Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Genetik siyonizmi
imanilmihali.com
Genetik siyonizmi

Genetik siyonizmi

Genetik siyonizmi

Genetik siyonizmi iblisin ahdi istikametinde hayat bulan, tıp ve teknoloji ile güçlenen, kendisinden olmayanları kullanmak, hasta etmek veya yok etmek maksatlı, doğala düşman, ilahi olana ters, fıtrata aykırı hal ve maksadın adıdır, zehir saçan nafile bir çırpınıştır.

Siyonizmin genetik hamleleri

Siyonizm çağın en büyük belası olmakla kalmayan, geleceği de kendi çıkar ve korkuları istikametinde yok etmeye çalışan, sinsi, kötü, batıl şeytan dininin adı ve afsızlığa mahkumiyetin şirketleşmiş halidir.

Genetik son yıllarda moda olan genlerle ilgili araştırma ve müdahaleler ile, sözde sağlığa destek ve insanlığa yardım adına; kök hücre yapılarını değiştirme, olağan yapıyı bozma, sunileştirme, klonlama, nüvenin özünü yok etme, ırsiyetine dokunma girişimleridir.

Teknoloji ve paranın tek sahibi siyonizm, bu güç ile dilediği hakikati batılla değiştireceğini, dilediği çarpıtmayı hayata geçirebileceğini umut ederek ve çalışarak, ilahi ve dengeye dayalı sistemi beşeri sistemlerle yer değiştirmeye çalışmaktadır. Bu yolda siyonizmin tüm dini meselelere bir beşeri cevabı muhakkak vardır ve pozitif bilimleri de bu nedenle icat etmiş, uydurmuşlardır.

İnsanlığın bugün Kur’an’dan ziyade bilime inanır olması da bu yüzdendir ki bunda en az siyonist yahudiler kadar dine tabi olup da dini savunamayan ve din içinde aklı yerlerde süründürenler ve dini arapçaya mahkum ederek okunmasını, anlaşılmasını engelleyenler vardır.

Siyonizm ve belirli süre (Kıyamet)

Konuya girersek siyonizmin dayanağı İblisin ahdi ve iblisin ahdi (Yüce Allah’a isyanı sonucu lanetlenmesini takiben) BELİRLİ SÜREYE kadar hayat hakkı bulmakla insan denen ruh ve akıl sahibi varlığı iman dairesinden uzaklaştırmaktır. Şeytan buna yemin etmiş ve kıyamete veya hemen öncesine veya insanların dirileceği güne kadar aldığı sürede Allah’ın güvendiği ve sevdiği insanı doğru yoldan saptırmaya çalışmakla insanları da kendisi gibi lanetlenmiş hale getirmeye gayret etmektedir ki ebedi cehennem cezasından kurtulabilsin.

Öte yandan akibetini bilen iblis mümkün mertebe taraftar toplama gayretindedir ki en büyük silahı da para ve kibirdir. İblis bir yandan kötülük icadına çalışırken diğer yandan da belirli sürenin gecikmesine uğraşmakta, muhtemel arş katındayken öğrendiği veya şahit olduğu bazı şeyler nedeniyle tüm şeytani oyunlarını acımasızca tabike çalışmaktadır.

Bu bilgiler içinde belirli sürenin yani kıyametin vakti tabi ki bilinmezdir. Çünkü bu bilgi sadece Yüce Allah’tadır ama o süreye kadar olması gereken bir şeyler varsa ve iblis bunun bilgisine sahipse eylemleri de ona göre olacaktır ki tahminimiz elbette vardır.

Kıyamet zannımızca dünya kaynaklarının bitmesi veya bir gezegenin dünyaya çarpması şeklinde gerçekleşmeyecektir. Sular bitmeyecek, otlar mesela turunculaşmayacak, Allah’ın düzeninde değişme ve yokluk, çaresizlik asla yaşanmayacaktır. Bu kehanet fantazileri şeytanın insanları kandırma ve korkutma yöntemleridir ki Yüce Allah binlerce yıldır milyonlarca tür ve milyarlarca canlıyı hiçbiri aç kalmadan beslemekte, nimetlendirmektedir. Bu sistemde bir aksama ve kesinti bu yüzden düşünülemez.

Ama kıyamet muhtemelen zamanı ve şekli Yüce Allah’ın takdirinde olarak; dünya sınavının tamamlanması, doğru ve yanlış tarafların iyice belli olması, muhtemel son savaşın yaşanması ve bir de insanın sonraki yaşama bedenen ve ruhen hazırlanması gibi şartlara bağlıdır.

Bu son madde yazımızın temelini teşkil etmekte ve siyonizmin genetik araştırmalarına da bizce esas gaye olmaktadır. Açıklayacak olursak insan denen varlık cennetlerin varisi olarak cehennem azabına mahkum olsa bile bir müddet sonra inşallah Allah’ın rahmeti gereği arınmış ve affedilmiş olarak cennetlere kavuşacak, orada sonsuz yaşamı görecek ve o atmosfer, o gıda, o bünye, o ahlak ile belki yüzyıllar geçirecektir.

İnsanların ümmetler halinde değişik coğrafyalarda yaratılması ve yaşatılmasının da gayesi doğrusunu Allah bilir bu olabilir. Yani beden ve fonksiyonlarının köpek balıklarında olduğu gibi mesela kansere yakalanmayacak, yaşlanmayacak bir yapıya gelmesi için belki gerekli olan bir şeyler veya bir evrim süreci vardır ki insanlığın boy ortalaması, ömür ortalaması son yıllarda değişmektedir. Bunların doğrusunu Allah bilir ama arka plandaki gizli siyonist gayenin işte bu evrimi geciktirmek ve bu sayede kazandığı ilave zamanla hem affı ummak hem daha fazla insanı ayartmak gayreti olduğu kanısındayız.

Siyonizmin nihai gayesi

Siyonizmin hedefi; insanların TÜMÜNÜ şirk istikametinde kandırmak, imansızlığa kışkırtmak, şeytana köle etmek, bunu reddedenleri TOPTAN YOK ETMEKTİR.

Hedefte ise önce İslam alemi ve Türkler, sonra diğer iman sahibi ve köleliğe baş kaldıranlar vardır.

Konuyu dağıtmamak adına denilebilir ki siyonizm tıp ve biyoloji alanları başta olmak üzere hücre yapılarını, denge ve düzenleri değiştirip yıpratarak, kopyalayıp çoğaltarak, klonlayarak, kader ve alın yazısı izlerini madde üzerinde arayarak, karşıt madde yaratmaya çalışarak, robotlar üzerinde denemeler yaparak, aklı sunileştirmeye çalışarak, metallere ruh katmaya çalışarak ve en önemlisi mükemmel yaratılıştaki insanın yapısını (kendi ahdine sadık kalarak) değiştirmek gayretindedir.

Bunların en son moda uzantısı ise genlerdir, genetik bilimidir yani DNA ve GDO türü saçmalıklardır.

Hedef kitlenin kimler olduğu, iblis ve soyunun ne yapmaya çalıştığı, tıp, biyoloji, ilaç sanayi, DNA-GDO gibi genetik ilimleri ile maksadın ne olduğu artık anlaşılmalıdır.

Genetik deformasyon nasıl çalışır?

Doğal gıda; olması gereken, fıtrata uygun, öz, gerçek ve doğrudur. Bünye doğal yaratılışta, aklı ve ruhu taşıyan bedendir, organları, kabiliyet ve zaafları Rabbimizin dilemesi ve yaratması ile şekillenmiş haldedir. Ömür Yüce Allah’ın emrettiği şekil ve biçtiği süre kadardır. Kader ve akibet Rabbimizin dilemesiyledir. Kainat ve bedenlerdeki denge ve düzenler Yüce Allah’ın muazzam kudret ve ilminin eseridir.

Şeytanın hedefinde ise nasıl ve ne şekilde olursa olsun bu gerçekleri değiştirmek, etkilemek ve bozmak vardır ki bunları yapamazsa da insanları kandırma cihetine gitmekte en azından akılları karıştırmaya çalışmaktadır.

İman tüm beşeri konularda olduğu gibi bu manada da en büyük cevherdir. Çünkü imanlı kalbin tüm beşeri suallere mutlaka dini bir cevabı vardır ve bu cevap genellikle doğrudur.

Şimdi diyoruz ki elma ve portakalın GDO yoluyla değiştirilmesi, plastikten pirinç, naylondan kek yapılması, elmaların plastikle kaplanması, parafin denen belanın midelerimize girmesi bu yüzdendir. Ekmeklerin mayasında, suların plastik olan şişelerinde, soluduğumuz havada, giydiğimiz naylon ve sentetik giyeceklerde, makyaj malzemelerinde, plastik veya alüminyum pencere ve kapılarda, duvarlara sürdüğümüz boyalarda, bebek oyuncaklarında, mamalarda, okul çantalarında hep aynı bela ve dert vardır ki tamamı bilinçli olarak sağlığa aykırı üretilmiştir.

İlaçlardaki gizli maddeler, enjekte edilen belirsiz maddelerle bünyeler önce öğrenilmeye, sonra haritaları çıkarılmaya ve nihayet manipule edilmeye yani deformeye çalışılmakta ve bu sayede bedenler hasta edilmekte veya öldürülmektedir.

Sonra birileri çıkıp kan kanseri oğluna umut diye Türk insanının vicdanını sömürerek ve arkasına aldığı medya ile reklam yaparak yüz binlerce Türk evladının kanını yurt dışına götürür ve orada DNA araştırması (Gen haritası) çıkaranlara malzeme verir, dünya para kaldırır ve şeytana hizmet eder.

Doğal tarımın bitirilmeye çalışılması, yasaklanması, tarım alanlarının binalaşması, ormanların katledilmesi, kontrolü imkansız ithal gıdaların yasalaştırılması, yurt dışından kesilmiş, paketlenmiş vaziyette gıdaların vatandaşlara ucuza satılması hep bu yüzdendir.

Bebelere bedava süt tozundan imal mamaların dağıtılması da, domates tohumlarının yabancı ülkelerden alınma mecburiyeti de, uzak ülkelerde üretilen yapay kumaşlı giyeceklerin düşük maliyetle satılması da, ilaç ithallerine müdahale edilmesi de, labaratuvarlarda hayvanlar ve insanlar üzerinde yapılan sayısız deneyler de, sperm bankası – kan bankası – kök hücre bankası gibi usullerle insanların mahrem ve kutsal yapı taşlarının incelenmeye çalışılması da bu yüzdendir.

Hedef Türkiye ve İslam alemi, düşman şeytan soyu, usul teknoloji ve sağlık bilimidir.

Teknoloji dünya tarihinde asla insana yardım için olmamıştır. Bazı kullanım araçları hayatı kolaylaştırır görünse de aslında bu üreticilere yeni kan yani para sağlamak, toplumun alışkanlıklarını değiştirmek ve kendi gayelerine giden basamakları aşmak içindir. Dahası teknoloji sayesinde savaşlar, katliamlar, kıtlıklar daha kolay yaratılabilmekte, ayaklanmalar daha seri planlanmakta, organ nakilleri daha yaygınlaşmakta, araştırmalar daha sürede tamamlanmakta velhasıl karşı taraf bir yandan bizi o işe mahkum ederken diğer yandan o işten hedeflediği amaca ulaşmakta ve beraberinde devasa paralar kazanmaktadır.

Yüce Allah’ın hesabı her şeyin üzerindedir

Ama Yüce Allah’ın hesabı her şeyin üzerindedir ve Allah tuzak kuranların en çetinidir. Buraya kadar anlatılanlar dünyayı acınası ve yaşanmaz hale getirmeye gayretli iblis ve taraftarlarının gayesidir oysa Yüce Allah bunu bilen, bir yere kadar müsaade eden ama nihayette mücadeleyi kendi taraftarlarının kazanacağına yemin edendir. Yani şeytan ve soyu ne yaparsa yapsın kader ve akibet değişmeyecek, doğru ve imanlı olanlar kazanacaktır.

Ahir zamanda şeytan soyunun gayretlerini artırma ve hızlandırma emeli boşuna değildir. Doğrusunu Allah bilir lakin insanlık dünya sınavının sonuna yaklaşmakta, azmakta, şeytan taraftarları çoğalmakta ve kıyamet sanki yaklaşmaktadır.

Ahir zamanın kıymetlisi İMAN, asıl elde tutulması gerekendir. Ne yapmak lazım sorusunun cevabı ise önce Kur’an’da ve sonra kalpte ve akıllardadır. İnsanlık ayetleri okuyarak ve anlayarak yapılmaya çalışılanları anlayabilir ve iblisin ahdindeki gayelere vakıf olabilirse ahir zamanı daha iyi yorumlayacaktır. Kalbine danışırsa doğruyu görecek, aklını kullanırsa şeytan oyunlarını boşa çıkaracak, tuzak ve hilelerden kurtulacaktır.

Kanser vakalarının çığ gibi büyüdüğü bir zamanda bunun nedenini araştırmak, çareler üretmek, doğuran kaynakları kurutmak aklın ve bilimin görevidir. Kalbin görevi dua ve inanç ile tevekkülden sapmadan Allah’tan yardım dilemek, kendisince tedbir getirerek ve sabrederek korunmaya çalışmaktır.

Şeytan ve soyu insanlığın gözü önünde bağıra bağıra kendi ahdine çalışmakta, ama sağır insanlık duymamakta, duymazdan gelmektedir. Yıllarca tevhid hayallerine kendisini kaptıran insanoğlu şirk belasından habersiz yaşamış, şeytandan korkmuş ama neden şeytan olduğunu araştırmamıştır. İslam içi din adamları da şeytana sadece mistik anlamlar yüklemekle yetinmiş ve iblis masal kahramanı olmuştur.

Oysa hakikat öyle değildir. Yüce Allah’ın insanı zalim, cahil, nankör ve aceleci tanımlaması da boşuna değildir. Şu sabah ezanları hürmetine hakikat elbet tecelli edecek ve Kur’an ile yeniden yapılanma elbet gerçekleşecektir ama muhakkak ki çok canlar yanacak, çok akibetler kararacaktır.

İmana davet edenlerin görevi imansızlığı da red ve lanetlemektir. Bunlardan ilki yapılır ve ikincisi yapılmazsa iman güdük kalır ve Allah kendisine yardım edene yardım eder. Yani kul şeytanın oyunlarına direnmedikçe imanı tamam olmaz ve dünyalık umuduyla şeytanların emellerine sessiz kalanlar aynen onlar gibi dilsiz şeytanlardır.

Yabancı ülkelerde tüketilmesi ve kullanılması yasak olan şeylerin yurt içine sokulması, hatta bedava dağıtılması, yabancı bilimlerin övülmesi boşuna değildir. Küresel düzen, yeni dünya yapısı, gşoballeşme, modern dünya, batı kavramlarının ardında hep bu şeytani imparatorluklar vardır ve İslam aelmi maalesef KUR’AN’ı ve aklı kenara koymakla geride kalmıştır.

Ucuz diye sahte ekmeği, bedava diye radyasyonlu kömürü, hibe diye kanserojen kıyafetleri kullanmakta sakınca görmeyen akılsızlar sürüsü de moda, teknoloji, bilim ve çağdaşlık adına şeytan imparatorluklarına maddi destek sağlamakta öte yandan kendisini ve geleceğini çürütmektedir.

Allah, aklını kullanmayanlar üzerine pislik atar

Oysa Kur’an insanları uyarmakta, akibete ilişkin beyyinelerle çoğunun azacağını haber vermekte, şeytanın yapmakta olduklarını sayısız ayetle açıklarken ilerki ayetlerde şeytanın insanların çoğu hakkında zannında haklı çıkacağını ihbar etmektedir. İnsanın akıllanması ve uyanması için bu kafi değil midir? Yüce Allah aklını kullanmayanlar üzerine pislik atmasın da ne yapsın? (Yunus 10/100)

Ortadoğu’da yaşanan katliamlar, ilaç denemeleri, silah denemeleri, kıtlıklar her biri belli bir hesap ve heves iledir. Önce parasız ve muhtaç bırakacaksın, sonra yardım eli altında zehir servis edeceksin, onlar ölürken deneyler yapacaksın bu sayede de çifte kazanç sağlayacaksın.

Maddi anlamda böyleyken ruhani manada da psikolojik ve sosyal etkileşimlerin ölçülmesinde de benzer yollar izlenmektedir. Mısır’da tahrim meydanında üç hafta boyunca günde yüz amerikan doları alarak sözde arap baharınjı başlatan halk ruhunu satmış olmakla bugün hala bitmeyen Ortadoğu cehenneminin fitilini de yakmış ve şeytana muazzam destek vermiş, ortam sağlamış, usul öğretmiştir.

Ayaklanmalar, karışıklıklar, terör belaları hep bu araştırma ve deneyler ile değil midir? Deprem bombaları kullanmaktan çekinmeyen siyonist cephe için önemli olan askeri, siyasi, ekonomik, bilim, vs. tüm alanlarda güçlü olmak, gerçeği değiştirmek, ansiklopedi maddelerinin satırlarını kendisi yazmak arzusundadır. Başkaca ansiklopedi ve kaynaklar itibar görmüyorsa bu onların gerçeği değiştirme gayreti nedeniyledir.

Batı denen koalisyonun bilime uyguladığı kotalar, kendi okullarında okuttukları, patent ve klerans verdikleri, literatüre koydukları, sözlüklere yazdıkları, küresel kabullere dayattıkları tamamen hakikati mi temsil etmektedir?

Yeni dünya düzeni yalanı

İnsanlığın uyanması için örnekleri biraz açalım; Uzay dışına çıkan bir tek müslüman yoktur. Uzay sektöründe çalışan bir tek yahudi olmayan şirket yoktur. Bunun doğal sonucu şudur; dünyanın şekli, aya gidildiği, dünya dışı varlık ve yaşamlar fantezileri hep siyonist yahudilerin zorlamalarıdır ki Kur’an’da anılan tek yaşam dünya yaşamıdır. Aya gidildiği de kocaman bir yalandır ki bunun bilimsel ispatı da defalarca yapılmış ve itiraf edilmiştir. (Ama dünya üzerinde en az beş milyar insan hala aya gidildiğine inanmaktadır.) Uzaylılarla korkutulan, marduk gezegeni veya mayalıların takvimleriyle bir KURTARICIYA MAHKUM edilerek kandırılan insanlık mehdi veya mesih bekler hale gelmiş, Kur’an’ı ve Allah!ı bırakıp, kullardan medet umar hale getirilmiştir.

Yeni kurulmak istenen dünya düzeninin mimarı siyonizm, korkuyu öne çıkararak, korunma ihtiyacını güdüleştirerek tüm ülkeleri tek çatı altında toplamak ve bu suretle inanç ve kuralları değiştirmek gayesiyle dini ve fıtratı yeniden kaleme almak gayretindedir. Uzaylı senaryoları, korku filmleri hep % 88’i yahudi olan Hollywood eseridir ve bilim kurgu filmlerinin tamamı onların eseridir. O filmler alıcı gözle incelenirse de siyonizmin hayallerine vakıf olunabilir. Seçilmiş imansızlardan yöneticiler, on veya onüç krallık ve altta efendilerine hizmetle mükellef köleler. Madenlerde çalışan, bir dilim ekmek için yaşayan cahil, hayvansı mahluklar.

Kur’an’ın yaşam ve insan tasviri ise bunun tam tersidir ki eşitlik, özgürlük, temizlik ve dürüstlük emreden Kur’an, bilakis ezilenleri ezenlerin üzerine çıkarmayı dilemektedir. (Müstezaf ve müstekbir kavramlarına bakınız.)

Ancak ezilenler hala uyanamadıysa bunun suçu Kur’an’da değildir.

Sonuç

Genetik siyonizmi iblisin ahdi istikametinde hayat bulan, tıp ve teknoloji ile güçlenen, kendisinden olmayanları kullanmak, hasta etmek veya yok etmek maksatlı, doğala düşman, ilahi olana ters, fıtrata aykırı hal ve maksadın adıdır, zehir saçan nafile bir çırpınıştır.

Genetik ilmi içerisinde ilahi sırlar barındıran yapıların incelenmesi, kopyalanması, depolanması, değiştirilmesi, deforme edilmesi maksatlı hain girişimin adıdır ki silahı DNA’larla oynamak, yaratılmış hali değiştirmek, GDO’lar (Genetiği değiştirilmiş organizmalar) ile toplumu zehirlemek, habersizler üzerinde deney yapmak, rızası olmayanları mahkum etmek, hasta etmek, öldürmek ilmidir. Hapishanelerdeki mahkumlar, yurtlardaki, kışlalardaki, hastanelerdeki, fabrikalardaki insanlar her biri birer kobaydır.

GDO’ların kanser yaptığı bir gerçektir ve bu gerçek bize Allah’ın sınırlarını anlatır ki Yüce Allah yarattığının değiştirilmesine asla müdahale ettirmez. Edilirse sonuç bela getirir ve dünya bugün bunu yaşamaktadır.

Genetik siyonizmi ile arzulanan gaye insanların bünyesini değiştirmek, belirli süreyi (kıyameti) geciktirmek, insanları SON SAVAŞ ÖNCESİ savaşamayacak kadar zayıflatmak, hasta etmek, nihayet öldürerek yok etmektir ki bu arada kendileri sürekli kan ve doku ve organ nakilleriyle uzun yaşam hevesindedirler.

Yurdumuzda son on yılda bir milyon, dünyada yüz milyon çocuk kayıptır. Bunların dilenci yapılmak için kaçırılmadığı açık, zengin siyonist yahudilere yedek parça ve laboratuvarlara deney malzemesi olduğu bellidir. Mecburi ortak yaşam mahkumları (hapishane, okul, yurt, hastane vb) rızası alınmayan kobaylardır. Sofralarımızdaki yabancı menşeli gıdalar el bombasıdır. Plastikten sentetiğe, kağıttan (çoğu yanmaz bile) keklere (tamamının içinde naylon vardır) kadar her türlü gıda ve malzeme zararlı, GDO’lu, kanserojen ve yapısı değiştirilmiş vasıfsız birer kopyadır.

Yüce Allah, şeytanlara süre veren ama akibeti belirleyen ve kazanacağına yemin edendir.

İnsan, zalim, cahil ve nankördür. Çoğusu azacak, haddi aşacak, sapacak ve şeytana köpek olacaktır.

Fakirlik mazeret değildir. Kur’an bilmemek mazeret değildir. Mecburiyet kabulü mazeret değildir. Aydınlanmamak ve karşı durmamak makbul değildir. Şeytanlara tabi olmak olacak şey değildir.

Küresel belaların başı durumundaki siyonizm elmadan ekmeğe, kandan göz retinasına, lensten ojelere kadar her alanda egemen ve baskındır. Akıl ve Kur’an sayesinde kurtulmak mümkünken daha düşmanını tanıyamayan İslam alemi acılar içinde kıvranmakta, hedef tahtasında oturduğunun farkına varmamakta, mankurtlar gibi abalak abalak bakmaktadır.

Kur’an ile yeniden yapılanma sağlanmadan, düşman tanınmadan, iman edilmeden de kurtuluş asla mümkün değildir. Ortadoğu bugün kan gölüyse bu nedenledir.

Genetik siyonizmi siyonizmin dallarından sadece birsidir. Yukarıda örneklendirdiğimiz gibi spordan sanata, edebiyattan finansa tüm alanlarda sayısız hurafe ve batıl inanç hakikat diye insanlığa pompalanmakta ama cahil ve nankör insan bunları sorgulamak yerine maddecilik ve batı hayranlığı adına hemen kabullenmektedir.

Bu nedenle de kurtuluş zor, kurtulacaklar azdır.

Rabbim bizleri kurtulacaklardan eylesin. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dinci tayfanın din dışı söylem ve eylemleri

Dinci tayfanın din dışı söylem ve eylemleri

Dinci tayfanın din dışı söylem ve eylemleri (YAZIMIZI Sadece ve daima Allah diyebilen, Kur’an dışı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 + 2 =