imanilmihali.com

Emanet

“Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü (şüphesiz) o çok zalimdir, çok cahildir. Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmek; mü’min erkeklerin ve mü’min kadınların da tövbelerini kabul etmek için insana emaneti yüklemiştir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Ahzab 33/72,73)

Emanet ile ilgili en temel ayet Ahzab suresinin yukarıdaki ayetleridir. Buradan hareketle göğün, yerin ve dağların insandan önce bu emaneti yüklenmek üzere teklif aldığı ancak çekindikleri anlaşılmaktadır ki bu sayılanlar insandan üstün yaratılan varlıklardır. İnsan ise nasıl, ne zaman olduğu bilinmemekle birlikte (muhtemeldir misak anında) bu emaneti yüklenmiştir. Ayetin bu yüklenişle alakalı yorumu ise insanın zalim ve cahil olmasıdır. Takip eden ayette ise müşrik ve münafıklara azap edilebilmesi, mü’minlerin tövbesinin kabul olması için emanetin insana verildiği bildirilmektedir.

Diyanet İşleri Başkanlığının anılan emanete dair yorumu ise şöyledir; insanın yüklendiği emanet, başta akıl, irade ve iradeyi serbestçe kullanmanın gerektirdiği sorumluluklardır. İnsan, iyi ve kötü arasında seçim yapabilme yeteneğini olumlu yönde kullanmadığı zaman, hem kendine hem de çevresine zulmetmiş ve cehalete düşmüş olur. Ayette insan türünün bir özelliğine dikkat çekilerek onun genelde emanete riayet konusunda vefasızlık göstermeye yatkın olduğuna işaret edilmektedir.

Bizlerce devasa dağların, göklerin ve yerlerin kabulden çekindiği, zalim ve cahil olan insanın yüklendiği, doğru yoldan saparsa kendisini yakacak, doğrulukla kalırsa kurtaracak olan bu emanet; ruhla dolayısıyla akıl ve vicdanla donatılmak, hür irade kullanabilmek, idrak ve beyan edebilmek, kainat ve tabiata üstün olmak, fıtratı yeryüzüne egemen kılmak, yere Allah adına hükmedecek bir halife olmak yetki ve mesuliyeti içine alan ‘yükümlülük yani vebal’dir. Kısaca yeryüzüne egemen olmak ama neticesinde yanlış yapılırsa cehenneme mahkum olmak halidir. Bu vebal başına buyruk değil, Allah adına ve Allah’ın emrettiği şekilde olacaktır. Zulümle rotadan uzaklaşılırsa veya cehaletle unutulur ya da hafife alınırsa da cezaya müstahak olacak, gereği yerine getirilirse cennetler mekan olacaktır.

Anılan emanetin yüklenmesinden sonradır ki cennetlere veraset söz konusudur ve layıkıyla sahip çıkanlar, yani misakına, fıtratına sadık kalanlar, İblisin ahdine yenilmeyip, Allah’ın hak vaadine bağlı kalanlar cennetlere gidecek, bunu kabiliyet ve imkanı varken vesaire sebeple gaflete düşüp yerine getiremeyenler cehenneme gidecektir ki zaten bu Allah’ın vaadinin de ana hattıdır. Bizlerin verdiği fıtri misakın da bu esnada alınmış olması mümkün görülmektedir. Çünkü emanetin üstlenilmesi, cennetlere varis olunması, ruh dahil üstün kılan kabiliyetlerin bahşedilmesi ve misak alınması aynı esnada gerçekleşmesi gereken, birbirine bağlı hadiselerdir. Bunun, insan daha Yüce Allah’ta tahayyül halindeyken ruhlar aleminde olması ise en makul olanıdır. Yine de doğrusunu Allah bilir.

Zalim ve cahil insan vurgusunun ise bizlerce manası şudur ki emaneti üstlenen insan zulme saparak münafık ve müşrik olacak ve azabı hak edecektir, diğerleri ise cahildir, Allah’ı kadriyle tanıyamayacağından ve melek olmadığı için gaflete düşeceğinden tövbeye muhtaç olacaktır. İşte emaneti üstlenmenin sonucu zulme sapanların azabı peşinen kabul etmesi, salih kulların tövbelerinin emaneti yüklenmenin bir yerde mükafatı olarak da affolunacağının müjdelenmesidir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

İlk isyan

Yüce Allah topraktan yaratacağı insana diğer tüm melek secde etmesini isterken, aslında kendi kudretine ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

9 + 1 =