Anasayfa / İMAN ESASLARI / Ahirete iman / Gayba dair merak edilenler
imanilmihali.com
Gayba dair merak edilenler

Gayba dair merak edilenler

Gayba dair merak edilenler

Gayb, tek kelime ile bilinmeyen gelecek, dini manada ise gayb; bilgisi yalnızca Yüce Allah’ta olan, insanlarca hatta Peygamberlerce bilinmeyen, ezelden sonsuza dek süren ve sürecek olan ve olacaklar bütünüdür. Asıl kast edilen mana berzah ötesi yani yaşamdan sonrası ve aslen ahiret yurdundaki kutsal hükümranlık alemidir.

Gelecek, ecel, ruh, kader, ahiret, kabir hayatı, kıyamet gibi oluşlar haktır, gerçektir ama insan bunları göremez, tutamaz, tahmin edemez, üzerinde çokça konuşması bile doğru değildir. Bu konuda sayısız hadis de mevcuttur ki insan geçmişi hatırlar, bugünü yaşarken geleceği sadece tasavvur edebilir.

Gayb sadece Allah’ın elindedir ve insan gelecekte olanları bilen ama ne zaman ve nerede ortaya çıkacağını, mahiyetini, suretini bilmeyen, idrak edemeyendir. Çünkü tüm bu sayılan hususlar ilahidir, bilgisi Allah’a aittir.

Yüce Allah dileseydi elbette detaya girer ve tüm bunları bilinir kılardı ama o zaman ne sınav adil olur ve nede korkulardan sıyrılabilirdik. Dahası herkes ahireti görse ve bilse idi mecburen iman eder, herkes melekler gibi olur, günah işleyen kalmazdı.

Oysa Allah’ın muradı bu değildir. Yüce Allah’ın rızası ve muradı insanların görmeden, bilmeden, sırf kendilerine Kur’an ile bildirildiği için itimat ve itikad etmesidir. gayba iman denen bu fazilet, sahibine derin bir şuur ve iman katan erdemdir ve inşallah imanı da sabit kılar.

Ne var ki insanların bir kısmı görmediği şeye inanmamak, aklına yatmayana uymamak denen şeytan oyunlarına fazlasıyla taraftar olduğu için ölüm sonrasını ve hatta dini yok sayar haldedir ve bu küfür sanatkârları için sınav ve haşa Hz. Peygamber vahye muhatap olmayan sıradan bir insandır.

İnsan meraklı bir varlıktır ve aklı hatta kalbi zaman zaman bu merakla öğrenmeye sevk eder. Lakin unutulmamalıdır ki dünya üzerindeki tüm bilgiler sadece Allah’ın bahşettiği nispettedir ve bu bilgiler arsında gayba ait bir şey yoktur ve kıyamete dek de olmayacaktır. Çünkü Allah böyle dilemiştir.

Merak ve ilgi öğrenmenin ve bilginin bir parçası olsa da Yüce Allah insan için, aklın sınırlarını zorlamayı ama haddi aşmamayı tembihlemiştir. Yani bilim adına falcılık yapmak, haddi aşmak, inanca aykırı tezler üretmek caiz ve meşru değildir.

Din ile akıl ilişkisinde görüldüğü gibi dindeki her şey akla da yatkındır ve fakat akıl her zaman kendi cevaplarını tercih eder. Vicdanlar akla baskı yapsa ve frenlese de bazen akıllar sınırlar dışına çıkar ve tahminde aşırı giderek veya isyana yeltenerek yahut Yüce Allah’ın yetkisine (haşa) girerek tahminlerde ilahlık mertebesine yükselir.

Müslüman olmayan toplumlarda daha sık rastlanan bu gaflet, İslam toplumlarında daha sınırlıdır çünkü Allah Kur’an ile gaybı sınırlamış ve bilgisinin sadece kendisinde olduğunu bildirmiştir. Buna rağmen Allah adaleti ve merhameti gereği tüm Kur’an sevdalılarına gaybdan bilgiler vermiş ve ayetleriyle açıklamış, insanlardan bu anlatılanlara inanmasını, iman etmesini istemiştir.

Gayba dair merak edilenler içinde elbette ölüm ve sonrası vardır ki daha yağmuru hava olayı sanan ve yağma süre, olasılık ve saatini tüm teknolojisiyle tahmin dahi edemeyen insanlık ahiret hayatına aşırı meraklıdır. İnsanlık ayetler ile bildirilenleri adeta yetersiz bularak daima bir arayış içerisindedir ve bu arada özü kaçırır.

Öz şudur; ayetler ile bildirilen hakikatlere iman edilecek ve fakat mahiyeti araştırılmayacaktır. Çünkü Allah dilememiştir.

Önemli olan kıyametin mesela ne zaman kopacağı değil, kıyamete veya herkesin kendi kıyameti olan ecele kadar nasıl yaşamak gerektiğidir.

Yine önemli olan yağmurun saatini belirlemek değil, o tonlarca yağmur yüklü bulutları emredilen yere götüren rüzgârlarda Allah’ın ayetlerini görebilmektir.

Önemli olan geleceği tasavvur etmek değil, geçmişten dersler alarak bugünü adam gibi imanla ve haysiyetle yaşamaktır.

Önemli olan ruhu ele almak değil, o ruhun sahibi anlamak ve ruhun veriliş maksadına erebilmektir.

Önemli olan kaderi zorlamak veya değiştirmeye çalışmak değil, o kaderi ister nizam ve ölçü ister olan ve olacaklar bütünü kabul edip, insanca yaşamayı tercih etmektir.

Önemli olan ahiretin senaryosunu tahmin etmek değil, o ahirette mahcup ve mahkûm olmamak için bu dünyada nasıl ve neden düzgün yaşamak gerektiğinin cevabını bulmaktır.

Önemli olan kabir hayatını öğrenmek değil, o kabirde huzuru içinde kıyameti bekleyebilecek gönül rahatlığıyla bir yaşam sürmektir. 

Kimse yarım saat sonra dahi ne olacağını bilmez, kimse ölmeyeceğinden emin değildir, yarın başına neler geleceğini bilen bir tek kul olamaz.

Bu bir eziklik veya noksanlık değil bilakis ilahi adalettir, objektifliktir, Allah’ın rahmetidir.

Şayet insanlık mesela ecel saatini bilebilseydi muazzam korkularla yaşar, ecele yakın zamanda tevbekar olur, mecburen iman ederdi. İşte bu samimiyetsizlik ve mecburiyet sebebiyle de sınav adil olmaz, iyi ve kötü şeyler yapanlar ayırt edilemezdi.

Kalplerin özünü dahi bilen Allah’tır ancak o insanlar hür iradesiyle düşünce, söz ve fikir üretsinler ve sınav bu sayede gelişsin ister. Çünkü O hayatı ve ölümü kimin daha iyi işler yapacağını görmek için yaratandır.

Gayba dair merak edilenler bu nedenle ilgi seviyesinde kalmalı ve ayetlerle bildirilenler ile yetinilmelidir. Bunlar hakkında çokça konuşmak dahi uygun değil, aşırı yorum yapmak günahtır.

Bu sebeple hayat denen oyunun süresi, şekli ve kuralları yaklaşık olarak belliyken önemli olan düzgün oynamak, skor üretmek ve son düdüğe kadar ter dökmektir. Maçın üç dakika önce veya sonra bitmesinin bir önemi yoktur. Ama herkes bilir ki o maç er ya da geç bitecektir. O maç kurallarına göre oynanmalıdır. Herkes bir gün kendi maçını tamamlayacaktır.

Maçın kuralları bellidir ve ilk düdük herkesin reşit /ergen olmasıyla çalmıştır.

Son düdük çalana kadar da yorum yapmak ve aşırı merak etmek yerine salih amel üretip iman etmek, iyilik yapıp kötülükle mücadele etmek daha doğru ve güzel olandır.

Mesele gaybı ve skoru önceden bilmek değil, maç sonunda kazanan tarafta yer almaktır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Atatürk’ün Dini Yönü ve Din Eğitimine Bakışı

Atatürkçülüğün dini yönden analizi

Atatürkçülüğün dini yönden analizi İslam dini, ahiret yaşamı dahil kıyamete dek ve kıyamet sonrası tüm ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir