tuzaklar kuranlar, haksız ve ehliyetsiz mevkilere gelenler, hortumlayanlar, götürenler, karanlıklarda vampirleşenler, mafyalar, çeteler, hırsızlar, kanunsuzlar, Allah’ı kandıracağını sananlar, muta nikâhlarıyla gününü gün edip dine yaslamaya çalışanlar, Peygambere yalan söyletip uydurma hadis üretenler, dindeki Hristiyan ve Yahudi kokulu zehirleri fark etmeyenler, ahireti yok sayanlar, şefaatin her türlü günahı kucaklayacağını farz edenler, yetim malı – devlet malı yiyenler… Müslüman mıdır?

Bunlar Müslüman ise dinde bir sorun vardır. Bunlar Müslüman değilse ki bizlerce değildir, çünkü dinde asla sorun olamaz, doğrusunu Allah bilir ama dünyada yaşayan Müslüman sayısı öyle 2,5 milyar filan değil en çok on milyon kadardır.

Acı ama gerçek bir şey de varsa ki bu on milyon Müslüman da bizce her şeye rağmen Anadolu’da yaşayan yaşlı kesimdir. İsrailiyattan, hurafecilikten, empoze din ve tarihten, sahte küresellikten steril yaşayan bu kesim hala bozulmamış ve hala dinini Kur’an’a göre yaşamaktadır.

Şöyle bir düşünülürse dünya gerçekten 2,5 milyar Müslümana ev sahipliği yapacak olsaydı şer orduları bu denli güçlü olabilir miydi? Denizlerin, ormanların, hayvanların durumu böyle olur muydu? Emperyalizm, kapitalizm bu kadar etken olur muydu? İslam ülkeleri bilgiden ve akıldan bu kadar uzak, bu kadar cahil ve geri kalmış olur muydu?

Müslümanların sayısı milyarlarla ölçüyseydi zulüm bu denli egemen olur da alır başını gider miydi?

Bırakın tüm dünyayı kardeş Müslüman ülke feryatlar ile inlerken diğer sessiz ülkelerin halkları ne kadar Müslümandır? Kardeş İslam devletinin topraklarına, petrolüne göz koyanlar, komşu İslam devletini yenmek için kafir devletlerle işbirliği yapanlar …?

Durum odur ki İslam âlemi kendisini kandırmakta, İslam kabuk değiştirmeye başlamakta, Allah’ın dini Kur’an’dan uzaklaşmakta ve ahir zamanlar yahudileşen, hristiyanlaşan bir ümmet yaratmaktadır.

Bir hobi vaziyetine getirilmek istenen İslam, merdiven altlarındaki karanlık odaklarca kirletilmekte, İsrailiyat ile inlemekte, kahrolası arap gelenekçiliği ile arabizm altında ezilmektedir. Kur’an ayetlerine değil de maksatlı olarak sünnetlere ve hadislere mesnet ettirilmeye çalışılan İslam’a işe gelen yalanlar yamanmakta, Allah kelamı boşa çıkartılmasa da tahrif edilmektedir.

Bu acı duruma en yetkili ve aslen vazifeli olan ağızlar dahi itiraz etmemekteyken sıradan kulların aydınlanması ancak Allah’ın yardımı ve Kur’an ile mümkündür ki bunun ilk şartı da Kur’an’ı anlayarak okumaktır.

Müslüman olmak kolay, kalabilmek zordur. Anlaşılan odur ki 2,5 milyar insan bir şekilde bir zaman Müslüman olmuş ancak Müslüman kalamamıştır.

Müslüman kalmak, kalabilmek Kur’an ile, Allah ile ve iman ile kalabilmektir.

Tespihle, namazla, tesettürle, iki kelam Arapçayla değil, Müslüman kalabilmek kalbi yöneliş ve tevekkül iledir. Cihat gibi, hicret gibi, zekat gibi, Kur’an okumak gibi sayısız dini vecibeyi yok sayıp şekli arayışlarla ahkam kesenler sayesindedir ki İslam bu haldedir ve aydınlatması gerekirken susan âlimler eliyle de her geçen gün kan kaybetmektedir.

Allah’ın emri İslam’dır, İslam’ın emri ayetler sayısıncadır. Dini sınırlamak, tasnife sokmak, dar kalıba mahkûm etmek kimsenin harcı değildir. Çünkü din hayattır, hayatın kendisidir. Kula düşen kanmamak, aldanmamaktır.

Küreselleşme yalanlarıyla, maddiyata mahkûm hayatlar yaşamak dinin emri değil, bedeni ve beşeri açlıkların doymak bilmez emirleridir. Zengin babalara hizmet eden bu kurulu düzenler asla İslam’ın paylaşmayı emreden düzeni değildir. Bu yaşanan zulümler ve zulümlere sessiz kalan milyonlar asla İslam’ın dostları değildir. Kanlı savaşlar, bu savaşlarda dökülen sadece Müslüman kanları Allah emri değildir, kader değildir.

İslam’ın yaratmak istediği dünya, huzur, barış, esenlik ve sadece Allah’a güvenilen bir dünyadır. Eşitlik ve özgürlüğün, saygı ve sevginin, yardımlaşma ve paylaşmanın olduğu, zulmün olmadığı, olan zulme herkesin ayağa kalkarak cihat ilan ettiği, şeytanlara, münafıklara kanılmayan, aldanılmayan bir dünyadır.

Bu kurulmak istenen dünya için emek ve ter dökenler gerçek Müslümanlardır. Bu hayal ve hedefe ulaşmaya çalışmayanlar, bu güzelliğe engel olmaya kalkışanlar ise kendilerine bir kez daha bakmalıdırlar.

Çünkü bugün Müslüman sayısı öyle sanıldığı gibi 2,5 milyar filan değildir.

Öte yandan mü’min sayısına değinmek yürekleri çok daha sızlatacak bir konudur ki kalplerinde imanı yaşatabilenlerin, merhamet, sevgi ve Allah aşkıyla, zulme direnen, iyiliği yaymaya çalışanların sayısı çok daha azdır. Lakin bunun sayısını zikretmek haddimiz değildir. Çünkü imkanı veren ve bilen sadece Allah’tır.

O halde kullar kendi hallerini oturup düşünmekle mükelleftirler ki hastalığı teşhis tedavinin ilk aşamasıdır. Kul önce dinden çıktığını, çoktan Yahudi ve Hristiyan oyunlarına geldiğini yahut arap geleneklerini din diye yaşadığını veyahut Kur’an’dan değil de kullardan dinleyerek öğrendiklerinin yanlışlığını idrak etmelidir ki tedavi başlayabilsin. Ancak o zaman tevbe ve tevekkül mümkün, Kur’an ile Allah’a yönelme olası olur.

Yoksa bu gidiş doğru gidiş değildir. Münafıkların başı çektiği, müşriklerin köşe başlarını tuttuğu, kâfirlerin cirit attığı bir dünyada Müslümanlar kan ve göz yaşına mahkûm bir geri kalmışlıkla acılar içindeyse dünyada gerçekten çok az sayıda Müslüman kalmış demektir ki cennetler sadece iman sahipleri ve inşallah rahmete erecek Müslümanlar içindir.

Müslümanlıkta demir atamayanlar içinse cennetler hayal olarak kalacaktır.

Çünkü tevhid yolunda cennet masallarıyla ömürleri tüketen İslam âlemi şirk ve küfrü tanımadığı, kendisine tanıttırılmadığı için çoktan şeytanlara yem olmuş vaziyettedir ve şirkin afsızlığa mahkumiyetinden dahi habersizdir. Keza Allah’ın zalimlerle asla konuşmayacağını dahi bilmeyen bu kesimin kurtuluşu ancak Kur’an iledir.

Anlaşılarak, hazmedilerek okunan ayetler kula inşallah aradığı tüm cevapları ve kurtuluş yollarını verecektir.

Allah kullarını Kur’an’dan ayırmasın. AMin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslamofobi kimin suçu

İslamofobi kimin suçu

İslamofobi kimin suçu İslamofobi ya da İslamiyet korkusu denen illet, siyonizmin yakın zaman önce doğu ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir