Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / FASIKLAR GÜRUHU
imanilmihali.com
küfür

FASIKLAR GÜRUHU

FASIKLAR GÜRUHU

Sözlükte “bir şeyden çıkan” anlamına gelen FÂSIK kavramı, din ıstılahında, inkâr edenlere ve îman ettiği halde Allah ve Peygamber’e itâat etmeyen, dinî görevlerini terk eden ve günah fiilleri işleyenlere denir. Her kâfir FÂSIK’tır ancak her FÂSIK kâfir olmayabilir. Âsi mü’min FÂSIK’tır ama kâfir değildir. FÂSIK kelimesinin çoğulu füsekâdır. Kur’ân’da; kâfirlere (Sâd, 38/20; Secde, 32/18), âyetleri inkâr eden (Bakara, 2/99) ve yalanlayanlara (En’âm, 6/49), münâfıklara (Tevbe, 9/67), müşriklere (Tevbe, 9/8) “FÂSIK” denildiği gibi Allah’ın indirdiği ahkâm ile hükmetmeyenlere (Mâide, 5/47), iffetli kadınlara suç isnat edenlere (Nûr, 24/4), yalan haber yayanlara (Hucurât, 49/6) Allah’ı unutanlara (Haşr, 59/19) ve benzeri günah olan söz, fiil ve davranışları işleyenlere de fâsık denilmiştir. Mâide sûresinin 49. âyetinde insanların çoğunun FÂSIK olduğu bildirilmiştir. FÂSIK vasfı, zem ifâde eden bir kavramdır. Allah FÂSIK’lardan râzı olmaz (Tevbe, 9/96) ve onlara hidâyet etmez (Tevbe, 9/24). FÂSIKLIK vasfından kurtulabilmek, ancak îman edip sâlih ameller işlemek, haram ve günahlardan uzak durmak, işlenen günahlara tevbe etmek ile mümkündür. (DİB)

Tanımından da anlaşılacağı üzere fâsık veya fısk; üç derece olup mezhepler arası farklara göre üçüncü derecesi genel kabule göre kâfirlik derecesidir. İnkâr eden, itaatten yoksun olan, dini vecibeleri terk eden ve günahtan sakınmayan bu kimseler ki münafık ve müşriklerde bu gruptandır, adaletsizlik yapar, iftira ve gıybet eder, yalan haber yayıp Allah’ı unutur.

Yine Kur’an’da bildirildiği şekilde; müşrikleri dost edinenler, anlaşmalara sadık kalmayanlar, akrabalık bağlarını göz etmeyenler, yalan konuşanlar, Allah ve Resulünü inkar edenler, Allah’ın yasaklarına uymayanlar, Allah yolundan sapanlar, kalpleri katılaşanlar, Allah’ı unutanlar ve Allah’ın kendilerini unuttukları insanlar bu fâsık grubundandır.

Allah, FASIK toplumu doğruya iletmeyeceğini, mü’minle fasık’ın bir olmayacağını bildirmiştir. Bunları layık olacakları ceza da küfre yaklaşma mertebelerine göre belirlenecektir.

(ELMALILI HAMDİ YAZIR TEFSİRİNDEN) “Fısk”, asıl lügatta “huruc” (çıkmak) anlamındadır. Nitekim delikten çıkan farelere “fasıklar” denir. Din dilinde, “büyük günah işlemek suretiyle Allah’a uymaktan dışarı çıkma” mânâsınadır ki, küçük günahlarda ısrar etmek de bu cümledendir. Ve şer’î bakımdan fıskın üç derecesi vardır:

Birincisi günahı çirkin saymakla beraber, ara sıra günah işlemek.

İkincisi üzerine düşerek devamlı yapmak.

Üçüncüsü çirkinliği inkâr ederek yapmaktır.

Bu üçüncü tabaka küfür derecesidir. Fasık bu duruma gelmedikçe Ehl-i sünnet mezhebinde mümin adı kendisinden alınmaz. Şu halde fasık vasfı içinde kafirler bulunabileceği gibi, imanını kaybetmemiş olanlar da bulunabilir. Mu’tezile mezhebindekiler, bu kısmı ne mümin, ne kâfir, ikisi ortası saymışlar; Hâricîler ise üçünü de kâfir saymışlardır. O fasıklar ki İman etmemeye veya imandan çıkmaya çalışırlar. İsyanlar ve büyük günahlarla daima yeryüzünde de fesat çıkarırlar. Bunlar işte bütün zarara uğrayanlar güruhudurlar. Kazançtan mahrum, işi, gücü zarar ve ziyan olan kimseler diye asıl bunlara denir. Fısk, biri ilmî, diğeri amelî iki yönü içerir. Asıl küfür, ilmî yönündedir. Bu da bilir bilmez kötü yorum meselesine dönüşür. Buna da en çok temsiller ve müteşabihler vesile yapılır. Ve bu çoğunlukla amelî küfür ile de beraber olur. Özetle fısk, ya küfrü veya küfrân (İslâmı inkâr)ı ihtiva eder ve sonucu zarardır.(EHY NOTU SONU)

İLGİLİ AYETLER;

“Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu FASIK kimselerdir.” (Al-i İmran 3/110)

“Eğer Allah’a, Peygamber’e ve ona indirilene (Kur’an’a) inanıyor olsalardı, onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu FASIK kimselerdir.” (Maide 5/81)

“Bu (usul), şahitliği lâyıkıyla yerine getirmeleri ve yeminlerinden sonra başka yeminlere başvurulacağından endişe etmelerini sağlamak için en uygun çaredir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. Allah, FASIK toplumu doğruya iletmez.” (Maide 5/108)

“Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi, sizin hakkınızda ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirlerdi. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar, oysa kalpleri buna karşı çıkıyor. Onların pek çoğu FASIK kimselerdir.”(Tevbe 9/8)

“De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, FASIK topluluğu doğru yola erdirmez.”(Tevbe 9/24)

“Yine de ki: “İster gönüllü, ister gönülsüz olarak harcayın, sizden asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz FASIK bir topluluksunuz.” (Tevbe 9/53)

“Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Allah, FASIK topluluğu doğru yola iletmez.”(Tevbe 9/80)

“Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah’ı ve Resûlünü inkâr ettiler ve FASIK olarak öldüler.”(Tevbe 9/84)

“Biz, Lût’a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler, FASIK (Allah’ın emrinden çıkan kimseler) idiler.”(Enbiya 21/74)

“Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar FASIK bir kavimdirler.”(Kasas 28/32)

“Hiç mü’min, FASIK gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar.”(Secde 32/18)

“Ey iman edenler! Size bir FASIK bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.”(Hucurat 49/6)

“İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu FASIK kimselerdir.”(Hadid 57/16)

“Andolsun, biz Nûh’u ve İbrahim’i peygamber olarak gönderdik. Peygamberliği ve kitabı onların soylarına da verdik. Onlardan kimi doğru yola ermiştir, ama içlerinden birçoğu da FASIK kimselerdir.”(Hadid 57/26)

“Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik, ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükâfatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da FASIK kimselerdir.” (Hadid 57/27)

“Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar FASIK kimselerin ta kendileridir.”(Haşr 59/19)

FASIKLAR GÜRUHU

Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah’ı ve Resûlünü inkâr ettiler ve FASIK olarak öldüler.”(Tevbe 9/84)

Bu yazıyı okudunuz mu?

Türk insanının en büyük iki gafleti

Türk insanının en büyük iki gafleti

Türk insanının en büyük iki gafleti Türk ve Müslüman olan Türk halkının çoğusu doğuştan sahip ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir