Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Ekonomik krizlere dini bakış
imanilmihali.com
Ekonomik krizlere dini bakış

Ekonomik krizlere dini bakış

Ekonomik krizlere dini bakış

Yüce Allah vahyi ve aklı bahşeden, insanlara istikamet gösterip yaşamlarında hür ve özgür olmalarını isteyen, cennetleri öğütleyip cehenneme gitmek isteyenleri de serbest bırakandır.

İnsan, zalim, cahil ve nankördür ki gün geçtikçe de artan niteliksiz nüfus eliyle, siyonizmin kanlı darbeleriyle dinden ve Kur’an’dan uzaklaşmakta, beşerileşmekte, sözde canı derdine düşerek ahireti unutmaktadır. Oysa unuttuğu ahiret hayatı, onun bu dünyadaki dertlerine tek çaredir ama insan farkında değildir. Çünkü bencil ve kibirlidir.

Ülkemiz dahil tüm dünya ekonomiden, pahalılıktan, krizden, kurlardan, zamlardan şikayetçidir ama kimse gerçek sebebe yaklaşmak ve tedavi etmek istemediği için de belalar ard arda gelmekte, Kabe’ye nasıl yıldırımlar düşüyorsa, cüzdanlara ve tencerelere de yıldırımlar düşmeye devam etmektedir. Ama hala insan bencil, kibirli ve cahildir.

Lüks ve israf tutkusundan vazgeçmeyen, ithali pahalı da olsa alan, her sene araba değiştiren, trilyonluk dairelerde oturan insan tapageldiği bu konfordan kopmamak adına her şeyi yaparken, hak ve hukuk dinlemez, büyüklenir ve mahiyetini ezer, kanını emer durumdadır.

Çok sevilen para ve servetler yığıldıkça kibir ve ezme güdüsü peşi sıra gelmekte, üst ve alt tabakalar oluşmakta, katlar arası duvarlar kalınlaşmakta, eşitlik ve iletişim kopmaktadır.

Hile ve tuzakların adı kurnazlık veya ticari beceri olduğu için, din sektörü en çok para getiren alan olduğu için, yahudi zihniyeti ekonomiye egemen olduğu için, ticarette ahlak ortadan kalktığı için, en karlı yatırımlar kumar ve içki sektörü olduğu için, hak etmeyenler devletten maaaş sızdırmak için türlü numaralar çektikleri için ekonomik değerler de bir türlü rayına oturmamaktadır.

“Cumadayım döneceğim” yazılı kartları dükkana bırakıp namaza gidenlerin riyası devam ettikçe, zenginler şükre ve infaka, fakirler sabra ve tevekküle yaslanmadıkça da bu hal devam edip gidecektir.

Meseleye bu yönden bakınca tüm cevaplar kolayca bulunacaktır. Yani çözüm bilimsel olarak para verileriyledir lakin din ve iman doğru cevabı çok öncelerden beri işaret etmiştir ki bunlara uyulsaydı zaten ortada ekonomik sorun dahi asla olmazdı.

Helal ve haram ayırt etmeden kazanma hırsına teslim olmuşlar, bereketi kandırmakta arayanlar, rızkı devletten veya kişilerden, tarikatlerden bekleyenler, vergi kaçıran ama ortamlarda zekatın yüğceliklerini savunanlar, aile boyu kara mersedeslerle gezen ve bu arabaları vergiden düşerek şirket üstüne gösterenelr oldukça dine bakmak kimsenin de aklına gelmeyecektir.

Üretici ve satıcı arasında sayısız aracı varken, her aracı misliyle kar koyarken, lisans, patent, hisse, komisyon adına birileri üretim maliyeti kadar kar alırken, garibanı kimse düşünmezken, sağlıksız ürünler göz ardı edilirken, genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO) piyasalarda kapışılırken, birileri Allah’ın helal kıldığı şekeri, unu, tuzu vs. haram kılarken, kimse aza tamah etmezken, esnaf komşusu siftah yapmamışken kendisi torbalarını doldururken, mafyalar, tekeller, lobiler paranın dibine vururken, müteahitler milletin a.ına koyarken, üretim yerine her yanda inşaatlar fışkırırken ekonominin düzelmesi de çok zordur.

Torbada ekmek gibi küçük avuntularla teselli bulanlar infaka misliyle uzakken, sadaka diye verilen ramazan paketlerinin içinde evlere asla sokulmayan sayısız gıda varken…

Suriyeliler, memleketlerinde savaş varken ve onlar burada ticaretle uğraşıp aile boyu tatil yaparken, hatta bayram tatillerine ülkelerine gidip gelirken, devletten tıkıt tıkır maaş alırken…

İhale yolsuzlukları, kamu talanları, belediyelerde hırsızlıklar, gereksiz yatırımlar, harçlar, haraçlar karşı konulmaz oranlardayken…

Komşusuna hava olsun diye her sene mobilyalar değiştiriliyorken, yazlıklar her sene tamir ve boya ediliyorken, üretime değil tüketime meyletmişken…

İş adamları dindar ve dindar olmayn diye ikiye bölünmüşken, işini ve statüsünüğ kaybetmemek adına iş adamları tekelleri kıramıyorken, birileri distribütör (genel dağıtıcı) olmak namına komisyonlar kazanır ama kılını kıpırdatmazken, borsaya, dolara birileri sürekli yalan müdahaleler ederken ve bir gecede spekülasyonlarla servetler kazanırken, yerli malı ihtal diye kakalayanlar prim yaparken…

Turistleri kazıklamak, vatandaşi kandırmak, tezgahın önüne güzel arkasına kötü domatesi koyarak aldatmak revaçtayken …

Barlar, diskolar, alkollü karanlık mekanlarda türlü rezillik ve ahlaksızlıklar prim yaparken…

Kumarhaneler, ganyan bayileri milyonlarla oynarken, atıl emekliler kavhelere hapsolunmuş 101 oynarken…

Medya yalan ekonomik haberler yayarken, bazıları ekonomiyi batırır, bazıları ekonomiyi güllük gülistanlık gösterirken…

Kimi babalar evlatlarını okutabilmek için çöp toplarken ve kimi babalar kızlarına sınırsız limitli kredi kartı verebiliyorken …

Kurbanın gösterişlisi kesiliyor, hacca defalarca gidiliyor, altın bardaklarda şerbetler sunuluyorken, mezarlar üç katlı ve ithal mermerden yapılıyorken…

Yankesiciler, hırsızlar, hortumcular saygı görüyorken, vatandaşın üç kuruş elektrik faturası için elektiriği kesiliyorken, trilyonlar çalanlara yapılandırma ve faiz indirimi uygulanıyorken, her yıl vergi affı çıkartılıyorken, bankalar soygunculara ısrarla ve talimatla kredi verme yarışındayken…

Televizyonlar harcama ve tüketimleri teşvik ediyorken, en pahalı gıdalar alamayanlara nispet olsun diye reklam ediliyorken, kötü mallar pahalı reklamlarla kakalanıyorken, milletin vergileriyle işletilen kurumlar taraf tutuyorken, gerçeği saptırıyorken, çevre ve tarım alanları inşaat alanlarına dönüştürülüyorken…

Şaşalı iftar sofraları dahi vergiden düşülüyorken…

Televizyonda ramazan programı yapanlar asgari ücretin bin misli maaş alıyorken…

Dizilerde zengin hayat reklam ediliyorken, manevi değerler o dizilerle maddi zevklerin arkasına atılıyorken…

İslam’da zenginleşmek yasak değildir yalanı beyinlere kazınıyorken…

Zekat ancak kırkta birdir yalanı ayetin hilafına dine kaide yapılıyorken…

Fıtrat sadakası bir kişinin bir günlük yemeği iken, dört kişilik ailenin bir aylık sırf yemek için ihtiyacı parasal olarak belliyken, asgari ücret bunun sadece üçte biriyken…

Sokaklar, köprü altları, metruk binalar aç ve sahipsiz çocuklarla doluyken…

Tesettürlü hanımların eşarpları üç asgari maaş kadar pahalıyken…

Kara jeepler içinde gezen tesettürlüler, camları kapatıp, renkli film yapıştırıp, klimaları açarak seyaehat ediyorken…

Din adamları işi sebebiyle devletten zaten maaş alıyorken, yaptığı ilave işlerden bağış adı altında vatandaştan adeta zorunlu ama sözde isteğe bağlı bahşiş dileniyorken…

Vatandaç üç kuruş maaşını para umuduyla kumara yatırıyorken…

Fuhuş ve zinaya milyonlar harcanıyor, kuzey ülkelerinin kadınlarına her yıl 20 milyar dolar yardım (!) hem de nakit olarak yapılıyorken…

Yurt dışı gezilerde kumara, kadına, alışverişe servetler harcanıyorken…

En temel eğitim ve sağlık giderleri dahi çok yüksek fiyattayken…

Elektrik, su, vergi, ısınma giderleri maaşları geçiyorken…

Bankalar vurgunlanıyorken, şirketler yağmalanıyorken, helal ve alın teriyle kazanılmış servetler mafyalar eliyle kapışılıyorken, yabancı ortaklı şirketler teminat altındayken, kafirlerle iş yapan, ortaklık kuran sayısız insanımız varken…

Kuyumcular, evler gün ortası soyuluyorken, hırsızlar sokaklarda dolaşmaya devam ediyorken, hırsızın elini kesin diyen Allah emri yok sayılıyorken…

Tarikatler devasa bütçelere ulaşırken, himmetler çığ gibi büyürken, vakıfların paraları talan edilirken, devlet arazileri peşkeş çekilirken, üreticiler kan ağlıyorken, beş yıldızlı oteller peşpeşe açılıyorken, din sektörünün ele başları siyonizmle kol kola geziyorken…

Siyonizm, eğitimden sağlığa, sanattan spora, giyimden inşaata kadar her alanda egemen iken…

Ehliyet ve liyakatin yerini sadakat almışken…

Din tarikatlere bölünmüşken…

Tarikatlere giden maddi yardımlar zekattan sanılıyorken…

Şeytan işi pislikler reklamlarla sevdiriliyorken, fuhuş zina sevdiriliyor, kumar ve şarap özendiriliyorken…

Haksız faiz yani tefecilik yani riba helalleştiriliyorken …

Enflasyon miktarınca faiz normal ve mübah olduğu halde tasarruf ve yatırımlar din sektörüne kaysın diye haramlaştırılıyorken…

Tevazu unutulmuş, gösteriş ve büyüklenme ümmeti sarmış iken…

Lüks ve israfın haramlığı unutulmuş iken…

Yardımlaşma ve paylaşma Allah’ın emri iken…

Ekonomi daha çok uzun süre tepetaklak gitmeye mahkumdur ve Yüce Allah evlere, cüzdanlara, işyerlerine, bankalara daha nice yıldırımlar gönderecektir, göndermektedir.

Kimse ağlamasın çünkü Allah, kulları durumlarını değiştirmedikçe akibetlerini değiştirmeyendir.

İslam toplumu diye övünen ama imandan nasipsiz ülkenin insanları cahil ve nankör insanları o yıldırımlarla helak olmaya da müstehaktır.

Matematik daima doğruyu söylemez nitekim ekonomik meselelerde bilim çözüm üretmekten çok uzaktır. Çözüm ve kalıcı huzur ancak Kur’an’a kulak vermek ve insan olduğumuzu hatırlamakla mümkündür.

Mankurtlaşan insanlık, mançurya kobayları gibi harcamaya ve paraya tapmaya alıştırılmıştır ve dünya süsleri tek yaşam gayesidir.

Oysa Kur’an, azla yetinmeyi, rızkı vereni sadece Allah bilmeyi, paylaşmayı ve yardımı emreder. Kur’an ayrıca hayatı bozan, yeryüzünden bozgunculuk eden, yalan ve haramla servet yığan, aldatan, büyüklenip ezenlerle mücadeleyi emreder.

Haksız kazanılan her bir kuruş ahirette boyunlara takılacak ateşten bir halkadır.

Haksız ve haram her bir kuruş tüm ülkeye ve dünyaya zarar veren bir bozgundur.

Haksız ve ehliyetsiz olarak kazanılmış her bir kuruş Allah’a isyandır, yetimin hakkını yemektir, tüm ülke vatandaşının hakkına tecavüzdür.

İsraf zulümdür, servet yığmak zulümdür, muhtacı yok saymak zulümdür.

Kur’an, ekonominin de, diğer tüm alanlarında çözümünü gösteren öğüttür.

Kur’an en büyük şefaatçi ve en büyük şikayetçidir!

Bunca insan, bunca hırsızlık ve israfa meylederken, yoksul unutulmuşken, hileler ticaretin mayası olmuşken, din sektörü almış başını giderken, Kur’an’a kulak veren yokken … daha çok ekonomik yıldırımlar insanları çarpacak, haksız servetler herkesin helak sebebi olacaktır.

Sanatçılar bir gecede milyarlar alırken, öte yanda iki üç iş yapmak zorunda olan dar gelirliler varsa, çöpler ekmek artıkları ile doluysa, orasına burasına çubuk (!) taktıran devlet adamları, sülalesine diş yaptıran ve bunu kamuya ödeten bürokratlar varsa, bazıları evlatlarına Ferrari marka arabalar alıyor ve bazıları bez bebek ile yetiniyorsa, kamu malı talanı ile patron malı talanı at başı gidiyorsa, şirket arabaları hususi maksatlarla kullanılıyorsa, devlet arazilerine konuluyor, devlet malı yemeyene enayi diye bakılıyorsa … toplumun hep birden kalkınması ve mutluluğu gaye edinilmiyorsa… Allah azabını elbet gönderecek, hasat zamanı yağmurlar ekini ve ürünü mahvedecek, mahsuller tarlada kalacaktır. Çünkü Allah azabı en çetin olandır. 

Çözüm ve çare İslam ahlakında, ekonomik dertlerin ilacı İslam’ın TİCARET AHLAKI’ndadır.  

İslam’ın ticaret ahlakı dükkanları ve gönülleri sararsa ve spekülatif şeytanlara meydan boş bırakılmaz, mücadele edilirse görülecektir ki ortada ne kriz ve ne de fakir kalacaktır. Çünkü hakkaniyet ve adalet mülkün temelidir, ahlak imanın meyvesidir.

 

Bu yazıyı okudunuz mu?

Din ve Fıtrat

Allah’ın tek dini ama iki din tarifi, insanın tek doğru ama iki yaşam şekli vardır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

6 + 3 =