Anasayfa / BAŞ YAZILAR / Her müslümanın bilmesi gereken itikadi bilgiler
imanilmihali.com
itikad

Her müslümanın bilmesi gereken itikadi bilgiler

Her müslümanın bilmesi gereken itikadi bilgiler

İman; kader, gayb, ahiret, ruh gibi bir muamma, gizem ve en büyük nimettir. Tüm peygamberlerin ilk ortak mesajı sadece Allah’ı bilmeyi, diğer varlıkları ilahlaştırmamayı tebliğ ve nasihat etmektir. Bu tevhiddir, imandır, takvadır.

İnsanın yaratılışını anlatan ayetler ahirete ışıktır ve yaşam sınavının çerçevesini çizer. İblisin insanı kıskanarak ve cehalet-kibir etkisiyle ettiği yemin insanın bu sınavdaki en büyük korkusu olmalıdır. Yüce Allah’ın ahdi ise imanlı kulların şeytandan korunacağına ve cennetlerle müjdeleneceğine dairdir. Akıllı ve şuurlu insan bu iki ahde göre yaşamalı, doğru olanı seçmeli, mazeretlere sığınmak yerine hak olana hizmette yarışmalıdır.

İman, bu idrakin ve teslimiyetin ortak adıdır.

Her müslüman Mü’min olmaya çalışmalı, her mü’min ana istikametten ayrılmamaya özen göstermelidir. Çünkü zalim, cahil, nankör insan meyletmeye, şeytan ve nefse uymaya çok heveslidir.

Dünya geçici bir sınav alanından ibaretken nefis ve şeytanlar bu yaşamı nihai göstermek hevesindedir ve asıl gayeleri fıtratı unutturmak, misakı yalanlatmak, batılı hak olanın üzerine geçirtmektir.

Mü’min her zaman ve her yerde istikametini Allah’a çeviren, ölse de şerre teslim olmamaya gayret edendir.

Aşağıda özetlenen “her müslümanın bilmesi gereken itikadi bilgiler” her müslümanın dikkate alması, unutmaması, ertelememesi gereken ana kaidelerdir ki, doğrusunu Allah bilir, imanlı yaşamak en başta gelen kaidedir.

İTİKAT

İman, diğer adıyla itikat, kalpten gelen samimi inanç ile tek ve Yüce Yaratıcı Allah’ı bulabilmek, anlayabilmek, sınırlarına saygı göstermek, sevmek, güvenmek, sığınmak, sadece O’ndan beklemek, başkaca ilah tanımamak, mülkü ve kudreti sadece Allah’a teslim etmek, O’na eş, ortak, benzer, evlat yakıştırmamak ve bunu dil ile de ifade etmektir.

Amel imandan değilse de Allah yolunda mücadele demek olan cihad en başta nefisle ve sonra tüm Allah düşmanlarıyla yapılan mücadele olarak imanın ispatı durumundadır. Diğer amel ve ibadetler ise imandan bir parça değildir.

İman etmek ile İslam’a girmek ayrı şeylerdir ki İslam’a girmenin şartı kelime-i şehadeti ifade etmek, imanın şartı bunu sadece dille söylemek değil kalpte yaşatmak ve hayata yansıtmaktır.

İman, Allah’a, ahirete, kutsal kitaplara, peygamberlerin tamamına, meleklere, kaza ve kadere inanmayı gerektirir ki biri noksan olursa iman tamam olmaz.

İcmâlî İman, iman bahsinde geçen inanılacak şeylere kısaca ve toptan inanmak demektir.

Tafsîlî İman ise inanılacak şeylerin her birine, açık ve geniş şekilde, ayrıntılı olarak inanmaktır.

Delillere dayalı olmaksızın sadece çevrenin telkini ile meydana gelen ve âdeta kişinin İslâm toplumunda doğup büyümüş olmasının tabii sonucu olarak gözüken imana taklîdî iman denilir.

Delillere, bilgiye, araştırma ve kavramaya dayalı imana ise tahkîkî iman denir. Aslolan her müslümanın tahkîkî imana sahip olması, neye, niçin ve nasıl inandığının bilincini taşımasıdır.

İtikat, hanif olmayı, tevhidi, takvayı gerektirir.

Hanif olmak ise sadece Allah’ı bilmek ve Malik bellemeyerek teslim olmak, tevhid sadece Allah diyebilmek, takva Allah’ın sınırlarına sadakat, gayret, muhabbet, sevgi ve teslimiyettir.

Bu manada İslam’a girene Müslüman, iman eden Müslümana mü’min denir.

Müslümanın kelime anlamı “Allah’a teslim olan”dır. Lakin her müslüman mü’min değildir.

Mü’min İslam’a giren ve imanla yaşayandır ki her mü’min aynı zamanda müslümandır.

ALLAH’A İMAN

İmanın başı ve özü demek olan Allah’a iman, Allah’ı tek Yaratan kabul etmek, eş ve ortak atamamak, ilahi kudrette yetki ve kudreti sadece Allah’a teslim etmek, O’nun ilim ve düzenine, doğru yol ve ahlakına, sınırlarına gönülden bağlı olmaktır.

Allah’a iman, göz yaşı döktüren, tüyleri diken diken eden, kalpleri ürperten sevgi, secdede huzur, kainattaki alamet ve ayetlerden Allah’ı bulabilmektir.

Allah’a iman, diğer tüm iman edilecek alt başlıkları ve diğer tüm yaratılanları Allah için sevmek, anlamak ve merhamet etmektir.

Allah’a iman, samimi sevgi, acizliği kabul, Allah rızası için yaşamaktır.

Allah’a iman, dinin Allah’ın olduğunu, şefaatin, hükmün ve kudretin sadece O’na ait olduğunu, helal ve haram belirleme yetkisinin sadece O’nda olduğunu kabul ve kalben tasdiktir.

Allah’a iman, Allah’ın iman edenlerin dostu ve velisi olduğunu anlamaktır.

AHİRETE İMAN

Ahirete iman, gayba, görünmeyene, berzah ötesine, ölüm sonrasına sadece Allah emrettiği, Peygamber bildirdiği için inanmak, hesap ve mizana, cennet ve cehenneme, dünyanın ahiretin tarlası olduğuna, hak yemenin külfetine, sorumsuz yaşamanın ceremesine, imanla yaşayıp ölmenin ise sonsuz nimetler bahşedeceğine inanmaktır.

Ahirete iman dünyanın geçici bir sınav alanı olduğunu kabul, hayatın ve ecelin bu sınav için bahşedildiğini idraktir.

Ahirete iman, sonsuz yaşamın, gerçek hak ve nizamın Allah katında olduğuna inanmaktır.

Ahirete iman, takvanın dünyada değil, Allah katında insanlar arası üstünlük ölçüsü olduğunu anlayabilmektir.

Ahirete iman, boynuzlu hayvanla boynuzsuzun bile birbiriyle helalleşeceğini anlamak, orada zerrece haksızlık yapılmayacağını bilmek, yapılan tüm iyilik ve kötülüklerin orada karşılık bulacağını bilmek, kötülüklerin azapla, iyilik ve güzelliklerin müjdelerle karşılık bulacağına inanmaktır.

Ahirete iman, sadece Allah diyemeyenlerin, şirke ve şeytanlara bu dünyada tutsak olanların acı ve azaplar içinde pişman ve sefil olacaklarına şehadet etmektir.

Ahirete iman cennetlere sözde müslümanların değil “sadece iman edenlerin” gireceğini anlayabilmektir.

KUTSAL KİTAPLARA İMAN

Kutsal kitaplara iman, semavi kitap ve sayfaların tamamının Allah katından olduğuna, tamamının Levh-i Mahfuz’dan parçalar olduğuna, tamamının Peygamberlere vahyedildiğine, tamamının hak olduğuna ANCAK Kur’an-ı Kerim hariç diğerlerinin insan eliyle tahrif edildiklerinden geçerliliklerini yitirdiklerine inanmaktır.

Kutsal kitaplara iman diğer kutsal kitapların mutberliklerinin ancak Kur’an’a uygunlukları ile mümkün olduğunu kabul etmektir.

Kutsal kitaplara iman, Kur’an’ı hak din İslam’ın tek kaynağı kabul etmek, Peygamberin tebliğ, davet, nasihat ve örnek yaşayışının, ibadet ve yaşama ait tüm öğretilerinin, mücadele ve ikazlarının tamamının Kur’an istikametinde olduğunu, Peygamberimizin de dini Kur’an’dan öğrendiğini kabuldür.

Kutsal kitaplara iman, Kur’an’ın kelam sahibi Yüce Allah’ın korumasında değiştirilemez olarak muhafaza edilen, kıyamete kadar baki kalacak ve ahirete esas teşkil edecek emir ve yasakların tek kaynağı olduğunu kabul etmektir.

Kutsal kitaplara iman, Kur’an’ı okumak, anlamak, hayata yansıtmaktır.

Kutsal kitaplara iman, kutsal olanın arapça değil Kur’an olduğunu idraktir.

Kutsal kitaplara iman, Kur’an’ın tartışma üstü tek dini kaynak olduğunu tasdiktir.

Kutsal kitaplara iman, helal ve haram belirleme yetkisinin sadece Allah’ta olduğunu kabul, dinin sadece Allah’ın olduğunu tasdiktir.

PEYGAMBERLERE İMAN

Peygamberlere iman, tüm Peygamberlerin Allah’ın sevgili ve güvenilir kulları olduğunu, tamamının ilahi vahye muhatap olduklarını, tamamının hak dini teblig ve davet ettiklerini kabul etmektir.

Peygamberlere iman, kutsal kitaplar tahrife uğrasa da, peygamberlerin mesajlarının tevhide ve takvaya hizmetten başka maksat güdemeyeceğine, tahrif edilemeyeceğine, aktarılan o peygamber sözü başka maksatlara ve Kur’an hilafına bir şeye hizmet ediyorsa yalan ve sahte olduğuna inanmaktır.

Peygamberlere iman, Hz. Peygamberimizin (sav) son peygamber olduğuna ve başkaca peygamber gelmeyeceğine inanmaktır.

Peygamberlere iman, Hz. Muhammed’in (sav) tüm zamanlara ve insanlığa, diğerlerinin sadece kendi kavimlerine gönderildiğini anlamaktır.

Peygamberlere iman, onların melek veya günahsız olmadıklarını, tamamının birer beşer olduklarını idraktir.

Peygamberlere iman, İslam adına tartışma üstü tek kişinin Hz. Muhammed (sav) olduğunu tasdiktir.

MELEKLERE İMAN

Meleklere iman, onların nurdan yaratılmış, hizmette kusur etmeyen, verilen işleri layıkıyla yapan, mü’min dostu, güvenilir ve dürüst varlıklar olduğunu kabul, cinsiyetleri, kanat sayıları hakkında yorum yapmanın yanlış, baş meleklerin Allah’ın emir kulları olduklarını anlamaktır.

Meleklere iman, Peygamberlerin melekler olmadıklarını kabul, meleklerin zalim ve kafirlere düşman, mü’minlere her iki cihanda da dost ve duacı olduklarını idraktir.

Meleklere iman, her iş ve sözümüzün meleklerce kaydedildiğini anlamak, onların güvenilir ve kötülük bilmez varlıklar olduğunu kabuldür.

Meleklere iman, meleklerin Allah’ın emriyle kafir ve müşriklere karşı acımasız olduklarını, savaşlarda iman ordularına yardım yaptıklarına inanmaktır.

Meleklere iman, ecel meleklerinin mü’minlerin canını acıtmadan, kafirlerin canını acıtarak aldıklarına inanmaktır.

KADERE VE KAZAYA İMAN

Kadere iman, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna, Allah’ın zulmetmeyeceğine ama insanın zalim olduğuna, başa gelen herşeyin ilahi katta malum olduğuna, akibeti, gaybı, zaman öncesi ve sonrasını bilenin sadece Allah olduğuna inanmaktır.

Kadere iman, Allah’ın akibetimizi bilmesinin cüzi iradelerimizle yapmakta olduğumuz tercihlerimizdeki sorumlulukları kaldırmadığını kabuldür.

Kadere iman, kulun cüzi iradesi ile dilediklerinin, külli irade sahibi Allah tarafından kabulü ve rızayı müteakip hayata geçtiğine inanmaktır.

Kadere iman, tüm iş ve oluşlarda niyet ve istek sahibi biz olsak ta kesin karar ve onayın Yüce Allah’a ait olduğunu idraktir.

Kadere iman, herşeyi kaderden bilmek, tevekkülü çalışmamak olarak nitelemek demek olmadığını anlamaktır.

Kadere iman, kişilerin, toplum ve devletlerin de, dünya ve kainatın da bir kaderleri oduğunu, ölçü ve nizamın, kural ve kaidelerin tüm yaratılanlar için en baştan belirlendiğini, Allah’ın yaratmayı müteakip kullarını ve varlıklarını başıboş bırakmayıp sürekli bir iş ve oluşta olduğunu kabuldür.

Kadere iman, İslam ile emredilen şura ve biat ilkelerine itimat, ilahi esas ve ilkelere rıza, fıtrat ve misaka sadakattir.

Kadere iman, oku atanın biz olmadığımızı bilmek ama oku atmak istemekle vebalinin bize ait olduğunu anlamaktır.

İSLAMİYET

Sadece Allah’a teslimiyet, barış, huzur ve esenlik demek olan İslamiyet, ahir zamanın tek hak dini, kurtuluşun anahtarı, yaşamın gayesidir.

İslamiyet, tahrif olmuş diğer dinleri kabul eden ama tahrif edildiklerini onaylayan, diğer kitap ve peygamberleri onaylayan ama sadece Kur’an’I makbul gören, batıla ve şerre düşman dinin adıdır.

İslamiyet, sadece Allah’ı bilmek, O’na eş, ortak, evlat yakıştırmamaktır.

İslamiyet, teslis inancı gibi üçlemelere düşman olmak, Allah’a oğullar, meleklerden kızlar yakıştırmamaktır.

İslamiyet, tüm zamanların, mekanların ve yaşayan şuurluların ortak dininin adıdır.

İslamiyet, imanla başlayan, ibadet, ahlak, salih amelle kendisin i ispat eden doğru yol üzeri yürüyüştür.

İslamiyet sadece Allah rızasını esas alarak nefes almaktır.

İslamiyet, şehadet getirmek, namaz kılmak, zekat, hac, oruç gibi ibadeti şartları yerine getirmek ama en başta bunları riya ve gösteriş bulaştırmadan imanla desteklemektir.

İslamiyet, imanla başlayan yürüyüştür.

İslamiyet, dünyanın kurtuluşu, huzur ve barışın şartı, insanca yaşamanın adıdır.

İBADET

İmanla beslenen, huşu ile icra edilen dini amellerin ortak adı olan ibadet, İslamiyet’te Hz. Peygamberin öğrettiği şekilde icra ve eda edilen bir acizliği kabul ve kulluğunu ispat eylemidir.

İbadet, imanın varlığına şehadet eden, güçlendirilmesine katkı sağlayan, nefisleri terbiyeye imkan sağlayan Allah’a yöneliştir.

İbadet, içerisinde iman, sevgi, muhabbet, samimiyet ve tevazu barındıran bir aklanma, bir miraçtır.

İbadet, sadece Allah emrettiği için, emrettiği kadar, emrettiği zaman ve şekilde huzura çıkmaktır.

İbadet, küçük ve inşallah büyük günahları temizleyen bir af sistemidir.

İbadet, içerisine riya ve gösteriş katılmadığında kurtuluş, karıştığında azaptır.

İbadet, sadece Allah’a, sadece Allah rızası için, sadece Allah emrettiği için yapılan bir kulluk göstergesidir.

İbadet, kullukla birlikte, varlıkların yaratılış gayesidir.

İmansız ibadet, spordan ibarettir.

AHLAK

Ahlak, örflere, toplumlara, zamana göre değil inanç ve itikada uygun güzelliğe ve iyiliğe hizmet gayretidir.

Ahlak, dini mana taşıyan, Allah’ın hak ve adaletine uygun, güzellik ve huzura giden yolları temizleyen, eşitlik, özgürlük, adalet gibi güzellikleri yaşatan bir izzettir.

Ahlak, iman ve ibadeti süsleyen, yaşamı güzelleştiren, iç huzuru artıran bir melekedir.

Ahlak, iyiye hizmet ederse güzel, kötüye hizmet ederse kötü ahlaktır.

Din ile emredilen güzel ahlak, yardımı, sevgiyi, muhabbeti, paylaşmayı ve sınavda bir diğerine fayda sağlamayı gerekli kılar.

Ahlak, kulların dini yaşatma ve güzelliği egemen kılma gayretinin ortak adıdır.

Ahlak, Kur’an’a, Peygamberin öğretilerine, vicdana ve akla uygunluk, esenliğe hizmettir.

Ahlak, namuslu, doğru, dürüst, tevazu ile, hoşgörü ve sağduyuyla yaşamak, affetmeyi bilmek, sevmeyi kolaylaştırmaktır.

Ahlak, şeytanın ve nefsin kötü ve çirkin emellerine alet olmamak, çirkinlik emreden fısıltılara kulak asmamak, kimse görmesede bir gören olduğunu bilmektir.

Ahlak, ortada kimse yokken bile ahlaklı davranmaya devam edebilmektir.

Ahlak, kişisel, toplumsal, evrenseldir.

Ahlak, iman ve ibadetin meyvesi, salih amelin gereği, Allah emridir.

SALİH AMEL

İmanla beslenen, ibadet ve ahlakın meyvesi olan salih amel, hayırlarda yarışmak, başkaları için üzülmek, başkalarının sevinciyle gülmek, paylaşmak, komşusu açken tok yatmamaktır.

Salih amel, hayra, güzele, doğruya hizmet eden herşeydir.

Salih amel sadece güzel işler yapmak değil aynı zamanda kötü işlere de engel olmak arzusudur.

Salih amel, aklı ve ruhu, kalbi ve vicdanı doğru ve güzel işlere kılavuzlamaktır.

Salih amel, samimi, içten gayretlerdir.

Salih amel, Allah rızası için yapmak, Allah’ın azabından korkarak kötülüklerden vazgeçmektir.

Salih amel, sadece iyi işler yapmak değil yapamasa biel o iyi işlere niyet ve gayret etmektir.

Salih amel, amellerin niyetlere göre olduğunu en baştan kabuldür.

Salih amel, beklentisi nispetinde sahibine fayda saplayan beşeri hallerdir.

Salih amel kulun gücü ve kabiliyeti miktarıncadır ve veren el alan elden her zaman üstündür.

Salih amel ile elde edilecek sevap kulun has niyeti miktarıncadır.

ŞİRK VE KÜFÜR

Küfür; dini ve ilahi gücü inkar etmektir. Bunu yapana kafir denir.

Şirk; dini ve Allah’ı inkar etmemek ama Allah’ın yanına bilinçli olarak bir eş veya ortak atamak, bu sayede ilahi ilim ve kudreti paylaştırmaktır. Bunu yapana da müşrik denir.

Münafıklık; inanıyor görünüp aslında inanmama halidir ve bunu yapana da münafık denir.

Cehennemde en aşağıda müşrikler, üstünde münafıklar ve onlarında üstünde kafirler olacaktır.

Yüce Allah (cc) şirk ile ölmek durumunda kulunu affetmeyeceğini, diğer tüm günah ve hataları affedebileceğini buyurmuştur.

Şirk, şeytanın dini, hiyerarşik olarak ilahi kudreti parselleyen şeytani anlayışın adıdır.

Şirk, puta tapmak değil, putların ardındaki varlıkları ilahi güce ortak etmektir.

Ateistlik küfür değil saçmalıktır. Küfür imkansızdır. Allah’ı inkar etmek akıl sahibi insanların işi değildir.

Başkaca şeylerin yaratıcılığına veya tesadüfi olduklarına inanmak küfür değil şirktir.

Şirk’in büyüğü, küçüğü, gizlisi, açığı gibi pek çok çeşidi vardır.

Nefis, ibadet, kişi, varlık putlarına tapan modern zaman insanlarının eylemleri küfür değil şirktir.

Medeti, rızkı, nimeti, şifayı sadece Allah’tan beklemeyen her iş şirktir.

Şeytan en büyük düşman ve en kötü yol göstericidir.

SON SÖZ;

Allah mü’minlerin velisidir. Allah kafir ve mü’min herkesin Rahman’ı ama sadece mü’minlerin Rahim’idir. Fatiha Allah’a verdiğimiz sözü her rekatta tekrar tekrar ifade etmektir.

Şeytan en kötü arkadaş ve yol göstericidir. Şirk bir yanılgı veya küfür değil, şeytanın dinidir, kasıtlıdır, çıkarcı zihniyet, hain nefis ürünüdür.

İman, şeytanlara karşı ilahi koruma kalkanı, kurtuluşun anahtarı, cennetlere giden yolun başıdır.

Rabbim imanlı kullarını korusun. Amin.

 Her müslümanın bilmesi gereken itikadi konular

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir