Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Hak ve haksızlık
imanilmihali.com
Hak din İslam’dır

Hak ve haksızlık

Hak ve haksızlık modern zaman islamının unutmaya yüz tuttuğu nadide bir erdemdir. Öyle ki İslam’ın temel değerlerinden olan hakkaniyet olmadıkça din ve imandan söz edilemez. Sınavın galipleri, ahiret yurdunun gülen yüzleri hakka tabi olan, batılı reddeden, gerçek olmayana itibar etmeyendir.

Hak ve haksızlık

Hak, Yüce Allah’ın isimlerinden birisidir. Doğru, mutlak gerçek, kesin olan, tartışmasız hakikat mânâlarına gelir.

Hayat ve ecel, ahiret ve hesap, cennet ve cehennem hep haktır. Kulun, kamunun, varlıkların, bilginin, hukukun, yaşamın her şeyin bir hakkı vardır. En büyük hak ise Yüce Allah’ın kendisi ve Allah katından gönderilen ilahi bilgi ve haberlerdir. Kur’ân-ı Kerim, Hz. Peygamberler, İslam dini hep haktır. Bu nedenle Kur’an’ın bir adı da Furkan’dır ve Furkân, “hak ile batılı birbirinden ayıran” demektir.

Hak; yaratılışın, tevhidin, İslam’ın ve imanın temellerinden olup batılın karşısında dağ gibi duran, gerçek, doğru ve düzgün inanç, ilim ve teslimiyet yoludur.

“Bilesiniz ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Yine bilesiniz ki, Allah’ın va’di haktır. Fakat onların çoğu bunu bilmez.” (Yunus 10/55)

“Şüphesiz o Kur’an, hak ile batılı ayırt eden bir sözdür.” (Tarık 86/13)

“O gün amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse, işte onlar âyetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır. (A’raf 7/8,9)

“Andolsun, senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine gönderdik. Peygamberler onlara apaçık mucizeler getirdiler. Biz de suç işleyenlerden intikam aldık. Mü’minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır.” (Rum 30/47)

“İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır– inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hâllerini düzeltmiştir.” (Muhammed 47/2)

“İman edip de imanlarına zulmü (şirki) bulaştırmayanlar var ya; işte güven onların hakkıdır. Doğru yolu bulmuş olanlar da onlardır.” (En’am 6/82)

Tartışılmaz hakikat demek olan ‘hak’ o varlığa ait beyyine yani doğru bilgidir ki onun kudret ve ilmine saygıyı, özgürlük ve iradesini ifade eder. Bu nedenle hak yemek demek olan haksızlık ayetlerle yerilmiş, mutlak cezalandırılacağı ve o yenen hakların sahibine muhakkak iade edileceği buyrulmuştur.

Haksızlık, cehaletten, ilimsizlikten, kalp eğriliğinden, batıldan, şeytani ve nefsani açlıklardan kaynaklanır ve gerçeği inkar, isyan, zulüm anlamı taşır. Bu haliyle haksızlık Yüce Allah’a mahsus değil ama insan ve cinlere mahsustur. Çünkü Allah ve kitapları ve melekleri ve peygamberleri haksızlık yapmaz. Ama zalim ve cahil insan ile cinler haksızlık yapar, gerçeği gizler, hakikati değiştirir, şeytanlara ve nefsani isteklerine uyarak yalan ve iftira ile batılı hakkın üzerine çıkartmaya çalışır.

“Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. (Bu da) Allah’ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. Asla kendilerine haksızlık yapılmaz.” (Ahkaf 46/19)

“Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah’a döndürülüp götürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı verilecek ve onlara asla haksızlık yapılmayacaktır.” (Bakara 2/281)

“Bakalım, kendilerini o geleceğinde hiç şüphe olmayan gün için bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığı tamamen ödendiği vakit, hâlleri nice olacaktır.” (Al-i İmran 3/75)

“…De ki: “Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez.” (Nisa 4/77)

“Kalplerinde bir hastalık mı var, yoksa şüphe ve tereddüde mi düştüler? Yoksa Allah ve Resûlünün kendilerine karşı zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır, işte onlar asıl zalimlerdir.” (Nur 24/50)

“(İlâh edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse, ona büyük bir azap tattırırız.” (Furkan 25/19)

“Kur’an kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler mutlaka cezalarını göreceklerdir. Şüphesiz o, çok değerli ve sağlam bir kitaptır. Ona ne önünden ne de ardından batıl gelemez. O, hüküm ve hikmet sahibi, övülmeye lâyık olan Allah tarafından indirilmiştir.” (Fussilet 41/41,42)

Hak’kın zıddı batıl ise, doğru ve haklı olmayan, geçerliği bulunmayan, gerçeğe uymayan, temelsiz, çürük, boş demektir. Dini manada batıl, geçerli olmayan, ilahi özellik taşımayan, Allah katından olmayan, gerçek dışı ve beşeri din ve inançların adıdır. Hurafeler, rivayetler, tahrifatlar, yalan ve bozgunculuklar, ayetlerin anlamlarına eklemeler ve anlamları değiştirmeler kısaca hak olanın aksi ve zıddı olan ne varsa batıldır.

“Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Kıyamet kopacağı gün, işte o gün batıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır.” (Casiye 45/27)

“De ki: “Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkûmdur.” (İsra 17/81)

“De ki: “Hak geldi. Artık batıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz, eskiyi de geri getiremez.” (Sebe 34/49)

“Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar.” (Mü’min 40/78)

“Yoksa “Yalan uydurup Allah’a iftira etti” mi diyorlar. Eğer Allah dilerse senin kalbini mühürler. Allah batılı yok eder, hakkı sözleriyle gerçekleştirir. Şüphesiz O, göğüslerin özünü (kalplerde olanları) hakkıyla bilendir.” (Şura 42/24)

“Bu böyle. Çünkü Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten, hakkıyla görendir. Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür.” (Hac 22/61,62)

Hakkı batılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.” (Bakara 2/42)

“De ki: “Şüphesiz ben, Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele istediğiniz azap benim elimde değil. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. O, hakkı anlatır. O, hakkı batıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır.” (En’am 6/57)

“(Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlar sadece, daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz.” (Hud 11/109)

“O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. İşte Allah, hak ile batıla böyle misal getirir. Köpüğe gelince sönüp gider. İnsanlara yararlı olan ise yerde kalır. İşte Allah, böyle misaller verir.” (Ra’d 13/17)

“Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkâr edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar.” (Kehf 18/56)

“Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık böyle yapardık. Hayır, biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Allah’a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size!” (Enbiya 21/16-18)

Kulun, kamunun, komşunun, akraba ve canlıların hepsinin bir gerçeği, hakkı vardır ve bu yaratılış gerçeği saygıyı ve idraki gerektirir. Bu hakka direnmek, kabul etmemek, yalanlamak gerçeği inkar ve ilahi iradeye isyandır. Yaratılışın gayesi hak yani doğru ve gerçek olanı hayata egemen kılmaktır. Batıl bu hakikate ters sahte ve şeytani akımdır ki bünyesinde inkarı, isyanı, rivayet ve hurafeleri, yalan ve tuzakları barındırır. Batılın hak karşısında elbet yenileceği mutlaktır ama sınav o ana dek akıl ve ruh sahibi kulların batıla ne kadar ehemmiyet verip aldanacaklarındadır.

Sınavın galipleri, ahiret yurdunun gülen yüzleri hakka tabi olan, batılı reddeden, gerçek olmayana itibar etmeyendir. Nefis ve şeytan kulu yalan ve hayallerle kandırırken Yüce Allah’ın düzeni, ahdi ve vaadi ise haktır. Mü’min, hak olana tabi, batıla düşman olandır.

“De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah’ı inkâr edenler var ya; işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır.” (Ankebut 29/52)

“Görmedin mi ki, Allah, geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. Şüphesiz Allah, işlediklerinizden hakkıyla haberdardır. Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise batıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür.” (Lokman 31/29,30)

“Sen onları bırak, uyarıldıkları günlerine kavuşuncaya kadar batıl inançlarına dalsınlar ve oynasınlar.” (Me’aric 70/42)

Rabbim hak olan ahiret gününde, zerrece haksızlık yapılmayacak o günde, bizleri, hakka riayet eden, gerçeğe boyun eğen, hak olan İslam’a teslim olan kullarıyla birlikte hesaba çeksin.

Rabbim bizleri hakka riayet edebilen kullarından eylesin.

Rabbim bizleri haksızlık ve batıldan muhafaza eylesin.

Rabbim batıla teslim olanları hidayete erdirsin. Amin.

ilgili yazı: hak ve haksızlık

Bu yazıyı okudunuz mu?

Din ve Fıtrat

Allah’ın tek dini ama iki din tarifi, insanın tek doğru ama iki yaşam şekli vardır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir