Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Fikren abdestsiz olanlar
imanilmihali.com
Fikren abdestsiz olanlar

Fikren abdestsiz olanlar

Fikren abdestsiz olanlar

Cenabet olma hali cunupluktur yani bedenen boy abdestsizliktir ve bunun fıkıhta sebebi ve hal çaresi bellidir. Ancak bir de fikren cebanetlik vardır ki bu boy abdesti ile de asla geçmez, geçemez.

***

İslam’ın abdesti imandır.

İslam diye yaşanan dinin içerisinde olduğu iddiasındakilerin evvela sahip olmak için Allah’a yalvarması gereken husus imandır. Çünkü iman etmeden kimse cennete giremeyecektir. Bu halde de imandan yoksunların yaşadıkları din adı İslam olsa da erdirici, selamete çıkarıcı, ahirette mutluluğu getirici din olmaktan uzaktır. Çünkü iman olmadan dinin gayesi, kime ve neden yapıldığı bahsi noksandır ki bu yüzyılda özellikle Ortadoğu İslam’ının düştüğü şirk çukuru buna mükemmel bir örnektir.

Paraya, makam ve kişilere ilah diye tapmaktan başka bir çıkış yolu bulamayan modern zaman Müslümanları maalesef en katı ve hatta katil insanları başta tutmakta sakınca görmeyerek, parayı ve makamı terk etmemek umuduyla ahlaksız ve hatta dine aykırı işleri yapmaya, yapanlara tepki vermemeye öylesine alıştırılmıştır ki bunların tamamı Yahudi oyunu olup adı siyonizmdir ve bunun bir kardeşi de Arapçılık yani arabizm belasıdır.

İkisi de dini anlamadan kopya vaziyette yaşamayı ve hakikati Kur’an’dan okunana göre değil de birilerinin söylediği şekle mahkum etme hevesindeki bu iki nifak sayesinde topluluklar okuduğu Fatiha’nın manasını bilmekten uzaktır.
Oysa iman armut ağacında yetişen bir ikram değil, kalplerde İslam nuruyla filizlenen bir kurtuluş vesilesi ve idraktir. İman, hayata ve yaratılışa bakışa mana katan, Allah’ı ve kainatı unutmamamızı sağlayan, İslam’ı neden yaşamamız gerektiğini tarif edendir ki İslam kelime olarak; barış, huzur, esenlik ve sadece Allah’a teslimiyet demektir.

Müslüman’ın kelime anlamı da; Allah’a teslim olan demektir ki bu teslimiyet içinde iman yoksa yani kul mümin olamamışsa sadece bedenidir yani iman henüz kalbe girmemiştir. Mümin ise imanını kalbine Allah’In izniyle yerleştirebilmiş, dini Kur’an’a dayandırmış, Kur’an ayetlerini anlayarak okuyan ve anlamları hayata yansıtabilen, Allah için seven ve Allah için düşmanlık edebilendir.

İşte kalbinde imanı olanların abdesti fikren tamamdır ve fakat imanı inkar etmeye devam edenlerin fikri abdesti asla tamam olmayacaktır. Abdest olmadan da İslam’ın varlığının takdiri sadece Allah’a kalmıştır.

İmanı veren ve bilen sadece Allah’tır. Kula düşen o imanı dilemek, dua ve ibadet ile, niyet ve amel ile o imana layık olmaya çalışmaktır ki Allah çokça mükafat verendir, rahmeti ve merhameti çok olandır.

Öte yandan iman zordur. Yapılagelen haksızlık ve adaletsizliklerin terkini, ihtiyaç fazlasını zekat etmeyi, hayata güzel bakıp, kardeşlik ve beraberliği, eşitliği gerektirir. Yaşanan İslam ise maalesef bundan bir hayli farklıdır ve adına modern zamanlar denen oyunlarla küreselleşmeye, yahudileşmeye, sosyal hobi haline getirilmeye mahkum edilen İslam tanınmaz haldeyken, o dine tabi olanların kurtuluşu da hayaldir. Çünkü Kur’an’ı hayatın dışına atan toplumların, Kur’an’ı anlamadan okuyanların kaçınılmaz kaderi şeytan dinine tabi olmak, en azından dinin yüzde biri ile yetinmektir ki o kutsi kelamın sahibi Yüce Allah’tır ve Kur’an’ı anlamadan okumak veya hiç okumamak Allah’ın kelamına haşa hakaret etmektir.

Siyonizm Yahudi dinini İslam’a sokmakta gayet hünerlidir ve arabizm gelenekleri dinleştirmekte gayet ustadır. hakikat ise sadece Kur’an’dadır. Çünkü bu zalimler dine ve Peygambere yalan söyletmekte, sahte ve yalan hadisler üretmekte dahi hünerlidir ve İslam’ın bugünkü hali Müslümanların Allah’ın farzlarını bırakarak bir takın sünnetlerin peşisıra şefaat umuduyla gitmesi nedeniyledir.

Oysa şefaat sadece Allah’ın razı olduğu kullar içindir ki Hz. Peygamber’in bu durumda olmayan kullar için şefaat dilenmesi asla mümkün değildir. Ama buna rağmen dinden habersiz kimselerin yalnızca ibadet ederek cennete gideceklerini sanması ne büyük gaflettir? Doğrusunu sadece Allah bilir lakin O’nun sonsuz rahmeti acaba Kur^’an’ı bir kez olsun anlayarak okumayanları bağışlayacak mıdır?

Müslüman camia hele ki Ortadoğu’daki halklar kendi dillerindeki Kur’an’ı okumayarak bugünkü çöplük hallerine mahkûm olmuştur. Aydın Türkiye’nin çağdaş Müslümanları için bu tehlike bir hayli uzak ise de merdiven altına inen İslam’ın zehirli okları bir zaman sonra (tedbir alınmazsa) tüm beyinlere etki edecektir.

Hata sadece gaflette veya cehalette değildir elbet ki dinin bu hale gelmesindeki en büyük mesuliyet aramızdaki münafıklarca sergilenen maskeli İslam’dır. Yani cennetlik iddiası ile dolaşanlar, yedi yaşındaki kızlara tecavüz ederken Allah’tan korkmayanlar, şeyh, şıh mertebesi ile din uyduranlar, şeyhi ilahlaştırarak şirke alet olanlar, para ve makama tapanlar, rüşvet, haksızlık, adaletsizlikten zerrece korkmayanlar, devlet ve kamu malına tamah edenler, kadına, hayvanlara, çocuklara dengesiz güçle şiddet uygulayanlar, uyuşturucuyu, alkol ve seksi hanelere sokanlar, genç beyinleri şeytanlaştıranlar, dini siyasete alet edenler, kandıran ve aldatanlar bu maskeli halleri ile münafıklıkta doruk yaparak etki etmeye ve zehirlemeye devam etmektedir.

Müslüman camia dinin doğrusunu bilmediği için, bu insanlara karşı cihat etmesinin Allah emri olduğunu okumadığı için dinini güdük yaşamakta, tevhid yolunda (sözde) cennet hayalleri kurarken, şirk yolunda şeytanlara yem olmaktadır.

Dinde unutmak mazeret, bilmemek mazeret değildir. Herkesin yapmamak lüksü vardır lakin gher amel ve niyetin de bir vebali. Salaklık, aptallık, cehalet veya müptelalıklar kulu kurtarmayacağı gibi o tapa geldikleri insanlarla beraber şirk cehenneminin en katmerlisine mahkûm edecektir.

Din ve iman işinin cinsi, yaşı, mesleği, memleketi yoktur. Din ve iman huzurunda reşit olan herkes eşittir ve herkes bireysel olarak hesaba çekilecek, ahirette Allah zalimlerle konuşmayacak, şefaat sadece hak edenlerin küçük günahları için olacak, bu dünyada yenen haklar ve yapılan adaletsizlikler orada cezadan kurtulamayacaktır.

Akıllarda şöyle bir muazzam hata vardır ki zulme sessiz kalmak veya karşı durmamak için üretilen hiçbir mazeret geçerli değildir. Yani zulme sessiz kalarak ve hatta güç ve destek vererek o zulmü büyütmek o çoğunluğu da suça ortak eder. Çünkü bu zaman zulüm sadece olmaz, egemen ve kalıcı ve uzun ömürlü olur, daha fazla insana zulmeder. Bunun vebali de sadece zulmü yapana değil, zulme destek verenlerededir.

Tüm bu yanılgı ve ihanetler ise en başta bahsedilen abdestsizlik halleri nedeniyledir ki imandan yoksun bir toplumun rahmet ve bereketle buluşması da imkansızdır. Anadolu halkının şu anki başa gelenleri bu abdestsizlik halleri nedeniyle değil midir? Ortadoğu’nun kan gölüne dönmesi dininden habersiz halkın Kur’an’ı hayatın dışına itmesi ve Türk’e yıllarca ihanet etmesi sebebiyle değil midir? Batının, tüm din ve mezhepleri ile Türklüğe ve İslam’a saldırması, son kale olan Anadolu’nun bunca zulüm altında olması bir tesadüf müdür?

Halkımız maalesef hala oynanan oyunun farkında değildir ve küçük, basit, dünyevi işlerle uğraşmaya mahkûm edilerek, asıl hedefin Türklük ve Müslümanlığın yok edilmesi olduğu gözlerden gizlenmeye çalışılmaktadır. Ana gaye bu olunca ve hedeften geriye doğru gelinince işte karşımıza siyonizmin dev kolları, arabizmin başa bela zararları, tarikatlar İslam’ı, sokak mezhepleri, sahte peygamber ve şeyhler din adına hüküm sahibi olmakta, Kur’an ve sahih sünnetler kenara konmaktadır.

Aforoz mekanizmasını çok güzel işleten bu zihniyet ortakları en halis Müslümanları, aydın Atatürkçüleri, vatanseverleri sözde kirli gösterme azmiyle pisletirken en büyük zararı aslında halkın çoğunluğuna vermekte, halk Kur’an’a sırt döndüğü için bu yapılanları dinden saymakta, önce Ortadoğulaşacağının ve sonra Yahudileşeceğinin farkında dahi olmayarak tagutlara esir olmaktadır.

Abdest ise imandır.

Kur’an’ın ilk emri oku, sonraki emri iman ve ancak üçüncü emri namaz yani ibadettir ki Yüce Allah Maun suresinde kendisi için kılınmayan namaz sahiplerini zaten şirkle, cehennemle isimlendirmiştir. Yani namaz kılmamak, sahte ve kişilere namaz kılmaktan çok daha iyidir.

İman, altı madde halinde dinin tamamına getirilmiş manadır. Din bir bütündür ve Allah’ın dini değişmez. bu dini tahrif etmek gayesindeki zalimler ise tarihin her devrinde vardır ve olacaktır. Ama kula düşen Kur’an’dan ayrılmamak, hurafe ve uydurmalara kanmamak, münafıklara aldanmamaktır.

Aldanan ise bizden değildir.

Peygamberimizin buyurduğu gibi herkes “müftüler fetva verse de kalbine danışmakla mükelleftir”. Yani kimse mazeret olarak kişi ve kurumları, alışkanlıkları, töreleri hatta sünnetleri gösteremez. Çünkü Allah’ın kelamı Kur’an’dır ve tüm hakikat sadece oradadır. Peygamber dini Kur’an’dan öğrendiğine göre ve din adına hüküm koyamayacağına göre de Kur’an’dan başka dini kaynak aramak şeytana tabi olmaktır.

Abdest almak için evvela tüm kalple ve akılla Allah’a yönelmek, tevekkülü sadece O’na yaslamak, dua ve ibadetleri sadece O’nun rızası için yapmak, yaşamı ve ölümü sınav için var eden Allah’ın sınırlarına uymaya çalışmakla mümkündür.

Görülecektir ki iman kalplere dolmaya başladığında tüm bu din şarlatanlarının foyası meydana çıkacak, münafıklar kaçacak yer arayacak ve İslam hak ettiği güç ve itibara kavuşacaktır.

Çünkü İslam’ın abdesti imandır ve abdesti olanın inşallah dileği de, muradı da olur, işi rast gider ve esenliğe erer.

Rabbim kullarını abdestsiz bırakmasın. Amin!

Bu arada riya için kılınan namaz ne ise, fikir ve kalpleri münafıklık ve fesatla dolu olduğu halde bedenen abdest alanların hali de odur. Yani Fikri abdestlerde kusur varsa o bedeni abdestler boşa çıkmasa da yarım olur.

Mesele sadece amellerde değil niyetlerde de abdestli olmaktır.

Ve Allah sadece iman edenlerin dostudur.

NOT: Kur’an ile emredilen mana ve sözlere modern zaman karşılıkları yaratarak asıl maksadı gizleme çalışmak, ayetlerin etkisini azaltmaya teşebbüs etmek o Kitabı tahrif etmektir ve bunun dindeki adı bellidir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Bütünleşemeyen İslam

İslam’a hizmet nedir

İslam’a hizmet nedir “… Eğer Allah’ın, insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, içlerinde Allah’ın ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir