Anasayfa / İMAN ESASLARI / İman damlaları / Evlatlarınız ve eşlerinizden de sorulacaksınız
imanilmihali.com
Evlatlarınız ve eşlerinizden de sorulacaksınız

Evlatlarınız ve eşlerinizden de sorulacaksınız

Evlatlarınız ve eşlerinizden de sorulacaksınız

Yüce Allah insanı, hayatı ve bilinen/bilinmeyen her şeyi belli bir maksat ve plana göre Yaratan’dır. Kader bu planın ta kendisidir ki çoğu zaman alınyazısı olarak adlandırılır. Yaşantımızdaki önemli dönemeçler, doğumlar, eceller, evlilikler, kazalar, hastalık ve şifalar hep bu plana göredir.

Kainatın ve tüm insanlığın planı yani kaderi de vardır ve kaza dediğimiz şey kaderin o ana denk gelen oluşumunun hayata geçmesi yani gerçekleşmesidir.

İnsanın tüm canlılar gibi erkekli dişili ve ölümlü yaratılması, neslin devamı ve sınavın daha çok insanı kapsaması içindir. Bu doğal olarak nikâhı, çocuk edinmeyi ve sonra yaşlanarak veya aniden ölmeyi gerekli kılar.

“Allah, sizi önce topraktan, sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır, ne de doğurur. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez, yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a kolaydır.” (Fatır 35/11)

imanilmihali.com

Bir insanın nikâh dışı cinsel ilişkide bulunması zinadır. Nikah arasına sevgi konmuş iki insanın birbirini görmesi, sevmesi, evlenmesi ve huzur bularak salih nesiller yetiştirmesi için şart olandır. İki insanın evlenmesinin ve evli kalmasının tüm süreçleri dikkate alındığında sonu en çirkin helal olan boşanma ile bitmiş bile olsa baştan sona bir kader manzumesi olduğu zaten görülür.

Evlilikten dünyaya gelen evlatlar ise sadece o iki kişinin değil, toplumun, dinin ve insanlığın geleceğidir yani her ne kadar bizden doğsa da ve nüfus cüzdanında soyadımız yazsa da o evlat emanettir, insanlık ve topluma ait bir Allah emanetidir. Eşler de o evladı doğurmaya vesile olsun için verilmiş emanettir. Sonuçta evlilik müessesesinin tüm tarafları ve ürünleri dinin ve insanlığın geçici emanetidir.

Yüce Allah o eş ve evlatları bizim emanetimize bahşederek bize bir sorumluluk yüklemiştir. Bu sorumluluk; onları, sağ ve salim olarak, emniyetle, öğretmeyi, eğitmeyi, ahlaklı ve imanlı yetiştirmeyi, kötülüklerden korumayı ve ergenliğe yani dinen reşitliğe erişene kadar hakikati, güzeli ve aynı zamanda yanlışın kötülüğünü göstermeyi kapsar.

“Allah, size kendi cinsinizden eşler var etti. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?” (Nahl 16/72)

“O, gökleri ve yeri yaratandır. Size kendinizden eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Bu sûretle sizi üretiyor. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (Şura 42/11)

Bu ağır bir vebaldir çünkü yanlışı ve noksanı olan eşi, hiçbir şey bilmeyen bir yavruyu kâmil insan yoluna sokmaya çalışmak gayret, sabır, helal lokma, azim, irade ve güç ister.

Aile bu yüzden huzurlu bir güven ortamı olmalı, sevgi ve saygı egemen olmalı, babanın sözü dinlenmeli ve tüm gayret ve çabalar Kur’an nuru istikametinde iyilikler üzerine yoğunlaşmalıdır.

Sonuçta tüm gayretler insanın kendisini, karısını ve evlatları ile torunlarını ateşten koruması içindir.

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.” (Tahrim 66/6)

Bu eğitim ve öğretim safhası başarılı olamazsa ateşler azap olacak, başarılı olur ve aile mensupları iyide buluşabilirse inşallah mükafatları cennetler olacaktır.

“Bu sonuç da Adn cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler…” (Rad 13/23)

Emanet kelimesi geçici demektir. Bir süre uygun şartlarda muhafaza edilecek, süre sonunda sahibine sapasağlam iade edilecek şey demektir. Eş ve evlatlar için söylersek, namuslu, ahlaklı, imanlı ve ibadetli, salih amelli bir şekilde muhafaza edilip sahibine iade edilecekler için aile reisi durumundaki erkeğin vebali daha iyi anlaşılır.

Bu emanet sevilir ve sevilmelidir de lakin bu sevgi Allah yolunda mücadeleyi, göçü, imansıza karşı koymayı, batılla savaşı, ölümü göze alıp Hak yolunda savaşmayı engellememelidir.

“De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez.” (Tevbe 9/24)

Başarılı bir eğitimin sonuçları nasıl güzel olursa başarısız ve ilgisiz ebeveynlerin mahsulleri de çirkin olacaktır. Mukadderat ne ise o her hâlükârda geçekleşecektir lakin ailenin gayreti ödüllendirilecek veya ihmal varsa cezalandırılacak olandır.

“Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Tegabun 64/14)

Evlatların ve eşlerin düşman olması tabiri iç acıtıcı olsa da gerçektir. İnsanın en temel hususlarda ailesinden destek görememesi, dini konularda onların yanlışta ısrar etmesi, nasihat dinlememeleri, imana aykırı işlerde bulunmaları ve nefse ve şeytana yenik düşmeleri içleri acıtır.

Herkes günahını kendisi üstlenecek ve kimse başkasının günahını yüklenemeyecektir. Lakin candan bir parça olan evlatlar, hayat arkadaşı olarak emanet alınan eşlerin vefasız ve sadakatsiz tutumları insanı üzer. Bu sadece aileyi değil tüm insanlığı ilgilendirdiğinden tedbir almayı gerektirir.

imanilmihali.com
İnsanları kötülük ve günahlardan uzaklaştırmak için tesis edilmiş aile müessesesinin, kibir, kavga, şiddet, sevgisizlik, inançsızlık, saygısızlık gibi melanetlere bulaşmasının engellenmesi adına aile reisinin gayret göstermesi gerekir ki her bir aile reisi erkek aslen bir ‘imam’ görevindedir. Bu kelime sadece namazla alakalı değildir elbet. Asıl manası dini ve hayatın gayesini en iyi şekilde idrak etmek, dini tam ve doğru öğrenmek, Kur’an’ı yaşam rehberi edinmek ve bildiklerini öğretmek, örnek olarak yaşamak manasınadır.

Tüm gayretlere rağmen öğrenmemeye, uygulamamaya çalışan eş ve çocuklar için Allah dilemezse yapılacak çok şey yoktur çünkü nefisleri temizleyen, imanı kalplere koyan O’dur.

Lakin din öğütler manzumesidir ve zorlama bir yerden sonra yoktur. Dinin aslı sevdirerek göstermek, ikna etmek, örnek olmak, müjde ve cezalarının çok iyi anlaşıldığından emin olmak ve muhakkak dinin temeli Kur’an’ı kendi dilinde okuyup-okutmaktır.

Bu anlamda Kur’an’ın kendisi Türkçe okunur ve anlaşılırsa zaten en büyük imamdır. O’nda tüm yasak ve cezalar, tüm mükafat ve güzellikler yazılıdır. İnsanın doğru yolu bulabilmesi için en büyük referansı durumundaki Kur’an, doğruluğu kanıtlanmış hadislerle birlikte din eğitimindeki yegane ilmi kaynaktır.

Evlatların bugün, uyuşturucu, vurdumduymazlık, dini akidesizlik, alkol, kumar, ahlaksızlık, zina, hırsızlık, zulüm, haksızlık, kopya, büyüklenme, hatta abdestsizlik adına yaptığı her kötülükte muhakkak ailelerin de büyük hata ve noksanı vardır.

Evlatlar boy (gusül) abdestsiz geziyorsa bu onların öğrenemediği yani bizim öğretemediğimizdendir. Onlar Kur’an’dan fersah fersah uzaksa bu bizim sevdirememiş olmamızdandır.

Eşler dedikodu ve gıybetten kurtulamıyorsa, israf, estetik ve lükslerde, teberruclerde yarışıyorsa biz telkin edemediğimiz içindir.

Aile kazancının bir bölümünü salih amel ve hayırlara değil de kumara, alkole, lükse, israfa harcıyorsa bir yanlış var demektir.

Aile fertleri zalimi, haksızı, kötü ve çirkini tanımıyor, ahlaksız, zalim ve cahillerin peşi sıra körü körüne gidiyorsa suç kendileri kadar bizdedir de.

Nihayetinde gelecek nesillerin iyi ve imanlı değil de kötü ve imanı zayıf yetişmesinin vebali bizleredir.

Bizler emanete sahip çıkamadık, nankörlük ettik, kötülük ettik demektir ki vebali muhakkak olacaktır.

Allah’ın lütfu ve keremi her şeyin üzerindedir. O nasıl dilerse öyle olacaktır lakin kader bahsinde görüldüğü gibi Allah aynı zamanda insanın cüzi iradesi ile dilemesine ve o dilek doğrultusunda hayatını yaşamasına müsaade edendir. Kader Allah tarafından biliniyor olsa da değişmez değildir ve Rabbimizin dilemesi her şeyin üzerindedir.

imanilmihali.com
Ödüllendirilecek olan sonuç olmasa da gayrettir. Muvaffak olamasak ta iyiye yakışır eş ve evlatlar yetiştirme gayretimiz inşallah mükafata mazhar olacaktır.

Ama onların reşit olması bahanesine sarılıp, buluğ çağından itibaren el etek çekmek tembelliktir. Anne ve babanın görevi hayat boyu sürer çünkü evlat en çok içinde yetiştiği güven ve huzur ortamındaki büyüklerini dinler ve örnek alır. Bu yüzden ev halkı adil, dürüst, imanlı ve örnek olmalıdır ki evlatlar etkilenebilsin.

Arkadaş ve iş çevresinin bozukluklarının, teknolojinin zararlarının, toplum ve medyanın zararlı etkilerinin arınacağı, dezenfekte edileceği yerde ailedir. Bu imanı tazelemek, yanlıştan kurtulmak, kalplerdeki karalıkları temizlemek görevidir ve mutlaka yapılmalıdır.

Teslim olunursa vebal ailenin tüm fertlerine ve özellikle aile reisi durumundaki erkek eşedir.

O zaman şöyle diyelim;

Rabbim, bizlere hayırlı eş ve evlatlar versin.
Rabbim, bizleri eş ve evlatları yetiştirebilmek azmi, gücü, ilmi, kudret ve iradesi, rızkı ve bereketi versin.
Rabbim, bizlere söz dinleyen, saygı ve sevgi ile itaat eden eş ve evlatlar bahşetsin.
Rabbim, bizi sabırla ailemize öğretmeye, iyiye kılavuzlamaya gayret edenlerden eylesin.
Rabbim, yazımızı güzel ve hayırlı yazsın.
Rabbim bizlere evlat acısı göstermesin.
Rabbim, ihmal, kusur ve kabahatlerimiz için bizleri ateşlerine atmasın.

Amin!

Evlatlarınız ve eşlerinizden de sorulacaksınız

Bu yazıyı okudunuz mu?

vicdan

Vicdan Allah’ın kalplere koyduğu adalet terazisidir

Vicdan Allah’ın kalplere koyduğu adalet terazisidir Vicdan kalp sesidir. Dinleyene de dinlemek istemeyene de aynı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir