Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / Fetva ve hükmü
imanilmihali.com
Fetva ve hükmü

Fetva ve hükmü

Fetva ve hükmü

Fetva; İslam hukukuyla ilgili bir konu veya sorunun, Kur’an’a sadık kalmak şartıyla, dinsel hukuk kurallarına göre çözümünü açıklayan, şeyhülislamca ya da müftüce verilen hüküm, yanıt demektir. Fetva veren alime “müfti”, sorana “müstefti” denir.

İslam dininin günlük hayata ait kurallarına FIKIH adı verilir. Fıkıh, büyük bir ilim dalıdır ve bu denli geniş bir ilimden beşeri meselelere ait sonuç çıkarabilmek bir ehliyeti gerektirmektedir. İşte bu ehliyeti kullananlara FETVA EHLİ anlamında MÜFTİ denmektedir.

Peygamberimiz zamanında ayetin ifadesiyle sorun veya sorular ayetle çözülür, o konuda ayet yok ise Peygamberimize danışılırdı.

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.” (Nisa 4/59)

Burada Allah, Kur’an, Peygamber ve yöneticiler anılmakta, tamamının tevhide uygun, isabetli ve doğru karar vereceği bahsedilmektedir ki buna aykırı davranması her zaman mümkün olan yöneticiler için temkinli olmakta ve her durumda konuyu Kur’an’a taşımakta fayda vardır. Dahası ayette olmayan bir konuyu alimlere danışmak bahsi bir farz değildir. Olsaydı ayette “daha güzeldir” denmez, “danışın” denirdi.

Yani İslam hukukunun ve şeriatın, tevhid, takva ve imanın mesnedi Kur’an’dır. Diğer tüm fetva ehli Kur’an’ın ilgili ayetine veya ilgili ayet yoksa Kur’an’ın genel istikametine uygun davranmak mecburiyetindedir.

Peygamberimizin “Müftiler (müftüler) fetva verseler de kalbine danış” hadisi bize bir başka pencere açar ki her kalp bir fetva ehlidir. Mesele o fetvaların Kur’an’a uygun olup olmayacağıdır. Kalp yalan söylemez, kararmadıkça hakikate koşar ve imana ev sahipliği yapar.

Fıkıh ve kelam, akaid ve diğer dini mesellerde sıradan bir kulun ilimde derinleşmesi, ehil olması, liyakat ve ehliyete sahip olması kolay değildir. Bu nedenle özellikle günlük hayata dair (iman hariç) konularda söz söylemek bu işi meslek edinenlere daha layık düşer. Lakin fetva verecek durumdaki kimseler için ilk şart onların kamil mü’min ve dindar olması, Kur’an istikametinde hükmetmesi, fıtri misaka, hak ve adalete uygun davranmasıdır.

Fetvaların bağlayıcı olmayacağı açıktır. Keza farklı makamlarca aynı konuda farklı fetvalar da verilebilir. Bu nedenle asla tek bir makam veya mevkiye bağlı kalınmaksızın araştırmak, değişik kaynaklardan konun un Kur’an’a uygunluğunu soruşturmak lazım gelendir.

Şayet tek makama sadık kalınır, sorgulama yapılmaz ve hükümler sadece o kişiden alınacak olursa, hele okumak terk edilir, araştırma men edilirse Allah korusun bu din adına hüküm vermek sınırına girer ki bunun adı şirktir.

Bu husus iyi anlaşılmalıdır ki fetva, malum ve belli bir konuda olan şartı, bilmeyenlere örnek, kıssa, rivayet ve hadislerden istifade ile aktarmak vazifesidir. Hepsi bu kadardır.

Yeni bir şart veya hüküm getirmek, “bundan sonra böyle olsun” veya “zaman değişti, kuralı değiştirmek lazım” gibi sözler küfürdür, icattır, şirke yelken açan söz ve hareketlerdir.

Din, Allah’ındır ve din adına hüküm koyma yetkisi sadece Allah’ındır. Bu tartışma kabul etmeyen bir hakikattir ve dinin de imanın da temel kaidesi budur. bu husus ta peygamberimizin dahi hüküm ve kural koyma yetkisi zinhar yoktur.

“Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin” de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir.” (Nur 24/54)

Fetva ile olan sadece yorum yapmak, örneklerden sonuç çıkarmak, hadislerin işaretiyle meseleleri çözmeye çalışmak ve doğruyu aramaktan ibarettir.

Fetvanın iman, gayb, ruh, ahiret gibi meselelere yanaşmaması gerektiği açıktır. Fetva sadece günlük hayata, ibadete, dini hukuka uygunluk araştırmasıdır ve gönül ferahlığı vermek, yanlışları önlemek, nispeten doğru ve güzel olanı bulmak gayretidir.

Herkesin fetva ehli olamayacağı da açıktır ki ekranlarda yüksek maaşlarla yayın yapan sözde fetva ehlinin maskaralıkları malumdur. Keza tarikatleşen İslam’ın her bir köşesinden farklı fetvalar yükselirken kul çok dikkatli olmak zorundadır.

Fetva ile ilgili ehliyetli olması gereken makam Diyanet işleridir ki onun dahi zaman zaman anlamsız ve yanlış fetvaları vardır. Kaldı ki sıradan şeyhlerin kendi yorumuna dair verdikleri fetvalar bu nedenle asla bağlayıcı değildir.

Kul, okumak ve araştırmak suretiyle ama muhakkak Kur’an’a müracat etmek şartıyla doğruyu ve güzeli aramaya gayret edecektir ki bu durumda Yüce Allah zaten onun kalbine hak ve adil olanı nasip edecektir.

Kur’an, dine yeterdir, tamdır, kolaydır, sade ve basit, anlaşılması mümkündür. Kur’an’ı anlayarak okumak, yavaş yavaş hazmederek okumak kalplerdeki pek çok sorunu çözecek, akılları karıştıran pek çok konu bu sayede bilinir ve anlaşılır olacaktır.

Kur’an okunmadan, Kur’an’a müracat edilmeden birilerine danışmanın başlıca iki zararı vardır ki ilki hata yapma ihtimali ve diğeri öğrenebileceklerimizin ancak onun bildiği kadar olacağıdır. Bunların her ikisi de risklidir ve akibetleri karartmaya yeter.

O halde fetvaları okumak, sormak, danışmak elbette güzeldir. Lakin bu farklı kaynaklardan okuyarak, farklı fetva ehillerine müracat ederek yapılırsa hata yapma ihtimali de azalacaktır.

Lakin her durumda şart Kur’an’a ve kalbe danışmaktır ki doğru ve güzel oradadır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslam düşmanları

İslamın düşmanları

İslamın düşmanları Dünya üzerindeki meselelere bakıldığında ortak payda nedir? diye sorulsa cevaplar farklı ama bir ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir