Anasayfa / İMAN ESASLARI / Ahirete iman / Ecelden kaçılmaz
imanilmihali.com
ölüm

Ecelden kaçılmaz

Ecelden kaçılmaz

Ecel, bilgisinin sadece Rabbimize ait olduğu gaybi bir alınyazısıdır. Kadere iman eden kul, hayata gelmeden evvel kendisi hakkında bazı değişmezlerin planlandığını, buna ecel vaktinin de yazılı olduğunu ve ecel vaktinin Rabbimizin dilemesi olmadığı müddetçe değişmeyeceğini bilmek zorundadır.

Birden fazla ecel olabileceğini, ecelin Rabbimizce ertelenip öne çekilebileceğini, yakın ve uzak eceller olabileceğini ama vakti kesinleştikten sonra asla değişmeyeceğini ayetlerden biliyoruz.

Ecelin zamanı bu şekildeyken, nasıl gerçekleşeceği konusunda kesinlik yok gibidir. Doğrusunu Allah bilir fakar can alma meleğine verilen emir kulun canını şu şekilde al mıdır? yoksa kul nerede ise o halde al mıdır? bilemeyiz. Lakin kulun kaderinin ve toplumdaki diğer kişi ve olayların komplex kaderlerinin birbirini etkilemesi düşüncesinden hareketle ecel yer ve şeklinin çok ayrıntılı olamayacağını farz edebiliriz. Doğrusunu muhakkak Rabbimiz bilir ve bizler inanırız ki Berat kandili dediğimiz o mübarek gecede müteakip bir yıl içinde gerçekleşecek vaka ve hadiseler kesinleşir.

Berat gecesi kulun kaderi yeniden yazılmaz sadece o yıl içinde hakkında planlı kaderin kaza edilip edilmeyeceği karara varır ki muhtemel ecel de bunlardan biridir.

Her hâlükârda kul için kader ve kaza emareleri birer muammadır ve kul Rabbine sığınıp, tevekkül ederek hayırlarla yaşamak ve kulluk görevini eda etmek için çırpınmak mecburiyetindedir.

Ecel o kul nerede olursa olsun, ne vaziyette olursa olsun, kimlerle olursa olsun istisnasız herkesi yakalayacaktır. Çünkü her can (nefis) ölümü tadacak ve baki hayata intikal edecektir.

Ecelin ızdıraplı veya hafif gelecek olması ise kulun daha ziyade yaşarken gösterebildiği iman derecesi ile alakalıdır. Çünkü ölüm melekleri mü’minlerin canını acıtmadan, kâfirlerin canını acıtarak alırlar.

“Melekler, onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken hâlleri nasıl olacak?” (Muhammed 47/27)

İman ecele kadar muhafaza edilmesi zorunlu olan en kıymetli emanettir. Ecelin ne zaman ve nerede geleceğini bilemediğimiz için imansızlık uçurumuna uçmadan, iman zafiyetlerimizi gidermeden, imanın gereklerini yapıp güzel bir ibadet ve ahlak alışkanlığına kavuşmadan ölmeyi hiçbirimiz istemeyiz. Dahası yarınlara, emekliliğe ertelenen ibadet, salih amel, tevazu, tevbe gibi güzelliklerin ecelden önce yapılabileceğini kim garanti edebilir? Kim yatağında, dostları yanıbaşında huzur içinde ölebileceğini ve insanlarla helalleşeceğini garanti edebilir?

Demek ki kul hakkı yememek, helallik almak, ibadet, salih amel ve ahlakı ertelememek, imanı güçlendirerek son nefese kadar muhafaza etmek önemlidir. Sonrasında kul Allah’a tevekkül edecek ve bağışlanma dileyecektir.

Mukadderat ise muhakkak gerçekleşecek ve fani hayat elbet son bulacaktır.

Bu bahiste en vahim hisse, kafir ve münafıklara, müşrik ve zalimlere düşer.

Onlar ah alıp hak yerken, zulmedip adaletsizlik yaparken belki geçici menfaatler sağlamış ve bir yerlere gelmişlerdir. Onlar belki sahip oldukları maddi imkânlarla altın sofralarda yemek yiyip garibanı yok saymışlardır. Ama ecel yoksula da zengine de mutlaka gelecek ne var ki her ikisinin de ecel şekli bir olmayacaktır. Çünkü meleklere ancak mü’minlerin dostudur.

Melekler kafirlerin canını inşallah acıtarak alacak, kabirden itibaren inkar ve isyanlarının bedelini ödetecek, Rabbimiz de inşallah o kafirler güruhunun akıbetini sonsuz cehennem çukurları kılacaktır.

O kâfirler umulur ki tevbe etmedikleri müddetçe ıslah olma imkânı da bulamayacaktır. Çünkü Allah onlara bol evlat ve mallar vererek canlarını kâfir olarak almak istiyor.

“Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah, bununla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor.” (Tevbe 9/55)

Sonuç olarak ecel acizane kimliğimizle ne zaman ve ne şekilde gerçekleşeceğini bilemediğimiz bir hakikattir. Ecelin de hayat gibi hayırlı olması, bizim iman, ibadet ve ahlak derecemize bağlıdır. Rabbim, her iki dünyada da mü’min kulları ile kafirlere aynı davranmayacak olandır.

Ölüm meleği ise canları emredilen zamanda, kalplerdeki imana uygun olarak alacaktır.

Ölüm meleği göründükten, mucizeler gerçekleştikten sonra iman etmenin faydası yoktur. O halde tüm kafir ve müşriklerin de kurtuluşu bir an önce tevbe etmek ve Allah yoluna dönmektir. Bu arada zalime, kafire, imansıza destek verenlerin de eceli düşünüp bir an önce ahiret yurduna sadık yaşama geçmesi ve tevbe etmesi lazım gelir.

Ecelin yaşı ve sırası yoktur. Bu yüzden yarın ölecekmiş gibi imanlı, Allah dostu olarak yaşamak mü’minin ve ateşlerde yanmak istemeyen tüm kulların ortak dileği ve vazgeçilmezidir.

Rabbim tüm mü’minleri korusun, bağışlasın, hayırlı eceller nasip etsin.
Rabbim tüm kafir, münafık, müşriklerin canlarını acıtarak aldırsın, kabirlerini de akıbetlerini de karanlıklar eylesin.
Rabbim hala iman yerine imansızlığı seçen beyhude kullarına akıllar, imanlar, kalpler nasip eylesin.
Rabbim sadık kullarının dua ve tövbelerini kabul eylesin.
Amin.

Ecelden kaçılmaz

Bu yazıyı okudunuz mu?

Müsterih olmak kimin hakkıdır

Müsterih olmak kimin hakkıdır

Müsterih olmak kimin hakkıdır Müsterih olmak; vicdanı rahat, huzurlu, esenlik ve kurtuluştan inşallah emin, güvende, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir