Anasayfa / ALLAH (cc) / Fil vakası
imanilmihali.com

Fil vakası

Allah’ın iman ordularını ve kendi kutsallarını bozguncu şeytanlardan koruyacağına, dev orduları bile Cundullah’ı (orduları) ile dize getireceğine, güçlü ordulara değil mühim olanın güçlü imana sahip olmak olduğuna, yardımını iman neferlerine bahşedeceğine dair alameti olan fil vakası, Allah’ın yardımına güzel örneklerdendir.

İleriki zamanlarda yaşanan Bedir, Uhud, Huneyn muharebelerinden çok farklı olarak Fil vakasında, iman ordularından tek bir nefer olmadığı, savunma yapılmadığı halde zafer kazanılmıştır. Çünkü zafer daima Allah’ındır. Bu ise sonraki zamanlara bir öğüttür ki iman edenlerin durumları müşkül ve zayıf, düşmanları teknolojik, kalabalık ve güçlü olsa da kazanacak olanlar tevhid erleridir.

Ebâbil, Arapça’da “bölükler, sürü, sürüler” demektir. Kelime, Kur’an-i Kerim’de Fil suresinin üçüncü ayetinde geçmektedir. Fil suresinde olay şöyle anlatılmaktadır:

“Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları hâline getirdi.” (Fil, 105/1-5).

Bu olay Hz. Peygamber’in doğduğu yıl olmuş ve orduda bulunan fil/fillerden dolayı Araplar arasında “Fil Vakası”, geçtiği yıl ise “Fil Yılı” olarak meşhur olmuştur. Olay kaynaklarda söyle zikredilmektedir:

Habeşistan Kralı Necâsi Ashame’nin, Yemen’e hükümdar tayin ettiği Ebrehe b. Sabbah el-Esrem, Mekke’ye giden kervan ve Kâbe ziyaretçilerini çekmek ve San’a şehrini ticaret merkezi haline getirmek üzere burada Kulleys veya Kalis denilen bir tapınak (kilise) yaptırdı. Ancak tapınağa gelen olmadığı gibi Fukaym kabilesine mensup bir Arap veya bir grup Arap kiliseye girerek pislediler. Bunu öğrenen Ebrehe çok kızdı ve Kâbe’yi yıkacağına yemin etti.

Büyük bir ordu ve gayet iri cüsseli “Mamud” adlı fili önde olduğu halde Mekke’ye yöneldi. M.S. 57I yılında altmış bin asker ve on yahut dokuz fille yola çıktı. Ebrehe yolda Yemen kralı Zû Nefer’i bozguna uğrattı, ardından Has’amlıları yendi ve bunların Nufeyl b. Nubeyb adındaki liderinin hayatını bağışlayarak kendisine Mekke’ye gidişte rehber yaptı. Taif’teyken Sakif’liler tanrıları Lât’ı korumak uğruna Ebrehe ile işbirliğine yanaşıp Ebû Regal’i ona rehber olarak verdiler. Ebrehe’nin fillerin desteğindeki muazzam ordusunun karsısında hiçbir ordu dayanamadı ve Kureyş’liler bu gelişe bakarak Kâbe’nin yıkılacağına kesin olarak inanmaya başladılar.

Mekke yakınında Mugammes denilen yerde Ebrehe ordusu çadır kurdu ve çevredeki Mekke’lilere ait develeri yağmaladılar. Burada, Ebû Regal öldü. Develerin içinde Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib’in de iki yüz devesi vardı. Ebrehe’nin elçisi Hinata el-Himyeri Mekke’ye giderek Kureyş’lilerin ileri gelenleriyle görüştü ve “Kâbe’yi tavaf etmeyi bıraktıkları takdirde saldırmayacaklarını” söyledi. Onlara sadece Kâbe’yi yıkmak için geldiklerini, kendileri ile savaşmayacaklarını bildirdi (İbnü’l-Esir, a.g.e., s.443). Abdülmuttalib, “Biz onunla savaşmak istemiyoruz, buna gücümüz de yetmez. Orası Beytullah’tır, eğer korursa O (Allah) Harem’i korur” dedi; develerini görüşmek üzere Ebrehe’nin yanına vardı. Abdülmuttalib’e iyi davranan ve önce onu takdirle karşılayan Ebrehe, Abdülmuttalib develerini isteyince söyle dedi:

“Seni ilk gördüğümde gözüme büyük bir şahsiyet olarak görünmüştün. Ama sen Kâbe’nin korunmasını isteyeceğin yerde develerinin pesine düşünce gözümden düştün.” Abdülmuttalib, “Ben develerin sahibiyim. Kâbe’nin de sahibi var, O onu korur” dedi.

Abdülmuttalib develerini alıp Kureyş’lilerin yanına döndü, onlara olup biteni anlattı ve hepsi, muhtemel bir katliama karşı Mekke’den ayrılıp dağlara çekildiler. Sabaha karşı Ebrehe, Mekke’ye ilerledi. Mamud denilen büyük fil, şehre yaklaşınca yere çöküverdi; kalkması için çok uğraştıkları halde kalkmadı. Öteki fillerin de, Kâbe yönünde sürüldüklerinde yere çöktükleri, başka bir yöne yöneltildiklerinde koşarak kaçmaya çalıştıkları görüldü.

Bu mucizevi olayın sıhhati Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Kusva adlı devesinin Mekke yakınlarında çökmesi olayında, Nebi (s.a.s.)’in söylediği sözlerle sabit olmuştur: Devesi çökünce Rasûlullah’in ashabı, “Deve çöktü” dediğinde, Resûlullah; “Hayır, Kusva çökmedi, yalnız onu ‘Fili engelleyen’ engelledi” buyurmuştur.

Buhari ve Müslim’de, Resûlullah (s.a.s.)’in Mekke’nin fethi günü şöyle dediği nakledilmektedir: “Yüce Allah filleri Mekke’ye girmekten alıkoydu. Ama Resulünü ve mü’minleri oraya gönderdi. Dün olduğu gibi bugün de oranın hürmeti iade olmuştur. Dikkat edin, hazır olan olmayana bildirsin. “

Ebrehe ordusu Mekke’ye girerken deniz tarafından, daha önce o bölgede hiç görülmemiş, kırlangıca benzer kuş sürüleri bir anda ortaya çıkarak Ebrehe ordusuna saldırdılar. Gaga ve pençelerinde taşıdıkları taşları ve çamurdan balçıkları askerlerin üzerine bıraktıklarında onlar, kurumuş, paramparça olmuş ağaç yaprakları gibi dağıldılar. Rehberleri Nufeyl kaçtı, askerler kuş saldırısında telef olup feci şekilde öldüler; yolda kalanlar, geriye dönenler de helâk oldular. Mekke’liler bu mucizeyi dağlardan seyrederken Allah’ın iradesi karsısında hayret ve dehşet içindeydiler. Ebrehe, bu saldırıda etleri parçalanmış, çürümüş halde San’aya dönerken, Hasm kabilesinin yaşadığı bölgede göğsü ikiye yarılarak acıklı şekilde öldü.

Kuşlar ve attıkları taşlar hakkında çeşitli rivayetler vardır. Bu olay Rasûlullah’in dünyaya geldiği yılda vuku bulduğundan, Peygamberimizin ilk mucizelerinden sayılmıştır. Muhammed b. İshak ve İkrime o yıl çiçek hastalığının Mekke’de yaygınlaştığını söylemişlerdir. Muhammed Abduh (v. 19I5) bu rivayetlerden hareketle Kur’an’da geçen “Tayran Ebâbile” ifadesiyle kastedilenin “sinekler” olduğunu, ayaklarında salgın hastalık mikrobu taşıyan sinek sürülerini Allah’ın, Ebrehe ordusuna musallat kıldıgını belirtmektedir. Yeryüzünün o zaman için en ihtişamlı ordusu ve hayvanları (filleri) ile gelen Ebrehe ve ordusunu Allah, bir ibret olsun diye gözle görülemeyen küçük canlılarla mikroplarla helâk etmiştir.

Bu surede önemli olan husus; Allah’ın, olağanüstü, fevkalâde, harikulâde mucizesi ile bu Allah düşmanı orduyu helâk edişini dile getirmesidir. Tefsirlerde kuşların mahiyeti hakkında değişik görüşler bulunmaktadır. İbn Abbas ile Dahhak, Ebâbil’i “birbiri arkasından gelenler” diye yorumlamışlardır. Hasan-i Basri ile Katâde, “çok” manasına; İbn Zeyd “çeşitli, sağdan soldan gelenler” manasına; Mücâhid, “toplu halde arka arkaya gelen” manasına geldiğini söylemişlerdir. Kuşların, bölük bölük, karışık türde oldukları anlaşılmaktadır. Rivayetlerde kuşlar; kırlangıca, kekliğe, sığırcığa, yarasaya, hatta “zümrüdü Anka’ya benzetilmektedir . “Siccil” kelimesi, taş ve çamur demektir. Yahut, çamurla sıvanmış taş anlamına gelir. “Asf” kelimesi, ağaç yaprağı anlamına gelir.

Haşerelerin ağaç yaprağını yiyip ufalttıklarında yaprak yenik yenik hale gelir ki, surede anlatılmak istenen budur. Surenin anlamı; Allah’ın, Kâbe’nin müdafaasını müşriklere bırakmadığını, saldırganları alışılmadık şekilde helâk ettiğini bize anlatmaktadır.

Fil olayı, Müzdelife ve Mina arasındaki Muhassab vadisi arasında bulunan Muassib’da meydana gelmiştir. Müslim ile Ebû Dâvûd, Câbir’den rivayetle onun şöyle dediğini yazarlar: “Resûlullah Müzdelife’den Mina’ya hareket ettiği zaman Muassib vadisin de hızlanmıştı.” İmam Nevevî bunu söyle izah etmiştir: “Ashâb-i Fil olayı burada cereyan etmiştir. Onun için, sünnet olan, hacıların buradan hızla geçmesidir” (Mevdûdî, Tefhimul Kur’an Trc: Muhammed Han Kayani ve diğerleri, İstanbul 1988, VII, 238)

İmam Mâlik de Hz. Peygamber’den, “Müzdelife durma yeridir, ama Muassib vadisinde durulmamalıdır” hadisini nakleder. Müşrik Kureyşlileri bu olay o kadar etkilemiştir ki, üç yüz altmıştan fazla Kâbe putunu unutup yedi yahut on sene Allah’a tapmışlardır. Fil suresinde Allah, Ashâb-ı Fil’in acı akıbetinin fecâatine sadece ana hatlarıyla değinmiş ve müşriklere, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in dâvetine karşı çıktıklarında, onların başlarına gelebilecek acıklı azabı hatırlatmıştır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslam’ın abdesti iman

Bir çekirdekten dev çınarı çıkartan Allah bizler için iman nüvesini kalplere koymuştur. O iman büyüyecek, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

12 + = 18