Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Helak kıssaları / Helak edilen kavimlerle aynı akibeti paylaşmak
imanilmihali.com
Helak edilen kavimlerle aynı akibeti paylaşmak

Helak edilen kavimlerle aynı akibeti paylaşmak

Helak edilen kavimlerle aynı akibeti paylaşmak

Kur’an helak edilen kavimleri bir ibretlik ders olarak izah ederken, her birinin şatafatından, sütunlarından, azametlerinden, güçlerinden, boylarının uzunluğundan, sırçalı saraylarından bahseder, sonra bu servet ve güçle şımardıklarını anlatır, nihayet azma sebeplerinin başlarına açtığı inkar ve isyanı izah ederek Peygamberleri nasıl reddettiklerini ve helake müstehak olduklarını ispat ederek azapla nasıl tanıştıklarını gösterir. Yine bir avuç iman edenin peygamberleri ile birlikte kurtarıldığını, ve diğerlerinin tarihten silindiğini, yerine yeni bir ümmet getirildiğini ama kalıntıların ibret olsun diye orada bırakıldığını anlatır ki ahir zaman müslümanları onları görüp ders alabilsinler.

Azan toplumlardan bir tek Yunus Peygamberin kavmi vardır ki imansızlıktan sonra helakin sınırındayken imana dönmüş ve bir süre daha yaşayabilmiştir. Diğer toplumların ise azgınlıkları o denli yoğundur ki Peygamberin tüm izah ve ikazları, gösterilen mucizeler dahi onları ıslaha yetmemiştir.

Hele bir İsrailoğulları vardır ki helak edilmemiş lakin sayısız lutfa ve üstünlük verilmesine rağmen her defasında azmış, her defasında Yüce Allah’a ahid verdikleri halde yeminlerinden dönmüştür. Onların en büyük belası ise şirke düşmek yani azgınlık ve sapıklıkla vazgeçemedikleri şeytana tapmakta tavan yapmışlardır. Nitekim lanetleri hem ahirete hem bu dünyaya ait olduğundan da tıpkı iblis gibi bir sınav vesilesi olarak lanetlenmiş halde yaşamaya devam etmekte ve ahirette ki kesinleşmiş cehennem azaplarını beklemektedirler. 

Her bir kavmin ortak paydası isyan ve inkar olduğu halde günahları farklıdır veya Kur’an farklı günah sahibi kavimleri bizlere örneklemek için vermiştir. Doğrusunu Allah bilir ama onların kavimsel olarak helaklerine sebep olan belaların toplamı şu an İslam ümmetinde hem de fazlasıyla vardır.

İslamı mescide ve mezara mahkum edenler, peygambere ve dine yalan söyletenler ve aldatanlar/aldananlar şunu çok iyi bilmelidir ki; HİÇBİR KAVİM namaz kılmadı, başını örtmedi veya zekat vermedi diye helak edilmemiş, tamamı imandan uzaklaştığı ve azgınlıkla bozgunculuk yaptığı için yeryüzünden silinmiştir.

Çünkü ibadet bireyseldir ve yapmak veya yapmamak toplumun gidişatına değil sadece kulun kendi akibetine tesir eder ama ahlak ve salih amel zafiyeti, haram ve şerde yarışmak, şeytanlaşmak, imandan ve Kur’an’dan uzaklaşmak toplumun tamamını bir hastalık gibi sarar ve o toplum önce karantinaya alınır, sonra ise umut kesilince tarihe gömülür.

Bu nedenle bu ümmetin adı Yunus Peygamberin kavmi gibi imana geri dönene, Allah’ın indirdiği ile buluşana (Kur’an, akıl, bilim, vicdan, eşitlik ve özgürlük, evrensel insan hakları) kadar İslam ümmeti değil günah ümmetidir.

Hatırlanacak olursa o toplumların helak sebepleri özetle; cinsel sapıklık, büyüklenme, ölçü ve tartıda hile, yeryüzünde bozgunculuk, imansızlık, sahte ilahlara tapma, yedek ilahlar üretme, putlara meyil, Peygambere itaat etmeme, peygamberi öldürme, Allah’ın sınırlarına uymama, haram ve helalleri değiştirme, inkarda ısrar, ihanet, hayasızlık, imarda şahlanarak büyüklenme, dev ve gösterişli binalarla rekabet, şükretmemek, Allah’ın devesine (ahir zaman için kutsallarına) riayet ve saygı göstermemek olarak toparlanabilir ve acıdır ki ahir zaman İslam aleminde bunların tamamı yaşayan bir örnektir.

Keza Lut ve Nuh peygamberlerin hanımları dahi inkarcılarla işbirliği yaptığı için helak olmuş ama firavunun karısı örneği gibi en katmerli zulüm altında dahi imana sarılanlar cennetle müjdelenmiştir.

Bu azgınlar o haldedir ki ıslah ve helak için gelen haberci meleklere cinsel olarak musallat olmayı düşünecek kadar hain ve zalimdir. Nitekim Kur’an o kavimlerden lanetle ve helaklerinin çok kısa ve kolayca yapıldığını anlatır.

Şimdi durup bu ümmetin acınası haline bakmak lazım gelir ki Kur’an’dan başka kitap ve Hz. Peygamberden başka Peygamber gelmeyecektir. Şayet gelseydi bizler için aynı Ad, Semûd, Nuh, Lut kavmi benzeri lanetlemelerde bulunur ve biz zaten o ana kadar helak olmuş olacağımızdan bir harabe kalıntısı olurduk.

Şayet o kutsal kitap gelseydi bu ümmetten; Kur’an’ı hayatın dışına iten, Peygambere yalan isnat eden, uydurma hadislerin peşine düşen, Kur’an ahlakından nasiplenmeyen, eş cinsellikte ileri giden, fuhuş ve zinada sınır tanımayan, sübyancılık ve oğlancılık yapan, hırsızlık ve haksızlıkta öğüt dinlemeyen, yalan ve iftirada ileri giden, haksızlık ve adaletsizlikte sınır tanımayan, nefse, paraya, kişi ve varlıklara ilah diye tapan, salih ameli terk eden, dünya malını bakileştiren, ahireti unutan, dini ve Allah’ı yalanlayan, ölçü ve tartıda organize olarak hile yapan, iman sahiplerinin kabuğuna çekildiği, “Ben Allah’tan korkarım” diyenlerin azınlıkta kaldığı bir ümmet diye bahsederdi.

Helak sebebi olarak Kur’an’ı okumadılar, Peygambere itaat etmediler, Allah’a ortak koştular, şeytanın adımlarını izlediler, iman etmediler, Peygambere yalan isnat ettiler, Kur’an’ın manasını değiştirip, muhkem ayetleri (farz ve nassları bırakıp) müteşabih ayetlerin peşine düştüler, zalimlere uydular, hurafelere ve örflere daldılar, aklı işletmediler, Kur’an ile ahlaklanmadılar, dini böldüler, aralarında parçalandılar, birbirlerine düşman oldular, güzel öğüt verenleri taşladılar vs. denilirdi.

Devamında da onları yakalayan korkunç bir sesti, suda boğduk, depremlerle yok oldular, başlarına düşen taşlarla yok oldular, onları yakalayan sadece yıldırımdı, kuşların attığı taşlarla yok oldular gibi ifadeler kullanır ve bir avuç iman sahibinin kurtarıldığı, bu ümmetten geriye kalan harabelerde hala o helakın izleri olduğu anlatılırdı. Nihayet silinen bu ümmetin yerine yeni bir ümmet getirildiği duyurulurdu.

Yaşanan bunca felaket, açlık, adaletsizlik, rahmetsizlik hatta Kabe’ye yıldırım düşmesi bize bir şeyler anlatmıyor mu?

Helak edilen kavimlerle aynı akibeti paylaşmak istemiyorsak, onların helakine sebep ne varsa terk etmek lazımdır. Belki toplu bir helak olmayacaktır, belki helak asla olmayacaktır lakin bu beraati değil ahirete devreden azabın daha büyük olacağını gösterir.

Bu dünyada helak edilen kavimler ecel ile cezalarının bir kısmını çektiği için şanslıdır ve ahiret borçları azdır. Ama helak edilmeyen, edilmeyecek bir İslam ümmeti cezasının tamamını ahirete bırakacağından çok daha feci sonlara müstehaktır.

Çözüm ve çare Kur’an’da, ıslah ve terbiye O’nda, nur Allah yolunda, hidayet imanda, tevhid şanı İslam’dadır. Putlardan sıyrılıp, şirklere son verip, imana sarılmak, öğüt dinlemek ve Kur’an ile öğüt vermek nefisleri kurtarabilecek olandır.

Yoksa bizlerde ‘İsrailoğulları gibi’ helak edilmeden bu dünyaya bela olmak için  bırakılmış ve lanetlenmiş olmayalım?

Herşeyin başı “Ben Allah’tan korkarım” diyebilmek ve “Sadece Allah” diyebilmektir.

Tüm rıza ve hevesler, tüm istek ve arzular “Allah RIZASINA” endekslendiği anda korkulacak bir şey kalmayacaktır. Bu rıza terk edilir veya yanına nokta kadar dahi başkaca şeyler konursa durum aynen helak edilen kavimlerin acınası hali gibi olacaktır.

Allah bizleri helakten, helak olacaksa yakalananlardan eylemesin.

Rabbim bizleri Kur’an ve Peygamber davetine uyanlardan ve kurtulanlardan eylesin. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

küfür

Kavimler neden helak edildi

Kavimler neden helak edildi HELAK EDİLEN KAVİMLER VE GEREKÇELERİ “…Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir