Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / İSLAM AHLAKI / Güzel ahlak yeter mi
imanilmihali.com
Güzel ahlak yeter mi

Güzel ahlak yeter mi

Güzel ahlak yeter mi

Ahlak insandaki manevi değer ve davranışlara verilen addır. Huy, karakter, mizaç, söz ve davranış şeklinde ortaya çıkan ahlak tarifi üzere uyum sağlamak, doğru olanı yapmak, ters düşmemek, gereğini yapmak temeli üzerine kuruludur.

Ahlak; kişisel ve toplumsal beklentileri karşılıyorsa, bu değerlere sadık ve paralelse, söz ve davranışların sonuçları değer yargılarına ters düşmüyorsa güzel ahlak, bunun aksi ise kötü ahlak olarak tanımlanır.

Dini manada ise ahlak, dini vecibelerin, iman ve ibadetin sonucu olarak ortaya çıkan güzel huy, Peygamberimizin dini yaşayış şekline uygun söz ve davranışlardır. Bu anlamda ahlak İslam ahlakı olarak ta tanımlanır.

İman ve ibadet bahsi ahlak ile bağıntılı ama farklı hususlardır ki ahlak konusu ile yakından ilgilidir.

Din formüle edilecek olursa = iman + ibadet + güzel ahlak + salih ameldir.

Görüldüğü üzere ahlak dört faktörden sadece biridir. Yukarıdaki başlık sorumuzun zaten ilk cevabı budur. Yani dinin dört dilimden birisine karşılık gelen ahlak din adına olması gereken ama tek başına yeterli olmayandır.

Diğer bir bakış açısıyla ahlak bir birikim sonucu oluşan tepkiler bütünüdür ki bu birikim toplumsal, dini, ferdi, ailevi pek çok alandan beslenen nehir suyu gibidir. Hele ahlakın güzel olabilmesi tüm bu küçük pınarların suyundan düzgün ve eşit olarak beslenmekle mümkündür. Bu küçük pınarları yok saymak yani ahlakı diğer birikimlerden muaf düşünmek yanlış olur.

Dini manada ise bu küçük pınarlar devasa nehirler gibidir ve Rabbimize uzanan geniş nehirler yukarıda formüle edilen dört nehirden beslenir. Ahlak diğer üç nehrin birleştikten sonraki hali gibidir ve aslen bir sebep değil sonuçtur. Yani kişi imanlı, ibadetli ve salih amelli bir yaşam sonrası güzel ahlaka ulaşabilir.

Modern zaman ahlak tanımları daha ziyade din dışı bilgi ve becerilerin birikimi olarak tercüme edildiğinden, ahlaklı dediğimiz insanlar, genelde kanunlara saygılı, adab-ı muaşerete sadık, bayan ve yaşlılara hoşgörülü, romantik, alçak gönüllü, kibar, anlayışlı vb. olarak tasvir edilir.

Bu tanımda dinin faktör olarak yer almaması ahlakı tabiki güdük yapar lakin bu eksiklik tanımı dilediği şekilde yapan için değil İslam ahlakından bahsedenler içindir. Açacak olursak insanlar ahlakın yeter, ibadet ve dine gerek olmadığı tezini savunurken bu kişiler daha ziyade modern anlamlı ahlakı yeterli bulan ve cennete sadece bu modern tanımlı ahlakla gidileceğini farz edenlerdir.

Peki modern tanımlı, dini sarf-ı nazar etmiş güzel bile olsa ahlak yeter mi?

Ahlak ulaşılacak bir sonuçsa ve biz modern ahlaka sahipsek cennet bize helal midir?

Cevap doğrusunu Rabbimiz bilir ama muhtemelen hayırdır. Şüphesiz Allah en ufak iyiliklere akıllara gelmeyecek büyük mükafatlar verecek olandır. Bir kediye verilen bir tas su bile kulu cennete sokmaya yeter ama tek şart Rabbimizin dilemesidir. Ama din adına konuşuyor ve iman, ibadet ve salih amelden bahsediyorsak tek başına ahlakın yetmez olduğunu da itiraf etmek durumundayız.

Çünkü Kur’an’i ahlak, adı üzerinde, Kur’an ile beslenen, topluma ve zamana göre değişmeyen aksine Kur’an hükmüne göre sabit kılınan, Peygamberimizin yaşayarak gösterdiği, ibadet ve salih ameli de gerekli kılan bir imani yaşam sonucudur.

İman etmek muhakkak güzel dini ahlakın başıdır. Bu iman, tüm kötülüklerin reddi, iyiliklerin kabulü noktasıdır ki tamamı Kur’an ile bildirilmiştir. Yani dile, cinse, mekan ve zamana göre değişken değildir. Haktır, süreklidir, mantıklı ve gereklidir. Dolayısıyla ahlakı besleyen hayat damarlarından olan iman bu haldeyken imansız bir ahlak tasavvur edilemez.

İbadet, imanın gereği ve ahlakın öncesi olarak dinen farz kılınan hususları mali, bedeni, kalbi olarak yerine getirmektir ki ibadet olmadan imanın tecellisi, ahlakın tamamlanması mümkün değildir.

Salih amel, iman ve ibadetin ahlaka ulaşmasına vesile, faydalı, gerekli söz ve davranışlardır ki bunların da doğruluğu ve gereği yine Kur’an ile tasvir edilmiştir.

Kısaca Kur’an, iman, ibadet ve salih ameli tasvir ederken, güzel ahlakı öğütlemiş, Peygamberimiz İslam ahlakını yaşayarak örneklemiştir. İslami ahlak işte bu iman, ibadet ve salih amel üçlemesiyle ortaya çıkan bir saadet manzumesidir ki Kur’an’ın hedeflediği ahlak cennetvari ahlaktır.

Cennetvari ahlak; her yanı açık bile olsa namahreme bakmamak, harama el uzatmamak, günaha tamah etmemek, farz ibadetlerden sarfı nazar etmemek, hayır ve iyiliklerde koşmak, şirk ve şeytandan uzak durmak, nefsi terbiye ve ıslaha çalışmak, lüks ve israftan kaçınmak, paylaşmak, affetmek, sevmek, yardımlaşmak, kibirlenmemek, aşağılamak gibi örneklendirilebilir.

Bu sonuca modern zaman kanun ve alışkanlıkları ile ulaşmak mümkün değildir. Yani dilenciye sadaka verirsiniz ama bu toplumsal gelir dengesine katkı sağlamak maksatlı ise ve sevap boyutu sizce mana teşkil etmiyorsa kanaatimizce eksik kalır ki siz o verdiğiniz parayı saklı tutarak daha çok sevap alacağınızı dinden öğrenirsiniz. Toplum bugün için eşcinselliğe toleranslı bakabilir ve siz eşcinsellere saygılı olduğunuz için dinen güzel ahlak temsili olamazsınız çünkü din eşcinselliği kesinlikle yasaklar. İşte modern zaman ve islam ahlaklarının ayrıldığı nokta budur.

İslami ahlakın ilk temel şartı Kur’an’a uygunluktur.

Amel veya söz Kur’an’a aykırı ama toplumun kanun ve değerlerine uygun olsa bile Kur’an’i ahlak olarak değer kazanmaz ve Allah katında da mükafatı yoktur.

Ortak hususlarda, yani hem beşeriyetin hem Kur’an’ın tasvip ettiği hallerde yapılan modern ahlak gerekleri dinen de caizdir. Lakin bu durumda da niyet farkından dolayı bir ayrım söz konusudur. Yani niyetiniz ulvi değil dünyevi ise alacağınız sevap ta ulvi değil dünyevi olur.

Velhasıl Kur’an’i ahlakın din saf dışı edilerek kazanılması mümkün değil, din dışı modern zaman ahlakı da cennetlere yolcu olabilmek için yeterli değildir.

Olması gereken modern zaman ahlakına sahip olunsun olunmasın bu kazanımları iman, ibadet ve salih amelle beslemek, hiç değilse doğrusunu ve gereğini öğrenip amellere ve huy dediğimiz mizaca buna göre yön vermektir.

Temizlik, adalet, merhamet, saygı ve sevgi gibi binlerce konunun her iki ahlak tanımında da ortak olduğu düşünülürse aslında İslam ahlakına geçiş çok ta zor değildir. Lakin İslam ahlakının tam tatbiki muhakkak din, iman, ibadet ve salih amel terimlerinin doğru bilinmesine ve tatbikine bağlıdır ki bunlar sonuçta İslam ahlakını o bedenin huyuna sabitleyebilsin.

Netice olarak güzel ahlaklı iddiasında olan biri gerçekten bu haldeyse Kur’an’i ahlaka çok ta uzak değildir ve kurtuluşu mümkündür. Güzel ahlaklı birey olarak kazandığı sevapların çok daha fazlasını kazanmak için, gerçek saadete erebilmek için kulun yapması gereken ahlakına dini kimlik te kazandırmaktır.

O zaman görülecektir ki kazanılan güzel İslami ahlak, geri besleme şeklinde iman, ibadet ve salih amel istek ve arzusunu da körükleyecek ve kul pisliklerden her geçen gün daha fazla temizlenecektir.

Rabbim her kuluna ahlakı, güzel ahlakı, Kur’an ahlakını nasip eylesin. Amin!

Güzel ahlak yeter mi

Bu yazıyı okudunuz mu?

vicdan

Vicdan Allah’ın kalplere koyduğu adalet terazisidir

Vicdan Allah’ın kalplere koyduğu adalet terazisidir Vicdan kalp sesidir. Dinleyene de dinlemek istemeyene de aynı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir