Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri / Hakka suresi – Karşılaştırmalı meal
imanilmihali.com
Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Hakka suresi – Karşılaştırmalı meal

Hakka suresi – Karşılaştırmalı meal

Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri

HAKKA SURESİ

Ali Bulaç Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
Diyanet Vakfı Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.
Elmalılı Hamdi Yazır Bismillahirrahmanirrahim
Süleyman Ateş Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla..
Yaşar Nuri Öztürk Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…
Ali Bulaç 1- ‘Elbette gerçekleşecek olan’ (kıyamet).
Diyanet Vakfı 1. Gerçekleşecek olan;
Elmalılı Hamdi Yazır 1-O hak olan (kıyamet).
Süleyman Ateş 1. Gerçekleşen,
Yaşar Nuri Öztürk 1 el-Hâkka/geleceği kuşkusuz olan şey!
Ali Bulaç 2- Nedir o ‘muhakkak gerçekleşecek olan?’
Diyanet Vakfı 2. (Evet) nedir o gerçekleşecek olan?
Elmalılı Hamdi Yazır 2-Nedir o hak olan (kıyamet)?
Süleyman Ateş 2. Nedir o gerçekleşen?
Yaşar Nuri Öztürk 2 Nedir o hâkka?
Ali Bulaç 3- O gerçekleşecek olanı (kıyameti) sana bildiren nedir?
Diyanet Vakfı 3. Gerçekleşecek olanın (kıyametin) ne olduğunu sen nereden bileceksin?
Elmalılı Hamdi Yazır 3-Ve sana dirayetle ne bildirdi, o hak olan (kıyamet)in ne olduğunu?
Süleyman Ateş 3. Gerçekleşenin ne olduğunu nerden bileceksin?
Yaşar Nuri Öztürk 3 O hâkkanın niteliğini sana bildiren nedir?
Ali Bulaç 4- Semud ve Ad (toplulukları), kâria’yı yalan saydılar.
Diyanet Vakfı 4. Semûd ve Ad kavimleri, kapılarını çalacak felâketi (kıyameti) yalan saymışlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır 4-Semud ve Ad inanmadı o (beyinlerinde patlayacak) kıyamete!
Süleyman Ateş 4. Semud ve ‘Ad (kavimleri), başa çarpan olayı yalanladılar.
Yaşar Nuri Öztürk 4 Semûd ve Âd kâriayı/başa çarpan olayı yalanlamıştı.
Ali Bulaç 5- Bu yüzden Semud (halkı), korkunç bir sesle helak edildi.
Diyanet Vakfı 5. Semûd’a gelince: Onlar pek zorlu (bir sarsıntı) ile helâk edildiler.
Elmalılı Hamdi Yazır 5-Semud haddi aşan (korkunç bir gürültü) ile yok edildi.
Süleyman Ateş 5. Bu yüzden Semud (kavmi) azgın bir vak’a ile helak edildiler.
Yaşar Nuri Öztürk 5 Bunun üzerine Semûd, bir doğal felaket ile helâk edildi.
Ali Bulaç 6- Ad (halkın)a gelince; onlar da, uğultu yüklü, azgın bir kasırga ile helak edildiler.
Diyanet Vakfı 6. Ad kavmi ise, uğultulu, kasıp kavuran bir fırtına ile mahvedildiler.
Elmalılı Hamdi Yazır 6-Ad ise şiddetli bir rüzgar, azgın bir fırtına ile yok edildi.
Süleyman Ateş 6. Ad (kavmi) ise uğultulu, azgın bir kasırga ile helak edildiler.
Yaşar Nuri Öztürk 6 Âd ise gürleyen sesle gelen rüzgârlı bir fırtınayla mahvedildi.
Ali Bulaç 7- (Allah) Onu, yedi gece ve sekiz gün, aralıksız üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o kavmin, orada sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldığını görürsün.
Diyanet Vakfı 7. Allah onu, ardarda yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün.
Elmalılı Hamdi Yazır 7-Allah, köklerini kesmek için onu yedi gece, sekiz gündüz aralıksız onların üzerine musallat etti. Bir de görürsün o topluluğu ki, o süre zarfında içleri kof hurma kütükleri gibi yıkılıp kalmışlar.
Süleyman Ateş 7. (Allah) Onu, yedi gece, sekiz gün ardı ardına onların üzerine saldı. O kavmi orada, içi boş hurma kütükleri gibi serilmiş görürsün.
Yaşar Nuri Öztürk 7 Onu, onların üzerine yedi gece-sekiz gün hiç ara vermeden saldı. Topluluğu orada yerlere serilmiş görürsün. İçleri boşaltılmış hurma kütükleri gibidirler.
Ali Bulaç 8- Şimdi onlardan hiç arta kalan (bir şey) görüyor musun?
Diyanet Vakfı 8. Şimdi onlardan arda kalan bir şey görüyor musun?
Elmalılı Hamdi Yazır 8-Bak şimdi görebilir misin onlardan bir kalıntı?
Süleyman Ateş 8. Onlardan hiç geri kalan görüyor musun?
Yaşar Nuri Öztürk 8 Onlardan geri kalan bir şey görüyor musun?
Ali Bulaç 9- Firavun (kavmi), ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı da hep) o hata ile (tarih sahnesine) geldiler.
Diyanet Vakfı 9. Firavun, ondan öncekiler ve altı üstüne getirilen beldeler halkı (Lût kavmi) hep o günahı (şirki) işlediler.
Elmalılı Hamdi Yazır 9-Firavun da, ondan öncekiler de attı üstüne getirilen o ülkeler(in halkı Lut kavmi) de hep o hatayı işlediler.
Süleyman Ateş 9. Fir’avn ve ondan öncekiler ve altüst olmuş kentler(in halkı olan Lut kavmi) de hatalı iş yaptılar.
Yaşar Nuri Öztürk 9 Firavun da ondan öncekiler de altı üstüne gelmiş kentlerde aynı hataya vücut verdiler.
Ali Bulaç 10- Böylece Rablerinin elçisine isyan ettiler. Bu yüzden onları, şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.
Diyanet Vakfı 10. Böylece Rablerinin peygamberlerine karşı geldiler, O da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi.
Elmalılı Hamdi Yazır 10-Hep Rablerinin peygamberine karşı geldiler; o da onları gittikçe artan bir tutuşla alıverdi.
Süleyman Ateş 10. Rablerinin elçisine karşı geldiler. O da onları şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.
Yaşar Nuri Öztürk 10 Rablerinin resulüne isyan ettiler de O da onları, şiddeti arttıkça artan bir yakalayışla yakaladı.
Ali Bulaç 11- Gerçek şu ki, su taştığı zaman, o gemide biz sizi taşıdık;
Diyanet Vakfı 11. Şüphesiz, su bastığı vakit sizi gemide biz taşıdık;
Elmalılı Hamdi Yazır 11-Oysa Biz, o su kabardığı zaman sizi akan gemide taşıdık.
Süleyman Ateş 11. Su(lar) kabarınca biz sizi, akıp giden(gemi)de taşıdık.
Yaşar Nuri Öztürk 11 Su azıp köpürdüğünde, biz sizi o akıp gidende taşıdık,
Ali Bulaç 12- Öyle ki, onu sizlere bir ibret (hatırlatma ve öğüt) kılalım. ‘Gerçeği belleyip kavrayabilen’ kullar onu belleyip-kavrasın.’
Diyanet Vakfı 12. Onu sizin için bir ibret ve öğüt yapalım ve belleyici kulaklar onu bellesin diye.
Elmalılı Hamdi Yazır 12-Onu sizlere bir ibret yapalım ve belleyici kulaklar bellesin diye.
Süleyman Ateş 12. Ki onu size bir ibret yapalım ve belleyen kulak(lar) onu bellesin.
Yaşar Nuri Öztürk 12 Ki onu size bir hatırlatıcı/düşündürücü yapalım ve kavrayabilen kulak kavrasın.
Ali Bulaç 13- Artık sur’a tek bir üfürülüşle üfürüleceği,
Diyanet Vakfı 13. Artık Sûr’a bir tek defa üflendiği,
Elmalılı Hamdi Yazır 13-Çünkü Sur’a bir tek üfleme üflendiğinde,
Süleyman Ateş 13. Sur’a bir tek üfleme üflendiği,
Yaşar Nuri Öztürk 13 Sûra bir üfleyişle üflendiğinde,
Ali Bulaç 14- Yeryüzü ve dağlar yerlerinden oynatılıp kaldırılacağı, ardından tek bir çarpma ile birbirlerine çarpılıp parça parça olacağı zaman.
Diyanet Vakfı 14. Yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine tek çarpışla çarpılıp darmadağın edildiği zaman,
Elmalılı Hamdi Yazır 14-o yer ve dağlar yükletilip arkasından bir çarpılış çarpıldıklarında,
Süleyman Ateş 14. Arz ve dağlar yerlerinden kaldırılıp şiddetle birbirine çarpılarak darmadağın olduğu zaman,
Yaşar Nuri Öztürk 14 Yer ve dağlar yükletilip birbirine bir çarpılışla parça parça edildiğinde,
Ali Bulaç 15- İşte o gün, vakıa (bir gerçek olan kıyamet) artık vukubulmuştur.
Diyanet Vakfı 15. işte o gün olacak olur (kıyamet kopar).
Elmalılı Hamdi Yazır 15-işte o zaman o kıyamet kopmuş olacaktır.
Süleyman Ateş 15. İşte o gün, olan olmuştur.
Yaşar Nuri Öztürk 15 İşte o gün, olması gereken olmuştur.
Ali Bulaç 16- Gök yarılıp-çatlamıştır; artık o gün, ‘sarkmış-za’fa uğramıştır.’
Diyanet Vakfı 16. Gök de yarılır ve artık o gün o, çökmeye yüz tutar.
Elmalılı Hamdi Yazır 16-Ve gök yarılmış, o da o gün sarkmıştır.
Süleyman Ateş 16. Gök yarılmıştır; o gün o, zayıf, sarkıktır.
Yaşar Nuri Öztürk 16 Gök yarılmıştır. O gün o, lime lime sarkmıştır.
Ali Bulaç 17- Melek(ler) ise, onun çevresi üzerindedir. O gün, Rabbinin arşını onların da üstünde sekiz (melek) taşır.
Diyanet Vakfı 17. Melekler onun (göğün) etrafındadır. O gün Rabbinin arşını, bunların da üstünde sekiz (melek) yüklenir.
Elmalılı Hamdi Yazır 17-Melek de kenarları üzerindedir ve üstlerinde o gün Rabbinin Arş’ını sekiz melek taşır.
Süleyman Ateş 17. Melekler de onun kenarlarındadır. O gün Rabbinin tahtını, üstlerinde sekiz (melek) taşır.
Yaşar Nuri Öztürk 17 Melek de onun kenarlarındadır. Rabbinin arşını, o gün onların üstündeki sekiz taşır.
Ali Bulaç 18- Siz o gün arzolunursunuz; sizden yana hiç bir gizli (şey), gizli kalmaz.
Diyanet Vakfı 18. (Ey insanlar! ) O gün (hesap için) huzura alınırsınız; size ait hiçbir sır gizli kalmaz.
Elmalılı Hamdi Yazır 18-O gün (sorguya) arzolunursunuz; öyle ki, gizli bir haliniz kalmaz.
Süleyman Ateş 18. O gün (Allah’a) arz olunursunuz. Sizden hiçbir giz, (Allah’a) gizli kalmaz.
Yaşar Nuri Öztürk 18 O gün arz olunursunuz; hiçbir saklınız-gizliniz kalmaz.
Ali Bulaç 19- Artık kitabı sağ-eline verilen kişi, der ki: ‘Alın, kitabımı okuyun.’
Diyanet Vakfı 19. Kitabı sağ tarafından verilen:” Alın, kitabımı okuyun” der.
Elmalılı Hamdi Yazır 19-işte o zaman, kitabı sağından verilen der: “Alın okuyun kitabımı!
Süleyman Ateş 19. Kitabı sağından verilen: “Alın Kitabımı okuyun” der.
Yaşar Nuri Öztürk 19 Öz kitabı sağından verilen: “İşte kitabım, okuyun!” der.
Ali Bulaç 20- ‘Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış (anlamış)tım.’
Diyanet Vakfı 20.” Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum.”
Elmalılı Hamdi Yazır 20-Çünkü ben hesabıma kavuşacağımı sezmiştim.”
Süleyman Ateş 20. Ben hesabımla karşılaşacağımı sezmiştim zaten.
Yaşar Nuri Öztürk 20 “Kendi hesabıma kavuşacağımı sezmiştim zaten.”
Ali Bulaç 21- Artık o, hoşnut bir yaşama içindedir.
Diyanet Vakfı 21. Artık o, hoşnut kalacağı bir hayat içindedir,
Elmalılı Hamdi Yazır 21-Artık o hoşnut bir hayattadır.
Süleyman Ateş 21. Artık o, memmun eden bir yaşam içindedir.
Yaşar Nuri Öztürk 21 Artık o, hoşnutluk veren bir yaşayış içindedir.
Ali Bulaç 22- Yüksek bir cennette.
Diyanet Vakfı 22. Yüce bir cennette,
Elmalılı Hamdi Yazır 22-Yüksek bir cennettedir.
Süleyman Ateş 22. Yüksek bir bahçede.
Yaşar Nuri Öztürk 22 Yüksek bir bahçe içindedir.
Ali Bulaç 23- Devşirilecek (meyve ve eşsiz ürün)leri pek yakındır.
Diyanet Vakfı 23. Meyveleri sarkmış halde.
Elmalılı Hamdi Yazır 23-Devşirmeleri (meyveleri) yakındadır.
Süleyman Ateş 23. Ki devşirmesi kolay (meyvaları yakın. Oturan, elini uzatıp alabilir).
Yaşar Nuri Öztürk 23 Devşirilmesi kolaydır onun.
Ali Bulaç 24- ‘Geride kalan günlerde, ‘peşin olarak sunduklarınıza karşılık olmak üzere,’ afiyetle yiyin ve için.’
Diyanet Vakfı 24. (Onlara denir ki:) Geçmiş günlerde işlediklerinize (iyi amellerinize) karşılık, âfiyetle yeyin, için.
Elmalılı Hamdi Yazır 24-Yiyin, için, afiyet olsun; geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık olarak!
Süleyman Ateş 24. Geçmiş günlerde yaptığınız işlerden ötürü afiyetle yeyin, için!
Yaşar Nuri Öztürk 24 Geçmiş günlerde sunduklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyin, için.
Ali Bulaç 25- Kitabı sol eline verilen ise; o da, der ki: ‘Bana keşke kitabım verilmeseydi.’
Diyanet Vakfı 25. Kitabı sol tarafından verilene gelince,der ki:” Keşke, bana kitabım verilmeseydi!”
Elmalılı Hamdi Yazır 25-Ancak kitabı sol tarafından verilen der ki: “Eyvah! Keşke kitabım verilmeseydi bana!
Süleyman Ateş 25. Kitabı sol tarafından verilen ise der ki: “Keşke bana Kitabım verilmeseydi!”
Yaşar Nuri Öztürk 25 Öz kitabı sol taraftan verilene gelince o şöyle der: “Ah, ne olurdu, bana kitabım verilmeseydi!”
Ali Bulaç 26- ‘Hesabımı hiç bilmeseydim.’
Diyanet Vakfı 26.”Şu hesabımın ne olduğunu bilmeseydim!”
Elmalılı Hamdi Yazır 26-Ve hesabımın ne olduğunu öğrenmeseydim!
Süleyman Ateş 26. Şu hesabımı hiç bilmemiş olsaydım!
Yaşar Nuri Öztürk 26 “Hesabımın ne olduğunu hiç bilmemiş olsaydım.”
Ali Bulaç 27- ‘Keşke o (ölüm her şeyi) kesip bitirseydi.
Diyanet Vakfı 27. Keşke onunla (ölümümle) her iş olup bitseydi!
Elmalılı Hamdi Yazır 27-Ne olurdu o ölüm iş bitiren olsaydı!
Süleyman Ateş 27. Keşke (ölüm) işimi bitirmiş olsaydı!
Yaşar Nuri Öztürk 27 “Ah, ne olurdu, iş bitmiş olsaydı!”
Ali Bulaç 28- ‘Malım bana hiç bir yarar sağlayamadı.’
Diyanet Vakfı 28. Malım bana hiç fayda sağlamadı;
Elmalılı Hamdi Yazır 28-Malım benden yana hiç bir şeye yaramadı.
Süleyman Ateş 28. Malım bana hiçbir yarar sağlamadı.
Yaşar Nuri Öztürk 28 “Hiçbir işime yaramadı malım.”
Ali Bulaç 29- ‘Güç ve kudretim yok olup gitti.’
Diyanet Vakfı 29. Saltanatım da benden (koptu), yok olup gitti.
Elmalılı Hamdi Yazır 29-Mahvoldu saltanatım, gücüm!”
Süleyman Ateş 29. Gücüm (saltanatım) benden yok olup gitti
Yaşar Nuri Öztürk 29 “Sökülüp gitti benden saltanatım.”
Ali Bulaç 30- (Allah buyruk verir:) ‘Onu tutuklayın, hemen bağlayın.’
Diyanet Vakfı 30. Onu yakalayın da, (ellerini boynuna) bağlayın;
Elmalılı Hamdi Yazır 30-Tutun onu, hemen bağlayın onu!
Süleyman Ateş 30. (Allah, cehennemin muhafızlarına buyurur:) “Tutun onu, bağlayın onu.”
Yaşar Nuri Öztürk 30 “Tutun onu, derhal bağlayın onu!”
Ali Bulaç 31- ‘Sonra çılgın alevlerin içine atın.’
Diyanet Vakfı 31. Sonra alevli ateşe atın onu!
Elmalılı Hamdi Yazır 31-Sonra ancak cehenneme yaslayın onu!
Süleyman Ateş 31. Sonra cehenneme sallayın onu!
Yaşar Nuri Öztürk 31 “Sonra cehenneme sallayın onu!”
Ali Bulaç 32- ‘Daha sonra onu, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincire vurup gönderin.’
Diyanet Vakfı 32. Sonra da onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincir içinde oraya sokun!
Elmalılı Hamdi Yazır 32-Sonra da boyu yetmiş arşın bir zincirde yollayın onu!
Süleyman Ateş 32. Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu!
Yaşar Nuri Öztürk 32 “Sonra, boyu yetmiş arşın olan bir zincirde yollayın onu!”
Ali Bulaç 33- ‘Çünkü, o, büyük olan Allah’a iman etmiyordu.’
Diyanet Vakfı 33. Çünkü o, ulu Allah’a iman etmezdi,
Elmalılı Hamdi Yazır 33-Çünkü o, şanı yüce Allah’a inanmıyordu.
Süleyman Ateş 33. Çünkü o büyük Allah’a inanmıyordu.
Yaşar Nuri Öztürk 33 “Çünkü o, yüce Allah’a inanmıyordu.”
Ali Bulaç 34- ‘Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı.’
Diyanet Vakfı 34. Yoksulu doyurmaya teşvik etmezdi.
Elmalılı Hamdi Yazır 34-Yoksulun yiyeceğine hiç bakmıyordu.
Süleyman Ateş 34. Yoksulu doyurmaya ön ayak olmuyurdu!
Yaşar Nuri Öztürk 34 “Yoksulu doyurmaya özendirmiyordu.”
Ali Bulaç 35- ‘Bundan dolayı bugün, kendisine hiç bir sıcak dost yoktur.’
Diyanet Vakfı 35. Bu sebeple, bugün burada onun candan bir dostu yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır 35-Bugün de ona burada kanı sıcak bir yakın yoktur.
Süleyman Ateş 35. Bugün burada onun için candan bir dost yoktur.
Yaşar Nuri Öztürk 35 “Bugün onun için burada bir sıcak dost yoktur.”
Ali Bulaç 36- ‘İrin ve kan karışımından başka bir yemek yoktur.’
Diyanet Vakfı 36. İrinden başka yiyecek de yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır 36-Bir irinden başka bir yiyecek de yoktur.
Süleyman Ateş 36. İrinden başka yiyecek de yoktur.
Yaşar Nuri Öztürk 36 “Yıkananların atık sularından başka yemek de yoktur.”
Ali Bulaç 37- ‘Bunu da, hata edenlerden başkası yemez.’
Diyanet Vakfı 37. Onu (bile bile )hata işleyenlerden başkası yemez.
Elmalılı Hamdi Yazır 37-Onu günahkar canilerden başka kimse yemez.
Süleyman Ateş 37. Onu, (bile bile) hata işleyenlerden başkası yemez.
Yaşar Nuri Öztürk 37 “Ki o atık suyu sadece günahkârlar yer.”
Ali Bulaç 38- Hayır; gördüklerinize yemin ederim,
Diyanet Vakfı 38. Görebildikleriniz üzerine yemin ederim,
Elmalılı Hamdi Yazır 38-Artık yok, yemin ederim gördüklerinize
Süleyman Ateş 38. Yoo, yemin ederim; gördüklerinize,
Yaşar Nuri Öztürk 38 Hayır, sandıkları gibi değil! Yemin ederim gördüklerinize,
Ali Bulaç 39- Görmediklerinize de.
Diyanet Vakfı 39. Ve göremediklerinize ki,
Elmalılı Hamdi Yazır 39-ve görmediklerinize!
Süleyman Ateş 39. Ve görmediklerinize,
Yaşar Nuri Öztürk 39 Ve görmediklerinize!
Ali Bulaç 40- Hiç şüphesiz o (Kur’an), şerefli bir elçinin kesin sözüdür.
Diyanet Vakfı 40. Hiç şüphesiz o (Kur’an), çok şerefli bir elçinin sözüdür.
Elmalılı Hamdi Yazır 40-O (Kur’an), hiç şüphesiz şanlı bir peygamberin getirdiği sözdür.
Süleyman Ateş 40. Ki, o (Kur’an) elbette değerli bir elçinin sözüdür.
Yaşar Nuri Öztürk 40 Ki o, çok soylu bir elçinin sözüdür.
Ali Bulaç 41- O, bir şairin sözü değildir. Ne az inanıyorsunuz?
Diyanet Vakfı 41. Ve o, bir şair sözü değildir. Ne de az iman ediyorsunuz!
Elmalılı Hamdi Yazır 41-Ve O, bir şair sözü değildir. Siz pek az inanıyorsunuz!
Süleyman Ateş 41. O, bir şa’irin sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz!
Yaşar Nuri Öztürk 41 Bir şairin sözü değildir o. Ne kadar da az inanıyorsunuz?
Ali Bulaç 42- Bir kahinin de sözü değildir. Ne az öğüt alıp-düşünüyorsunuz?
Diyanet Vakfı 42. Bir kâhin sözü de değildir (o). Ne de az düşünüyorsunuz!
Elmalılı Hamdi Yazır 42-Bir kahin sözü de değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz!
Süleyman Ateş 42. Bir kahinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!
Yaşar Nuri Öztürk 42 Bir kâhinin sözü de değildir o. Ne kadar da az araştırıp düşünüyorsunuz?
Ali Bulaç 43- Alemlerin Rabbinden bir indirilmedir.
Diyanet Vakfı 43. (O), âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır 43-O, alemlerin Rabbi tarafından indirilmedir.
Süleyman Ateş 43. Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.
Yaşar Nuri Öztürk 43 Âlemlerin Rabbi’nden bir indiriştir o.
Ali Bulaç 44- Eğer o, bize karşı bazı sözleri uydurup-söylemiş olsaydı.
Diyanet Vakfı 44. Eğer (Peygamber) bize atfen bazı sözler uydurmuş olsaydı,
Elmalılı Hamdi Yazır 44-O Bizim adımıza bazı laflar uydurmaya kalkışsaydı,
Süleyman Ateş 44. Eğer o, (Muhammed), bazı laflar uydurup bize iftira etseydi,
Yaşar Nuri Öztürk 44 Eğer bazı lafları bizim sözlerimiz diye ortaya sürseydi,
Ali Bulaç 45- Muhakkak onun sağ-elini (bütün güç ve kudretini) çekip-alıverirdik.
Diyanet Vakfı 45. Elbette onu kıskıvrak yakalardık.
Elmalılı Hamdi Yazır 45-Elbette Biz onu, o yüzden yeminiyle yakalar (kuvvetle tutar hıncını alır)dık!
Süleyman Ateş 45. Elbette onun sağ(elini veya kuvvet)ini alırdık.
Yaşar Nuri Öztürk 45 Yemin olsun, ondan sağ elini koparırdık.
Ali Bulaç 46- Sonra onun can damarını elbette keserdik.
Diyanet Vakfı 46. Sonra onun can damarını koparırdık (onu yaşatmazdık).
Elmalılı Hamdi Yazır 46-Sonra da onun iliğini keser atardık.
Süleyman Ateş 46. Sonra onun can damarını keserdik.
Yaşar Nuri Öztürk 46 Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.
Ali Bulaç 47- O zaman, sizden hiç kimse araya girerek bunu kendisinden engelleyip-uzaklaştıramazdı.
Diyanet Vakfı 47. Hiçbiriniz buna mâni de olamazdınız.
Elmalılı Hamdi Yazır 47-O vakit sizden hiçbiriniz ona siper de olamazdınız.
Süleyman Ateş 47. Sizden hiç kimse buna engel olamazdı.
Yaşar Nuri Öztürk 47 Sizin hiçbiriniz ona siper de olamazdınız.
Ali Bulaç 48- Çünkü o (Kur’an, Allah’tan sakınan) muttakiler için bir öğüttür.
Diyanet Vakfı 48. Doğrusu o (Kur’an), takvâ sahipleri için bir öğüttür.
Elmalılı Hamdi Yazır 48-Ve o, hiç şüphesiz takva sahipleri için unutulmayacak bir öğüttür.
Süleyman Ateş 48. O (Kur’an), korunanlar için bir öğüttür.
Yaşar Nuri Öztürk 48 Gerçek şu ki o, sakınanlar için tam bir uyarıcı ve düşündürücüdür.
Ali Bulaç 49- Elbette Biz, içinizde yalanlayanların bulunduğunu biliyoruz.
Diyanet Vakfı 49. İçinizde (onu) yalan sayanlar bulunduğunu şüphesiz bilmekteyiz.
Elmalılı Hamdi Yazır 49-Bununla beraber Biz biliyoruz ki, sizden inanmayanlar var.
Süleyman Ateş 49. Biz, içinizde yalanlayanlar bulunduğunu elbette biliyoruz.
Yaşar Nuri Öztürk 49 Ve biz, içinizden onu yalanlayanların bulunduğunu kesinlikle biliyoruz.
Ali Bulaç 50- Gerçekten o (Kur’an), kafirler için bir hasrettir.
Diyanet Vakfı 50. Muhakkak o, kâfirler için bir iç yarasıdır.
Elmalılı Hamdi Yazır 50-Ve kesinlikte o, kafirler için bir hasret (vahlanma) vesilesidir.
Süleyman Ateş 50. Doğrusu o, kafirler için hasrettir.
Yaşar Nuri Öztürk 50 Ve o, gerçeği örten nankörler/inkârcılar için tam bir hasrettir.
Ali Bulaç 51- Ve şüphesiz o, kesin bir gerçektir (Hakku’l-yakîn).
Diyanet Vakfı 51. Ve o, gerçekten kat’î bilginin ta kendisidir.
Elmalılı Hamdi Yazır 51-O, hiç şüphesiz, gerçeğin ta kendisidir.
Süleyman Ateş 51. O, kesin gerçektir.
Yaşar Nuri Öztürk 51 Ve o, kesin bilginin tam gerçeğidir.
Ali Bulaç 52- Öyleyse, büyük Rabbini ismiyle tesbih et.
Diyanet Vakfı 52. O halde, ulu Rabbinin adını yüceltip noksanlıklardan tenzih et.
Elmalılı Hamdi Yazır 52-Haydi, Rabbinin yüce ismi ile tesbih et!
Süleyman Ateş 52. Öyleyse ulu Rabbinin adını tesbih et (O’nun eksikliklerinden uzak, yücelerden yüce olduğunu an).
Yaşar Nuri Öztürk 52 Hadi artık, yüce Rabbinin adını tespih et!

 

 

http://www.kuranikerim.gen.tr sitesinden alınmıştır.

 

Hakka suresi – Karşılaştırmalı meal

Bu yazıyı okudunuz mu?

Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri NAHL SURESİ Ali Bulaç Rahman ve Rahim ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir