Anasayfa / ALLAH (cc) / Güven sadece Allah’adır
imanilmihali.com
Güven sadece Allah'adır

Güven sadece Allah’adır

Güven sadece Allah’adır

Yüce Allah, Vekil’dir, Malik’tir, güven veren ve güvenilecek olan Bir’dir.

“De ki: “Bizim başımıza ancak, Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü’minler, yalnız Allah’a güvensinler.” (Tevbe 9/51)

“Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, “İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun” dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!” dediler.” (Al-i İmran 3/173)

“ .. Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.” (Nisa 4/81)

O güveni de veren, huzuru nasip edendir.

“O, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. O, mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.” (Haşr 59/23)

“O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Fetih 48/4)

Dünya ve ahirette güvende olanlar ise imanlarına şirk bulaştırmayanlar, sadece Allah diyebilenlerdir.

“İman edip de imanlarına zulmü (şirki) bulaştırmayanlar var ya; işte güven onların hakkıdır. Doğru yolu bulmuş olanlar da onlardır.” (En’am 6/82)

Başa gelen herşey Allah’tandır ve güvene layık olan da sadece Allah’tır. Peygamberlerin ümmetlerine davet ve vaadi de sadece Allah’a güvenmekten yanadır.

“Nûh’un haberini onlara oku. Hani o, bir vakit kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah’ın âyetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa, (biliniz ki) ben sadece Allah’a dayanıp güvenmişim. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki, işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın; bana mühlet de vermeyin!” (Yunus 10/71)

İslam, sadece Allah’a güvenip dayanmanın adıdır.

“Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslâm’a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.” (Bakara 2/208)

Güvenilen tüm diğer şeyler ve kişiler, gerçek güvene asla layık olmayan, beyhude çırpınışlar ve yalan güvencelerdir. Tevekkül sadece Allah’adır.

“Biz, onlara âyetlerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirmişlerdi. Onlar güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı. Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç uğultulu ses yakalayıverdi. Kazanmakta oldukları şeyler kendilerine bir fayda vermedi.” (Hicr 15/81-84)

Tapılan diğer ilahların, kişi ve varlıkların hiç birisi güven veremez, güven vaadleri ise yalandır. Oysa Allah güveni nasip ettiği kullar için himaye yaparken, iman etmeyenleri de bu güvenden yoksun bırakandır.

“Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur, yalnız Allah kalır. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür. Peki, karada sizi yere geçirmesinden, yahut üzerinize taşlar savuran kasırga göndermesinden, sonra da kendinize bir vekil bulamamaktan güvende misiniz? Yahut sizi tekrar denize döndürüp üstünüze, kasıp kavuran bir fırtına yollayarak nankörlüğünüz sebebiyle sizi boğmasından, sonra da bize karşı kendiniz için arka çıkacak bir yardımcı bulamama (durumun)dan güvende misiniz?” (İsra 17/67-69)

Ahiret hayatı, iman etmiş kulların güven ve huzurla refaha ermesine, iman etmemiş ve güveni kişilerde aramışların cehennemlerde yanmasına şahit olacaktır.

“Âyetlerimiz konusunda (yalanlama amacıyla) doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. O hâlde kıyamet gününde ateşe atılan mı, yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.” (Fussilet 41/40)

Rızkı, medeti, nimeti, şifayı ve güveni veren sadece Allah’tır, O’ndan başka ilah tanımamak tevhid nurudur, başkaca kişi ve varlıklardan medet ummak şirktir.

Modern zamanlar, kişiyi bankaya konan üç kuruş birikime, makam ve servet sunan, hediye gönderen, maaş bağlatan, himaye edenlere güvenmeyi, depreme dayanıklı evler satın almaya adeta zorunlu kılar. Ve sanılır ki o evler depremden koruyacak, o bankadaki paralar rızkı temin edecek ve o tapılan kişiler güveni tesis edecektir.

Bu gaflet bu kadar basit ve dar değildir elbet ki nefes almaktan en zor şartlarda ter dökemeye kadar hayatın her alanında o güvenilen kimselerin emir ve direktifleri esas alınarak güvenmek adı altında ilahlaştırmak sinsiliği kol gezmektedir.

Dilencileştiren, kişiliği bozan, imanı zedeleyen, çalışmak yerine ummaya, hak etmek yerine lutfedilmeye, helal yerine harama meylettiren bu gaflet, korkuyu da selameti de o kişilere has kılarak katmerli şirke dönüşür.

Makamlara, nefse, ibadete, şeytanlara, servetlere güvenmek hep bu cümledendir.

Oysa tüm o servetler bir gecede yok olur, Allah’ın helakını dilediği kul veya topluma kimse güven veremez, koruyamaz. Böyleyken, Allah’tan değil de başkalarından korkmak, Allah’ı değil de başkalarını sevmek ve başkalarını vekil tayin etmek gafletin yücesidir.

Güven, emin olma emniyette olma halidir yani çift yönlüdür. Kul kendisi güvenilir olmalı, aynı anda güvenilir olanlara güvenmelidir. Hz. Peygamberin el-emin sıfatının mahiyeti bu nedenle çok büyüktür ki hasımları dahi O’na güvenmekten geri kalmazlar.

Güvenilen ise o güvene layık olmalı, kudreti nispetinde güven vadetmelidir.

Allah kudreti, ilmi sonsuz olandır. Beşerler ise ancak dünyevi ve geçici bir güven hissi verebilmekle, güvene aslında layık değildir.

Sözü doğru olmak, güven için kafi değildir ve kudret ve hücceti de olmalıdır ki Peygamberimiz bu hüccete ve kudrete din içinde sahip olan neredeyse tek insandır.

Zamane şeyhleri, para babaları, makam sahipleri ise güven vermekten uzak, kendileri güvene muhtaç olanlardır. Aşağıdakilerin o patron ve mevki sahiplerine duyduğu güven ise onları rızık veren makamına getirdiği müddetçe şirktir ve kurtuluşları da asla mümkün değildir.

Peygamberimiz nasıl efendimiz değil arkadaşımız ise, patronlar da ilah değil sadece insandır.

Güven sadece Allah’adır ve şeytanlar dahi güven veremez, teminat sağlayamaz, hak vadde bulunamaz.

Asıl güvende olma hali ise elbette ahiretin güven yurduna erebilmektir ki bunu sadece ilahi güvenin sahibi Yüce Allah bahşeder.

Bu dünyada güvenilenlerin kendisi dahi güvene muhtaçtır ve dünyada kendisini güvenin teminatı görenlerin yurdu ebedi cehennem olacaktır.

Rızkı, medeti, şifa ve nimeti, işi, aşı birilerinden bekleyenler ise sadece Allah’a haksızlık etmiş olmakla kalmayacak ama aynı zamanda şirke bulaşarak sayısız yedek ilah üretmiş olacak ve bu sayede cehennemlere namzet olacaklardır.

Cehennemde azanlar ve azdıranlar koro halinde azaba mahkumken her biri diğerini suçlayacak ve kandıranlara iki kat azap isteyeceklerdir. Ve ceza hepsine aynı uygulanacak, pişmanlıklar sel olup taşacaktır. O anda dünya servetlerinin tamamı fidye verilmek istenecek ama uğruna bir ömür feda edilen o servetlerin imana nispeten değersizliği anlaşılacaktır.

Sadece Allah’a güvenen ve imana sarılanlar ise tevekkülün mükafatını alacak, bahçe sahipleri kıssasında anılan inanç ve güvenle inşallah ebedi huzura erecektir.

Dev binalar, dağlara yontulmuş evler, çelik yapılar, organ nakilleri, banka hesapları, tıbbi cihazlar, gençlikler, makam ve servetler güven hissi veremez, ecel bir saniye kadar yakın, bir nefes kadar gerçektir.

Allah’ın ordularından zalimleri kurtaracak bir şeyler olsaydı bizlerden çok daha üstün, iri ve servetli nice halklar helak olmaz, kurtulurlardı. Allah’ın yeryüzünü gezin emri bunun içindir ki o halklar bizden çok daha kuvvetli durumdaydılar ve buna rağmen onları helakten kimseler kurtaramadı.

Allah’a güven duyulsaydı o bir mevsim boyu emek verilen bahçeler, bir sabah rüzgarla helak olmazdı.

Güç ve makamlar kişilere güven verebilseydi en başta firavun helak olmaz, Karun ve Haman ile birlikte emniyette olurdu. Hem krallık, hem din adamlığına, hem servete, hem sağlığa, hem kudrete sahip bu üçlü, kendileri için bile güveni sağlayamamış gafillerdi. Bu kıssa ayetlerde 74 yerde anılarak insanlara da devasa bir ders verir ki Allah’a dayanıp güvenmek ve sığınmaktan başka yol yoktur.

Lut kavmi, Semûd kavmi ve diğer tüm helak olan kavimler, peygamber ve emirlere itaat etmekle kavuşacakları güveni, kişilerde, makam ve servetlerde aradığı içindir ki helak olmuştur.

Ahir zaman müslümanları ise o helak edilen kavimlerin “tevekkülsüzlük belasının KATMERLİSİNİ” işlemekteyken Allah’ın rahmetinden de uzaktır.

Bu vaziyette de hem dünyada hem ahiret yurdunda güven nasip olmayacaktır.

Güven mü’minlerin hakkıdır ve helak kıssalarında kurtulanlar gibi modern zamanın kurtulanları da sadece iman edenler, sadece Allah diyebilenler olacaktır.

Rabbim bizi sadece kendisine güvenen kullarından eylesin. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Tufan ve kıyamet arasındaki fark nedir

Tufan ve kıyamet arasındaki fark nedir

Tufan ve kıyamet arasındaki fark nedir Yüce Allah, kitabı Kur’an ile dinini tamamlamış, kıyamete dek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir