Anasayfa / ALLAH (cc) / HAK’KA YÖNELME ZAMANI
imanilmihali.com
hava

HAK’KA YÖNELME ZAMANI

Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır.(A’raf 7/27)

HAK’KA YÖNELME ZAMANI

İyilik tüm kâinata egemenken kötülük Kur’an-ı Kerim’den anladığımız kadarıyla insanoğlunun yaratılışı ile başladı. Âdemoğluna secde etmeyen İblis ilk isyanı, ilk hatayı, ilk kötülüğü, ilk günahı yaşadı. Tevbe etmek ve hatasından geri adım atmak yerine isyanında diretti ve huzurdan kovulması karşısında sorumlu tuttuğu ve kıskandığı Âdemoğlunu kıyamete kadar aldatmak ve hile ile Allah yolundan uzaklaştırmak için çalışacağına dair yemin etti.

İblis Allah’ı inkâr etmedi, Allah’tan başka ilah olduğunu söylemedi, her şeyi hatta kendisini bile yaratanın Yüce Allah olduğunu bildi. Ve Yüce Allah’ın insanı çok sevdiğini, insana karşı çok rahmet ve merhamet dolu olduğunu gördü. İnsanın kendisine bahşedilen akıl, kalp, ruh ve şuurla Allah’ın özenerek yarattığı bir mahlûkat olmasını kıskandı. Ateşten yaratılmışken topraktan yaratılanın kendisinden değerli olmasını anlayamadı.

Kendisine verilen negatiflik (kötülük, günah, haram, kandırma vs.) görevini farkında olmadan üstlendi ve insanoğlunun sınavına da bu sayede dâhil oldu. Ve Yüce Allah İblis’e şunu dedi; “Her kim ki seni izler, bana itaat ve iman etmezse akıbeti seninle bir cehennemdir.”

İblis insanın iyi ve kötü arasında tercih yaparak kendi iradesiyle doğru yolu bulma, kötülüğe sapmak varken Allah yolundan ayrılmamaya gayret etme melekesini göremedi. Ateş gibi yakıcı ve yok ediciyken, topraktan yaratılan insanın toprak gibi verimli, üretken, şefkatli ve bereketli olduğunu anlayamadı.

İblis ilk önce cennette yaşamakta olan Âdem ve eşini kandırdı.

Âdemoğlu hatasını anlayıp, nefsini düşman bilip Yüce Allah’tan af diledi, Hak’ka yöneldi.

Âdemoğlu affedildi ancak hatası İblisle beraber cennetten kovulmaya neden oldu.

Belirli süreye kadar sürecek yeryüzündeki sınav bu şekilde başlamış oldu.

İblis yeminine sadık kalarak insanoğlunu hiç yalnız bırakmadan kendisi, askerleri ve kendisine uyanlarla birlikte doğru yolun üzerine oturdu, nefisleri, şehvetleri, hırs ve öfkeleri, açlıkları kullanarak yeryüzünü cennet olmaktan çıkarıp adeta cehenneme çevirme gayretine düştü. Kısmen de başarılı oldu. İblis ve askerleri sadece süslü gösterdi, aldattı, kışkırttı, haksız ama kolay olanı seçtirdi. İmanda da imansızlıkta da zorlama olmayacağının simgesi olarak kimseye zorla bir şey yaptırmadı.

İnsan ise nefsine ve heveslerine yenik düştü. İmanlı olan, imanında sağlam olanlar hariç tamah etti İblis’e. Aldandı, kandı, yanlış ama kolay olanı seçti. Sınav alanını sonsuz hayatın kendisi sandı ve dünya eğlencesine daldı. Mevki, makam, para, şöhret için pek çok güzelliği feda edip sahte kazanımlarla avundu.

Hz. Peygamberimizin ifadesiyle insanlar hata ve günah işlemeseydi Yüce Allah bizi yeryüzünden siler, bizlerin yerine yeni nesiller getirirdi. Hata, günah ve hatta haram en mümin olanın bile gaflete veya ihmale düşüp yapabileceği şeylerdir. Ancak aslolan o hatadan sonra tövbe etmek, tekrarlamamak ve hayırlara yönelmektir. Bu şekliyle hatalar masum ve affedilebilecek insani zaaflardır.

İblis bu hataların tövbe edilmeden defalarca tekrarında, zulmünde, aşırı gidilmesinde, alışkanlık haline getirilmesinde, hak yemesinde, utanılmamasında, başkalarının can, hak, namus, egemenlik ve mülkiyetine tecavüz edilmesindedir.

Allah’ın mutlakıyeti ve dini değişmediği gibi bu insan ve iblis arasındaki savaşında şekli ve mahiyeti değişmeden yüzyıllar boyu sürdü. Nice savaşlar yaşandı, nice masumlar öldü, nice haksız kazanımlar yeryüzüne egemen oldu.

Taraflar hiç değişmedi. İyi ve güzel olan Hak yolcuları bir tarafta, çirkin, haksız, batıl, kötü olan İblis yolcuları bir tarafta savaş hep devam etti. Kâinattaki muazzam dengenin tarafları gibi bir taraf aydınlık, huzurlu, güzel, bir taraf karanlık, pis ve çirkin oldu. İnsan hayatı, bu taraflar arasında yaptığı tercihlerle şekillendi. Kendi iradesiyle seçtiği tarafın sonuçlarını da üstlenen insan iyiliklere yöneldiğinde misliyle, kötülüklere yöneldiğinde sadece hak ettiği kadarıyla karşılık gördü.

Hayatlar söndü, nesiller değişti. Kandıranlar ve aldananlar değişmedi.

Kananlar mahşerde aldatanın; “Ben size zorla bir şey yaptırmadım. Ben Allah’tan korkarım. Siz zaten iman etmiyordunuz” diyeceğini okumadılar Yüce Kur’an’dan.

İman edenler kanmadı bir tek zaman zaman tökezleseler de. Onlar hep doğrudan yana oldular. Öldüler ama vazgeçmediler Hak’tan. Bildiler ki Şeytan’ın gücü iman edenlere yetmez.

İmansızlar ise ahlakı ve imanı bir yana atıp sahte ibadetlerle, kimsenin anlamadığı Arapça figürlerle Allah’ın ayetlerini değiştirip dini böldüler, Allah yoluna yüzlerce sapak ve aracı koydular, aklı ve bilimi batıl ve hurafelere mağlup edip gırtlağına kadar şirke batmışken İslam bayraktarlığına soyundular.

İkiyüzlülükle, münafık ve hatta mürai olup müminlerin kanına girmeye gayret ettiler. Masum ve temiz duyguları sömürüp insanları kendi uydurdukları dine tabi kıldılar.

İblis ise insan şeytanlarının yaptıkları karşısında şapka çıkardı.

Kötülüğün iyiliğe üstün gelmesi mümkün değilken, kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacakken batıla saplanan aldanmışlar, uydurulmuş dini Allah dinine egemen kıldılar.

Dinciler dindarlara gem vurup karanlıklara sürüklerken takva yerini riyaya, zikir yerini anlamını bilmeden Kur’an okumaya bıraktı.

Allah’ın müminlere müjdesi ve zalimlere korkutucu ayetleri Arapça girdabında kayboldu gitti. Kur’an’ın yerini uydurulmuş binlerce hadis, hepsi baş tacı edilen yazılmış tonlarca kitap aldı. Kur’an ise duvardaki işlemeli atlas kılıfta asılı kaldı.

Kur’an dini, yerini uydurulmuş dine bırakınca mezhepler, cemaat ve tarikatlar sürgün etti boy boy ve Müslüman Müslümanı düşman bildi.

Bütün müminler kardeşken bazı kendini müslüman sananlar, hanif müslüman olamayanlar; kâfirleri, münafıkları, müşrik ve müraileri kardeş etti kendisine.

Zulümler, haksızlıklar güç sahiplerince acımasızca kullanılırken zalimlere uyan, sessiz kalan, onları verdikleri destekle o makamda tutanlar akıbetlerinin zalimler gibi olacağını düşünmediler, tövbe edip yeniden Allah’a yönelmediler. Hak yediler, kişileri Rab edindiler, şirke battılar, şeytanın askeri oldular, müslüman kardeşinin kanını döktüler, zulmettiler. Mühürlenmiş kalpleri zulmün öldürmekten beter olduğunu anlayamadı.

Allah yolunda yürüyenlerle savaşırken kendilerinin yanlış tarafta olduğunu görmeyecek kadar kör, işitemeyecek kadar sağır bu cehennemlikler dünya denen sınavı kaybettiklerini anlayamadılar.

İmanları onları elle, sözle hiç olmazsa kalp ile karşı koymaya sevk edemedi. Zulme, zalime boyun eğdiler.

Yeryüzünde bu yüzyılda dökülen kanlar, açlık ve hastalıklar, kan ve gözyaşları bu boyun eğme nedeniyledir. Müslüman ülkelerdeki kaliteden yoksun, cahil ve kardeşkanı ile bezenmiş yaşamlar aklın reddi, Allah yolunun terki, İblise itaatin göstergesidir.

Tövbe kapısı hep açıktır. Nefisler son nefesi vermeden yeniden Allah yoluna dönmek, zulme karşı çıkmak doğru olandır.

Bilmemek, duymamak mazeret değildir. Çünkü Allah kelamı Kur’an her evde duvarda asılıdır.

Ve Kur’an’ı en az bir kere anadilde okumak her Müslümana FARZ’dır.

Zaten o zaman MÜSLÜMAN ile MÜ’MİN farkı anlaşılacaktır.

Cennet hayaliyle karalara bürünenler, gösteriş ile infak edenler, riya ile ibadet edenler CEHENNEM YOLLARINI TANIMADAN cennete eremezler. Cehennem yolları Kur’an’da çok açık adreslenmiştir. Ve Allah tüm şefkat ve merhametine rağmen şirki, zulmü, ikiyüzlülüğü lanetlemiştir.

İblis görevini layıkıyla yapmış imansızları kendi ordusuna katmıştır.

Peygamberlerin tümü ve Kutsal Kitapların tümü insanoğlunu defalarca raya oturtsa da nankör ve cahil insan aldanmaktan geri durmamıştır.

Mahşerde kimse kimsenin günahını üstlenemeyecektir.

Cennete, cehennemden sakınan, sadece ve sadece Allah’a iman edip korkan, Allah’tan başkasına kulluk etmeyen mutlu azınlık girecektir.

Cehenneme ise paraya, kişilere, makamlara, dünya eğlencesine tapan, şirke batan, dincilik yapan, dini bölen, iblisin askerlerinin tümü girecektir.

Zaman; İyiliğe, Hak’ka yönelme zamanıdır.

HAK’KA YÖNELME ZAMANI

Ey Âdemoğulları! İçinizden size benim âyetlerimi anlatan Peygamberler gelir de her kim Allah’a karşı gelmekten sakınır ve hâlini düzeltirse, artık onlara korku yoktur. Onlar üzülecek de değillerdir.(A’raf 7/35)

Bu yazıyı okudunuz mu?

Atatürk’ün Dini Yönü ve Din Eğitimine Bakışı

Atatürkçülüğün dini yönden analizi

Atatürkçülüğün dini yönden analizi İslam dini, ahiret yaşamı dahil kıyamete dek ve kıyamet sonrası tüm ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir