Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / İSLAM AHLAKI / Gerçekleri saptırmak şeytanın hilesidir
imanilmihali.com
Gerçekleri saptırmak şeytanın hilesidir

Gerçekleri saptırmak şeytanın hilesidir

Gerçekleri saptırmak şeytanın hilesidir

Hakikatler, Yüce Allah’ın bedenlerde, kâinatta ve Kur’an ayetlerinde öne çıkardığı, değişmez, hak ve baki tespitler, oluşlar ve akıbetlerdir. Hakkaniyet ve adaletin eş anlamlısı hakikatler herkes ve heşey içindir, bazılarınca şu an için anlaşılamasa ve görülemese de değişmez ve kaybolmaz vaziyette hep oradadır, keşfedilmeyi, gün ışığına çıkmayı beklemektedir.

Çünkü kainatın ve fıtratın tüm dengeleri hakikat üstüne kuruludur.

Bu hakikatleri çıkar uğruna, şeytani maksatlarla, beşeri telaş ve açlıklar adına, nefse uyarak değiştirmeye, saklamaya, başka şekillerde tarif etmeye çalışmak o hakikati değiştirmeye kalkışmak, Allah’ın ilahi ilmine karşı gelmektir. Çünkü mutlak gerçek ilahi olan ve Kur’an’da yazılı olandır. Mutlak hakikatin hilafına beşeri uydurma hakikatler üretmek veya mutlak gerçeği istikametinden saptırmaya çalışmak bu nedenle şeytanidir, azaba müstahaktır, şirke ve küfre komşu olmaktır.

Gerçekleri saptırmak pek çok şekilde olur. Bu yüzden fıkıhta denilir ki hakikat (hak) birdir, batıl (yani gerçek olmayan, uydurma, yalan, yanlış) çoktur.

Hakikat çoğu zaman acıdır, yalan ve uydurma gerçekler ise tatlı.

Hakikatin yerine yalanı veya sahteyi koymak ise fesat ve fitne üretmek, nefsin oyununa gelmek, dünyevi şehvet ve hırslara mağlup olmak, fani hayatın süslerine aldanmak ve baki hayattan vazgeçmek demektir. Kısa vadede, dünyevi pek çok çıkar ve menfaat sağlayan bu gidişat aslında uzun vadede hem dünyalığı hem de ahireti yok eden bir feci yoldur ve bedeli kaçınılmaz olarak vardır.

Lakin zalim, cahil, acelesi ve nankör insan hakikate düşmanlık etmeye gayet meyillidir ve gerçeği değiştirmeye heveslilere kanmaya her daim hazırdır. Çünkü nefsi ve şeytanlar ona bu değiştirilmiş hakikati süslü gösterir ve işine gelen bu haram ama kolay yolda yürümek çoğu insan için akıllıca ve doğrudur.

Oysa dedik ya mutlak hakikat ve mutlak iyilik Kur’an ile emredilendir ve asli gerçeğe aykırı ne varsa Kur’an’a da düşmandır. Dolayısıyla gerçeğe aykırı şeylerin peşinde hayat sürenler için ahiret yurdunun akıbetleri karanlık ve azap dolu olacak, mutlak güzellik bu kimseler için nasip olmayacaktır.

İnsan, özellikle menfaati söz konusu olduğunda karalamadan, çamur atmaktan, aşağılamaktan, kötülemekten, zan altında bırakmaktan çekinmez. Çoğu zaman mesnetsiz olan bu iddialarında SÖZDE ısrarcı ve kesin olmadığını belli etmek için de ima eder, itham eder, iddia eder, akılları karıştırır. Yani yalanı doğrudan söylemek yerine dinleyenlerin o yalana aldanmasını temin eder. Tabi ki yalanı doğrudan söylemekle, akıllarda o yalanı tesis etmek arasında hiçbir fark yoktur ama dinleyiciler ve kananlar için durum değişir. Akılla sorgulamayan, aldanmaya meyilli kimseler için kati söylenmiş yalana kanmak durumunda vebal söyleyene aitken, yalanı ima etmek durumunda vebal o imayı doğru kabul edene aittir.

Karalamak da değişik şekillerde olur ki açık aramak, ayıp aramak, özel hayatları araştırmak, takiben aşırı ve kötü zanda bulunmak buna örnektir. Bu anılanlar doğru bile olsa bunların araştırılması dahi dinen yasaktır çünkü Allah kötü sözün açıklanmasını istemez ve özel hayatların mahremiyetini ve korunmasını emreder.

Öte yandan yalan ve iftiranın da değişik usulleri vardır ki dinen bunlar gıybet (dedikodu) ile başlayıp yalan – iftira hududuna kadar giden uzun bir yol takip eder. Gıybetin durumu malum olduğu üzere ölü kardeşinin etini yeme durumudur. yani bu kadar vahimdir ve daha acı olan o gıybete has konunun gerçek olması durumunda bu geçerlidir.

Şayet, gıybete esas o konu gerçek değilse…konu yalan ve iftiraya girer ki gıybet yanında hafif kalır. Yani ortamda bulunmayan kişi hakkında gerçeği söylemek dahi gıybettir, ölü kardeşinin etini yemektir, ortamda bulunmayan kişi hakkında gerçek olmayan bir şeyi söylemek ise ölü kardeşinin etini yemekten çok daha feci bir durumdur.

Akıllarda yanlış izlenimler bırakmak için itham etmek ise doğruluğuna kefil olmamakla birlikte akıllarda yaratmak istediği etki nedeniyle yalan veya iftira ile aynı kapıya çıkar.

Toparlayacak olursak dinen;

Açık aramak, özel hayatları sorgulamak, aşırı ve kötü zanda bulunmak, kötü söz söylemek zinhar günahtır.

Keza hakkında konuşulan kişi ortamda yoksa veya arkasından konuşuluyorsa söylenenler gerçek dahi olsa bunun adı gıybettir ve gıybet ölü kardeşinin etini yemektir.

Hakkında konuşulan kimsenin hakkında söylenenler doğru değilse bu yalan ve iftiradır ve cezası gıybetten çok çok daha fazladır.

İtham veya ima yoluyla akıllarda soru işaretleri yaratmaya çalışmak ise şeytani tuzaklardır ve fakat Allah tuzak kuranların en çetinidir.

Sonuç; hakikat herke ve her zaman için değişmeyendir. Mutlak hakikat sadece Kur’an’dadır. Toplum kabulleri, örfler, Kur’an dışı dini kaynaklar dahi hakikati dair söz söyleyemez, hüküm veremez.

Aldatmayı menfaat için yapmak bin kötüyse, toplumu bölüştürmek, yeryüzünde bozgunculuk yaratmak için yapılan aldatmalar onbinlerce kötüdür. 

Zalim, cahil ve nankör insan menfaat ve çıkar uğruna yalan ve iftiradan, karalama ve ithamdan medet umandır. Kula düşen Kur’an nuru ile aydınlanarak bu yalanlara kanmamak, akıbetleri karartmamaktır. Çünkü akıl ve kalp sorgulama makamı olarak daima hazırdır ve müftüler fetvada verseler kalbe danışmak esastır. Çünkü kalpten sadece cennetlere gidilir ve işin doğrusu daima kalpte, vicdandadır.

Kanmak ve aldanmak elbette güzeldir, tatlıdır, menfaat getirendir ama sonu karanlık ve acıdır.

Dolayısıyla yalancı ve iftiracıların ithamlarına aldanmak, o yalana esir ve taraf olmak, güç ve destek vermektir ki sonu aynı karanlıklara çıkar.

Aldanmamak ise imandandır ve sorgulamak Allah’ın kullara verdiği sadece bir nimet değil aynı zamanda mesuliyettir.

Aldatarak, aldanarak elde edilen nimet ve makamların ise tamamı haramdır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

siyonizm

Kur’an ayetlerini tersten okumak – Siyonizm

Kur’an ayetlerini tersten okumak – Siyonizm Bir önceki yazımızda “Kur’an hükümlerini tersten okumak” başlığı ile ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir