Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Gizli şehvet nedir
imanilmihali.com
Gizli şehvet nedir

Gizli şehvet nedir

Gizli şehvet nedir denildiğinde Peygamberimizin gizli şehveti şirk olarak tanımlaması akıllara gelmelidir ve şirk affedilmeyecek tek suçtur. O halde gizli şehvet nedir? Bunun cevabı ise hak ve helal olmayan şehvet, haset, kıskanma, hırs ve kibir olarak karşımıza çıkar.

Gizli şehvet nedir

Şirk; Yüce Rabbimizin affetmeyeceğini söylediği en büyük günah ve Hakk’a nankörlüktür. En basit anlamıyla şirk; Yüce Allah’ın ilim ve kudretine bilerek veya istemeden, eş ve ortaklar eklemek, şefaatçi ve aracı şeklinde, medet, rızık, şifa ve nimeti Allah ile beraber başkalarından da beklemek, Yüce Rabbin yanına başka ilah, varlık, kişi veya yaratılmışları koyarak ilahi kudreti parçalamak ve “Sadece Allah” sistemini yok saymaktır.

Bu amansız günah bilerek ve isteyerek alenen işlenirse açık şirk, riya şeklinde içsel olarak işlenirse gizli şirk olur. Büyük ve küçük şirk ayrımı yapılıyorsa da şirk denen illetin büyüğü ve küçüğü olmayacağına göre tasnife katılmadığımızdan burada buna yer vermeyeceğiz.

Şirk ile küfürün arasındaki fark ise küfürde inkar, şirkte inkar yok ama ilahi kudrette ortaklık vardır. Şirkin affedilmeyecek günah olması, şirk üzere ölmek halindedir ve tevbe kapısı her zaman açıktır. Şirk dünyevi ve ahireti beklentiler ile bilerek ve isteyerek işlenebileceği gibi, bazen de bazı varlık, ölü ve kişileri gereksiz miktarda yüceltmek suretiyle de tezahür eder. Şirkin en çok göründüğü hal ise, şefaatçı, aracı, yaklaştırıcı gibi maksatlarla bazı varlık ve kişilerin ilahlaştırılması şeklindedir.

Bu cümleden olarak Allah’a eş, ortak, evlat, benzer, paydaş yakıştırmak hep şirktir. “Allah birdir” diyerek kimse Yaratıcı’yı sayı yönünden teklemekle şirkten kurtulduğunu sayamaz çünkü Allah’ın hayata ve insana yön veren kuvvet olarak ta biricikliğinin benimsenmesi gerekir. Kısaca amellerinde Allah’ın rızası dışında bir gaye gözeten, ibadetiyle Allah dışında bir şeye yaklaşmak gayesi güden her insan şirke bulaşır.

Gizli şirk deyimi ise; Hz. Peygamber tarafından kullanılmış ve Muhammed ümmetinin en korkutucu tehdit unsuru olarak gösterilmiştir.

“Ümmetim için en çok korktuğum şey Allah’a şirk koşmaktır. Ben bununla, onların güneşe, aya, puta tapacaklarını kastetmiyorum. Korktuğum şey, Allah’tan başkası için yapılan (Allah’ın rızasını gözetmeyen) ameller ve gizli şehvettir.” (İbn Mace, Zühd, 21)

Yalnız Allah’tan beklenmesi gereken sonuçları Allah dışında bir kişiden veya kudretten beklemek gizli şirktir. Dinde ikiyüzlülük dediğimiz davranışlar, görsünler diye yapılan ameller demek olan riya bu cümledendir. Riya, ikrah yani zorlama veya aşırıya gitmek – abartı ile olur ve neticede kullardan bir bekleyiş vardır. Bu sayede hem yalana hem haksızlığa imza atılmış olur. Riya kendisini en çok namaz alanında gösterir ve maun suresinin hedefi bu kitledir. En tehlikeli riya, imanda riya yani münafıklık, ikinci tehlikeli riya ise; ibadette riyadır.

Gizli şehvet nedir?

Gizli şirk; “gizli şehvet şirki” olarak ta isimlendirilir. Peygamberimizin gizli şirk tarifinde iki husus amellerde riya ve gizli şehvettir. Anılan şehvetin açık değil de kapalı olması ise en büyük ihbarlardandır. Bilindiği üzere şehvet kontrol edildiği ve olumlu maksatlara hizmet ettiği sürece faydalı bir dürtüdür. Buna nikahlı eşler arasındaki sevgi örnek gösterilebilir ki şehvet olmadan evliliklerin devamı mümkün değildir. Burada anılan gizli şehvetin manası ise çok açık değildir ve anlaşılamaması, nefsi güdülemesi, imanı zedelemesi, ilahi nizama aykırılığı hususları göz önüne alınarak denebilir ki buradaki gizli şehvet nefsin açlıklarından öte, riya, tatminsizlik, fıtrata aykırılık, aşağılama, hırs ve kibir halleridir.

Şeytanın en büyük vasfının hırs ve kibir ile birlikte yalan ve iftira olduğu hatırlanırsa gizli şehvet ile kast edilenin de bunlar olabileceği muhtemeldir. Çünkü şirk dinine tabi olmak aynı zamanda şeytanlaşmaktır. Ve şirk bir yanılma değil şeytan dininin adıdır.

Rivayette gizli şehvet nedir sorusuna verilen “Kulun gece oruçlu yatması ve sabah nefsine uyarak orucunu bozması” cevabı basit ve eksiktir ki bu da rivayetin daha çok gizli şirkin mahiyetini gizlemek adına uydurulmuş olduğu hissini uyandırmaktadır.

O halde Peygamberimizin ümmeti adına riya ile birlikte en çok korktuğu gizli şehvet nedir?

Anılan bu hal, gizli olmalı, şehvet derecesine varmalı ve kulu zorlamalıdır ki kul iman ve tevhid çizgisinden ayrılıp Yüce Allah’a eş ve ortaklar atayabilsin, beklentilerini başka istikametlere çevirsin, başkalarının kötülüğünü isteyebilsin ve yüksek egosuyla iç dünyasında kaynayan çağlayanları toplumdan gizleyerek, mü’min görünüp şer maksatlara köle olabilsin. Kendisine hakim olamadan, adeta bilincini kaybederek büyüklenmeyle dünya menfaat ve makamlarına meyledebilsin. Bahşedilen nimetlerle yetinmeyerek daha çoğunu başkalarından da isteyebilsin ve hak yemekten çekinmesin.

Tüm bunlara verilecek tek doğru cevap; “hırs ve kibir” dir ki yalan ve iftira da, küfür ve isyan da, riya ve gösteriş te, aşağılama ve büyüklenme de, aç gözlülük de, sihir ve büyücülük de, kıskançlık ve fesat ta, bilgisizlik ve ukalalık ta bunun içinde ve kapsamındadır.

Hırs ve kibir; kulu sayısız haram ve günaha sevk ederken, bu yolla elde ettiği dünyevi servet ve makamlar onu büyüklenmeye iter. O sanır ki tüm bu kazanımları bileğinin gücüyledir. Mal ve evlat yarışı şeklinde cereyan eden bu yanılgı onu her geçen gün daha fazla kibre sokar ve iflah olmaz hale gelir. Yalan ve iftira, aşağılama ve fitne, şiddet ve zulüm, taciz ve baskı onun kaçınılmazları olur ve içinde beslediği ilahlaşma isteği sınır tanımaz hale gelir ki firavunun hali budur. Kul sonunda kendisini yarı ilah halde bulur ve yaratıldığını unutarak yaratıcı ve yaşatıcı kimliğe bürünür.

Bu haldeki kişiler ise, açlık ve kıskançlıkla hak, hukuk tanımaz hale gelir ve ikiyüzlülükle beraber sinsi heves ve gayeler peşinde koşar, tuzaklar kurar, kapalı kapılar ardında işler çevirir. Şeffaf değildir, kalbini açmaz, gıybet ve yalandan çekinmez, adaletsizlikten korkmaz ve ahirette hesap vereceğini unutur. Çünkü o hırs ve kibri sayesinde hesap sorma mevkindedir.

Din adına hüküm koyma veya sözde dini yorum yaparak kendi doğrularını ve dinini yaratma gayesi gizli şirkin nihai hedeflerindendir ki kulun yarı ilahlık iddiası en çok burada kendisini gösterir.

Şirke bulaşmamış kulların gizli şirkten kaçınması ve gizli şirk durumundakilerden uzaklaşması Allah’ın emridir. Kurtuluş, Kelime-i Şehadet’te olduğu gibi “Hiçbir ilah yoktur, sadece Allah vardır” çizgisinde birleşmekle ile mümkündür. Şirkin en büyük numarası bu SADECE kelimesini oradan çıkartmaktır. Cahiliye araplarının da tüm itirazı bu sadece kelimesinedir, zamane kafir ve müşriklerinin de. O halde tevhid erlerinin, diğer iman kardeşleri ile birlikte tek gayesi bu SADECE ALLAH çizgisinde dik durabilmek ve şirke bulaşmamaktır. Çünkü tevhid, sadece Allah diyebilmektir.

Sonuç olarak denebilir ki; şirk üzere ölmek affedilmeyecek en büyük günahtır. İster açık ister kapalı olsun şirk kulu afsızlığa götürür. Doğru olan iman çizgisine ve sadece Allah’a yanaşmak, aracı, şefaatçi gibi maksatlarla kul ile Allah arasına başkalarını sokmamaktır.

Şu çok iyi bilinmelidir ki; kul ile Allah arasına ne maksatla olursa olsun sokulmak istenen şey veya varlık veya kişi şeytandır, şeytandan beslenen dinci bozmasıdır, şeytanın taraftarıdır. İlahi kudret ve ilimde Allah’ın yanına, berisine, ötesine konulan herşey şeytanın kışkırtmasıdır. Allah’a eş, ortak, benzer, evlat yakıştırmak şeytanın insanlara yaptığı en büyük oyun ve tuzaktır.

Hz. peygamber beşerdir, kuldur, elçidir. O, görevini muntazam ve mükemmel yerine getirmiş örnek İslam’ı yaşayarak göstermiş Allah’ın sevgili kuludur. Lakin bir beşerdir, O bile şefaat ve aracı yetkisine haiz değildir. Mülk, kudret, hüküm, şefaat sadece Allah’ındır.

Rahmet Peygamberini haddinden fazla yücelterek, sevgi ve saygı ile bile olsa, ilahlaştırmak ve Allah ile kul arasında aracı durumuna getirmek şirktir. Ölülerden medet ummak, fallara dadanmak, cinlerle haşir neşir olmak, para ve kişi gibi zamane putlarına tapmak hep bu cümledendir.

Peygamberin durumu bu iken, diğer kullara, dünyevi heveslere ilah mertebesi vermek şirkin affedilmezliğinin neden gerekli olduğunun da cevabıdır.

Müşriklerin bugün sokaklarda cirit atıyor olması ise, tevhid erlerinin işte bu şirk belasını Emevi zulmü ve dayatmaları neticesi tanımamasındandır. Bugün İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin sünni mezhebine tabi olduğunu iddia edenlerin, Ebu Hanife’nin neden öldürüldüğünü anlayamaması ve şirke karşı koyamaması bu nedenledir.

Rabbim has kullarını bilinen ve bilinmeyen şirklerden muhafaza eylesin.

Rabbim tüm müşrikleri helak ve rezil eylesin.

Rabbim, bizleri şirkin açığından da kapalısından da, büyüğünden de küçüğünden de korusun.

Rabbim müşriklere karşı bize güç ve iman versin.

Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah ile aldatmak

İnsanlığın bir kısmını daima, tamamını bir süre aldatabilirsiniz ama tamamını daima aldatamazsınız. Bu kaide en ...

1 yorum

  1. Gizli şehvet ne kadar alakasız yorumlanmış. Kibir olsaydı gizli kibir denilirdi. Gizli şehvet günümüzde çok yaygın. İnsanlar dışardan namuslu, iffetli yaşıyormuş gibi gözüküyorlar fakat düşünceleri, istekleri çok kirli. Eğer fırsatları olsa yapamayacakları rezillik yok. Çevreye çizdikleri imaj, çirkin isteklerini yapmalarına engel. Fiiliyatta bir şey yapamıyorlar ama içlerinde ki çirkin istekler gizli şehveti çok güzel tanımlıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir