imanilmihali.com

Globalizm

Global veya küresel demek tüm yeryüzünü, içindekilerle, altındakilerle, üstündekilerle bütün olarak kaplayan demektir. Siyasi ve meşhur manada küreselcilik ise ekonomik maksatla başlayan ama aslen siyasi ve dini bir amacı bulunan, tüm dünyaya (insanlığa kaynaklara, paraya vb.) hükmetme oyununun adıdır. Bu planın sahipleri üst akıl mensubu, zengin siyonistlerdir ve gayeleri zaten fazlaca bulunan servetlerini artırmak değil, o servetin verdiği kibirle büyüklenmelerinin kaçınılmaz neticesi olarak şeytanlaşmaları ve iblisin ahdi istikametinde fıtratı yani yaşam düzenini değiştirmeye cesaret edecek gücü bulabilmeleridir.

Siyon’un ve siyonizmin ne olduğunu hatırlar, tüm şeytanlıkların bu başlık altında mason şemsiyesi ile hayata yansıtıldığını unutmazsak küreselci tezgahın coğrafi veya teknolojik bir egemenlik peşinde olduğunu ama hedefte şeytan imparatorluğunu kurmak gayesi taşıdığını hemen anlarız. Nitekim geleneksel siyonizm bu uğurda Armageddon savaşını şart koşar ve etki alanını nispeten kutsal topraklarla sınırlı tutarken, küreselcilerin onlardan farkı olarak ilgi alanları tüm yeryüzü, silahları para, teknoloji, sağlık ve siyasettir. Yani küresel ama asimetrik bu global şeytancılığı ‘küresel siyonizm’ olarak adlandırmak doğru olandır.

Dünyanın en zengin on ailesi yıllardır siyonizmi desteklemiş olsa da, coğrafi işgallerden vazgeçmiş bunun yerine tüm yeryüzünü savaşmak dışındaki başkaca yöntemlerle ele geçirmek hayaline düşmüştür. Kim bilir belki de tüm o siyonist masallar bu günlere hazırlık ve hedef şaşırtmak içindir. Ama neticede bu on aile bugün genetik, biyolojik, teknolojik olarak taarruzlarını sıklaştırdı ve insanlık ilk kez bu denli büyük bir tehdit altında. Uzaylıların istilasına uğramış gibi bir hale gelen insanlık sanal ve siber saldırılardan kurtulmak adına teknolojiye yatırım yaptığı her hamlede de küreselcilerin ekmeğine yağ sürmek ve onları zenginleştirmek ikilemi arasına sıkışmış halde.

Dinden ziyade para ve teknolojiyi silah olarak kullanan bu on ailenin kimlikleri gizli değil. Çoğu eş zamanlı olarak siyonist gizli örgütlerin neredeyse tamamına üye. İsrail’i destekliyorlar, siyonizmin arkasındalar, evanjelikleri de yaratanlar aslında onlar. Ama şu an için Kudüs planını, yeni proje ve rotalar için, petrolü devreden çıkartmak için üç dört yıllığına rafa kaldırmış görünüyorlar.

Bilinmesi gereken mesele siyonizmin de küreselcilerin de insanlık düşmanı olduğudur. Şu farkla ki hedefleri aynı, usulleri farklı olan bu iki anlayışın siyonist ayağında ülkemizi çok daha zor günler bekliyor, savaş, kıtlık, bölünmüşlük gibi. Öte yandan küreselci ayakta ise devlet değil tüm insanlık için bir yok olma süreci yaşanacak. Lakin işin söylenmeyen yanında şu var; küreselcilerin planlarında Türkiye’ye güzel bir yer ayrılmış, yatırım vadedilmiş, fırsat yaratılmış, yakın coğrafyaya hükmetme, uluslararası ticarete aracı üs olma sözü verilmiş durumda.

En ürkünç konu ise şu ki küreselcilerin çalıştıracak çok sayıda insana ihtiyacı yoktur çünkü o boşluğu yapay zekalı robotlar (kertenkele adamlar) görecektir. Savaştırılacak askerlere de fazlaca ihtiyaç olmayacaktır. Deha beyinlere de ihtiyaç olmayacaktır, olursa saltanatlarına rakip olacaktır. Yani … dünya nüfusunun 500 milyon altına inmesinde sakınca yoktur. 400 milyon … bile onlara yetecektir! Bunlar da çoklukla gençler olacaktır. (İnatla dediğimiz gibi labirent filmindeki gençleri ve az sayıdaki yetişkinleri hayal edin. Bilim kurgu filmleri gerçekten çok şey anlatır. Bu filmler aynı zamanda şeytanın ilham kaynaklarıdır.)

Küreselcilerin tanıtım sitelerinde şöyle bir amaç manzumesi okunur; Dünya Liderleri (Her kimse?) önümüzdeki 10 yıl içinde 3 önemli işi başarmak için 17 Küresel Amaç üzerinde uzlaştı. Bu üç önemli iş; aşırı yoksulluğu sona erdirmek, eşitsizlik ve adaletsizlik ile mücadele, iklim değişikliğini düzeltme.

Sürdürülebilir kalkınma bütün ülkelerde, tüm insanlık için ancak (!) bu 17 Küresel Amaç ile gerçekleştirebilir;

“Yoksulluğa son, açlığa son, sağlıklı ve kaliteli yaşam, nitelikli eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği, temiz su ve sanitasyon (pis su artıma ve geri dönüşüm), erişilebilir ve temiz enerji, insana yakışır iş ve ekonomik büyüme, sanayi, yenilikçilik ve altyapı, eşitsizliklerin azaltılması, sürdürülebilir şehirler ve toplumlar, sorumlu üretim ve tüketim, iklim eylemi, sudaki yaşam, karasal yaşam, barış, adalet ve güçlü kurumlar, amaçlar için ortaklıklar.”
Nasıl en masum görünmeye çalıştıkları vitrinde bile ne kadar ürkütücü olabiliyorlar değil mi?

Peki yeni dünyanın dini ne olacaktır? Küreselciler, kültürel erozyonla birlikte, Medeniyet erozyonu ve ardından Din erozyonu tatbik ederek yerleşik hale gelir. Din erozyonu; Astral seyahatler, Quantum teorileri, New Age, Panteizm, Aşk ile boyutlar arası geçiş gibi gizemli kavramlar kullanır ve insanlar bilinmeyeni keşfetmek çabasında olduğu için bu tarz kavramların peşinden sürüklenir. Büyüleyici ve saygın kavramlar örneğin; Aşk, hoşgörü ve Sevgi türü kelimeler bu yeni Dinin vaz geçilmez bir parçasıdır. Bireylerin İnanç ve geleneklerini sarsmamak için de Yaratıcı, Mutlak ALLAH, Sonsuzluk gibi kavramlar kullanılır. Yeni Dinin ismi şuan New Age olarak geçse de Ortadoğu ve yüzyıl savaşları neticelene kadar sadece bilinçaltına yerleştirme çabasında olacaklardır. Bu yeni Dinin Türkiye’de ki loca faaliyetleri ise kardeşlik birlikleri gibi sistemlerle yürürlüğünü koruyor. Türkiye’den gidip yurt dışına yerleşen ve oradan internet üzeri Quantum teorileri, evren galaksi ve Din seminerleri veren ve buna ilişkin kitaplar yazan birçok kişi bulunuyor.

Küresel din tesisini sıfırdan yeni din kurmak şeklinde yapacak olurlarsa eski dünya dinlerini karşılarına alacaklarından, niyetlerini gizleyerek mevcut dinleri tek bir çatı altında birleştirme (Dinler arası diyalog) bahanesi ile yeni bir din kurmaya çalışmak hevesindeler. Böylece hem eski dinleri yok etmiş olacak hem de mevcut dinleri tekleştirerek küresel dünya imparatorluğunun yeni dinini tesis etmiş olacaklar. Üstelik eski dinlerin tepkisini çekmeden hatta onları da bu uğurda yarıştırarak. Bu yumuşattıkları din de manevi doping sağlayamayacağı için insanlar ahlak ve inançlarına saldırıları önemsemeyecekler. Tabi ki bu son dinleri değil, geçiş dinleri olacak!
Küresel din/inanç olma gayesi ile ortaya çıkan görüşlerin “kutsal saydıkları” metinlerin ana fikrine indiğinizde şu gerçekle karşılaşılır:

“İnsan Rabdır. Hatta Rabler arasında da hiyerarşi vardır. Rab ne yaparsa yapsın hikmeti vardır sorgulanamaz, eleştirilemez, protesto edilemez, yargılanamaz, azledilemez. Çünkü Rab hatasızdır. Hatasız olduğu vehmedilen bu sahte rabler savaş da çıkarsalar, soykırım da yapsalar bir hikmeti vardır. Herkes Rab olamaz, sadece zenginler Rab olabilir. Bu rabler küresel ekonominin çoğunu ellerinde tutarlar. Diğerleri zavallı kullardır. Onların da “Rabliğe yükselmesi” için bu ortak küresel dini benimseyip onda terfi etmekten başka bir çareleri yoktur.”

Sistem ayrıca kendisine gönülden bağlı, fedakar mensuplarını da küresel din sayesinde oluşturacaktır. Aksi takdirde sorunsuz bir sadakat bulamaz. Yeni çağın yeni köleleri, yeni çağın yeni inançları ile yaratılmak istenmektedir.

Transhümanizm ile bedene ağırlık veren küreselciler, ruhani olarak da spiritüalizmi (ruhçuluk, öte alemcilik, tinselcilik) özendirerek, ruhu bedenden ayrı bir varlık kabul ederek, ruhun yükselişi ve ruh çağırma, kısmen de reenkarnasyon inançlarını öne sürerek yeni dünya düzeni dinlerini şekillendirmek düşüncesindedirler. Lakin malum tüm bunlar semavi olmayan inançlara dayalıdır ve hobi yahut spordan ibarettirler. Bunu bildikleri içinde İslam’ı protestanlaştırmaya, ılımlı hale getirmeye (!) ve dinler arası diyalog ile kabuk değiştirtmeye çalışmaktadırlar.

Tüm noktaları birleştirince de görürüz ki yeni dünyanın dini, geçiş sürecinde komplex ve anlaşılmaz bir insan merkezli din olacak, nihayette karanlık ayinlerle bezeli iblisin kaidelerine uygun son din zamanı geldiğinde tatbik edilecektir. Çünkü şeytana ahit verenler sadece israiloğulları değildir. Küreselciler ve şeytani servetlere uzananlar, bu uğurda karanlık güçlere verdiği ahdin şimdi diyetini ödemektedir ve daha fazla kötülük üretmeye de mecburdur. Şöyle düşünelim ki torunlarına ve yedi nesil sonrasına kadar yetecek servet ve şirketi bulunan bu insanlar neden mesela bir cennet ada alıp sülalece orada huzurla ve lüks içinde yaşamaz da tüm dünyayı yönetmeye ve bir şeylere hazırlamaya kalkar? Mesele daha fazla para kazanmak, iki yeni şirket daha kurmak değildir de ondan!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Eğitim ve yargı siyonizmi

Eğitim ve yargı siyonizmi

Eğitim anarşileri Eğitim ve öğretimin toplumların aydınlanmasında ve ilerlemesinde ne denli önemli rol oynadığını çok ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir