Anasayfa / İMAN ESASLARI / Ahirete iman / Herkesin imtihanı farklıdır
imanilmihali.com
Herkesin imtihanı farklıdır

Herkesin imtihanı farklıdır

Herkesin imtihanı farklıdır

Dünya yaşamının rastgele, tesadüfi, fizik olayları neticesi ortaya çıktığı iddiasındaki küfür cephesi acaba şu aşağıdaki ayeti hiç okumuş mudur? Acaba kendisini Müslüman sanan kaç kişi bu ayeti anlayarak okumuş ve sonra tefekkür etmiştir? Acaba kaç mü’min bu ayet ışığında yaşamaya çalışmaktadır?

“Elif Lâm Mîm.  İnsanlar, “İnandı k” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler. Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir. (Ankebut 29/1-3)

Bu ayet, dünya sınavının en berrak izahı ve Allah’ın tek ilah olduğunun da delilidir. Dünya hayatının boşuna yaratılmadığının da.

Keza aşağıdaki ayette de insana bahşedilen nefes, nefis, irade, kulak, göz dahil her şeyin lütuf değil sınav için olduğu ve hayat denen kısa serüvende tüm insanların muhakkak sınav edileceği, kurtuluşa da ancak sabreden ve imanda sabit kalanların ereceği buyrulmaktadır.

“Şüphesiz biz insanı, karışım hâlindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık. Şüphesiz biz onu (ömür boyu yürüyeceği)  yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kat eder.” (İnsan 76/2,3)

Kısaca hayat ve ölüm imtihan için var edilmiştir, dünya fanidir, asıl hayat bu sınav sonrasındaki yaşamdır ve o yaşamdaki yerimiz bu dünyada halen yapmakta olduklarımızla, bu dünya sınavında başardıklarımızla belirlenecektir. Ve bu sınav, mallarla, canlarla, kazanç ve kayıplarla olacak, insanlar iradeleri dahilinde yaptıkları veya yapmadıkları amellerle, bazen de iradesi dışında gelişen olaylara verdikleri tepkilerle imtihan edilecektir. Bu yüzden milyarlarca insan, coğrafyaya dağılmış yüzlerce toplum ve birbirinden inanç bakımından da farklı sayısız mizaç ve kişilik vardır. Ve sınav her sene bir veya iki kez büyük musibetlerle kendisini göstererek, nefisler hayır ve şer ile de denenir. Doğru cevap ise daima imandır.

“O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş’ı  su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır…” (Hud 11/7)

“(Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir.” (Furkan 25/20)

“Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır; Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır.” (Tegabun 64/15)

“ … Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.” (Maide 5/48)

 “Görmüyorlar mı ki, onlar her yıl bir veya iki kere belâya çarptırılıp imtihan ediliyorlar. Sonra ne tövbe ederler, ne de ibret alırlar.” (Tevbe 9/126)

“Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.” (Enbiya 21/35)

“İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, “Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.” (Zümer 39/49)

ŞİMDİ LÜTFEN BURAYA DİKKAT!

Hayati öneme sahip bahsedeceğimiz bu konu çoğu zaman gözden kaçmaktadır. Ancak sınavın en değerli ipucu da budur. Önce ayeti okuyalım.

Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir. Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir.” (Al-i İmran 3/185,186)

Buradaki tüyler ürpertici Kur’an mucizesi şudur; dünya denen sınavda ecele dek insanları İKİ KESİM yoracak, ezecek, saptıracak, kahredecek, zulmedecektir. BUNLAR; KENDİSİNE DAHA ÖNCE KİTAP VERİLENLER YANİ YAHUDİLER VE ALLAH’A ORTAK KOŞANLAR YANİ MÜŞRİKLER.

Şimdi arkanıza yaslanın ve yaşananları düşünün.

İMAN CEPHESİNİN YALNIZLIĞINA, BEDBAHTLIĞINA, MAZLUMLUĞUNA, DÜNYANIN KAPKARA HALE GETİRİLMESİNE, KALPLERİN BURULMASINA, VİCDANLARIN SIZLAMASINA KİMLERİN SEBEP OLDUĞUNU VE OLACAĞINI KUR’AN’IN ASIRLAR ÖNCE İŞARET ETTİĞİNE ŞİMDİ TANIKLIK ETTİNİZ Mİ?

Şimdi yakın zamanlarda yaşadıklarımıza sebep nelerin ve kimlerin olduğunu anlayabildiniz mi?

Bunun ilk veya son olduğunu sanıyorsanız aldanıyorsunuz. Çünkü şeytan ve askerleri kendilerine Yüce Allah tarafından verilen sürenin son demine kadar iman düşmanlığı yapmaya devam edecektir. Bu düşmanlık zorlama şeklinde değil aldatma ve süslü gösterme şeklindedir.

Herkesin sınavı farklıdır ANCAK bu yukarıda bahsedilen ortak düşmanlar herkes için aynıdır.

Kur’an, milliyetler, ümmetler, farklı coğrafyalar ile ilgili asla husumet cümleleri kurmaz, Kur’an’ın tek düşmanı vardır; zulüm. İşte yukarıdaki iki kesim bu zulüm çetesinin elebaşlarıdır ki padişahları şeytan yani İblis’tir. İblisin daha insan yaratılırken ettiği şeytanlık yeminini hatırlamak için buradan okuyabilirsiniz.

Şeytan ve askerleri, soyu ve evliyası ve ona uyanlar düşman kesildikleri ve aldatmaya çalıştıkları herkese farklı yaklaşır, değişik oyun ve hilelerle, ZORLAMADAN kandırır. Zorlamaz çünkü gücü yoktur ve zorlarsa mesuliyet kendisine ait olur. Bunun yerine kibirleri, yalanları, günahı ve haramı süslü göstererek aldatır. Ahirette de ben onları zorlamadım ki diyecektir.

Yüce Allah ise kullarını yukarıdaki ayetler hatırlanırsa her yıl birkaç defa hayır ve şer ile dener. İnsanlar bunu çoğu zaman Yüce Allah’tan bilmese de kaderin kilometre taşları diye de tarif edilebilecek bu olaylar aslında sınavın ara sorularıdır.

İnsan bir yandan Yüce Allah’ın imtihanına tabi, bir yandan şeytanların hilelerine maruz vaziyette imtihandan geçer. Aslında şeytanın tüm hileleri de sınavın bir parçasıdır.

Herkes hayatı farklı yaşadığı için, cinsi, milliyeti, yaşı, lisanı, inancı, kabiliyet ve becerileri farklı olduğu için de imtihanı farklı yaşar.

Şimdi bir diğer mühim konuya geldik ki buraya da özel önem rica ediyoruz.

İnsanlar sadece kendi hayat ve başına gelenlerle değil aynı zamanda başka varlık ve kişilerden ve en çok da ait oldukları toplumdan imtihan edilirler.

Açıklayalım; ayet imtihandaki başarıyı sabır ve Allah’a imandan vazgeçmemek şartına bağlamıştı. Çoğu zaman öyle olur ki insanların hayatına tesir eden şeyler bu sabrı ve imanı sınayacak denli güçlü olmaz. Bu sınavın olmadığı anlamında değil, SINAVIN BAŞKA YERLERDE OLDUĞUNA DELİLDİR.

Ya insan akrabaları, çalışanları, evlatları, malları, kabiliyetleri ile sınav edilmektedir yahut daha da önemlisi fıtratına uygun kabiliyetlerini kullanıp kullanmadığıyla!

Biraz daha açarsak dul kalmış yaşlı annenizin bakımını üstlenmek durumunda kalmanız da, muhtaç akrabalarınıza yardım eli uzatıp uzatmayışınız da, sokakta bulduğunuz yaralı köpeği veterinere götürmeniz de, dilencilere verdiğiniz sadakalar da, ilgi isteyen yetimin başını okşuyor olmanız da birer sınav olabilir. Hiç ummadığınız bir yerden gelen bir toplu para, hiç beklenmedik bir yakınızın hastalığı, eşinizle aranızda yaşananlar, evlatlarınızın kişilik çizgisindeki sapmalar birer sınav sorusu pekâlâ olabilir.

En mühimi ise bizlerin topluma olumlu katkı yapışımız veya bunu ihmal edişimizdir.

Toplumda yaşananlar bizim imtihanımız değil diye düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz! Öyle olsaydı toplumlar olmaz, kullar ferdi yaşar ve sınav o şekilde tezahür ederdi. Ama gerçek farklıdır ve toplumun başına gelenler de bizler için sınavdır.

Bu sınav iki türlüdür. İlki yaşananlara verdiğimiz tepkiler sınavı ve diğeri o toplumu düzeltmek için yapmamız gerekenler ve yaptıklarımız.

Yani yaşanan kötü olaylara iman gereği kalben, dille veya elle karşı koyup koymamak sınav gereğidir. Yaşanan güzel olaylara şükredip yüceltmeye çalışmak veya bunu yapmamak sınav gereğidir.

Keza o topluma tesir edebilecek zayıf veya güçlü etkiyi yapmak veya ihmal etmek sınavımızdır.

Yani o topluma aitken o toplumun gidişatına duyarsız olmak veya sınavı anlayıp müdahale etmek başlı başına bir sınavdır.

Komşumuzun başına gelen bir felaket uzanan veya uzanmayan dost elimiz de, kapımıza gelen Allah misafirine kapılarımızı açıp açmayışımız da, acılı bir yakınımızı teselli edip etmeyişimiz de sınavdır.

Allah altından kalkamayacağımız yükü bizlere yüklemez. O halde her bir sınav aslında kabiliyetimiz nispetindedir ve yapıp yapmadığımıza göre sevap veya günah kazanırız.

BU ŞU DEMEKTİR Kİ; BU HAYAT İMTİHANI SADECE İSTEYEREK YAPTIKLARIMIZDAN İBARET DEĞİLDİR, İLAVETEN ARA DURUM OLARAK VERİLEN DURUMLARA GÖSTERDİĞİMİZ TEPKİLERİ DE KAPSAR. KEZA HERKESİN SINAVI FARKLIDIR, KİMİ SAĞLIĞIYLA, KİMİ PARASIYLA, KİMİ EVLATLARIYLA, KİMİ YAKINLARI, TOPLUMU, KABİLİYETLERİ İLE SINAV OLUR.

O halde kula düşen; iman ve Allah inancıyla salih amel ve niyet üretmek, kötülük yapmamak ama kötülük edenlere de karşı durmak, aklını ve kalbini kullanarak tabi olduğu sınavın sorularını anlamaya çalışmak, o sınav sorusuna doğru cevap (tepki) vermeye gayret etmek, belalarda sabretmek, refahlarda şükretmek ama daima imanla kalmak ve şeytanlara uymamak, kötü tercihlere saparsa, yanlış yaparsa derhal tövbe ile imana dönmektir.

Sınav soruları farklı olduğu içindir ki yüzbinlerce alem vardır, milyarlarca birbirine benzemeyen insan vardır. Herkesin sınavı farklıdır. Ancak Yüce Allah eşi benzeri olmayandır, Tek’tir. İblis fena, iman iyidir. Doğru cevap daima Kur’an’dadır. Kalpler en yüce fetva makamıdır.

Şimdi çok yakın zamanda ülkede yaşananlara bir kez daha bakın ve bunun ne kadar yüce ve zor bir sınav olduğuna ikna olarak derhal imana dönün.

Adaletsizlikle, art niyetle, çıkar savaşları sebebiyle kavrulan-yaralanan bir toplumun VİCDAN yarasına merhem olmaktan daha yüce bir sınava bu yüzyılda henüz rast gelinmemiştir. Hakkaniyete ve kazanılmış haklara düşman olmaya devam etmek yahut hakkı sahibine iade etmek büyük bir sınavdır, belki bu senenin son sınavıdır.

Bu arada kendi sınavlarınıza, yakınlarınızla alakalı ama aslında sizin sınavınız olan hususlara da doğru cevaplar vermeyi ihmal etmeyin!

Adaletle kalın, basiretle kalın, vicdanla kalın, imanla kalın.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Atatürk’ün Dini Yönü ve Din Eğitimine Bakışı

Atatürkçülüğün dini yönden analizi

Atatürkçülüğün dini yönden analizi İslam dini, ahiret yaşamı dahil kıyamete dek ve kıyamet sonrası tüm ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir