Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / İSLAM AHLAKI / Hakkımı helal etmiyorum
imanilmihali.com
Hakkımı helal etmiyorum

Hakkımı helal etmiyorum

Hakkımı helal etmiyorum

Hak; Hak’kın beşeri kullarına ve tüm canlı varlıklara bahşettiği, maddi ve manevi olmak üzere tüm yetenek, düşünce, özgürlük, et ve kemikten oluşan beden, menfaat, ehliyet, ihtiyaçları karşılama şekli, doğru ve adil yaşama hakkı, serbestçe iman etmek ve ibadet etmek hürriyeti, esenlik-refah ve huzur içinde yaşamak hakkıdır.

Hak, insanların da, hayvan ve bitkilerin de, yaşamadığını farz ettiğimiz tüm varlıkların da hakkıdır.

Hak, en başta Hak’kın hakkıdır.

Helal; temiz, dürüst, doğru, uygun, alın teri ile kazanılmış ve güzel olandır.

Helalleşmek; ahiret yurdundaki hesap ve mizanın vazgeçilmesi ve belki de ilk görülecek olanıdır ki boynuzlu hayvan boynuzsuz hayvanla bile kendi arasında helalleşecektir.

Yüce Allah kendi hakkını gasp edenlere ait hükmünü kendisi verecektir. Lakin Yüce Allah başkalarına ait hakların iadesini, hakkı yenilenlerin hakkından feragat etmesi veya helal etmesi şartına bağlamıştır.

Hak yiyen ile hakkı yenenin hesaplaşması yani helalleşmesi Peygamberimizin hadislerine göre hak yiyenin hakkını yediklerine sevaplarından vermesi, sevapları kalmayınca hakkını yediklerinin günahlarını üzerine alması şeklinde gerçekleşecek ve amel defterleri tartıya bu helalleşmeden sonra çıkacaktır. Yani pek çok insanın ve varlığın hakkını yiyen insan hayatı boyunca başını secdeden kaldırmasa kazandığı sevapları dağıtarak cehenneme misafir olabilecektir.

Helalleşmek bu yüzden önemlidir.

Hakkı yenen hakkını yiyene hakkını bu dünyada helal ederse Allah şahit olduğu için muhtemelen ahiret yurdunda o kişinin yediği hakkı için bedel ödemeyecektir. Ama helalleşme bu dünyada yapılmaz ise hak yiyen hem bu dünyadaki vebalden hem de ahiret yurdundaki azaptan kurtulamayacaktır.

İman ediyorsak, Müslümansak, Allah’a, Kur’an’a ve Peygamberimize kalpten tasdik ile bağlıysak bu böyle.

Hak yemek nedir o zaman dersek te cevabımız adil ve hak olmayan şekilde başkasının ihtiyaç, çıkar ve menfaatlerine kandırmaca, zorlama veya entrikalarla el koymak, hakkı ait olduğu yerden başkaca yerlere koymak olarak tanımlarız.

Bu tarif zulmün tarifine bir hayli benzer ki hak yemek en büyük zulümlerdendir. Ve zulüm öldürmekten beterdir. Ve bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibidir.

Kur’an’ı anadil ile anlayarak okumak önemlidir derken kast ettiklerimizden biri de budur. Yukarıdaki paragraf ve hükümleri Kur’an’a aittir. Kur’an’ı Türkçe meal ile anlayarak okumayanlar bu hükümleri bilemez, uygulayamaz ama vebalinden de kurtulamaz. Bu yüzden imanlı, ibadetli ve ahlaklı olanların Kur’an’ı tanıyıp, anlaması ve hayatına yansıtması ateşlerden kurtulabilmesi için elzemdir.

Hak yiyen mazlumun yani hakkı yenenin kazanacağı paraya, gireceği işe, yiyeceği lokmaya adil olmayan bir şekilde el atmış olmakla sadece bir kişiye haksızlık etmez. O el koyduğu para ile karnı doyacak tüm aile fertlerinin de, o par ile sadakalanacak insanların da, o para ile yenen yemekten artan kemiklerle karnı doyacak kedilerin de, o para sayesinde hırsızlıktan uzak kalacak tüm fertlerin de hakkını yemiş olur.

Dahası hak yiyen, yediği hakkın her birisi toplumda hak yemeyi meşru hale getirdiği için toplumun kötü gidişatının neden olacağı tüm perişanlıklardan da sorumlu olur. Hak yemek meşrulaşınca veya toplumda yaygınlaşınca artan diğer hak yemelerden menfi etkilenecek mazlumların ahlarından da sorumlu olur.

Yüce Allah’ın esenlik, barış ve huzur dini İslam’ın hükümlerini yeryüzünde egemen kılmamaya odaklı ilkelerin başında gelen hakka saygı ilkesinin ihlaliyle, hak yiyen kimse ilahi iradeye saygısızlık ve haksızlık ta etmiş olur.

Örnekleri ve birbirine bağlı veballeri sayısız miktarda uzatmak mümkündür.

Özetle, hak yemek yapılabilecek en büyük ahmaklıklardandır.

Bu iş bilerek ve isteyerek yapıldığı takdirde karşılığı muhakkak daha çetin olacaktır.

Bu iş başkalarını sefalete ve yokluğu sevk etmek uğruna yapılırsa cezası çok daha fazla olacaktır.

Bu iş üç kuruşluk dünya menfaati için ve kazanımı hayırsız amellerde kullanmak üzere yapılırsa akibeti çok daha karanlık olacaktır.

Görüldüğü üzere hak yemenin hafifletici sebebi yoktur ama kendisi tek başına ağır bir vebalken ağırlaştırıcı sebebi çok ama çok fazladır.

Bu ağır yükü üç günlük dünya hayatı için yüklenmek aklı olan insanın cesaret edeceği iş değildir.

Hakkı yenene Allah rızkı elbet verecek ve onun mağduriyetini bir şekilde mutlaka giderecektir. Yani hakkı yenen zararda değil kardadır.

Çünkü; Allah’a güvenmiş, imanından dönmemiş ve sabırla, niyazla Rabbine sığındığı için kazanmıştır.

Çünkü; parasız kalmışken Allah’tan ümidini kesmeyerek ve çirkin yollara girmeyerek Allah’ın sınırlarına riayet ettiğini göstermiştir.

Çünkü; hak yiyenin kendisine ahirette borçlu olacağını bilmiştir. Bir kere

Çünkü; isyan etmeyerek, sabrederek imanını güçlendirmiştir.

Çünkü; hayır ve şerrin Allah’tan geldiğini bilerek bunun bir imtihan vesilesi olduğunu idrak etmiştir.

Çünkü; hakkı yenen karlıdır.

Mazlum – hakkı yenen kalben desteklemese de diliyle alenen hakkını helal ederse ahirette alacağı kalmamış demektir. Bunun istisnası zorla ve ölüm tehdidi ile yapılmış olmasıdır.

Hakkı yenen hakkını helal etmez ise hak yiyen ahirette hesaplaşmadan asla kurtulamaz.

Hak yiyenin ölmesi halinde birkaç kişinin tanımadıkları birinin cenaze namazında ve geri kalan toplumun gıyabında haklarını imama üç kere helal etmesi merhumun ahirette karşılacağı akıbetin vebal ve azabını asla azaltmaz.

Çünkü hak yemek büyük bir suçtur ve bu suçtan, öyle birkaç kişinin kefaletiyle değil, hak ve adaletle ve doğrudan ilgili şahsın yenilen hakkını helal etmesiyle beraat edilir.

Ama ahiret yurdunda helalleşmenin uzun süreceğini düşünenler, hak yese de hak yiyene merhamet göstermeyi dileyenler haklarını tabiki helal edebilirler. Normaldir ve haklarıdır.

Affetmek büyüklüktür ve İslam’ın öngörülenlerindendir. Ama İslam aynı zamanda eşitlik, esenlik, huzur ve barıştır.

Kötülüğün affedilmesi ile kazanan kötü kişiyken kaybeden koskoca bir toplum olacaksa hakkı helal etmemek lazımdır.

Hak yiyen sayısız insanın ekmeğiyle, işiyle oynamışsa yaptığı yanına kar kalmamalıdır. Bu durumda doğru olan, ‘affetmek’ değildir. Af masumane hatalara, geçici kızgınlıklara, basit işlere mahsustur. O durumda bile onların cezasını Allah mutlaka verecektir. Affetmek; affettiğiniz takdirde esenlik ve huzur kazanacaksa mübahtır. 

Ama mesele hak ise ilk hakkını arayacak olan hakkı yenendir. Hakkı yenen Yüce Allah’tan sabır ve secde ile itaatini sürdürdüğü için ilk mükafatını inşallah zaten alacaktır. İkinci mükafatını ise inşallah hesaplaşma ile hakkını yiyenden alacak ve ahirette mutlular sınıfında yer alacaktır.

Bu nedenle mü’min kendisi adına olmasa bile toplum, insanlık ve İslam adına hakkını helal etmemeli, kötülük ve azgınlıkları kötülerin yanına kar bırakmamalıdır. Çünkü ahiretteki hesaplaşma zamanını bilemesek te, bu dünyada hak yiyenlerin görecekleri vebale hep birlikte şahit olacak ve iyiliğin yaşama egemen kılınmasına katkı sağlamış olacağız.

Mesele birkaç kişiyi ateşten kurtarmak değil Allah’ın nurunu yeryüzüne egemen kılmaktır. Bu yüzden affetmek lazım gelmez ve gelmeyecektir ki o hak yiyenlerin halleri diğer hak yemeye niyetli olanlara da ibret olsun.

Mü’min hakkını helal etmeyerek; onların kabirdeki korkulu bekleyiş ve ahiretteki hesaplaşma – mizan sürecindeki endişelerinin artmasına katkı sağlayacağından ilahi adaletin tecellisine de katkı sağlayacaktır.

Bizler hakkımızı bu yüzden helal etmiyoruz. Hatta haram ediyoruz ve diliyoruz ki onların yediği haklar boyunlarına ateşten kor halkalar olsun da cehenneme sürülürlerken onlara gülelim.

Hakkımız helal etmiyoruz ki sadece hak yiyenler değil hak yiyene destek, ortak ve taraftar olanlar da ateşe birlikte yürüsünler.

Hakkımızı helal etmiyoruz ki İslam yeryüzüne egemen olsun ve Allah nurunu tamamlasın.

Sizler de hakkınızı helal etmeyin.

Kimlere helal etmiyoruz?

İmansız, kafir, müşrik, münafık olanlara.

Allah’ın ayetlerine saygı duymayanlara.

Kur’an’ı duvara asılı sadece bir dua kitabı haline getirenlere.

Allah’ın nurunu İslam’ı söndürmek isteyenlere.

İslam’ı din’den çıkarıp hobi yapmaya çalışanlara.

Geleceği, çevreyi, kainatı varlıkları ile kirletenlere.

Yetimin, yoksulun, muhtacın hakkına riayet etmeyenlere.

Analara, babalara saygı duymayanlara.

Mazlumları ezip, azgınlıkta sınır tanımayanlara.

Güzel yurdumuzda, kardeşlik, huzur ve ahengimizi bozmaya çalışanlara.

Üç kuruş dünya menfaati için ahiret yurdundan vazgeçenlere.

Kimlere hakkımız helal ediyoruz?

Haksızlara karşı imanı gereği tek ses olup direnenlere.

Ezan sesleri eksik olmasın diye vatanı ve milleti muhafaza ederken şehit düşenlere.

Ölmeyi göze alıp Allah yolunda mücadele edenlere.

İslam’ın egemen olması için yürekten göz yaşı dökene.

İstemeden, masum, ufak ve kasıtsız hak yiyenlere.

Yediği hak topluma yanlış mesaj vermeyen, menfi ama sadece küçük etki yapan hak’sızlara.

Hakka ve Hak’ka saygı duyduğu halde ihmalleri ile istemeden hak yiyenlere.

Hak yediği halde yanlışını anlayıp dönenlere.

Son söz; hak yemek büyük vebal ve azaptır. Sonuçları ve etkileri ne kadar büyükse vebali o kadar fazladır.

Hak yemekten kaçınmak ve istemeden hak yiyince hemen helalleşmek ve tevbe etmek mü’mine görevdir.

İstemeden, küçük, basit, masum bir şekilde hak yiyeni affetmek mü’mine yakışandır.

Hak yemekte sınır tanımayanı, gücü haksızlık sonucu elde edenleri, Hak’ka saygı duymayanları affetmek ve bunların yediği hakları helal etmek mü’mine yakışmayandır.

Hak yemekten uzak durmak, Allah’ın sınırlarına ve hakka riayet etmektir ki Kur’an’ın en temel gayesi Hak’kı batıla egemen kılmaktır.

 
Hakkımı helal etmiyorum

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dinen cimrilik nedir

Dinen cimrilik nedir

Dinen cimrilik nedir Cimrilik; ihtiyaçtan fazlasına sahip olduğu halde paylaşmayan, eli sıkı olan, ihtiyacı olmadığı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir