Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Hatim indirmek
imanilmihali.com
Kuran

Hatim indirmek

Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. (En’am 6/70)

Kur’an’ı baştan sona okumak (Hatim)

YÜCE KURAN-I KERİM’İN TÜM SURELERİNİ OKUMAK= HATİM İNDİRMEK

Kur’an Yüce Rabbimizin sevgili peygamberimizin risaleti ile bizlere bahşettiği en değerli hidayet rehberidir.

“Ey İnsanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerinizdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.” (Yunus Sûresi, 57.Âyet)

Kur’an’ı okumak bizleri karanlıklardan aydınlığa çıkartır, temizler, arındırır ve Yaratan’ı tanıyıp daha çok sevmemizi ama aynı zamanda Allah’ın azabından daha çok korkmamızı sağlar. Kur’an’sız İslam ve tevhid olmaz, olamaz. Bu yüzden Kur’an’ı okumak bir ibadettir. Yüce Rabbimizin emri, Peygamberimizin teşvikleri hep bu yöndedir.

“Ümmetimin ibadetinin en faziletlisi, Kur’ân okumaktır.” (Suyûtî, Câmiu’s-Sağîr,, I, 51)

“Evlerinizi namaz kılmakla ve Kur’an okumakla nurlandırınız.” (Suyûtî, Camiu’s-Sağîr, II, 188)

“Bir kimsenin Allah’ın kitabından bir harf okuması bir hasenedir. Hasene de on misli sevap (mükâfat)la karşılanır. Ben size, ‘Elif-Lam-Mim’ bir harftir demiyorum. Belki “Elif” (başlı başına) bir harf, “Lam” da bir harf, “Mim” de bir harftir.” (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’an, 16)

“Kur’an okuyunuz, zira Kur’an, kendisini okuyanlara kıyamet gününde şefaatçi olarak gelir.” (Müslim, Müsafirun, 252)

“Şu Kur’an-ı hafızanızda korumaya özen gösteriniz. Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemim ederim ki, Kur’an’ın hafızadan çıkıp kaçması, bağlanmış devenin ipinden boşanıp kaçmasından daha süratlidir.”

Kur’an; hep elimizin altında ve gözümüzün önünde duran, kendisine sadece temiz ellerin dokunabildiği ışık kaynağımız, yol göstericimiz, sabrı ve dürüstlüğü öğütleyen, ahireti hatırlatan rehberimizdir.

O’nu okumak, anlamak, yaşamak ve hayata rehber edinilmesi için bilmeyenlere de anlatmak mü’mine borçtur. Çünkü o imanı tazeleyen, nefsi temizleyen, korkuları silen, doğru yolu gösteren en salih arkadaştır.

Kur’an okunmayı ve anlaşılmayı ister. Okunursa bize mahşerde şefaat diler, terk edilmeyi, unutulmayı asla istemez. O’nun okunması ise kulun durumuna, niyetine, vasfına ve ameline göre farklı farklıdır. Kimi okumak için, kimi anlamak için ve kimi kendisini teslim etmek için okur. Buna göre mana kapsamı bakımından Kur’an dört şekilde okunur.

1. Hızlıca okuyup bitirmek ki sevabı bulunsa da arzu edilen şekil bu değildir.

2. Anlamaya çalışarak yavaş okumak ki sıradan mü’minler ve din adamları için uygun olanıdır.

3. Anlayarak okumak ki Peygamberimizin kendi okuması gibi müteşabih ayetlere daha vakıf olunarak ve risâlet görevi verilmeyen kulların tam idrak edemeyeceği tarzda okumaktır.

4. Kur’an’daki mananın derinliklerini tam idrak edecek şekilde okumaktır ki bilinmeyene ve geleceğe (gayba) ait pek çok emare taşıyan Kur’an’ın bu şekilde okunabilmesi fani kullar için mümkün görünmemektedir.

Kur’an benzer şekilde; okuma hızına bağlı olarak ta üç farklı şekilde okunur.

1. TAHKİK: Diğer bir adı: Tertil’dir. En ağır okuyuştur. Bu tarzda tilavet olunurken, her bir harfin hakkı tam olarak verilir.

2. HADR: Tecvid kaidelerine uymak şartıyla, Kur’an-ı Kerim’in en süratli okunuş tarzıdır. Bu durumda sadece sür’at artar. Fakat hiçbir şekilde tecvid kaideleri ihmal edilemez.

3. TEDVİR: Tahkik ile hadr arasında orta bir okuyuşun adıdır. Bu tarzda ki okuyuşta tecvid hükümleri orta tempolu bir nispette icra olunur.

Kur’an okumanın adabı; okunan ortamın uygunluğu, okuyanın niyetinin, bedeninin ve kıyafetinin uygunluğu ve temizliği şeklinde özetlenebilir. Okurken; saygılı ve ölçülü olmak, gösterişten uzaklaşmak, okumayı başkaca bedel arzulamaksızın sadece Allah rızası için yapmak, abdestli ve temiz olmak, kıbleye dönmek, Kur’an’ı bel üstünde tutmak, yoğunlaşmak, kelimeleri tam okumak, anlamaya çalışmak gibi pek çok hususa dikkat etmek beklenen hâsıla anlamında önem arz eder.

Kur’an’ın sürekli olarak okunması müstahabtır. Ve okuma için günün telaşlı saatlerinden ziyade gecenin sessiz saatleri nispeten daha uygundur. Allah Kur’an tilavetini adet edinenleri “Gece saatlerinde Allah’ın ayetlerini okurlar” (Ali İmran: 3/113) ayetiyle övmektedir.

HATİM

Hatim kelimesi “örtmek, mühürlemek, bir şeyi tamamlayıp sonuna ulaşmak” gibi manalara gelmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’i baştan sona kadar yüzünden veya ezberden okumaya hatim denilmektedir. Bir kimsenin Kur’ân-ı Kerîm’i hatmetmesi demek, Kur’ân’daki 114 surenin tamamını okuyup bitirmesi demektir.

Hatim indirmenin sevabı; Yüce Rabbin emir ve yasaklarının tamamına, ayetlerin herhangi birinde yer alan bir müjde veya tembihi, kıssaların o surede anlatılmayan bir bölümünün diğer bir surede okunması, velhasıl Yüce Rabbin Kur’an’ı bahşetmesindeki maksadın tamamına vakıf olunmasında saklıdır.

Bu nedenle mü’min her gün aynı ayeti defalarca okumak yerine, yine bazı ayetleri istiyorsa daha sık okumak kaydıyla, sıra dâhilinde tüm sureleri ardarda okumalı, her okuduğunda kaldığı yerden devam etmek şeklinde 114 surenin okunmasını kendi durumuna göre belli bir sürede tamamlamalıdır.

Kur’an okumak başlı başına bir ibadettir ancak tamamını okumak hem sevap hem Yüce Allah’ın kelamına bir borçtur.

Önemli noktalardan birisi şudur ki okumak anlayarak ve manasını düşünerek olmak zorundadır. Sahabelerin veya din âlimlerinin -ki Arapçaya yeterince hâkim olanlar bu haldedir- Kur’an diliyle okuması mümkünken, Arapça bilmeyenlerin veya az bilenlerin Kur’an’ı mealinden okuması daha makbuldür. Bu yüzden Kur’an mealini anladığı dilde en az bir kere okumak yani baştan sona okuyup hatmetmek her mü’mine farzdır.

Allah’ın bizlere verdiği yasak ve nasihatleri anlamadan okuduğumuz takdirde Kur’an nurundan yeterince aydınlanabileceğimizi kim ifade edebilir? O güzel ahlak namelerini kim anlamadan okursa benliğine rehber edinebilir? Cennet veya cehenneme götüren yollardan birini seçen insan anlamadığı hangi ayetlere göre kendisine çeki düzen verebilir? Anlamadan okuyan en başta Yüce Rabbimize ve Kur’an’a haksızlık etmiş olmaz mı?

Bu noktada “mealen hatim olmaz” diyenler Kur’an’a karşı gelmiş ve İslam’ın manasını anlayamamış demektir. Arapça bilen, okuyabilen ve manasını anlayabilen pekâlâ Arapça okuyabilir, doğrusunu Allah bilir ama belki Arapça okumanın sevabı daha da çoktur. Görüldüğü üzere Arapçaya hâkim olan ve manasına temas edebilen Arapça okusun derken maksat okunanın anlaşılmasıdır. Lakin anadili gibi Arapça bilmeyenler sıradan bir Arap şiirini dinler gibi ayet dinlerse cüzi bir sevap yanında başka ne kazanabilir? İşte bu yüzden aslını okuyamayan manasını anlamak için mutlaka mealen okumalıdır.

Bilenler bilir Arapça dilinde bir harf, bir virgül manayı alır başka mezralara götürür. En iyi hafızlar bile bu tehlikeyle karşı karşıya iken sıradan Türk insanının Kur’an’ı kendi dilinden okuması bu yanlışlığı da düzeltecek ve kul vebalden kurtulacak, o yanlış manaya göre hatalı amel işlemeyecektir.

Kur’an manası ve hikmetiyle bir kere, anlayarak, kendi dilinde, yavaş ve hazmederek okunduğunda kulun bahçesi cennete döner, eski kötü alışkanlıklarını değiştirir, Allah’a kayıtsız şartsız teslim olur, dinen yanlış bildiklerini düzeltir, ayetler verilen yasak ve teşvikleri öğrenir velhasıl güzele, hayırlara, adalete, doğru yola yönelir ve hududullaha (Allah’ın koyduğu sınır ve yasaklara) riayet eder.

Kul Kur’an’ı kendi dilinden bir kere anlayarak hatmedince; başkalarının söylediği yalan yanlış hurafelere artık inanmaz, kandırılamaz, şeytanın oyununa gelmez. Allah korusun, tevhidden uzaklaşıp şirk batağına saplanmaz.

Kul; Kur’an’ı tanır, anlar ve O’na tabi olursa inşallah bu dünyada da ahirette de sırtı yere gelmez. Ruhu da, hanesi de, amelleri de Kur’an nuru ile aydınlanır. Bu nurdan faydalanmak içinse okumak ve anlamak zorundadır. Kur’an okumak-hatmetmek sevabı olan bir amel olsa da aslen farz olan bir ibadet vesilesidir. Yani okumayan sadece sevaptan men olmakla kalmaz aynı zamanda büyük te günah işlemiş olur.

Allah’ın kitaplarının tümüne iman eden mü’minin kendi Yüce Kur’an’ını okunmadan bırakması ve duvarda asılı duran Ayet-i Kerim’lerle ihsana ulaşması mümkün müdür?

Şeytanın en büyük gayreti kulun, anlamadan veya aşırı hızlıca okuyarak ayet manasına temas edememesi, riya ve gösterişe kaçarak ilahi muradı yakalayamamasıdır.

Yüce Allah ise Kur’an’ı, indirildiği toplumun dilinde göndererek okuma yazma bilmeyen en sıradan ve cahil insanların bile anlamasını arzu etmiştir. Nitekim Peygamberimizin Kur’an’ı tebliğ ve İslam’ı yayma gayretlerine bakıldığında ayetlerin en sıradan insan tarafından anlaşılacak tarzda; sade, basit ve kısa cümlelerle tanıtıldığı görülecektir.

Bu hassasiyeti yok etmek istercesine insanları Arapçaya mahkûm etmek doğru değildir. Sokaktaki insanın da, şirketlerin en tepelerindeki varlıklı insanların da, din âlimleri kadar Kur’an’ı okumak ve anlamak hak ve görevi vardır. Bu hakka riayet etmeyen, Hak’ka riayet etmemiş olur.

Unutulmamalıdır; kutsal olan Kur’an’dır, Arapça değil!

Kur’an’ı dinlemek veya okumak arasında tercih yapılacak olursa kulun (eğer mazereti veya noksanlığı yoksa) kendisinin ve özellikle sessiz ve saygılı ortamlarda okuması tercih edilmelidir. Günlük tefrika roman gibi okunması Kur’an’dan beklenen hâsıla ve sevabı yok edecektir.

Her yıl Peygamberimiz, Ramazan gecelerinde o güne kadar gelen ayetleri Cebrail’e okurdu. Cebrail de ona okurdu. Böylece Peygamberimiz ve kendisine vahiy getiren melek, karşılıklı olarak birbirlerine Kur’an-ı Kerim’i okurlardı. Peygamber okur melek dinler, melek okur peygamber dinlerdi! Bu şekilde karşılıklı okumaya mukabele denilir. İşte bu uygulama, hem mukabele geleneğinin oluşmasında hem de kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in günümüze kadar hiç değişmeden ulaşmasında önemli bir etken olmuştur. Özellikle oruç tuttuğumuz Ramazan ayında hatim indirmeye ayrı bir önem vermemizin sebebi budur. Ramazanda, bu güzel hatırayı yaşatmak için orucumuzu tutarken bir de Kur’an-ı Kerim’i başından sonuna kadar okuyup hatmederiz.

HATİM İNDİRMEKLE ALAKALI HADİSLER

(Kur’an-ı kerimi hatmedene, altmış bin melek istiğfar eder.) [Deylemî] (Kur’an-ı kerimi hatmedenin duası kabul olunur.) [Taberanî, İbni Hibban] (Kur’an-ı kerimi hatmedenin, kabul edilen bir dua hakkı olduğu gibi kendisine Cennette bir ağaç da verilir.) [Hatib] (Hatim yapanın dünya veya âhiret için ettiği dua kabul olur.) [Beyhekî] (Hatmi okuyan ve dinleyenlerin duası kabul olur.) [Ebu Nuaym] (Beş vakit namazdan sonra yapılan dua gibi, hatimden sonra yapılan dua da kabul olur.) [Taberani] (Hatim duası yapılan yerde hazır olan, ganimet dağıtılırken bulunan kimse gibidir. Hatme başlanan yerde bulunan, cihad eden gibidir. İkisinde de bulunan, iki sevaba da kavuşur ve şeytanı rezil eder.) [Hazinet-ül-esrar] (Üç kere İhlas sûresini okuyan Kur’anı hatmetmiş gibi sevaba kavuşur.) [Ey Oğul İlmihâli] Bunlardan başka olarak, Kur’ân okunan yere melekler, rahmet ve huzurun indiği, Kur’ân okuyanın misk kabına benzediği, Kur’ân okumanın gıpta edilecek bir durum olduğu, Kur’ân’ı ezberleyenlerin toplumun en şereflileri olduğu söz konusu hadislerde anlatılan hususlardır. Bu nedenle sahabe Kur’ân okumaya ve sabah evden çıkmadan önce bir miktar Kur’ân okumaya büyük önem vermişler ve bunu alışkanlık haline getirmişlerdi.

HATİM ADABI

– Hatim, Nâs suresinin okunmasıyla sona ererse de ardından Fatiha ve Bakara suresinin ilk beş ayetinin okunması yeni bir hatme başlangıç sayılmıştır.
– Hatim tamamlandıktan sonra dua edilir.
– Ölünün yıkanıp kefenlenmesinden sonra yahut defnedildiği gün veya gece Kur’an okunması veya hatim indirilip dua edilmesi bazı Müslüman çevrelerde âdet hâline gelmiştir.

HATİM DUASINDAN ÖNCE NE YAPILIR?

Hatim duasına geçmeden önce Nas ve Fatiha sureleri ile Bakara suresinin başından beş ayet okumak sünnettir. Bu konuda Übey bin Ka’b’ın şöyle dediği nakledilir: “Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Nas suresini okuduğu zaman, Fatiha suresine başlar, sonra Bakara suresinin başından “ve ulaike humu’l-müflihun”a kadar okur, hatim duasını yapar, daha sonra da kalkardı.” (Suyuti, el-İtkan, 1/313)

Resulullah’ın, Kur’an-ı Kerim’i terkedilmiş bir vaziyette bırakmamak için böyle yaptığı rivayet edilmektedir.

Kurtubi’de şöyle geçer: “Kur’an’ı hatmettiği her seferinde tekrar Fatiha’dan başlamak. Böylelikle Kur’an terkedilmiş gibi olmaz. İşte bundan dolayı Rasulullah (sas) Kur’an’ı hatmettiği vakit, Kur’an’ın baş tarafından beş ayet kadar bir miktar okurdu. İbni Abbas’ın rivayetine göre, bir adam gelip: Ey Allah’ın peygamberi, hangi amel daha faziletlidir? diye sormuş. Hz. Peygamber ona şu cevabı vermiş: Sana konup göçen gibi olmanı tavsiye ederim. Adam: Konup göçen ne demektir, diye sorunca Hz. Peygamber şu cevabı verir: Kur’an okuyan kişi, başından başlar, sonuna gelince tekrar başına geçer. Her konduğunda hemen göçer.” (bk. Darimi, Fezailü’l-Kuran, 33; Kurtubi, Tefsir, 1/30)

İbnu’l-Esir, “Kur’an okuyan kişi, başından başlar, sonuna gelince tekrar başına geçer. Her konduğunda hemen göçer.” şeklindeki hadisi zikrettikten sonra, Mekke’lilerin de bu uygulamayı sürdürdüklerini kaydetmektedir. (Garibu’l-Hadis, 1/430)

HATİM DUASI

Kur’ân-ı Kerîm’i başından sonuna kadar okuduktan sonra, yani hatmettikten sonra yapılan duaya “hatim duası” adı verilir. Resulullah (A.S.M.) “Kim Kur’ân’ı hatmederse, onun kabul olunmuş bir duası vardır.” (Suyûtî Camiu’s-Sağîr, II,175) buyurmuştur. Kendisinin de hatimden sonra dua ettiği bildirilmekte ve bu dualardan bazıları nakledilmektedir.

Gerek ezberden, gerekse yüzünden Kur’ân’ı hatmeden kişinin, duasının Allah katında makbul olduğunu ve bir diğer hadislerinde de Allah’ın bu kimselere “cennette bir ağaç ihsan edeceğini” haber vermişlerdir. (Suyûtî, Câmiu’s-Sağîr, I, 96)

Enes b. Mâlik’ten rivayet edilen bir hadise göre Hz. Peygamber (asm), hatim yapacağı zaman ehl-i beytini toplar ve hatim duası yapardı (el-Fûrî, Kenzü’l-Ummâl, I, 392)

İbn Mes’ud’un rivayetine göre de, Hz. Peygamber (asm) ehl-i beytini toplar, dua eder, onlar da “âmîn” derlerdi (Sehavi, Cemalü’l Kurrâ, vd. 34).

İbnü’l-Cezerî, Câbir b. Abdullah’dan rivayet edilen; “Kur’an sahibinin kabul olunmuş bir duası vardır. Allah isterse onu sahibine hemen dünyada verir, dilerse onu âhirete bırakır.” hadisine işaret ederek, “Kur’an’ı hatmedenin bu hadisin zâhirî manasına göre, dua etmesi müstehaptır” demektedir. (İbnü’l-Cezerî, Takrîbu’n-Neşr, 194)

Sahabeden Abdullah b. Mesud, Abdullah b. Abbas ve Enes b. Mâlik başta olmak üzere bazı sahabelerin de hatim dualarına katıldıkları, aile fertleriyle birlikte hatim duası yaptıkları rivayet edilmiştir. (Dârimî, Fazâilü’l-Kur’an, 33)

Mücâhid de, sahabenin hatim duasına iştirak etmeye özel bir önem verdiğini belirtmek üzere “Ashab-ı Kiram, ilâhî rahmet iner diye hatim esnasında hazır bulunurlardı” demektedir. (Suyûtî, ltkân, I, 311)

Hatim duasına geçmeden önce Nâs ve Fâtiha sureleri ile Bakara suresinin başından beş âyet okumak sünnettir.

HATİM DUASI METNİ

Ya Rabbelalemin! Şu anda kapına geldik. Yüce divanına durduk, bütün kötülükleri bir tarafa bıraktık, bizleri yüce huzurundan boş geri çevirme Ya Rabbi !
Okumuş olduğumuz hatm-i şerifi; aşr-ı şerifleri ahsen surette kabul eyle.
Ya Rabbi !Cemi hata ve kusurlardan salim eyle.
Ya Rabbi ! hasıl olan sevabı evvela Peygamber (s.a.v.) efendimizin mübarek, aziz, latif ruh-ı tayyibelerine hediye eyledik kabul eyle.
Ya Rabbi ! İlk Peygamber Hz. Adem (a.s.) dan bu güne kadar gelip geçmiş her ne kadar peygamber varsa onların da ruhlarına hediye eyledik, lsâl eyle.
Ya Rabbi! Kur’an-ı Kerim’i elden ele, dilden dile, gönülden gönüle bizlere kadar ulaştıran sahabe-i güzin, tabiin, tebe-i tabiin, Müfessirin ve muhaddisin’in ruhlarına hediye eyledik, isâI eyle.
Ya Rabbi ! Din, vatan, hak ve hakikat Uğuruna canlarını seve seve feda eden aziz şehitlerimizin de ruhlarını meclisimizden haberdar eyle
Ya Rabbi ! Bu hatm-ı şerife (mevlid-I şerife) vesile olanların emellerini makbul, günahlarını mağfur, ticaretlerini “Len tebür” eyIe. Her ne murat Ile okutmuşlarsa muratlarına naiI eyle.
Ya Rabbi ! Bu aileden ahrete göçenlerin günahlarını affeyle, makamlarını cennet eyle. Peygamberimizin (s.a.v) şefaatine nail eyle.
Ya Rabbi ! Uzaktan ve yakından gelip, şurada toplanan aziz din kardeşlerimizin de ölmüşlerine rahmet, geride kalanlarına sıhhat ve afiyet ihsan eyle.
Ya Rabbi ! Şu mübarek gecede: “Toprak altında çürümüş, isimleri unutulmuş, bir fatiha okuyacak kimsesi kalmamış müslüman kardeşlerimizin de taksiratlarını affeyle.
Ya Rabbi ! Yüce dinimize ve aziz vatanımıza göz diken dahili ve harici düşmanlarımıza fırsat vermeyip, onları islah eyle.
Ya Rabbi ! Islah olacak halleri yoksa onları KAHHAR ism-i şerifinle kahr u perişan eyle.
Ya Rabbi ! Ümmet-i Muhammed’in hasta kullarına şifalar, dertli kullarına devalar, borçlu kullarına hayırlı edalar ıhsan eyle.
Ya Rabbi ! Öbür alemde estaizu billah “ferikun fil cenneti ve ferikun fis seiyr” Cennet ve cehennem fırkaları ayrılacağı zaman bizleri cennet fırkasına dahil eyle.
Ya Rabbi ! Kuı-‘an-ı Kerim’in nurlu yolundan bizleri ayırma ya Rabbi! Onun ahkamını yaşayıp, tatbik edenlerden eyle.
Ya Rabbi ! Kıyamet gününe kadar baki kalacağını vaat ettiğin Din-i İslamı ülkemizde payidar eyle.
Ya Rabbi ! Namazı niyazı bırakan, içki ve kumarla evinin yolunu unutan, çeşit çeşit fenalıklara koyulan Müslüman kardeşlerimize de hidayetler nasip eyle.
Ya Rabbi ! Çocuklarımızı edepli, ahlaklı, faziletli, anasına, babasına, hocasına saygı gösteren, Allah’ına, peygamberine hürmet ve tazim edenlerden eyle.
Ya Rabbi ! Vatanına, milletine, din ve mukaddesatına gönülden bağlı olanlardan eyle.
Ya Rabbi ! Namazına-niyazına, ibadat u taatına devam edenlerden eyle.
Ya Rabbi ! Her türlü afetlerden, musibetlerden, hastalıklardan, tehlikelerden. zarar ve ziyanlardan bizleri hıfz u himaye eyle.
Ya Rabbi ! Hassaten günah hastalıklarından, haramlardan, ahlaksızlıklardan, yalandan, gıybetten, riyadan, hasetten ve kibirden muhafaza eyle.
Ya Rabbi ! Bütün kıymetli uzuvlarımızı mevlam ne için yaratmış isen, o yerde kullanma şuurunu bizlere ihsan eyle. Ya Rabbi ! Kabul olunmayacak dua Ile sana el kaldırmaktan, insanlığa ve Islama faydalı olmayan bilgiden, bir müslümana yakışmayan acizlikten, tembellikten, cimrilikten sana sığınıyoruz, bizleri muhafaza eyle. Dualarımızın kabulü ve son nefesimizde, nasip olması için buyurun bir kelime-i şehadet : “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühü”
Ya Rabbi ! Bu kelime-i mübarekeyi söyleyerek ruh teslim etmek cümlemize nasib eyle.
Ya Rabbel’alemin ! Biz sana yalvarmasını bilmiyor ve beceremiyoruz. Sana yalvarmasını bilenler ve becerenler hürmetine dualarımızı kabul eyle.
Ya Rabbi ! “AMIN” diyen şu kullarını iki cihanda aziz eyle. Cennetinle, cemalinle bizleri şereflendir. “Subhane Rabbike Rabbil izzeti amma yesifun ve salamun alel murselin vel hamdu lillahi Rabbil” alemin.
El-Fatiha

PEYGAMBERİMİZ (ASM) VE HATİM

“Hz. Peygamber (asm), Ramazan gecelerinde Kur’an’ı Cibril’e arz ederdi.” (Buharî, Bed’ü’l-Vahy)

“Cibril her sene Peygamberle (asm) karşılıklı olarak Kur’an’ı birbirlerine arz ederler, son senesinde ise bu arz işi iki defa vâki olmuştur.” (Müslim, Fedâilü’s-Sahabe, 99)

Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Kur’an’ı Ramazan ayında (Cebrail A.S.) karşılıklı olarak baştan sona okumuşlardır. Bu yüzden Kur’an’ın bu ayda sıkça okunması müstehap kabul edilmiştir. Müslümanlar da o zamandan beri Ramazan ayında genellikle camilerde ve bazı evlerde Kur’an okutup dinlemek suretiyle hatim indirmeyi âdet hâline getirmişlerdir. İşte camilerde, özellikle Ramazan aylarında, hafızlar tarafından okunup, cemaat tarafından dinlenme ve takip edilme şeklinde güzel bir anane olarak yerleşen mukabele, bu aziz hatıradan kalma güzel ve anlamlı bir gelenektir.

Enes b. Mâlik’ten rivayet edilmiştir: Hz. Peygamber (asm): “Âmellerin en hayırlısı, Kur’an okumaya başlamak ve hatmetmektir.” buyurmuşlardır (Kurtubî, Tezkâr, 127)

SAHABELER VE HATİM

Abdullah b. Amr şöyle anlatıyor: Peygamber (sav) bana: -Kur’an’ı bir ayda hatmet, dedi. Ben, -Kendimde bundan daha fazlasına güç buluyorum, dedim. – O hâlde on günde hatmet, dedi. – Kendimde bundan da daha fazlasına güç buluyorum, karşılığını verdim. Bunun üzerine şöyle dedi: – Yedi günde hatmet, daha az bir müddette hatmetme. (Müslim, Savm, 35)

TERAVİH VE HATİM

Teravih namazını Kur’an-ı Kerîm’i en az bir kere hatmederek kılmak sünnet, birden fazla hatimle kılmak ise bir fazilettir. (Serahsî, Mebsut, 2/146; Kâsanî, Bedaius’s-Sanai fi Tertibi’ş-Şerai’, 2/276)

Resulüllah (sallallahu aleyhi ve sellem) Ramazan ayında bir gece mescide çıktı ve mescidin bir kenarında namaz kılan insanlar gördü ve sordu “Bunlar ne yapıyorlar?” orada bulunanlardan biri şöyle cevap verdi “Bunlar Kur’an’ın tamamını ezberleyememiş yani hafız olmayan kimseler, Übeyy b. Ka’b onlara hatimle namaz kıldırıyor.” Resülüllah (sallallahu aleyhi ve selem) bu cevaba sevinerek memnuniyet ve takdirlerini şu şekilde ifade ettiler: “Doğru yapmışlar, yaptıkları şey ne kadar güzel.” (Ebu Davut, Ramazan, 1)

Sahabe döneminde teravihin hatimle kılınmasına önem verilmiştir.

Hz. Ömer Kur’an hafızlarından üç kişiyi çağırmış, hepsine Kur’an okutmuş sonra okuma hızlarına göre birisine her rekatta 30, bir diğerine 25 öbürüne de 20 ayet okuyarak hatimle teravih namazı kıldırmalarını istemiştir. (Abdurrezzak, Musannef, 4/261)

Ömer b. Abdilaziz karilere (Kur’an hafızları) her rekatta on ayet okuyarak teravih namazını hatimle kıldırmalarını emretmişti. (Said İbn Sahnun, el-Müdevvenetü’l-kübra, 1/194, İbrahim Halebî, Mülteka’l-Ebhur, (Ta’lik: Vehbi Süleyman el-Gavci) 1/120)

İmam-ı A’zam’ın Ramazan’da gündüz bir hatim, teravihte de bir hatim olmak üzere toplam altmış bir defa Kur’an’ı hatmettiği rivayet edilmektedir. (Tahtavi, Haşiye ala meraki’l-felah şerhi nuri’l-izah,s.337)

Muhammed b. İsmail el-Buhari, Ramazan ayının ilk gecesinde ashabı, eşi dostu talebeleri toplanır onlara teravih namazı kıldırırdı. Her rekatta yirmi ayet okuyarak hatmederdi. Ayrıca gecenin yarısından başlayarak son üçte birine kadar olan zaman diliminde Kur’an okur ve bu şekilde de her üç gecede bir hatmederdi. Gündüz de her gün bir hatim indirir, hatmi de iftar vaktinde bitirir ve “her hatim yapıldığında müstecap (kabul olunan) bir dua vardır” derdi. (Beyhaki, Şuabu’l-imân, 2/416)

Hatmin dinde yeri büyüktür. Din kitaplarında hatimle ilgili çok bilgi bulunmaktadır. İmam-ı Rabbânî hazretleri, (Ramazan-ı şerifte Kur’an-ı kerimi hatmetmek önemli bir sünnettir) buyuruyor. (1/45)

İmam-ı Zahidî hazretleri, (Hatim okuyan hafıza az hediye vermemelidir) buyuruyor. Hafız, pazarlık etmeden, Allah rızası için hatim okursa, okutanın hediye ettiğini alması caiz olur. Az diye itiraz ederse, aldığı haram olur. (Havi, Hadika, Berika)

Kur’an-ı kerimi kırk günde hatmetmek müstehabdır. Hatimden sonra yapılan dua kabul olur. Hatim bitince, yeniden hatme başlamak niyetiyle Fatiha okumalı. Hadis-i şerifte, (İnsanların en iyisi, hatmi bitirince yeniden başlayandır) buyuruldu. (Şir’a şerhi)

Kur’an-ı kerimin hatmedildiği yere rahmet yağar. Hatimde toplanmak ve hatimden sonra dua etmek müstehabdır. Abdullah ibni Abbas hazretleri, hatim okuyanın yanında adamını bulundururdu. Hatim biteceği zamanı işitince, kendi de hazır olurdu. Enes bin Malik hazretleri, hatmettiği zaman, çoluk çocuğunu toplayıp dua yapardı. Hatim bitince, ikincisine başlamak müstehabdır. (Kitab-üt-tibyan)

Kur’an-ı kerimi Fatiha’dan başlayıp Fil sûresine veya İhlas sûresine kadar okuyup, sonra olan birkaç sûreyi başkasına okutsa, o da birinciye vekil olarak kalan sûreleri okursa, Kur’an-ı kerimi başından beri okumuş olan, hatmetmiş olmaz. Bunlardan birini dinleyenler de, hatim dinlemiş olmazlar. Hiçbiri hatim sevabına kavuşamaz. (Behcet-ül-fetava)

HATİM İNDİRİRKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

Kur’ân-ı Kerîm’in yüce manalarını ve ondaki hikmetleri düşünerek okumaya çalışmaktır. Kur’ân okuyan kişinin dili lafızlarla meşgul olurken, kalbi de o lafızların manalarını düşünmekle meşgul olmalıdır. İbn Abbâs şu sözleriyle bu konunun önemini dile getirmiştir: “Âğır ağır, manasını düşünerek yalnız sure okumayı, tamamını okumaktan daha çok severim”.

Kur’ân okuyan kişi, rahmetle ilgili bir ayet okuduğunda gönlü mesrur olur ve Allah’ın kendisine de o rahmeti vermesi için dua eder. Bir azab ayeti okuduğunda da durur. O ayetin manası üzerinde düşünür, o âyet kâfirlerle ilgili ise, kendisinin iman üzere olduğunu itiraf eder ve “Allah’a inandık, sadece O’na” der, sonra da kendisini Cehennem azabından koruması için Allah’a dua eder. Kur’ân tilaveti böylece canlılık kazanır, okuyucu daima Kur’ân’ın kendisine hitap ettiğinin bilincinde olur, olmalıdır.

EN GÜZEL HATİM NASIL OLMALIDIR?

“Kur’an’ı okumaktan maksat onu anlamak ve yaşamaktır. Bu yüzden camide yapılan va’zı dinlemek, (manasını anlamadığı) Kur’an dinlemekten daha sevaptır denmiştir.(F. Hindiye V/317)

Yine bu yüzden, manasını düşünme mümkün olamayacağı için Kur’an’ı üç günden kısa sürede hatmetmek mekruhtur denmiştir.(F. Hindiye V/318) Çünkü Kur’an’ın kendi ifadesi ile o “hayatta olanları uyarmak için” indirilmiştir. Okunması da, yaşanmasını sağlayacağı için ibâdettir: Yoksa başlı başına “Kur’an hatmetmek” diye bir ibadet yoktur. Hatta Imam Mâlik: “Câmilerde Kur’ân’ın hatmedilmesi Resulullah’ın sünnetinde olan bir şey değildir.” (Kurtubî XX/248) derken, sırf hatmetmiş olmak için hatmetmeyi kastetmiş olmalıdır.

Onun için en güzel hatim; Kur’an’ın anlamaya çalışarak okunduğu hatimdir. Hepsini anlayamayan, imkânı kadar anlar. Meselâ Ramazanda mukabele okuyan kadınlar-erkekler, hiç olmazsa her cüzden bir sayfanın mealini, sağlam bir mealden okuyarak manasını düşünebilir ve böylece Kur’an’ın ne olduğunu bir nebze anlayabilirler. Kur’an’ı bir yılda bir kere hatmedebilen onu terk etmiş olmaktan kurtulmuş olur. Hafızların ise kırk günde bir hatmetmesi güzeldir. (F. Hindiye V/317)

Hatmin bitirilişinde “ihlâs suresi”ni üç defa okumanın hoş olmadığını söyleyen fıkıhçılar varsa da, çoğunluk bunun güzel olacağını, bunun okuma esnasında yapılan hatalar için bir telâfi sayılacağını söylemişlerdir. Kur’an’ı Kerimi dinleyen dinlemiş olma sevabı, okuyan da okumuş olma sevabı alır. Dinleyen okumuş olmaz.

KAÇ GÜNDE BİR HATİM YAPILMALIDIR?

Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem Abdullah b. Amr (r.anh)’a nasıl hatim yaptığını sorunca o: “Her gece” diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz: “Ayda bir defa Kur’an’ı hatmet” buyurdu. O ısrar edince 20 günde hatmetmesini, bir daha ısrar edince 10 günde hatmetmesini, daha fazlasını yapabileceğini söyleyince de Peygamber Efendimiz: “Şu halde 7 günde bir hatim yap, artık bunun üzerine artırma” buyurdular.

“Kur’an-ı Kerim’in hatmi çok sevaptır. Peyamber SAS’in: “Hatim indirildiği zaman yapılan dualar makbul olur.” diye bir müjdesi vardır. Peygamber Efendimiz mânâsı anlaşılmaz, takip edilemez diye üç günden az sürede okumayı tavsiye buyurmamıştır.

Ahmed ibn-i Hanbel Abdullah ibn-i Amr (RA)’dan rivayet etmiştir: “Kur’an’ı bir ayda bitir. Yirmibeş günde bitir. Onbeşte bitir. Onda bitir. Yedide bitir. Üç günden daha hızlı okuyan manasını fehmedemez, derinliğini kavrayamaz. Çünkü hızlı okuyacağım, diye geçer.” buyurmuş.

KIRAAT MİKTARI VE HATİM

Ebu Hanife şöyle der: “Kim senede iki defa hatmederse hakkını vermiş olur.” Çünkü resul vefat edeceği sene Cibril’e iki kez hatmetmişti.” Ahmet b. Hanbel ise: “Özürsüz hatmin kırk günü aşması mekruhtur” der. Abdullah b. Ömer de Kırk gün taraftarıdır. İmam Nevevi el-ezkar adlı eserinde hatim müddetinin şahıslara göre değiştiğini ifade eder. Ve şöyle devam eder: “Kişi anlayacağı kadar ayetle iktifa etmelidir.” Dini ve içtimai önemli mevkilerde olanlar işlerine mani olmayacak şekilde tilavet etmelidir. Bunların dışındakiler bıkkınlık sınırına vardırmadan kıraati mümkün mertebe çoğaltmalıdırlar.”

KUR’AN-I KERİM’İN OKUNMASI

Kur’an-ı Kerim okunması Müslümanlar için büyük bir ibadettir. Çok yüksek bir zikirdir. Kur’an-ı Kerim’i okumak zikirdir ve çok sevaplıdır. Peygamber SAS Efendimiz bu hususta pek çok teşviklerde bulunmuştur.

Kur’an-ı Kerim’in değil okunması, yüzüne bakmak bile çok sevaptır. İnsan okuma bilmese bile, bu Allah’ın kelâmıdır diye yüzüne baksa, sevap kazanır. Kur’an-ı Kerim’i sevmek, Allah’ın ismini sevmek, hürmet etmek dahi insana çok sevap kazandırır. Ama okunduğu zaman, sevap çok daha fazla olur. Hattâ Allah-u Teàlâ Hazretleri her harfine on hasene verir. O bakımdan Kur’an-ı Kerim tilâvet ve kıraatine çok önem vermek ve okumaya müdâvim olmak lâzımdır!

Kur’an-ı Kerim okunurken tertîl ile okunur. Tertîl ile okumak Kur’an-ı Kerim’in kendine mahsus bir güzel edâ ile okumaktır. Sahabe-i kiram öyle okumuşlardır. Peygamber Efendimiz öyle okumuştur. Yâni Kur’an-ı Kerim düz bir konuşma gibi, bir nutuk gibi okunmaz. Bir güzel edâ ve sedâ ile okunur.

Lahn-i Arab, yâni Arap’ın üslûbuna, şîvesine göre okunması, hüzünle okunması; ehl-i kitâbın kendi kitaplarını okudukları gibi değil de, daha böyle bir ciddî, vakarlı, dokunaklı şekilde okunulması tavsiye buyrulmuştur. Kur’an-ı Kerim’i kendisine mahsus, güzel Kur’an-ı Kerim okuyuşuyla okumak lâzımdır.

VEFAT ETMİŞ KİMSELERİN ARDINDAN HATİM OKUMAK

Mü’minin vefat eden bir kardeşine karşı görevleri vardır. Cenazesini kaldırır, geride kalanlarına bakar, yardımcı olur, göz kulak olur. Hayırla yâd eder, ruhunu şad edecek hatimler indirir, dualar gönderir, kurbanlar keser, hayır hasenat yapar.

Geçmişlerinin kabirlerin ziyaret eder, annesinin, babasının, dedelerinin, akrabasının, sevdiklerinin kabrini ziyaret eder. Ziyaret edemezse, uzaktan Yâsin okur, Tebâreke okur, çeşitli sureler okuyup, hatim indirip sevabını onlara bağışlar.

Kabir ehlini ziyaret etmek, uzaktan okunmuş hatmi ona göndermek; salât ü selâmlar, zikr ü tesbihat yapıp, yetmiş bin kelime-i tevhid, bin bir İhlâs-ı Şerif okuyup ona göndermek; onun namına kurban kesmek, hayır yapmak, sadaka dağıtmak… vs. mümkündür.

SONSÖZ

Hatim Kur’an’ın 114 suresinin tamamını, mümkünse sırasıyla ve acele etmeden, manasını anlayarak, Allah’ın muradını yakalamaya çalışarak sesli veya sessiz olarak, tercih edildiği gibi Ramazan ayında veya diğer aylarda okumaktır.

Kur’an’ın yılda en az bir kez hatmedilmesi kulun unuttuğu hakikatleri hatırlaması bakımından fayda sağlayacaktır. Hatim öncesi dua ve niyet etmek, hatim sonrası yapılmış her ibadeti takip ettiği gibi Yüce Allah’a dua ve niyaz etmek uygundur. Bu duanın şekli kulun kendisine bağlıdır.

Yüce Rabbim Kur’an okuyandan, okutandan, okunmasını teşvik edenden razı olsun!
Rabbim, her mü’mine ayetlerin manasını anlayarak okumayı, bu manaya göre yaşamayı nasip etsin!
Rabbim, kullarını Şeytanın vesvesesine uyarak anlamadan, acele, riya ve gösteriş ile Kur’an okumaktan uzak tutsun!
Rabbim okuduğumuz her harf nispetinde sevabımızı artırsın, bizlere rahmet ve merhamet etsin!
Amin!

De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise, bilsin ki o, Allah’ın izni ile Kur’an’ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir.” (Bakara 2/97)

Bu yazıyı okudunuz mu?

Bir ayet bir açıklama

Bir Ayet

Bir AYET bir açıklama

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

45 − = 36