Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kadere iman / HAYATIN GAYESİ
imanilmihali.com
hayat

HAYATIN GAYESİ

HAYATIN GAYESİ

Hayatın gayesi

Yüce Allah akıbetimi biliyor? O zaman niye yarattı? demek doğru değildir. Akıbetin ne olacağının Allah tarafından bilinmesi, bu âleme gelişi hikmetsiz kılmaz.
Yaratılış gayemiz ve dünyaya gelmemizin hikmeti ile Allah’ın akıbetimizi bilmesi arasında hiçbir münasebet yoktur. Dünyaya gönderilişimizin hikmeti, Allah’ın cennete veya cehenneme gideceğimizi bilmesiyle yok olmamaktadır. Sonuçta O herşeyi bilen, biz ise bilmeyeniz. Bilmediğimiz sürece de kader faslı bizim için hep muamma olarak kalacaktır. Başımıza gelecekler planlanmış ta olsa bilemediğimiz için bir şey farketmez ve hayırlara ulaşmak için amellerde yarıştığımız sürece kaybedecek birşeyimiz yoktur.
Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de, insanının yaratılış sebebini şu ayetiyle bildirmektedir:
“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat, 51/56)
Demek insanın yaratılışının gayesi; Allah’a ibadet etmek ve O’na kul olmaktır.
Yüce Allah hayatı ve hayatın hayat bulacağı ortamı yaratandır. O bununla tanınmak, anlaşılmak, sevilmek, saygı duyulmak, kudretini anlamak, korkulmak, kudret ve ilmini sergilemek istemiştir. Kullardan dileği bu yüce ilim, hikmet, irade ve kudrete saygı duyulup minnet edilmesidir.
Diğer varlıklara rağmen insanın yaratılması muhakkak bir dileme eseridir. Bir ihtiyaç değildir. Çünkü Allah bize muhtaç değildir. Bu yaratılışın hikmeti ise kötülüğe ve inkâra hatta isyana kayabilecekken hakikatin görünüp kulların kendisine yönelmesini yani kendisine kulluk edilmesini dilemesidir.
Bu hikmet ve yaratışta bizim kendi akıbetimiz değildir önemli olan. Bu yüzden Cenab-ı Hakk’ın ezeli ilminin akıbetimizi bilmesi, bizim bu âleme boşuna geldiğimiz manasına gelmez. Zira âlemin yaratılmasındaki en yüce gaye, insanların cennete veya cehenneme gitmesi değil, Allah’a iman ve itaattir.
İnsan bu âleme niçin geldiğini, bu kâinatın niçin böyle muhteşem bir şekilde yaratıldığını ve tüm bunlardaki ilahi maksatları idrak edebilirse, İlahi kaderin her şeyi bilmesinin bu saydığımız hikmetleri ve gayeleri yok etmeyeceğini de anlayacaktır.
Hem insan küçük bir âlemdir. İnsanın yaratılışının bir sebebi de Allah’ın isimlerine yaptığı bu ayinedarlıktır. Hatta diyebiliriz ki, şu koca âlemde ve meleklerde tecelli edemeyen isimler, şu küçücük insanda tecelli ederler.
Cennet yolcuları hüviyetinde tecelli eden güzellikler de, cehennem yolcularının hüviyetinde belirginleşen kötülüklerde Allah’a ait isim ve sıfatların bedenlerimizdeki tecellileridir. Dünya imtihanı sorular ve doğru cevaplardan teşkildir. Sınav olmadan akıbetimiz belirlenmiş olsaydı ilahi adalet tecelli eder miydi?
Yüce Allah, ezeli ilmi ile bizim akıbetimizi bildiği halde bu neticeyi bizlere de bildirmek ve hesap gününde itiraza mahâl bırakmamak için şu dünyayı bir imtihan yurdu olarak yaratmış, bizleri de bu âleme bir memur olarak göndermiştir.
Çünkü o bizi kadere mahkûm etmemiştir. Bizler kendimizi kadere mahkum etmiş, akıbetimizi kendimiz hazırlamışızdır. Allah’ın tüm rahmet ve merhametine rağmen bizler azımız cennete çoğumuz cehenneme dolacak şekilde arsız ve hayâsız yaşarken O izlemiş ve sonumuzu görüp kaderimizi ona göre şekillendirmiştir.
“Cehenneme gideceksem neden yaratıldım?” sorusu manasızdır çünkü bu yaratılış hikmetine de, ilahi ilme de, ezeliyet kavramına da, kulluk bilincine de aykırıdır.
Demek ki milyarlarca insan kötülükle yaşayacak ve yaşamıştır ki cehennem yaratılmıştır. Yoksa cehennem yaratıldığı için cehennemlikler seçilmiş değildir. Yani sebep cehennemin yaratılmış olması değil, cehennemlik milyarlarca insanın bulunmasıdır.
Hayat hep yeni umutlarla başlar. Yüce Allah taptaze, günahsız bedenlere ana rahminde hayat verir ve O’nun iyi bir kul olmasını diler. Ama sonra insan küçük büyük günah işledikçe meleklikten çıkar insan veya şeytan olur. İnsan olabiliyorsak şefaat ve affa aday olabiliriz belki ama şeytan oluyorsak yerimiz ve akıbetimiz cehennemdir.
Çünkü cennete sadece iman edenler ve arınanlar girecektir. Takdir Yüce Allah’ındır.
Hayat bulan kulun şansı iyiliklere yöneldikçe artacak, ahirette yüzü gülecek, ardından iyi insandı denecek ve inşallah mekânı cennet olacaktır. Kaderimizi Allah biliyorken bizim bilmiyor olmamız aslında bizim için şanstır. Çünkü biliyor olsak ya küsecek ve vurdumduymazlıkla bezenecek ya şımarıp böbürlenecektik. Aynı şey ecel bahsi için de geçerlidir. Kıyametin ve ecelin bilgisi bizde olsaydı aymazlığımız had safhaya çıkar sadece ecelimize yakın şükür ve tevbe ederdik.
Ama şimdi kaderimizden de ecelimizden de yeterince haberdar değiliz. Ama pekala farkındayız ki amellerimizle bu sonu kendimiz hazırlıyoruz.
O zaman yapılacak şey tırnaklarımızla dişimizle iyiliğe tutunmak ve fenalıktan fersah fersah kaçıp, akıbetimizin şefaate mazhar olabilmesi için yalvarmak ve hayırlı kul olmaktır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dinen kader ve kadercilik nedir

Dinen kader ve kadercilik nedir

Dinen kader ve kadercilik nedir Kader, ellerimizle işlediğimiz nakıştır. Yaşamın ve dinin önündeki en büyük ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir